<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitap Özetleri,Kitap Özeti &#187; b</title>
	<atom:link href="http://www.kitap-ozetleri.com/category/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kitap-ozetleri.com</link>
	<description>Kitap özetleri, kitap özeti, kitap eleştirileri, yazarlar, romanlar, hikayeler, masallar, biyografiler</description>
	<lastBuildDate>Sun, 23 Aug 2009 16:19:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Bir Küçük Osmancık Vardı Kitap Özeti (Hasan Nail Canat)</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/bir-kucuk-osmancik-vardi-kitap-ozeti-hasan-nail-canat.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/bir-kucuk-osmancik-vardi-kitap-ozeti-hasan-nail-canat.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Nov 2008 00:26:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[b]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Küçük Osmancık Vardı]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Küçük Osmancık Vardı Kitabının Özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Küçük Osmancık Vardı Özet]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Nail Canat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/?p=2234</guid>
		<description><![CDATA[Bir Küçük Osmancık Vardı Kitap Özeti Kitabın Adı : Bir Küçük Osmancık Vardı Yazarı : Hasan Nail Canat Kitabın Özeti KONUSU: İnsan, ne kadar büyük acılarla karşılaşırsa karşı­laşsın, yine de ümidini kaybetmemelidir. Kitapta, küçük ya larda kaçırılan bir çocuğun, uzun yıllardan sonra, ailesine kavuşması gayet güzel ve yalın bir şekilde anlatılmaktadır. Abdullah Bey, inşaat çivisi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir Küçük Osmancık Vardı Kitap Özeti<br />
Kitabın Adı : Bir Küçük Osmancık Vardı<br />
Yazarı : Hasan Nail Canat</p>
<p><strong>Kitabın Özeti</strong></p>
<p>KONUSU: İnsan, ne kadar büyük acılarla karşılaşırsa karşı­laşsın, yine de ümidini kaybetmemelidir. Kitapta, küçük ya  larda kaçırılan bir çocuğun, uzun yıllardan sonra, ailesine kavuşması gayet güzel ve yalın bir şekilde anlatılmaktadır.</p>
<p><span id="more-2234"></span><br />
Abdullah Bey, inşaat çivisi imal eden bir fabrikanın sahibi idi. İşleri yerinde, evine bağlı bir hanımı, Osman isimli küçük bir de çocuğu vardı.<br />
Bir gün, gündüz vakti, evine postacı kılığında bir soyguncu girip, evin hanımını bayıltarak çelik kasayı açtı. Para bulamayın­ca, bu sefer de, ağladığı için sesini duyduğu bebeği kaçırmaya karar verdi. Çünkü eli boş dönmek istemiyordu.<br />
Abdullah Bey İş yerindeydi. Çalan telefonu açınca, karşısın­daki ses, çocuğunu kaçırdığını, karısının evde baygın bir şekilde yattığını, hemen evine gitmesini ve polise haber vermemesini söyledi. Şaşkın ve kararsızdı. Evi aradığında telefona cevap ve­rilmemesi kuşkularını artırdı ve hemen evine koştu. Hanımı peri­şan bir vaziyette ağlamaktaydı. Sakinleştirmeye çalıştı.<br />
Birkaç saat endişeli bekleyişten sonra, beklediği telefon geldi. Arayan aynı sesti. Yarın akşam şu kadar parayı falan yere getir­mesini ve polise de haber vermemesini bir kere daha söyleyip, telefonu kapattı.<br />
Çocuğu Pendik’te yıkık bir eve götürmüşlerdi. Çetenin reisi Apo isimli tipsiz bir herifti. Avaresinin birinin adı Zevzek’ti. Bir de İstanbul’a artist olmak İçin gelip, aradığını bulamayıp da kötü yola düşen, Romantik isimli sevgilisi vardı.<br />
Abdullah Bey’in eşi, kocasından habersiz durumu akrabaları komiser Mahmut’a bildirmişti. Mahmut Bey, iki sivil polis gön­derdi. Bilinen soruşturmaları yaptılar. Bahçıvanın bu Abdullah Bey, inşaat çivisi imal eden bir fabrikanın sahibi i-di. İşleri yerinde, evine bağlı bir hanımı, Osman isimli küçük bir de çocuğu vardı.<br />
Bir gün, gündüz vakti, evine postacı kılığında bir soyguncu girip, evin hanımını bayıltarak çelik kasayı açtı. Para bulamayın­ca, bu sefer de, ağladığı için sesini duyduğu bebeği kaçırmaya karar verdi. Çünkü eli boş dönmek istemiyordu.<br />
Abdullah Bey İş yerindeydi. Çalan telefonu açınca, karşısın­daki ses, çocuğunu kaçırdığını, karısının evde baygın bir şekilde yattığını, hemen evine gitmesini ve polise haber vermemesini söyledi. Şaşkın ve kararsızdı. Evi aradığında telefona cevap ve­rilmemesi kuşkularını artırdı ve hemen evine koştu. Hanımı peri­şan bir vaziyette ağlamaktaydı. Sakinleştirmeye çalıştı.<br />
Birkaç saat endişeli bekleyişten sonra, beklediği telefon geldi. Arayan aynı sesti. Yarın akşam şu kadar parayı falan yere getir­mesini ve polise de haber vermemesini bir kere daha söyleyip, telefonu kapattı.<br />
Çocuğu Pendik’te yıkık bir eve götürmüşlerdi. Çetenin reisi Apo isimli tipsiz bir herifti. Avaresinin birinin adı Zevzek’ti. Bir de İstanbul’a artist olmak İçin gelip, aradığını bulamayıp da kötü yola düşen, Romantik isimli sevgilisi vardı.<br />
Abdullah Bey’in eşi, kocasından habersiz durumu akrabaları komiser Mahmut’a bildirmişti. Mahmut Bey, iki sivil polis gön­derdi. Bilinen soruşturmaları yaptılar. Bahçıvanın bu diyse de, Abdullah Bey “Senin kabahatin yok!” diyerek buna müsa­ade etmedi.<br />
Karı koca, gece gündüz çocuklarına kavuşmak İçin Allah’a dua ediyorlardı.<br />
Osman’a ne olmuştu? Tesadüfen orada durmak zorunda ka­lan bir kamyonda anası-babası Van depreminde ölmüş olan, on iki yaşmdaki muavin Garip’in ağlayan bir bebek sesi işiten hassas kulakları sayesinde, Garip ve ustası Ali tarafından bulunduğu yerden alınmış, kendisi de kimsesiz büyümüş bu çocuk tarafından altı değiştirilmiş, karnı doyurulmuştu.<br />
Ali ve Garip, yanlarında, özellikle Garip’e iyice alışmış olan Osman’la birlikte, yaklaşık on beş saat yolculuktan sonra, yaşa­dıkları Kayseri’ye varmışlardı. Ali’nin Fatoş ve Nihat isimli iki küçük çocuğu vardı. Hanımına Osman’ı da teslim etti. İyi yürekli olan kadıncağız Osman’ı yıkadı, karnını doyurdu, temiz elbiseler giydirdi. Fatoş kız Osman’ı çok sevmişti, onunla oyunlar oynadı, oyuncaklarını verdi.<br />
Ali’nin aklına, Garip ve Osman’ı yanına alarak, Kayseri’ye yakın bîr köyde çiftliği olan, ancak çocukları olmadığı için çok üzülen ve kendisine “bir çocuk bulursa evlatlık alacağım” devamlı olarak söyleyen Bünyamin Amca ile Şerife Hanım’ların evine götürmek geldi. Yola çıkarak ikisini de onlara bıraktı. Çocuksuz anne ve baba, birdenbire iki çocuk sahibi oldukları için çok se­vinmişlerdi. Sessiz çiftlik evleri, cıvıl avıl neşe ile dolmuştu.<br />
