<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitap Özetleri,Kitap Özeti &#187; Hikayeler</title>
	<atom:link href="http://www.kitap-ozetleri.com/category/hikayeler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kitap-ozetleri.com</link>
	<description>Kitap özetleri, kitap özeti, kitap eleştirileri, yazarlar, romanlar, hikayeler, masallar, biyografiler</description>
	<lastBuildDate>Sun, 23 Aug 2009 16:19:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>olmayacak iş</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/olmayacak-is.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/olmayacak-is.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2008 10:09:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/olmayacak-is.html</guid>
		<description><![CDATA[Adamın biri olmayacak işler peşinde koşarmış. Bakmış hava çok sıcak ne yapsam da güneşin ısısını biraz azaltsam demiş ve dağın zirvesine doğru elinde bir kova suyla çıkmaya başlamış. Dağın zirvesine yaklaştığında bakmış ki güneş gidiyor. Zirveye varmış güneş yok. Yıldızları görmüş ne güzel ışık topu bunlar bir tanesini evime götürsem akşamları aydınlatır evimi diyerek yıldızları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Adamın biri olmayacak işler peşinde koşarmış. Bakmış hava çok sıcak ne yapsam da güneşin ısısını biraz azaltsam demiş ve dağın zirvesine doğru elinde bir kova suyla çıkmaya başlamış. Dağın zirvesine yaklaştığında bakmış ki güneş gidiyor. Zirveye varmış güneş yok. Yıldızları görmüş ne güzel ışık topu bunlar bir tanesini evime götürsem akşamları aydınlatır evimi diyerek yıldızları toplamak için zıplamaya başlamış ama nafile bir daha zıpladığında zirveden yuvarlanıvermiş başına yastık olmuş bir taş. <span id="more-2219"></span>Gözlerini açtığında yüzünün kanlandığını farketmiş ve büyük bir baş ağrısıyla uyanmış.<br />
–Of of güneşi görmüş hayalini düşünmüş, bir taş onun aklını başına getirmiş ve zirveden aşağı doğru bir daha olmayacak işler peşinde koşmanın ona neye mal olduğunu düşüne düşüne inmiş.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/olmayacak-is.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TIRNAK KADAR YER</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/tirnak-kadar-yer.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/tirnak-kadar-yer.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2008 10:08:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/tirnak-kadar-yer.html</guid>
		<description><![CDATA[Yıllar önce bir gün Hamdi Abimin evinde misafirdim.Akşam onu ziyaretine Nedim adında bir arkadaşı geldi ve &#8220;Benim arsayı satacağım.Arsamın komşusu Selami bana 20 Milyon lira teklif ediyor&#8221; dedi.Devamla &#8220;ama ben ona vermek istemiyorum .Ona satarsam senin annenin ve babanın sınır komşusu olacak ve annenin ,babanın tavukları arsasına girse itiraz eder anneni ve babanı üzebilir ben [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllar önce bir gün Hamdi Abimin evinde misafirdim.Akşam onu ziyaretine Nedim adında bir arkadaşı geldi ve &#8220;Benim arsayı satacağım.Arsamın komşusu Selami bana 20 Milyon lira teklif ediyor&#8221; dedi.Devamla &#8220;ama ben ona vermek istemiyorum .Ona satarsam senin annenin ve babanın sınır komşusu olacak ve annenin ,babanın tavukları arsasına girse itiraz eder anneni ve babanı üzebilir ben ona üzülürüm istersen 7 Milyon ver senin olsun&#8221; dedi.<span id="more-2218"></span>Hamdi abi&#8221; Böyle düşündüğün için Allah senden razı olsun &#8220;deyip arsayı aldı.Günlerden bir gün aldığı arsaya Selami&#8217;nin sınır duvarı ördüğünü söylediler.Nedim&#8217;ide alarak gittik.Nedim yaptığı tesbitte sattığı araziye bir metre kadar tecavüz olduğunu söyledi.Hamdi Abi Selami&#8217;ye &#8220;Bilerek neden yaptın tırnak kadar yer için değermiydi? &#8220;dedi.Selami tehditkar bir ses tonuyla &#8220;yıkabiliyorsanız deneyin&#8221; dedi.Hamdi abi &#8220;gidelim kardeşlerim bu adamın hesabını öbür Dünya&#8217;ya bıraktım&#8221; dedi.Yolda Nedim Beye dönerek &#8220;bu adama arsayı satmamakta haklıymışsın&#8221; dedi.Yıllar sonra Hamdi Abi ile annesi ve babasını ziyaretine gittiğimizde Selami&#8217;nin evinin önünde balta ile odun kırdığını gördük selam bile vermek içimizden gelmedi.Mahallenin kahvesine indiğimizde kahveye bir haber geldi.<br />
