Arşiv Ekim, 2007
İmparatorun Çocukları-Claire Messud
31 Ekim 2007Meta Tag: Claire Messud, İmparatorun Çocukları, kitaplar, yeni çıkan kitaplar
Otuzlu yaşlarına yaklaşmakta olan üç arkadaşın 2001 yılında New York’ta kurmaya ve sürdürmeye çalıştıkları hayatlar ekseninde gelişen çok katmanlı bir hikâyeyi renkli karakterler, güncel dekorlar ve zekice kurgulanmış diyaloglarla besleyen Claire Messud, bir şehri, bir kuşağı ve modern yaşamın hareketini bütün canlılığıyla okuyucuya sunuyor.
Belgesel yapımcısı Danielle, eşcinsel sanat eleştirmeni Julius, efsanevi bir gazetecinin başarısız kızı olarak anılmaktan kaçmaya çalışan Marina, onun toy, taşralı kuzeni idealist Bootie ve hepsinin hayatını etkileyen adam: kitaptaki imparatorlardan sadece biri olan kurt gazeteci Murray.
Bu renkli karakterlerin çatışan hırsları, farklı arayışları, arzuları, insan ilişkilerini inceleyen bir el kitabı gibi keyifle okunuyor.
Ali Nasuh Mahruki’nin Hayatı (Biyografisi)
31 Ekim 2007Meta Tag: Ali Nasuh Mahruki, biyografiler, kitap özetleri, kitaplar, yazarlar
Ali Nasuh MAHRUKİ, 21 Mayıs 1968’de İstanbul’da doğdu, ilk ve orta öğrenimini Şişli Terakki Lisesi’nde tamamladıktan sonra 1992 yılında Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldu. Dağcılıkla 1988 sonlarında, isim babalığını ve üç yıl boyunca başkanlığını yaptığı Bilkent Üniversitesi Doğa Sporları Topluluğu’nda - DOST - tanıştı. Yazar, fotoğrafçı ve profesyonel sporcu olan Mahruki, dağcılık, mağaracılık, yamaç paraşütü, aletli dalış, motor sporları, yelken ve bisiklet sporları yapmaktadır.
1992 - 1994 yılları arasında, Sovyet Asya’nın en yüksek (7000 metrenin üzerinde) beş dağına tırmanarak, (Khan Tengri – Lenin – Korjenevskoy – Communism – Pobeda) Rusya Dağcılık Federasyonu tarafından verilen “Kar Leoparı” ünvanını alan az sayıdaki batılı dağcıdan biri oldu. Dünyanın en zorlu ve tehlikeli 7000’lik dağlarından biri olan Pobeda dağının 8. solo tırmanışını yaptı.
1995 yılında, Everest dağına tırmanan ilk Türk ve dünyadaki ilk müslüman dağcı oldu. Devamını Okuyun. »
Vatan Lafla Değil Eylemle Sevilir-Nasuh Mahruki
31 Ekim 2007Meta Tag: kitaplar, Nasuh Mahruki, Vatan Lafla Değil Eylemle Sevilir, Yeni çıkan kitaplar
Türkiye 1999 Depremi sonrasında AKUT’la birlikte sivil toplumun gücünü fark etti. Toplumun tümünde zihin haritası değişimi kavramı altında hayata yepyeni bir bakış açısının doğmakta olduğu gözlendi. Ancak zihin haritasının değişim yolculuğu kendi karşıtlarını da yarattı doğal olarak. Türkiye tarihte ancak büyük olaylar sonucunda ortaya çıkan zihin haritası değişim fırsatını kaçırdı mı?
Vatan Lafla Değil Eylemle Sevilir isimli son kitabıyla Nasuh Mahruki AKUT lideri ve bir sivil toplum öncüsü olarak bu zihin haritası değişim yolculuğunda gerek bireysel gerekse kurumsal anlamda karşı karşıya kaldıkları olayların ışığında bu soruya yanıt arıyor. Mahruki geniş kapsamlı ve somut olaylarla zenginleştirilmiş iddialı ve ses getirecek bu Devamını Okuyun. »
Bir İman Güneşi Said Nursi-Mustafa Öztürkçü
31 Ekim 2007Meta Tag: Bir İman Güneşi Said Nursi, kitaplar, Mustafa Öztürkçü, Yeni Çıkan Kitaplar
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri çağın ve belki çağların adamıdır.O,”Milletin imanını selamette görsem cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım.”diyebilen mangal yürekli bir kahramandır.Çağdaş olan herkesin,çağımız sonrasında gelecek olan nesillerin bu büyük insanın hayatından ve muhteşem eserlerinden faydalanması gerekir.
Çocuklar için Diyet Masalı
30 Ekim 2007Meta Tag: çocuk kitapları, Çocuklar için Diyet Masalı, hikayeler, masallar
Dar kapısından başka aydınlık girecek hiçbir yeri olmayan dükkânında tek başına, gece gündüz kıvılcımlar saçarak çalışan Koca Ali, tıpkı kafese konmuş terbiyeli bir aslanı andırıyordu. Uzun boylu, iri pençeli, kalın pazılı, geniş omuzlu bir pehlivandı. On yıldır bu karanlık in içinde ham demirden dövdüğü kılıç ve namluları tüm Anadolu’da, tüm Rumeli’de sınır boylarında büyük bir ün kazanmıştı. Hatta İstanbul’da bile yeniçeriler, satın alacakları kamaların, saldırmaların, yatağanların üstünde “Ali Usta’nın işi” damgasını arıyorlardı. O, çeliğe çifte su vermesini biliyordu. Uzun kılıçlar değil, yaptığı kısacık bıçaklar bile iki kat olur, kırılmazdı, “Çifte su vermek” sanatının, yalnız ona özgü bir sırrı vardı. Yanına çırak almaz, kimseyle çok konuşmaz, dükkânından dışarı çıkmaz, durmadan uğraşırdı. Bekârdı. Hısımı, akrabası yoktu. Kentin yabancısıydı. Kılıçtan, demirden, çelikten, ateşten başka söz bilmez, pazarlığa girişmez, müşterileri ne verirse alırdı. Yalnız savaş zamanları ocağını söndürür, dükkânının kapısını kilitler, kaybolur, savaştan sonra ortaya çıkardı. Kentte onunla ilgili birçok hikâye söylenirdi. Kimi “cellat elinden kaçmış bir çelebi”, kimi “sevgilisi öldüğü için dünyadan elini eteğini vakitsiz çekmiş garip” derdi. Siyah şahane gözlerinin mağrur bakışından, soylu davranışlarından, gururlu suskunluğundan, düzgün sözlerinden onun öyle sıradan bir adam olmadığı belliydi… Ama kimdi? Nereliydi? Nereden gelmişti? Bunları bilen yoktu. Halk onu seviyordu. Kentte böyle tanınmış bir ustanın bulunması herkes için ayrı bir övünç kaynağıydı.
- Bizim Ali…
- Bizim koca usta…
- Dünyada eşi yoktur…
- Zülfikâr’ın sırrı ondadır!.. derlerdi. Devamını Okuyun. »