Osman’ın anne ve babası ise aylarca normal hayata döneme­diler. Annesinin saçları ağarmış, zayıflamıştı. Abdullah Bey, eşini fazla üzmemek için acısını içine atmış; ama o da epeyce zayıfla­mıştı. Ayşe Kadın ve oğlu Murat’ı evin içine almışlar, bahçeye bakması için Gül Dede isimli bir bahçıvan bulmuşlardı. Gül Dede, ismine yakışır bir şekilde, bahçeye gül gibi bakıyordu. Yanların­dan bir dakika bile ayrılmayan Abdullah Bey’in yeğeni Zarife de edebiyat fakültesini bitirmiş ve lisede</p>
<p>Biı gün yaşlı bir kadın gelerek, eski bahçıvanın hapisten çık­tığını \ e kansı Ayşe ile görüşmek istediğini bildirdi. Ayşe, Abdul­lah Bry’Ie Fatma Hanım’ın bilgisi dahilinde gidip görüştü, koca­sına “Namusunla yaşayacağını ispatla, o zaman gelirim.” der ve tekrar yaşadığı yere döner.</p>
<p>Osmancık, çiftliğin neşesi olmuştu. Adını bilmedikleri için Hüseyin koymuşlardı. Garip abisi on altı, kendisi de altı yaşına gelmişti. Garip ve Hüseyin onları ana baba diye çağırıyorlardı. Bünyamin Ağa, sık sık Garip’i, Hüseyin’e durumu sezdirmemesi için ikaz ediyordu.<br />
Bir gün Bünyamin Ağa rahatsızlandı ve Kayseri’de hastane­ye yatırıldı. Aradan bir hafta geçmişti ki, Şerife Hanım ağlaya ağlaya eve geldi. Bünyamin Ağa ölmüştü. Çocuklar bir kere daha babasız kalmışlardı.<br />
¦ < ¦<br />
Köşkte hayat ister istemez tekrar normale dönmüştü. Os­mancık kaybolalı ise aradan yedi yıl geçmişti. Abdullah Bey ile Şerife Hanım’ın bir kızları olmuş, adını Şükran koymuşlardı. Yeni çocukları onlar için büyük bir teselli kaynağı olmuştu. Ancak, bu seferde Ayşe’nin kocası huzursuzluk veriyordu.<br />
Bir gün Ayşe, her tarafı morarmış bir halde geldi. Islah ol­muş zannederek yanına yerleştiği kocası, üç aydır çalışmıyordu. Birkaç ay önce Kemal’in trafik kazası geçirerek hastaya yattığını iddia etmiş ve bu bahaneyle para koparabileceğini ummuştu. Ama Abdullah Bey’in hastaneye giderek araştırması sonucu böyle bir durumun yalan olduğu ortaya çıktı. Abdullah Bey’den para istemesi için sürekli tehdit ettiği ve kullandığı Ayşe’yi ve oğlu Kemal’i bu sefer de evden kovmuştu.<br />
Onları tekrar kabul edip, kucak açtılar.<br />
Köyde ise Osmancık (Hüseyin) ilkokulu bitirmişti. Çiftlik iş­leri Garip’in bütün gayreti ile çalışması sonucu devam ediyordu. Ama onun da askere gitmesi sonucu, tüm işler Şerife Hanım’a ağır gelmeye başladı. Aynı zamanda, köyden birisinin Hüseyin’e Şerife Hanım’ın öz annesi olmadığını söylemesi tehlikesi de her an vardı. Bu nedenle taşınmaya karar verdi ve kocasının İstan­bul’daki ağabeyine mektup yazarak niyetini bildirdi. Onayım alınca, ilk görüşte büyük bir şaşkınlık yaşadığı İstanbul’a, Selahattin Bey’in hemen yakınında bahçeli bir ev satın alarak yerleşti. Böylece Osmancık da yeniden İstanbul’a dönmüştü.</p>
<p>Hüseyin, amcasının kızı Şebnem ile aynı sınıfta okuyordu. Şebnem ne kadar tembel ise, Hüseyin de o kadar çalışkandı. Bu durum büyük bir huzursuzluk yaratıyordu. Babasının sık sık Hüseyin’i örnek göstermesi, Şebnem’ın Hüseyin’i kıskanmasına ve onunla konuşmamasına yol açmıştı. Babası, dersleri kötü olan kızının Hüseyin’le beraber ders çalışmasını istiyor, ancak kızı buna yanaşmıyordu.<br />
Garip askerliğini bitirip gelmişti. Sık sık Hüseyin’le birlikte İstanbul’u gezmeye çıkıyorlardı. Hüseyin’in şaka ile “Araba alalım, böylece sen de bizle gelirsin, ağrıyan dizlerin de yorulmaz.” sözünü bile ciddiye alan Şerife Hanım, sürpriz olarak bir de taksi almıştı. Bu arada Garip’i evlendirdiler. Hayat böylece devam edip gidiyordu. Hüseyin okulda daha da başarılı bir öğrenci oluyorken, Şebnem tembelliğe devam ediyordu. Nitekim sınıfta kaldı. Babası da onu okula göndermeme kararı aldı.<br />
Şebnem, bir gün Hüseyin ile yalnız görüşerek ondan bütün yaptıkları için özür dileyerek, Hüseyin’den tekrar okula gitmesi için kendisine yardımcı olmasını istedi. Hüseyin, Selahattin Bey’e adeta yalvarırcasına ricada bulununca, Şebnem’in babası onu kırmadı ve kabul etti.<br />
Böylece, birlikte Eylül ayında yapılacak sınavlar için ders ça­lışmaya başladılar. Nitekim Şebnem sınıfını geçti. Bir daha da sınıfta kalmadı. Beraber liseye yazıldılar. Aynı sınıfta idiler. Hü­seyin okulda herkes tarafından sevilen ve sayılan bir öğrenci idi. Şebnem’e her konuda yardımcı oluyordu. Hüseyin ise artık lise üçüncü sınıfta idi. Üstelik edebiyat dalında, gayet başarılı hikâye­ler yazıyor, okulun duvar gazetesini çıkarıyordu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/bir-kucuk-osmancik-vardi-kitap-ozeti-hasan-nail-canat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Barışa Şans Verin-Oyun-Koro</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/barisa-sans-verin-oyun-koro.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/barisa-sans-verin-oyun-koro.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jul 2008 07:05:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[b]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/barisa-sans-verin-oyun-koro.html</guid>
		<description><![CDATA[Barışa Şans Verin -2002 Sahne boş&#8230; Seyirci ekranı da tam olarak göremiyor&#8230; Genç Çarşı üniforması ve çantasıyla girer&#8230; Etrafa bakınır&#8230; Yerde bir klaket bulur&#8230; Bir süre inceler&#8230; Sonra da elleriyle kadr işareti yapar&#8230; Sonra da ekranı düzelterek arkada kaybolur&#8230; Oyuncu&#8217;nun film setlerindeki görüntüleri&#8230; Çeşitli oyunlarda çekildiği anlaşılan fotoğrafları ve sairden oluşan görüntüler eşliğinde &#8220;İlk Lanet&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p id="linkz01">
<p id="post_message_7622405">Barışa Şans Verin -2002</p>
<p>Sahne boş&#8230; Seyirci ekranı da tam olarak göremiyor&#8230; Genç Çarşı üniforması ve çantasıyla girer&#8230; Etrafa bakınır&#8230; Yerde bir klaket bulur&#8230; Bir süre inceler&#8230; Sonra da elleriyle kadr işareti yapar&#8230; Sonra da ekranı düzelterek arkada kaybolur&#8230;</p>
<p>Oyuncu&#8217;nun film setlerindeki görüntüleri&#8230; Çeşitli oyunlarda çekildiği anlaşılan fotoğrafları ve sairden oluşan görüntüler eşliğinde &#8220;İlk Lanet&#8221; klibi ve jenerik&#8230;<br />
<span id="more-2202"></span><br />
İLK LANET<br />
KORO<br />
Tanrı yeryüzünü yarattı öncelikle<br />
Hazırladı altı günde sevgisiyle özeniyle<br />
İnsan denen güveye<br />
Hakimi olsun dünyanın diye<br />
Kendi suretinden yarattı ilk insanı<br />
Adem Adem<br />
Bir kaburga kemiğinden yaşam buldu ilk kadın<br />
Havva Havva<br />
Ve insan da yaratır oldu insanı ne demektir aşk öğrenince<br />
Habil Kabil Habil Kabil<br />
Günün birinde suladı toprağı ilk kardeş kanı<br />
Kabil öldürdü kardeşini<br />
Kardeş kanı tanrı laneti<br />
Lanet lanet lanet lanet<br />
Kan dökenler lanetliodir o gün bugün<br />
Öldürenler lanetlidir lanetlidir öldüren&#8230;</p>
<p>Klibin sonunda alkış sesleri&#8230;</p>