- &#8220;Selami bir parmağını baltaya kaptırmış tırnak hızasından koparmış&#8221; dediler.<br />
- Hamdi Abi bana döndü.&#8221;Bak dedi;Yaradan hesabı öbür Dünya&#8217;ya bırakmadı,tırnak kadar yer için tırnağını aldı &#8221; dedi.Ben ise şaşkınlıktan ağzımı bile açamadım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/tirnak-kadar-yer.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eyvah Mahvoldum</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/eyvah-mahvoldum.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/eyvah-mahvoldum.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2008 09:39:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/eyvah-mahvoldum.html</guid>
		<description><![CDATA[Genç mühendis, işe yeni başladığı şirketteki bir toplantı sırasında, masa üzerindeki gazeteye göz atıp âniden yerinden fırladı ve; “Eyvah mahvoldum!” gibilerden bir şeyler söyleyip koşar adımlarla odasına girdikten sonra, kapısını da arkadan kilitledi. Bir anda içeride buz gibi bir hava esti. Önce şirket sahibi, toplantıyı bir bıçak gibi kesip dedi ki: - Bu işte bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Genç mühendis, işe yeni başladığı şirketteki bir toplantı sırasında, masa üzerindeki gazeteye göz atıp âniden yerinden fırladı ve; “Eyvah mahvoldum!” gibilerden bir şeyler söyleyip koşar adımlarla odasına girdikten sonra, kapısını da arkadan kilitledi.</p>
<p>Bir anda içeride buz gibi bir hava esti. Önce şirket sahibi, toplantıyı bir bıçak gibi kesip dedi ki:</p>
<p>- Bu işte bir bit yeniği var. Kötü birşeyler oldu. Dikkat edin, canına kıyabilir.</p>
<p>Bazıları da, çeşitli şekillerde fikirlerini açıkladı: <span id="more-2217"></span># Biliyorsunuz ki, bugün borsa tepetaklak geldi. Mutlaka çok sayıda hissesi vardı.<br />
# Fâiz veya repo da olabilir, %200 sınırı aşıldı.<br />
# Dün dolar bozduracağını söylemişti. Bugün döviz âniden yükseldiği için, milyarlarca lira zarar etmiş olmalı.<br />
# Kesinlikle yanılıyorsunuz. Daha 3 gün önce avans çekmişti. Böyle birşeyler yapmaz. Olsa olsa karısıyla kavga etmiştir.<br />
# Öyledir öyle. Hanımını geçen gördüm, suratsızın biriydi.</p>
<p>Bütün ihtimaller tek tek sıralanırken, şirket müdürü dedi ki:</p>
<p>- Konuşmakla vakit kaybetmeyelim. Her an bir tabanca sesi gelebilir içeriden&#8230; Müdürün sözleri ortalığı tekrar gerdi. Şirkette ne kadar çalışan varsa, mühendisin kapısına yığıldı. Müdür bey yumuşak bir sesle:</p>
<p>- Mühendis beyyy!.. diye seslendi. Canım kardeşim! Sakın bir çılgınlık yapma! Biliyorsun ki bu dünya fânidir. Birgün zaten öleceğiz&#8230;</p>
<p>Mühendisin bulunduğu oda kapısı, çelik levhadan yapıldığı için, bütün çabalara rağmen kırılmıyordu. Buna rağmen içeriden çıt çıkmıyordu. Bu arada itfaiyeye haber verildi. Altıncı katta bulunan odanın pencereleri altına brandalar gerildi ve televizyon kameramanları, yüzlerce meraklı eşliğinde canlı yayına geçerek, adamın aşağı atlaması için duâya başladılar.</p>
<p>Mühendis bey, 10 dakika sonra kapıyı açtı. Yüzü ışıl ışıldı ve neler olup bittiğinden habersiz kapı önündeki kalabalığın şaşkın bakışları arasında gülümsedi<br />
Az kalsın ikindi namazını kaçırıyordum arkadaşlar!..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/eyvah-mahvoldum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnanıyor musun</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/inaniyor-musun.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/inaniyor-musun.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2008 09:37:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/inaniyor-musun.html</guid>
		<description><![CDATA[Adamın biri her zaman yaptığı gibi saç ve sakal tıraşı olmak İçin berbere gitti. Onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete başladılar. Değişik konular üzerinde konuştular. Birden Allah ile ilgili konu açıldı&#8230; Berber: &#8221; Bak adamım, ben senin söylediğin gibi Allah&#8217;ın varlığına inanmıyorum.&#8221; Adam: &#8221; Peki neden böyle diyorsun?&#8221; Berber: &#8221; Bunu açıklamak çok kolay. Bunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Adamın biri her zaman yaptığı gibi saç ve sakal tıraşı olmak İçin<br />