<p>BİR SES Savaş Bakanlığı Seferberlik dairesi emriyle birliğine katılmak üzere Cumartesi günü 13.45&#8242;de kalkacak Kuzey treninde hazır bulunmak gerekmektedir&#8230; Gereğini rica ederim&#8230;</p>
<p>Perdenin bir tarafında Genç bir yandan giyinmekte bir yandan da şarkısını söylemektedir. Biraz gerisinde Genç Kız durmaktadır&#8230;</p>
<p>SAVAŞA ÇAĞRI<br />
GENÇ<br />
Mutlu bir haber, istediğim oldu<br />
Mutlu ve güzel bir haberdir savaşa çağrı<br />
Sevinçle gider cephelere gençler<br />
Ve en önemli kural cephede savaşmak yiğitçe<br />
Sürdürmek savaşı sonuna kadar<br />
Küçücük tarlada ekinleri ekenler<br />
Hırsla kıyarlar hırsla kıyarlar<br />
Düşmana evlere canlara<br />
Hırsla sürecek bu savaş<br />
Ölenler gömülsün, kalanlar savaşsın<br />
Hırsla sürecek, Hırsla sürecek bu savaş</p>
<p>Şarkının sonunda sahnenin diğer tarafı aydınlanır. Oyuncu elinde mektup bornozuyla oturmaktadır&#8230; Biraz gerisinde Aktris durmaktadır&#8230;</p>
<p>GÖSTERİ İŞİ<br />
OYUNCU<br />
Renkli bir dünya aldatmacası sahne<br />
Renkli ve yalan bir dünyadır gösteri işi<br />
Kendince kuralları olan tatlı rûya<br />
Ve en önemli kuralıdır işin perde açmak<br />
Ve sürdürmek gösteriyi sonuna kadar<br />
Küçücük sahnede dünya kuranlar<br />
Nasıl kıyarlar sokaklara evlere canlara<br />
Nasıl susulur tüm dünya sahneyken<br />
Savaşlar sanhede kalsın şiirlerle<br />
Ölenler dirilsin perde indiğinde<br />
Nasıl sürecek gösteri cephelerde</p>
<p>AKTÖR Korkuyorum, biliyor musun&#8230;</p>
<p>AKTRİS Ben de&#8230;<br />
ÖLDÜRME KORKUSU<br />
OYUNCU<br />
Nice savaşlar gördüm sahnede<br />
Nice yengi nice yenilgi nice barış<br />
Sonuçta bir avuç alkış<br />
Ya şimdi öyle mi<br />
Oyun gerçek oldu<br />
Yüreğim ilk kez korku dolu<br />
Korkuyorum savaştan<br />
Korkutuyor öldürmek<br />
İstemem bir mermiyle yitsin yüreğim</p>
<p>AKTRİS<br />
Korkmak boşuna sevgilim<br />
Korkmak ölüm demek sevgilim<br />
Yitirme umudunu<br />
sonuçta bir küçük oyun<br />
düşün gerçek olmuş oyun<br />
düşün ilk kez sahneye çıkmışsın<br />
ölürüm bir mermiyle yiterse yüreğin<br />
istemem yüreğinle yitsin yüreğim&#8230;</p>
<p>Tren Efektleri&#8230;<br />
Oyuncu çıkar&#8230; Ardından Aktris çıkarken Metres girer&#8230; Bir an bakışırlar&#8230; Kadınsı bir tepkiyle Aktris Metres&#8217;i iter ve çıkar&#8230; Metres sahnede yalnızdır. Metres Film Perdesi&#8217;ni sahneye hakim kılacak şekilde çevirerek yavaş adımlarla çıkar&#8230;</p>
<p>GP Genç ve Oyuncu trende gitmiktedir&#8230;<br />
YP Oyuncu&#8217;yu görürüz&#8230; Eliyle Kadr yapar ve Komutanlar şarkısı başlar&#8230; Bütün Komutanlar başka başka görüntülerle Oyuncunun kendidir&#8230;<br />
KOMUTANLAR KORUSU<br />
Maviden kızıla dönecek gökyüzü gün batımıyla<br />
Ve bizim bizim olacak zafer<br />
Bizim bizim zafer<br />
Bizim bizim zafer</p>
<p>KOMUTAN Şu anda benim olduğum yerde olmalıydınız. O zaman görebilirdiniz sahip olduğunuz gücü gözlerinizle&#8230; Nice destanlar yazılacak yine yiğitlerin kanıyla&#8230; Nice ezgiler mırıldanacak savaş düşüyle çarpan yürekleriniz&#8230; Kitaplara sığmaz yiğitliklerinizle alacaksınız hakkınız olan yeri tarihte&#8230; Ozanlarımız methiyeler düzecek adınıza düşman kanıyla sulandıkça toprak ve kazandıkça zaferleri ordumuz&#8230; Barış için öldü diyecek barışı görenler sizin için&#8230; Mutlu bir ölüm bekliyor sizi yiğitlerim&#8230; Mutlu bir ölüm&#8230; Maviden kızıla dönecek gökyüzü günbatımıyla&#8230; Ve günbatımıyla bizim olacak zafer&#8230; Zafer&#8230; Zafer&#8230; Zafer&#8230;</p>
<p>KOMUTANLAR KORUSU<br />
Maviden kızıla dönecek gökyüzü gün batımıyla<br />
Ve bizim bizim olacak zafer<br />
Bizim bizim zafer<br />
Bizim bizim zafer</p>
<p>Şarkının onuna doğru üç kadın sahne üzerinde belirir&#8230; Ekranda muhtelen bir gün doğumu&#8230;</p>
<p>AKTRİS<br />
Nerdeyse doğacak güneş<br />
Gökyüzü kızıldan maviye dönüyor&#8230;<br />
Gökyüzü maviye dönerken<br />
Savaş barışa bıraksa yerini</p>
<p>KIZ Dön sevgilim, dön de nasıl dönersen dön&#8230; Kapa gözlerimi&#8230; Sor ben kimim diye&#8230; Sensin, biliyorum&#8230; Dön artık&#8230; Gökyüzü kızıldan maviye dönerken&#8230; Bir düş gibi&#8230; Dön artık&#8230;</p>
<p>AKTRİS<br />
Nerdeyse doğacak güneş&#8230;</p>
<p>Kızlar çıkarken Oyuncu ve Genç cephe kostümleriyle girerler&#8230; Uykucu bir köşede kıvrılmış uyumakta&#8230;</p>
<p>UYKUCU (Öksürür. Genç ve Oyuncu korkuyla yere yatarlar.)</p>
<p>OYUNCU (Sürünerek uykucu&#8217;nun yanına gider&#8230;)</p>
<p>GENÇ Ha?</p>
<p>OYUNCU Yok bir şey yok&#8230; Bizden, uyuyor&#8230;</p>
<p>GENÇ (Uykucunun yanına gider, dürter&#8230;) Şişt&#8230;</p>
<p>UYKUCU Iııhh..</p>
<p>OYUNCU Bırak&#8230; Bırak canım, uyusun&#8230;</p>
<p>GENÇ Nöbet saatinde uyunur mu hiç?</p>
<p>OYUNCU Uyunması gereken bir saatte nöbet oluyor ya&#8230; Hem ne önemi var ki, nasılsa biz buradayız&#8230; (Genç çevreyi kolaçan ederken Oyuncu cebinden bir sigara çıkarır.) İster misin?</p>
<p>GENÇ İstemem&#8230;</p>
<p>OYUNCU Sen bilirsin&#8230; (Çantasından battaniye çıkarır. Genç battaniyeyi siper eder, sigarayı yakarlar&#8230;)</p>
<p>UYKUCU (Horlar)</p>
<p>OYUNCU Amma horladın ha&#8230; (Gider, uykucunun üstünü örter.)</p>
<p>UYKUCU Sağol&#8230;</p>
<p>OYUNCU Bir şey değil.</p>
<p>GENÇ Oh, Oh, ne yalan söyleyeyim, şimdi onun yerinde olmayı isterdim. Uykusuzluğa bir türlü alışamadım gitti&#8230;</p>
<p>OYUNCU Sen de uyu, ne duruyorsun&#8230;</p>
<p>GENÇ Delirdin mi sen, nöbet saatinde uyunur mu hiç&#8230;</p>
<p>UYKUCU Ohş, canım&#8230;</p>
<p>OYUNCU Fantezi bile kuruyor baksana&#8230; İronik bir şey&#8230;</p>
<p>GENÇ Ha?</p>
<p>OYUNCU İronik&#8230; eee&#8230; Alaycı&#8230; Hadi, hadi, sen de kestir biraz&#8230; Biri gelirse ben ikinizi de uyandırırım&#8230; Nasılsa ben uyumayacağım.. Uykusuzluğa alışkınımdır&#8230; Bizimki meslek hastalığı. Çocuk oyunu, matine, suare, çocuk oyunu matine suare, çekimler, dublaj, prova, çekimler, dublaj prova&#8230;</p>
<p>GENÇ Önemli olan birinin beni uyurken görmesi değil, insanın kendi kendini kontrol etmesi&#8230;</p>
<p>OYUNCU Hiç değilse biraz uzan da şu gökyüzündeki yıldızları seyret&#8230;</p>
<p>GENÇ Şimdi yıldızları seyretmenin zamanı mı&#8230;</p>
<p>OYUNCU Saat kaç?<br />
GENÇ İki buçuk&#8230;</p>
<p>OYUNCU Tam zamanı&#8230; (Güler.)</p>
<p>GENÇ Peki, şu yıldızın adını biliyor musun?</p>
<p>OYUNCU Hangisi?</p>
<p>GENÇ Şu, en parlak olan&#8230;</p>
<p>OYUNCU Hayır&#8230;</p>
<p>GENÇ (Ağzıyla ateş etme sesi çıkarır.) Mars! Mars!</p>
<p>OYUNCU Mars?</p>
<p>GENÇ Yaa, öyle sadece seyretmekle olmaz&#8230; Gökbilim&#8230;</p>
<p>OYUNCU Ha?</p>
<p>GENÇ Astroloji.</p>
<p>OYUNCU Mitoloji&#8230; Savaş Tanrısı&#8230; Mars&#8230; Savaş Tanrısı&#8230; (Cebinden bir defter çıkarır, yazmaya koyulur.) &#8220;Mars&#8217;a Dair Opera&#8221; (Islıkla bir ezgi çalar. Sonra eliyle kadraj yapar&#8230;) Jenerik müziği&#8230;</p>
<p>MARS&#8217;A DAİR OPERA</p>
<p>Ekranda mitolojik kızlar belirir&#8230; Hepsi de Metres&#8217;tir&#8230; En son olarak Metres de girer&#8230;</p>
<p>MİTOLOJİK KIZLAR<br />
Hera görkemli son eşi oldu Zeus&#8217;un<br />
sevişti tanrıların ve insanların kralıyla<br />
savaş Tanrısı Mars&#8217;ı doğurdu Hera</p>
<p>OYUNCU Derken tarihçi ozan Hesiodos elinde liriyle belirir&#8230; Datdaradat daradarat dat dat! (Uykucu sanki büyülenmişcesine kalkar, artık Hesiodos&#8217;tur.)</p>
<p>HESİODOS Yiğit Diomedes atıldı tunç kargısıyla&#8230; Athena tuttu, yöneltti kargıyı Mars&#8217;ın tam göbeğinin altına&#8230; Vurdu onu&#8230; Yaraladı karnından&#8230;</p>
<p>OYUNCU Datdaradat daradarat dat dat&#8230;</p>
<p>HESİODOS Kavgaya tutuşmuş dokuz onbin kişi nasıl bağırırsa savaşta, Mars da aynen öyle bağırdı&#8230;</p>
<p>OYUNCU Ve Mars dokuz onbin kişilik sesiyle bağırarak girer&#8230; (Genç sanki büyülenmişcesine kalkar, artık Mars&#8217;tır.)</p>
<p>MARS Baba! Baba! Yüce Zeus&#8230; Baba! Yüce Zeus! Baba! Diomedes&#8217;le Athena vurdular beni karnımdan&#8230; Az daha ölüyordum baba! Göster onlara günlerini! Göster gücünü! Göster onlara yüceliğini Yüce Zeus! Baba!</p>
<p>ZEUS<br />
böyle bağrışıp durma dizimin dibinde<br />
olimpos&#8217;da oturan Tanrılar arasında<br />
en iğrendiğim Tanrı sensin!<br />
hırgür kavga dalaş işin gücün<br />
ele avuca sığmaz oldu huysuzluğun<br />
olimpos&#8217;da oturan Tanrılar arasında<br />
en iğrendiğim Tanrı sensin</p>
<p>HERA<br />
Zeus! Sevgilim yüce Tanrı Zeus!</p>
<p>ZEUS<br />
Ne var!</p>
<p>HERA<br />
Kaç bin kere söyledim sana<br />
Sıkma şu çocuğu bu kadar<br />
Gençtir elbet kaynar kanı<br />
Yardım et ona sen de biraz<br />
Afediver bir hata yapınca<br />
Unutma ki o da Tanrı ne de olsa</p>
<p>MİTOLOJİK KIZLAR<br />
ne de olsa</p>
<p>MİTOLOJİK FİGÜRANLAR<br />
ne de olsa</p>
<p>ZEUS<br />
Lanet olsun senle yattığım Gargaros Dağı&#8217;na<br />
Yazıklar olsun sana aşık zavallı bana<br />
Lanet olsun senden doğana<br />
Sana gelince sersem Savaş Tanrısı<br />
Senin Olimpos&#8217;a saygın yok bir kere<br />
Biliyorum anandan gelme huysuzluğun sana<br />
Ama unutmayın ki<br />
Olimpos&#8217;da patron benim hâlâ<br />
Dinletirim sözümü<br />
Ona da sana da<br />
Olsa da zorla</p>
<p>Şarkının sonunda Herkes şarkı öncesi durumuna gelir&#8230;</p>
<p>OYUNCU (Az önceki sahnenin etkisi altında bağırıp durmaktadır&#8230;) Aaaaa&#8230;.</p>
<p>GENÇ Hey, Dur! Dur! İyi misin!</p>
<p>OYUNCU Hiç bu kadar iyi olmamıştım!<br />
GENÇ Ne yapıyorsun öyle elini kolunu tuhaf tuhaf sallaya sallaya&#8230;</p>
<p>OYUNCU Müzikalimi düşünüyordum&#8230;</p>
<p>GENÇ Müzikal mi?</p>
<p>OYUNCU Çekmeyi planladığım müzikal filmin şarkılarından birinin üzerinde çalışıyordum. Tabii sen omzuma dokunana kadar&#8230;</p>
<p>GENÇ Pardon&#8230; Kimseyi öyle elini kolunu sallayarak müzikal yazarken görmemiştim&#8230;</p>
<p>OYUNCU Daha önce birini müzikal yazarken gördün mü?</p>
<p>GENÇ Yoo&#8230;</p>
<p>OYUNCU Eee?</p>
<p>GENÇ Hadi hadi, bak saat iki otuziki, yıldızlara bakma zamanı geçti&#8230;</p>
<p>OYUNCU Tamam, tamam&#8230; (melodiyle) Oooyeee&#8230;</p>
<p>GENÇ (Deli midir nedir jesti)</p>
<p>OYUNCU Savaşmaya geldin ha&#8230;</p>
<p>GENÇ Evet&#8230; Gönüllü yazılalı bir yıl olmuştu, çağırmayacaklar diye ödüm kopuyordu&#8230;</p>
<p>OYUNCU Gönüllü mü?</p>
<p>GENÇ Elbette&#8230; Arkadaşlarım cephede yiğitçe savaşırken ben tarlada çapa mı çapalayacaktım&#8230; Düşünsene, ülkenin sana ihtiyacı var ve sen tarlada pineklemekten başka bir işe yaramıyorsun&#8230; Neyse, Tanrıya şükür korktuğum başıma gelmedi&#8230;</p>
<p>OYUNCU (Genç konuşurken önce bir kadr alır, ardından da ağız armonikasını çıkarıp müziği başlatır. Ekranda oyundaki herkesin sahte gülücükler, hatta maskelerle göründüğü bir kokteyl parti vardır. Şarkı sırasında insanlar normal olarak da sahneyi doldurur.)</p>
<p>SÜSLÜ BİR ÖLÜM</p>
<p>OYUNCU<br />
Süslü bir ölümdür savaş<br />
Ölünür ölüm korkusuyla<br />
Ölünür inançlar uğruna<br />
Bilinmez hiç inanılan<br />
Çelikleşmiştir yürekler<br />
Çiçek tutan elde silah<br />
Sevişen bedenler yiter<br />
Çeleğin şavkında süngü<br />
Bir küçük mermi ile<br />
Geliverir birden ölüm<br />
Savaşmak öldürmek demek<br />
Ya ölüp gitmek gerekir<br />
Ya da öldürüp lanetlenmek</p>
<p>Şarkının sonunda filmin desteğiyle yetenek gösterisi.</p>
<p>OYUNCU Nasıl oldu?</p>
<p>GENÇ Çok Güzel oldu&#8230;</p>
<p>OYUNCU Bok güzel oldu&#8230;</p>
<p>GENÇ Neden? Halk bayılır buna!</p>
<p>OYUNCU Bunu sen gel de oyuncu takımıyla eleştirmenlere anlat&#8230;</p>
<p>GENÇ Niye?</p>
<p>OYUNCU Onlar bir bok beğenmez de ondan&#8230;</p>
<p>GENÇ Boş ver, kimse çocuğunu büyüyünce eleştirmen olsun diye sevmez ki&#8230;</p>
<p>OYUNCU Nasıl yani?</p>
<p>GENÇ Ne bileyim ben, düşünsene&#8230; Aman da çocuğum büyüsün de eleştirmen olsun, kendi beceremediği her şeye bok atsın&#8230; Yerim ben onun kalem tutan ellerini&#8230;</p>
<p>OYUNCU Şükürler olsun ki memlekette eleştirmen yok&#8230; ama politikacı çok&#8230; Aman, onlar da beğenmezse küser giderler&#8230; Politikacı mı dedim ben&#8230;</p>
<p>GENÇ Evet&#8230; Dedin, ne olacak?</p>
<p>OYUNCU Politikacılarla ilgili müthiş bir fikrim var da ondan&#8230;</p>
<p>GENÇ Başımızı belaya sokma da&#8230;</p>
<p>OYUNCU Merak etme&#8230; Başımız onların yüzünden yeterince belada zaten&#8230;</p>
<p>GENÇ Filmde bir de politikacı olacak öyle mi?</p>
<p>OYUNCU Ama bu senin bildiğin politikacılardan değil&#8230; Bu Politik &#8211; Acı&#8230;</p>
<p>GENÇ (Islık çalar&#8230;) İronik bir şey&#8230;</p>
<p>OYUNCU Politikacıyı bekleyen bir kalabalık ve büyük bir uğultu&#8230;</p>
<p>GENÇ (Kalabalık taklidi yapar.)</p>
<p>OYUNCU Bir de yalaka yazalım&#8230; (Parmağını şıklatır, ve Uykucu yalaka olur.)</p>
<p>UYKUCU (zıplaya zıplaya) Ya ya ya şa şa şa&#8230; (ikisi arasında kalabalık politikacı oyunu)</p>
<p>GENÇ Makinalar yağa, uygarlıklar insan ölüsüne ihtiyaç duyar&#8230; İşini insan ölüsüyle görmemiş hiçbir uygarlık yoktur insanlık tarihinde&#8230;</p>
<p>UYKUCU (yalaka) Yaşa varol!</p>
<p>GENÇ Ekonomiler bozulmaya başlayınca yavaş yavaş, elbette kaçınılmaz olur savaş&#8230; Seni kaynaklar, yeni topraklar gerek bize&#8230; Kazanacağız hepsini düşmanı getirince dize&#8230;</p>
<p>UYKUCU (yalaka) Yaşa varol!</p>