berbere gitti. Onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete başladılar.<br />
Değişik konular üzerinde konuştular. Birden Allah ile ilgili<br />
konu açıldı&#8230;<br />
Berber: &#8221; Bak adamım, ben senin söylediğin gibi Allah&#8217;ın varlığına inanmıyorum.&#8221;<br />
Adam: &#8221; Peki neden böyle diyorsun?&#8221;<br />
Berber: &#8221; Bunu açıklamak çok kolay. Bunu görmek için dışarıya çıkmalısın.<br />
Lütfen bana söyler misin, eğer Allah var olsaydı, bu kadar çok<br />
sorunlu,<br />
sıkıntılı, hasta insan olur muydu, terkedilmiş çocuklar olur<br />
muydu?<span id="more-2216"></span> Allah<br />
olsaydı, kimseye acı çektirmez, birbirini üzmezdi.<br />
Allah olsaydı, bunların olmasına izin vereceğini<br />
sanmıyorum&#8230;&#8221;<br />
Adam bir an durdu ve düşündü, ama gereksiz bir tartışmaya<br />
girmek<br />
istemediği için cevap vermedi. Berber işini bitirdikten sonra<br />
adam dışarıya çıktı. Tam o anda caddede uzun saçlı ve sakallı bir<br />
adam gördü.<br />
Adam bu kadar dağınık göründüğüne göre belli ki tıraş olmayalı<br />
uzun süre geçmişti. Adam berberin dükkanına geri döndü.<br />
Adam: &#8221; Biliyor musun ne var, bence berber diye bir şey yok&#8221;<br />
Berber: &#8221; Bu nasıl olabilir ki? Ben buradayım ve bir<br />
berberim.&#8221;<br />
Adam: &#8221; Hayır, yok. çünkü olsaydı, caddede yürüyen uzun saçlı<br />
ve sakallı adamlar olmazdı.<br />
Berber: &#8221; Hımmm&#8230; Berber diye bir şey var ama<br />
o insanlar bana<br />
gelmiyorsa, ben ne yapabilirim ki?&#8221;<br />
Adam: &#8221; Kesinlikle doğru! Püf noktası da bu! Allah var, ve<br />
insanlar ona gitmiyorsa, bu gitmeyenlerin tercihi. İşte dünyada bu kadar<br />
çok acı ve keder olmasının nedeni!&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/inaniyor-musun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AZRAİL &#8216; İN GÜZELLİĞİ</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/azrail-in-guzelligi.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/azrail-in-guzelligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2008 09:35:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/azrail-in-guzelligi.html</guid>
		<description><![CDATA[Onk. Dr. Haluk Nurbaki&#8217;den gerçek bir hatıra- Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum. Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Onk. Dr. Haluk Nurbaki&#8217;den gerçek bir hatıra-<br />
Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum.</p>
<p>Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı. Serap&#8217;ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm. Ancak Serap&#8217;ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu.<span id="more-2215"></span> Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmir&#8217;e gitmek istedi. Kışaylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa 1 süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak:</p>
<p>-&#8221;Doktor bey,&#8221; dedi. &#8221;Ben size&#8230;dargınım.&#8221; &#8221;Niçin?&#8221; diye sordum.<br />
-&#8221;Siz&#8230;dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH &#8216;ı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?&#8221;</p>
<p>Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım. O&#8217;nu üzmemeye çalışarak:<br />
&#8211;&#8221;Doktora ulaşmak kolaydır&#8221; dedim. &#8221;Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın&#8230;&#8221;<br />
   <br />
Konuşmaya mecali olmadığından &#8220;Ben o isteği duyuyorum&#8221; manasında başını salladı. Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve dersler &#8220;hızlandırılmalı öğretime&#8221; dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlarını bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soru soruyordu.Vefatına bir hafta kala:<br />
-&#8221;Doktor bey,&#8221; dedi. &#8221;Ben ölürken ne söylemeliyim?&#8221;<br />