<p>GENÇ Gazetelere manşet gerek sekiz sütunluk!</p>
<p>UYKUCU Oniki sütünluk! Oniki sütünluk!</p>
<p>GENÇ Oniki sütunluk! Enflasyon, pahalılık, yoksuluk yerine, yurt, ulus, yiğitlik türküleri dolansın dilinizde, serenadlar döktüreceğinize sevgilinize&#8230;</p>
<p>UYKUCU (yalaka) Yaşa varol! (Kendi kendini susturur.)</p>
<p>GENÇ Makinalar yağa, uygarlıklar insan ölüsüne ihtiyaç duyar&#8230; İşini insan ölüsüyle görmemiş hiçbir uygarlık yoktur insanlık tarihinde&#8230;</p>
<p>OYUNCU Bir dakika, bir dakika! Yanlış yapım ben&#8230; Biri buna saçmaladığın söylemeli&#8230;</p>
<p>UYKUCU Saçmalıyorsun!</p>
<p>OYUNCU bunlar böyle diye diye ırkları yokettiler be&#8230; Başka&#8230; Başka bir türlü ele almalı&#8230; Bir kere kalabalık, yalaka malaka istemiyorum&#8230; Kalabalık ve yalaka yok&#8230;</p>
<p>UYKUCU (Uyumaya döner.)</p>
<p>GENÇ kalabalık ve yalaka olmazsa adam kime anlatacak?</p>
<p>OYUNCU Oda doğru yahu&#8230; Peki, kalabalık ve yalaka var&#8230; Ama işler öyle eskisi gibi değil&#8230; Politikacı girer&#8230;</p>
<p>GENÇ (Sırıtarak girer.)</p>
<p>UYKUCU (Sosyetik biçimde alkışlar.)</p>
<p>OYUNCU Bunlar koltuksuz yapamaz&#8230; Yalaka koltuk olsun&#8230;</p>
<p>UYKUCU (Koltuk olur, Polukutacı üstüne oturur&#8230;)</p>
<p>OYUNCU Bir de kikirik bir sekreter yazalım&#8230;</p>
<p>UYKUCU (Kikirik sekreter gülümsemesi&#8230;)</p>
<p>OYUNCU Politikacı öksürerek konuşmaya başlar&#8230;</p>
<p>GENÇ Makinalar yağa&#8230; (Uykucunun kıçını avuçlar.)</p>
<p>UYKUCU (Kızar.) Ööööö&#8230;</p>
<p>GENÇ Uygarlıklar insan ölüsüne ihtiyaç duyar&#8230; (Ateş eder gibi yapar, Uykucu ölür ve Politikacı kıçüstü oturur. Sonra tekrar düzelir.) İşini insan ölüsüyle görmemiş hiçbir uygarlık yoktur insanlık tarihinde&#8230; Ekonomiler bozulmaya başlayınca yavaş yavaş elbette kaçınılmaz olur savaş&#8230; (Uykucu kıpraşır.) Yavaş, yavaş! Yeni kaynaklar, yeni topraklar gerek bize, kazanacağız hepsini, düşmanı getirince dize&#8230; (Uykucu&#8217;nun Yumruk şeklindeki elleri sallanmaya başlar.)</p>
<p>OYUNCU (Uykucu&#8217;nun el sallaması yavaşlar ve Oyuncu aynı tempoda alkış tutar&#8230; Ekranda kızılderili filmi başlar&#8230; Film sırasında herkes normal halini alacak&#8230;)</p>
<p>BİR IRKIN YİTİŞİ<br />
ÇOCUK<br />
Yaşarken mutlu bir barışı yurdumuzda<br />
Bir sabah uyandık yabancı bir sesle<br />
Korku doluydu gözlerimiz<br />
Yüzü kara kıllı beyaz derili adam<br />
Ateşliyordu ucu dumanlı çubuğu<br />
Öğrendik ki sonunda<br />
İlkel topraklarımıza gelen<br />
Uygarlığın ateşiymiş<br />
İnsan kanıyla tutuşan<br />
Tanıdık ölümcül silahlarını uygarlığın<br />
Uygarlık mermi atmak demekmiş<br />
Yay tutan ellere<br />
Uygarlık topları ateşlemek demekmiş<br />
Mızraklara karşı<br />
Uygarlık kanla boyamak demekmiş<br />
Nehirleri çadırları<br />
Yok olur bir ırkın insanları<br />
Yok olur mutlu barış yurdumuzda<br />
Ve imzalar atılır bildirilere mürekkeple<br />
Kan yerine<br />
Ve ahkâmlar kesilir büyük binalarda<br />
İnsanlık üstüne<br />
Ve tarih<br />
Yanılmaz yargıcı insanlığın<br />
Yazarsa yitişini ırkımın mürekkeple<br />
Kan yerine<br />
Yitip gider karanlığında<br />
Barış düşleri<br />
Yok olur mutlu barış yurdumuzda</p>
<p>Savaşta ölen inanların görüntülerinin önünen Genç ve Oyuncu sahnenin öteki tarafına geçerler.</p>
<p>OYUNCU Daldın yine&#8230;</p>
<p>GENÇ Ha?</p>
<p>OYUNCU Daldın diyorum&#8230; Neyin var?</p>
<p>GENÇ Salı günü bir tankı tahrip ettim&#8230; Sonra tüten yıkıntının yanından geçtim&#8230; Tankın kapağınan başaşağı bir gövde sarkıyordu&#8230; Ayakları kapağa sıkışmış dizlerine kadar yanmıştı&#8230; Mühtiş acı çekiyordu ama onu kurtarmaya olanak yoktu&#8230; Onu öldürdüm&#8230; Bir hayvan gibi&#8230; Bak&#8230; Miğferinin içinden çıktı&#8230; Karısının resmi olmalı&#8230; Arkasında bir yazı var&#8230;</p>
<p>OYUNCU Eğer tanrı varsa seni bana sağlıklı ve hemen geri gönderir&#8230; Senin gibi insanları seven ve sayan biri&#8230;&#8230;.</p>
<p>GENÇ Senin gibi insanları seven ve sayan biri&#8230; kimseye haksızlık etmeyen&#8230; karısını ve çocuklarını even, sayan biri&#8230; daima tanrının koruyuculuğu altında olacaktır&#8230; Annemin duaları gibi&#8230; Sevgilimin duaları gibi&#8230; Hani biz kahraman olacaktık&#8230; Kahraman&#8230; Katili olduğu tankçı için ağlayan bir kahraman&#8230;</p>
<p>OYUNCU Sen katil değilsin&#8230;</p>
<p>GENÇ Bir sigara versene&#8230;</p>
<p>OYUNCU Al&#8230;</p>
<p>GENÇ Çakmağı yakar&#8230; (İki el silah sesi&#8230;)</p>
<p>Genç Kız ve Metres belirir&#8230; Bir yerlerde de Aktris&#8230;</p>
<p>YETER<br />
AKTRİS<br />
Yıkılır gider bir genç kızın düşleri<br />
İsteği bir yuva biraz sevgi<br />
Sevgilim dön artık geri<br />
Kime atılır kurşunlar<br />
Kimle savaşır sevenler bilinmez<br />
Yeter yeter artık yeter<br />
Savaşa giden ölür belki<br />
Ya kalanlar<br />
Ya kalanlar<br />
Ya kalanlar</p>
<p>PERDE</p>
<p>Savaştaki kadınların ekrandaki görüntülerine üç kadın kahraman eklenir&#8230;<br />
YA KALANLAR<br />
KADINLAR<br />
Savaş için yaşanır<br />
Barış için ölünür<br />
Yitip gider yiğitler<br />
Lanetli kurşunlarla<br />
Her gün binlerce ölü<br />
Binlerce dul kadın daha<br />
Yitmesin<br />
Yitmesin<br />
Yiğitler<br />
Yitenler yeter<br />
Yeter</p>
<p>OYUNCU Buna benzer bir öyküyü yaşlı bir aktör anlatmıştı. Küçük bir sahil kasabasının kadınları belli zamanlarda ellerinde fenerleriyle denize bakan bir tepede denizde ölenler için ağıtlar yakar, denizle savaşanların geri dönmeleri için dualar ederlermiş. Bizim aylardır sürdürdüğümüz bu anlamsız savaşın yanında denizle savaşmak ne yaman bir duygudur kim bilir&#8230; Balık tutmak, kıtalar aşmak, çelimsiz bir tekneyle meydan okumak doğaya&#8230;</p>
<p>GENÇ Çok tuhaf, sen denizden sözedince sevgilim geldi aklıma. Şuramda bir şeylerin kıpırdadığını hissettim. Sana da olur mu&#8230;</p>
<p>OYUNCU Olmaz mı&#8230;</p>
<p>GENÇ Sevgilin aklına geldiğinde tam şuranda bir şeylerin kıpırdadığını hissedersin hani&#8230; Sevgilimi çok özledim&#8230; Uğruna ölmeyi göze aldığım toprakları falan değil, sadece onu. Sözümona biriktirdiğimiz bütün parayla deniz kenarında bir yere balayına gidecektik&#8230; Biliyor musun ben denizi hiç görmedim.</p>
<p>OYUNCU Bir oyun çıkışı kulis kapısında bir kız duruyordu. Elinde de bir buket çiçek, utana sıkıla yanıma geldi, çiçeği elime tutuşturdu, beni bir öptü&#8230; Sonra da uzaklaşıp gitti&#8230; Çiçeğin içinden bir kart çıktı&#8230; Oyunda benden ne kadar etkilendiğini yazmış&#8230; Bir de telefon numarasını.</p>
<p>GENÇ Ah, ah, ah&#8230;</p>
<p>OUNCU Aradan ne kadar geçti bilmiyorum, belki bir hafta, belki iki hafta&#8230; Nedendir bilmem, kızın beni öpmesi geldi aklıma. İşte o zaman senin dediğin şey oldu. Şuramda bir şeylerin kıpırdadığını hissettim. Ne zamandır hissetmediğim bir şeydi bu. Gülüp geçmem gerekirdi belki ama, beceremedim. Telefon ettim, evine gittim gece yarısı. Yattık. Müthiş olacağını düşünmüştüm&#8230; Değildi&#8230; İçimde bir şeyler kıpırdamıştı ya, müthiş olan oydu&#8230; Sonra onu tiyatroya aldım, ufak tefek de roller verdim&#8230; Aynı şeyi buraya gelmeden onu son kez gördüğümde de hissettim&#8230; Vedalaşırken&#8230; Şimdi yanımda olmasını ne çok isterdim bilemezsin&#8230;</p>
<p>GENÇ Baksana&#8230;</p>
<p>OYUNCU Hı?</p>
<p>GENÇ Sana hala teşekkür etmedim&#8230;</p>
<p>OYUNCU Teşekkür mü, neden?</p>
<p>GENÇ O gece hayatımı kurtardığın için&#8230;</p>
<p>OYUNCU Boş ver&#8230;</p>
<p>GENÇ Ama beni itip yere düşürmeseydin, elimde çakmakla öteki tarafı boylayacaktım&#8230;</p>
<p>OYUNCU Boş ver dedim ya&#8230;</p>
<p>GENÇ (Dans hatırlatması) Eee? Bu ağıt yakan yakan kadınlardan sonra ne oluyor?</p>
<p>OYUNCU Savaş tanrısı Mars hinoğluhin bir ifadeyle girer&#8230; Datdoradat daradaratdatdat! Üstelik bir hayli de şaşkındır&#8230;</p>
<p>GENÇ İronik bir durum&#8230; (Genç Mars olur.) Binlerce yıldır Olimpos&#8217;dan şu insanlara bakıyorum da&#8230; Şu kadarını söyleyeyim, acıyorum&#8230; kendi halime&#8230; Ben tanrısıyken bu işin, bilirken her inceliğini çırak bile olamam insanların yanında&#8230; O ne müthiş silahlar öyle, o ne büyük yatırımlar benim dalımda&#8230; Benim zamanımda bir savaş otuz kırk yıl sürer, bir avuç insan ölürdü koskoca kıtalar fethedilirken&#8230; Şimdi bir avuç toprak için kıtalar dolusu insan ölüyor&#8230; Hem benim zamanımda bu işin bir tadı tuzu vardı&#8230; Bilirdiniz savaştığınızı&#8230; Bilirdiniz geberttiğinizi, bilirdiniz kimdir yaralayan sizi&#8230; Artık yeter! Savaşmak gerek artık savaş için savaşla! Savaşmak gerek artık savaş için savaşla!</p>
<p>Şarkı Mars&#8217;ın solosu olarak başlar ancak diğer oyuncuların ve ekrandaki görüntülerin katılımıyla sürer.</p>
<p>KENTLERDE ÖLÜM<br />
KORO<br />
Kahramanca ölüyorlar<br />
Cephelerde tüm yiğitler<br />
Ya kalanlar bu kentlerde<br />
Ya ölenler sefaletten<br />
Kazanç sıfır vergi sonsuz<br />
Ekmek karne şeker yoktur<br />
Yaşam durdu tüm kentlerde<br />
Elektrik havagazı<br />
Otobüsler unutuldu<br />
Yaşam durdu tüm kentlerde<br />
Hani barış nerede zafer<br />
Yeter artık artık yeter<br />
Yaşam durdu tüm kentlerde<br />
Ocak tütmez hiçbir evde<br />
Kömür karne odun yoktur<br />
Yaşam durdu tüm kentlerde<br />
Hastaneler hasta dolu<br />
Tüm salgınlar öldürüyor<br />
Yolun sonu artık ölüm<br />
Hani barış nerede zafer<br />
Yeter artık artık yeter<br />
Ölüyoruz biz kentlerde<br />
Ölüyoruz biz kentlerde<br />
Yeter<br />
Yeter<br />
Yeter</p>
<p>Ekranda bir film&#8230;</p>
<p>1. ASKER Dur!.. Silahını yere at! Ellerini başının üstüne koy. Yavaş&#8230; Yat! Yere yat! Genenin bu saati bizim tarafınızda ne işin var ha! Konuşsana!</p>
<p>OYUNCU Arkadaşın dişi ağrıyordu, ona yardım almak için sıhhiye çadırını ararken yolumu kaybettim. Sizin tarafa geçtiğimin farkında değilim.</p>
<p>1. ASKER Arkadaşının dişi mi ağrıyor? Tam adamına çattın ha! (ıslık)</p>
<p>OYUNCU Ne yapacaksınız bana!</p>
<p>1. ASKER Yat! Bir şey yapacak değilim, kaygılanma! Bu ıslık bir arkadaşımla aramızda dostça bir parola&#8230; Arkadaşım.. anlarsın ya.. iki nefes seninkinin bütün ağrınalrını dindirir.</p>
<p>OYUNCU Sağol.</p>
<p>1. ASKER Yat! (Elini bağlar.) Kusura bakma, bu da küçük bir önlem&#8230; Şimdi yavaşça dizlerinin üstüne kalk bakalım.</p>
<p>2. ASKER Kim bu?</p>
<p>1. ASKER Karşı taraftan!</p>
<p>2. ASKER Karşı taratan ha!</p>
<p>1. ASKER Evet.</p>
<p>2. ASKER İşte bu harika&#8230; (Gözünü bağlar.)</p>
<p>1. ASKER Neden?</p>
<p>2. ASKER Düşünsene, bunu komutana canlı olarak götürürsek müthiş bir ödül alırız ha&#8230; Kalk bakalım&#8230; (Üstünü arar.. Bir mızıka bulur&#8230;) Mızıka ha, çok güzel&#8230;</p>
<p>OYUNCU Bırak o mızıkayı&#8230;</p>
<p>2. ASKER Mızıka ha! (Dövmeye başlar.)</p>
<p>1. ASKER Bırak onu&#8230;</p>
<p>2. ASKER Ne demek bırak onu&#8230;</p>
<p>1. ASKER Onu geri göndereceğiz, tamam mı, kendi cephesine&#8230;</p>
<p>2. ASKER Geri göndermek mi!</p>
<p>1. ASKER Evet, hem sen ver bakalım şöyle esaslı bir sigaralık&#8230;</p>
<p>2. ASKER Sigaralık mı, ne diyorsun sen&#8230;</p>
<p>1. ASKER Arkadaşının dişi ağrıyormuş, bilirim diş ağrısını&#8230;</p>
<p>2. ASKER Sen şimdi bunu serbest mi bırakacaksın&#8230;</p>
<p>1. ASKER Evet&#8230;</p>
<p>2. ASKER Delirmişsin sen! Bak, bunu duyacak olurlarsa kimse kurtaramaz bizi anladın mı! Hem niçin öldürmeye geldiğimiz birini avcumuzun içindeyken serbest bırakacakmışız ki&#8230;</p>
<p>1. ASKER Bak, ben buraya kimseyi öldürmeye gelmedim tamam mı&#8230; Hem bu anlamsızlığın zavallı figüranları olan biz birilerini öldürerek ne elde edebiliriz ki ha!.. Bakın ne diyorum, şu anlamsız savaş bittiğinde görüşsek ha&#8230; Kafaları çekeriz bir meyhanede&#8230; Sonra da zil zurna dökülürüz sokaklara. Barış türküleri, aşk şarkıları söyleriz sesimiz kısılıncaya kadar&#8230; Sonra da gidip işeriz adımıza dikilecek adsız yiğitler anıtının altına&#8230;</p>
<p>(İki el ateş sesi. Askerler ölür, Genç&#8217;le Uykucu girer&#8230; Genç Oyuncu&#8217;yu çözerken Uykucu askerleri soymaya başlar&#8230;)</p>
<p>OYUNCU Niçin yaptınız bunu? Niçin yaptınız bunu!</p>
<p>UYKUCU Karşı taraftandı onlar&#8230; Hem seni esir almışlardı&#8230;</p>
<p>OYUNCU Dişinin ağrıdığını söyledim onlara&#8230; Bana bunu verdiler, senin için&#8230; Bak uyuşturucu&#8230; (Uykucu sigarayı alır.)</p>
<p>UYKUCU Bana bak, savaşta düşmandan dost olmaz insana&#8230; Düşmana güvenmek ne kadar aptalca bir şey&#8230;</p>
<p>OYUNCU Acı içinde tanrıya yalvarırken böyle demiyordun ama. Onlar senin için bunu yapsınlar, sen de karşılığında&#8230;</p>
<p>UYKUCU Bana bak! Artık yeter, burada film çekmiyoruz anladın mı artist bey! Hem bu heriflerin benim için yaptığını bilsem bile onları yine de gebertirdim anlıyor musun, gebertirdim&#8230;</p>
<p>OYUNCU Gebertirdin ha!</p>
<p>UYKUCU Gebertirdim!</p>
<p>OYUNCU Gebertirdin ha! Gebertirdin ha! Gebertirdin ha! (Ateş eder film biter, Oyuncu köşede sayıklamaktadır.) Gebertirdin ha! Gebertirdin ha! (Uykucu yaklaşır. Uyandırır.)</p>
<p>UYKUCU Hey, uyan&#8230;</p>
<p>OYUNCU Ha&#8230; Sen!</p>
<p>UYKUCU Başka birini mi bekliyordun?</p>
<p>OYUNCU Dişinin ağrısı nasıl?</p>
<p>UYKUCU İnanmayacaksın ama arkadaşın biri bir sigaralık sardı, hiç bir şeyim kalmadı&#8230; (Karanlık&#8230; Silah sesleri.)</p>