-&#8221;Senin durumun çok özel&#8221; dedim. &#8221;Kelime-i Şehadet sana uzun gelir. O anı farkedince &#8221;Muhammed&#8221; (s.a.v) sana yeter.&#8221;</p>
<p>O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serap&#8217;a sürekli morfin yapıyor ve O&#8217;nu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek:<br />
-&#8221;Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor.&#8221; dedi. &#8220;Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor. Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum. &#8220;Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste &#8220;Muhammed&#8221; diyemezsem?.</p>
<p>İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü varsa , son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap&#8217;ın acizliği hürmetine sandığım salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim.</p>
<p>Ertesi gün O&#8217;na:<br />
-&#8221;Hiç korkma!&#8221; dedim. &#8220;İğneyi vurdurabilirsin.</p>
<p>Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu:<br />
-&#8221;Doktor bey&#8230;Azrail bana nasıl görünecek?&#8221;<br />
-&#8221;Kızım,&#8221; dedim. &#8220;O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir.&#8221;</p>
<p>Salı günü Serap&#8217;ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim.Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek:<br />
-&#8221;Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!&#8221; dedi ve devam etti:<br />
-Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve &#8220;yataktan kalkması imkansız&#8221; denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kıldı.Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:<br />
-Doktor bey&#8217;e söyleyin, dedi. Azrail, O&#8217;nun söylediğinden de güzelmiş!&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/azrail-in-guzelligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çakıl taşı ve İnci</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/cakil-tasi-ve-inci.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/cakil-tasi-ve-inci.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2008 09:31:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/cakil-tasi-ve-inci.html</guid>
		<description><![CDATA[Denizin dalgalarının kıyıyı okşadığı sahillerin birinde bir çakıl taşı varmış. Hergün güzelim dalgaların sesini dinler mest olurmuş. Öyle bir ahenkle müzik söylermiş ki dalgalar onları dinleyince ayrı alemlere gidermiş. Bir gün çakıl taşının yanına güzel dalgalar bir hediye paketi bırakmışlar. Bu hediye bir midyeymiş. Midye çakıltaşının denizi görmesini biraz engelliyormuş. Çakıl taşı bu duruma üzülmemiş. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Denizin dalgalarının kıyıyı okşadığı sahillerin birinde bir çakıl taşı varmış. Hergün güzelim dalgaların sesini dinler mest olurmuş. Öyle bir ahenkle müzik söylermiş ki dalgalar onları dinleyince ayrı alemlere gidermiş.</p>
<p>Bir gün çakıl taşının yanına güzel dalgalar bir hediye paketi bırakmışlar. Bu hediye bir midyeymiş. Midye çakıltaşının denizi görmesini biraz engelliyormuş. Çakıl taşı bu duruma üzülmemiş. gel zaman git zaman bir akşam midye kabuğu hafif ikiye ayrılmış. <span id="more-2214"></span></p>
<p>Ay ışığında içindeki inci parıl parıl güzelliğini göstermeye başlamış. Çakıl taşının gözleri kamaşmış. Bütün gece ona hayran hayran bakmış. Güneş doğunca bir martı ayağıyla midyeyi ikiye ayrılmış. İncinin güzelliği bütün bütün ortaya çıkmış. Çakıl taşı, inciye bakmış. İnci:</p>
<p>-Ne zorlukları aştım, sabırla. Midyenin içine bir kum tanesi olarak girdim. Kozanın içindeki tırtıl gibi, çamuru yiyen fidan gibi sabırla geldim, bugünlere.<br />
Sahilde dolaşan bir insan inciyi görmüş ve almış eline:</p>
<p>- Yaşasın! Ne güzel bir kolye olur, bu. Güzelliklere güzellik katar demiş. İnsan, inciyle beraber uzaklaşmış. Çakıl taşı da onlar kaybolana kadar onlara bakmış. Yine dalga seslerine kulak vermiş, gözlerini ufka çevirmiş. Yine eskisi gibi güneşin doğuş ve batışını seyredebilmiş.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/cakil-tasi-ve-inci.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