<p>RADYO Konuyla ilgili bir açıklama yapan savaş bakanı ateşkes görüşmelerine başlanmasının düşünüldüğünü söyledi&#8230;</p>
<p>SES<br />
Düşünce hızıyla gelir ölüm<br />
Düşünce hızıyla lanetli kurşunlar<br />
Ne kaldı düşünecek<br />
Düşünmeyin atın imzaları barışa<br />
Yitmesin yiğitler<br />
Yitenler yeter&#8230;</p>
<p>RADYO Sırada bir son dakika gelişmesi var. Savaş bakanlığından yapılan açıklamaya göre ateşkes anlaşması imzalandı&#8230;</p>
<p>Savaş dönüşü Aktris, Metres ve Kız sahne üzerine yerleşmişlerdir, Şarkının bir yerinde tabut ve kürsüyle birlikte Uykucu ve Genç de katılır aralarına&#8230;</p>
<p>BARIŞA ŞANS VERİN<br />
KORO<br />
Buruk bir sevinçtir artık barış<br />
Düşünce hızıyla gelen ölümün ardından<br />
Yitip gitti bir can daha<br />
Yitip gitti savaş sonrası düşleriyle<br />
Barışa şans verin<br />
Barış içinde yaşarken<br />
Küçücük tek bir şans verilseydi barışa<br />
Ağlamazdı analar<br />
Yitip giden binlerce yiğidin ardından<br />
Barışa şans verin<br />
Barış içinde yaşarken</p>
<p>Şarkının sonunda Genç kürsüye çıkar ve konuşma yapar&#8230;</p>
<p>GENÇ Savaş bitiverdi&#8230; Birkaç kişinin uzlaşmasıyla&#8230; Peki niçin öldü o kadar insan&#8230; Niçin öldürdüm ben tankın kapağında inleyen zavallı askeri&#8230; Savaş sonrası düşleri ha&#8230; Sen ve ben biz olacağız&#8230; Çocuklarımız olacak ve ben onları silah fabrikasından kazandığım para ile büyüteceğim. Sonra da kendi ellerimle yaptığım silahlarla ölüme göndereceğim onları&#8230; Gönderirken de yiğitçe dövüşmesini isteyeceğim ondan&#8230; Yok artık, savaş sonrası düşleri falan yok benim için&#8230; Bütün geçmişim, her şeyim, ben falan kalmadı&#8230; Ölmekle öldürmenin dışında hiçbir şeyin önemi yoktu orada&#8230; Benim olduğum yerde olmalıydınız&#8230; O zaman görebilirdiniz sahip olduğunuz gücü gözlerinizle&#8230; Ya da onun yerinde olmalıdınız&#8230; Küçücük bir şans verebilseydik barışa&#8230; Bir minicik sevda bırakabilseydik yüreklerde savaşı yitirsek bile bizim olurdu barış&#8230; Çok cana maloldu&#8230; Ama barışı mağlup etmeyi başardık&#8230; Çok ironik bir şey&#8230; (Kararır.)<br />
KORO<br />
Renkli bir dünya aldatmacası sahne<br />
Renkli ve yalan bir dünyadır gösteri işi<br />
Kendince kuralları olan tatlı rûya<br />
Ve en önemli kuralıdır işin perde açmak<br />
Ve sürdürmek gösteriyi sonuna kadar<br />
Küçücük bir sahnede dünya kurulur<br />
Nasıl susarlar söyleyecek sözleri olanlar<br />
Nasıl susulur tüm dünya sahneyken<br />
Yıkılmış sahnede oynanır oyun<br />
Yeter ki açılsın perde seyirciye<br />
Sözler söylenir gösteri sürer yine&#8230;</p>
<p><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/barisa-sans-verin-oyun-koro.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Büyük Satranç Tahtası kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/buyuk-satranc-tahtasi-kitap-ozeti-5.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/buyuk-satranc-tahtasi-kitap-ozeti-5.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 19:39:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[b]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/buyuk-satranc-tahtasi-kitap-ozeti-5.html</guid>
		<description><![CDATA[Amerika Birleşik devletlerinin Avrasya’nın tümü için bütünleşmiş kapsamlı ve uzun vadeli bir Jeostrateji oluşturmasının zamanı gelmiştir. Çünkü A.B.D. bu gün tek süper güçtür ve Avrasya da yerkürenin merkezi arenasıdır. Dünya devleti olmanın yoluda Avrasya üzerinde kontrol sahibi olmaktan geçer. Böyle olunca Avrasya üzerinde etkinlik kazanmak yolunda çalışmak esastır. Hal böyle olunca Büyük Satranç Tahtası özetle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Amerika Birleşik devletlerinin Avrasya’nın tümü için bütünleşmiş kapsamlı ve uzun vadeli bir Jeostrateji oluşturmasının zamanı gelmiştir. Çünkü A.B.D. bu gün tek süper güçtür ve Avrasya da yerkürenin merkezi arenasıdır. Dünya devleti olmanın yoluda Avrasya üzerinde kontrol sahibi olmaktan geçer. Böyle olunca Avrasya üzerinde etkinlik kazanmak yolunda çalışmak esastır. Hal böyle olunca Büyük Satranç Tahtası özetle Avrasya Bölgesi, başlıca oyuncular ise A.B.D., Rusya, Fransa, Almanya, Çin, Japonya, İran, Türkiye’dir.<span id="more-2194"></span> İngiltere’nin bugünkü durumu ile muhtemel yeni oluşumda (Avrasya üzerinde) dikkate değer bir etkinlik gösteremeceği değerlendirilmektedir.<br />
Avrasya bölgesi Batıda Atlas Okyanusu,Doğuda Kuzey Pasifik Okyanusu,Güney-de Hint Okyanusu,Kuzeyde is Kuzey buz denizi ve Arctica bölgesi ile çevrilidir.<br />
Avrasya bölgesinin Asya kıtası bölümünde etkin güçlerin başlıcaları Çin,Japon-ya ve Rusya’dır. Azerbeycan petrolleri bu bölge için stratejik öneme sahiptir. Karadeniz ve Hazar civarı (Kafkasya) özetle istikrarsız küçük devletlerden oluşmakla, Av-rupa’nın Balkanlar bölgesine benzemektedir. Bu bölge büyük miktar etnik grup içermektedir. Kazakistan : (nüfus 17.4 milyon; %41.9 Kazak, %37 Rus, diğerleri Ukraynalı, Alman, Özbek, Tatar ve diğerleri), Kırgızistan : (4.8 milyon nüfus %52.4 Kırgız, %21.9 Özbek, %2.5 Ukraynalı, %2.4 Alman ve %8.3diğerleri), Tacikistan : (6.2 milyon nüfus; %64.9 Tacik,%25 Özbek,%3.5 Rus,%6.6 diğerleri).<br />
Avrasya yalnız yüzölçümü olarak dünyanın en geniş bölgesi olarak kalmayıp, aynı zamanda en fazla nüfusa ve GSMH’ya sahip bölgedir. Asya bölgesinde, Avrupa’ya nazaran örgütlenmemiş bir yapı mevcuttur. (Örneğin AET,NATO v.s. Asya bölgesinde görülmez) Avrasya’nın Avrupa kısmı ise daha çok ulus devletlerden oluşmuştur. Bu devletlerden Fransa ve Almanya, Büyük Satranç Tahtasında aktif oyuncu olmak isterler. Oyuncuların bariz özellikleri ise şöyledir :<br />
A.B.D. : Dünya devleti olmaya aday başlıca devlettir, keza GSMH’sı dünyanın yaklaşık %50’sidir ve başka hiçbir devletin ekonomik gücü bu düzeyde değildir. Tek millet özelliği göstermez, çok değişik toplumları içinde barındırır. Askeri güçte en ileri düzeydedir. Bazı Avrupa devletlerinde ve orta doğuda, kısmen uzakdoğuda üs bölgeleri kurmakta hayli mesafe katetmiştir. Teknolojide gücü yüksektir. Genel yapısı itibariyle dünya devleti olmanın yükünü de taşıyabilecek güçtedir (Kontrol imkanı vardır). Sovyetler Birliği’nin parçalanması ile tek süper güç halini almıştır. Ancak, dünya uluslarının oluşturacağı terörizm A.B.D. için risk oluşturur.<br />
RUSYA : Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nden Rusya’ya dönmesi ile birlikte Letonya, Litvanya gibi Avrupa’ya yakın devletler ile; Azerbeycan, Gürcistan, Kırgızistan, Kazakistan v.s gibi devletler ortaya çıkmıştır. Demokratikleşme ve ekonomisini güçlendirme çabasındadır. Dağılma ile askeri gücünde belirli oranda azalma meydana gelmiştir. İç sorunlar ortaya çıktığından etkili bir şekilde yayılma politikası izleyememektedir. Çeçenistan ve Azerbeycan üzerinde milli hedefleri mevcuttur. Rusya için doğuya açılma yönünden önem arz eder keza Azerbeycan petrolleri vazgeçilemeyecek derecede caziptir. A.B.D. kadar fazla üs bölgeleri mevcut değildir.<br />
ALMANYA : Avrupa’da sanayi yönünden gelişmiş bir devlettir. Ekonomik durumu oldukça ileri olup, sanayiye dayanır. Avrupa’nın küçük devletlerinin, etrafında birleşebileceği kadar güçlüdür. Bünyesinde barındırdığı farklı millet üyesi azdır. Homojen yapıya sahiptir.<br />
FRANSA : Avrupa’da sosyal ve ekonomik yönden gelişmiş diğer bir devlettir. Fransa da Avrupa devletlerine lider olabilecek düzeydedir.</p>
<p>ÇİN : Asya’nın en büyük yüzölçümüne ve en kalabalık nüfusuna sahip devlettir. Ekonomisi genel olarak imalata dayanır. Demokratikleşme yönünde gelişme kaydedememiştir. Bazı komşularıyla sınır problemleri vardır. Son yirmibeş yılda büyük bir ekonomik gelişme kaydetmekle beraber, büyüme hızının yavaşlayacağı değerlendirilmektedir. Asya’nın en büyük silahlı kuvvetlerine sahiptir.</p>
<p>JAPONYA : Uzakdoğuda ekonomik olarak güçlü bir devlettir. Bölgesel değil uluslararası bir özellik gösterir. Avrasya bölgesinin doğusunda jeostratejik bir konuma sahiptir. Avrasya’ya hakim olmak amacında olan bir güç için ideal bir müttefiktir.<br />
TÜRKİYE : Avrasya bölgesinin çok önemli boğazlar bölgesini de kapsamına alan, gelişmekte olan ekonomiye ve dünyada 10 ncu büyük orduya sahip, çeşitli Avrupa ve uluslararası örgütlerle bağlantıda bulunan, demokrasiyi benimsemiş devlettir. Bazı iç sorunları mevcuttur.<br />
İRAN : Türkiye’nin doğu komşusu İran önemli petrol bölgeleri içerir, son zamanlarda demokratikleşme çalışmaları izlenmektedir. Kuzey bölgelerinde yaşayan Azeriler nedeniyle Azerbeycan’a ilgi duymaktadır. Basra körfezi vasıtası ile ortadoğu bölgesine komşudur. İslamiyetin orta Asya’da canlanması İran’ın bugünkü yöneticilerinin özlemlerinin bir parçasıdır.<br />
Amerika’nın Avrasya üzerinde hegamonya sağlayabilmesinin yolu Avrupa’da Fransa veya Almanya liderliğinde birleşmiş bir Avrupa’nın varlığına ve buradan adım adım ilerleyerek Asya’ya doğru yaklaşmasına bağlıdır. Bu esnada Rusya’yı etkin güç olmaktan çıkarmalı yani bu politikada pasifize etmelidir. Eğer mümkün olmazsa Avrupa’da Fransa-Almanya liderliği desteklenecektir (Avrupa’da Amerika’nın bir çok üs bölgesi mevcuttur). Keza Avrupa Avrasya’nın batı kö<acronym title="Page Ranking">pr</acronym>übaşı durumundadır.<br />
Amerika, Avrasya’da etkinliği için az önce ortaya konan Avrupa politikası yanında uzak doğu politikasında, Japonya’yı, kö<acronym title="Page Ranking">pr</acronym>übaşı olacak mahiyette elinde bulundurmalı, ancak Japonya’nın desteklenmesinde kontrollü hareket edilmelidir.<br />
Çin ise, Avrasya hegamonyasında Amerika’ya rakip devletlerden başlıcası olmakla birlikte, tek millet olması özelliği ile mağlup durumdadır. Çünkü, Avrasya üzerindeki hegemonik hareket aynı zamanda değişik etnik grupları bünyesinde barındırabilecek demokratik bir yapı gerektirir. Çin’in ise yeterince demokratik olduğu söylenemez.<br />
İran’ın Azerbeycan ve Türkmenistan istikametindeki yayılmacı politikası Amerika için engel teşkil edecek mahiyette değildir. Bugünlerde de İran üzerinde Amerikan etkisi (kültürü) görülmektedir.<br />
Rusya ise içine düştüğü durum nedeni ile Amerika’nın bugünkü hegamonyacılığına karşı etkili güç olmaktan çıkmıştır (Etkinliğinin olmadığı son Avrupa ve Balkan olaylarından gözlenmektedir). Bölge üzerindeki etkinliğini Kazakistan üzerinden yapma gayretindedir.<br />
Amerika, bu mihverde ilerlerken orta Asya ile kültür iletişimini Türkiye üzerinden yapma gayretinde bulunacaktır. Bu noktada Azerbeycan (üzerindeki Rus ve İran emelleri nedeniyle) kilit noktadadır.<br />
Sonuç olarak : Amerika’nın bugün sahip olduğu sosyo-ekonomik,kültürel,askeri güç ve mevcut demokratik yapısı ayrıca, bugüne kadar izlemiş olduğu jeopolitik çizgi onu dünya devletine tek aday yapmıştır.</strong><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/buyuk-satranc-tahtasi-kitap-ozeti-5.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Briç Masasında Cinayet kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/bric-masasinda-cinayet-kitap-ozeti-3.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/bric-masasinda-cinayet-kitap-ozeti-3.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 20:33:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[b]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/bric-masasinda-cinayet-kitap-ozeti-3.html</guid>
		<description><![CDATA[Bay Shaıtana katil romanlarıyla ve katillerin izledikleri yöntem ve yollarla ilgilenen, özellikle bu konuda yakalanamamış ve işledikleri cinayetin esrarı çözülememiş katillerle ilgilenen bir kişidir. Bay Shaıtana arkadaşlarına evinde bir yemek daveti vererek; bu yemek davetine Belçikalı Dedektif Pairot, Anne Meredith, Bayan Lorrimer, Dr. Geotfrey Roberts, Binbaşı Despard, Bayan Ariadne Oliver (Cinayet Yazarı), Albay Race (Gizli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p id="linkz01">
<p id="post_message_14273422"><strong><em>Bay Shaıtana katil romanlarıyla ve katillerin izledikleri yöntem ve yollarla ilgilenen, özellikle bu konuda yakalanamamış ve işledikleri cinayetin esrarı çözülememiş katillerle ilgilenen bir kişidir.</p>
<p>Bay Shaıtana arkadaşlarına evinde bir yemek daveti vererek; bu yemek davetine Belçikalı Dedektif Pairot, Anne Meredith, Bayan Lorrimer, Dr. Geotfrey Roberts, Binbaşı Despard, Bayan Ariadne Oliver (Cinayet Yazarı), Albay Race (Gizli Servis Şefi) ve Başmüfettiş Battle’i çağırır. Davette yemekten sonra Bayan Lorrimer, Anne Meredith, Binbaşı Despard ve Dr. Roberts bir grup oluşturarak briç oynamaya başlarlar.<span id="more-2168"></span> Diğer geriye kalan konuklarda briç oynamaya başlar. Saat 22.20 olduğunda Albay Race ve Dedektif Pairot ev sahibinden müsaade almak üzere kalkar ve şöminenin başında oturan Bay Shaıtana’nın yanına giderler. Bay Shaıtana’nın bir küçük hançerle öldürüldüğünü görürler. Başmüfettiş ve Dedektif Pairot konukları diğer odaya alarak cinayeti araştırmaya başlarlar.</p>
<p>Dedektif Pairot cinayeti tespit eder ve başmüfettiş ile beraber Bay Shaıtana’ya yakın olan masada briç oynayan Binbaşı Despard, Bayan Lorrimer, Miss Meredith ve Dr. Roberts’le konuşarak bir ipucu bulmaya çalışırlar. Daha sonra dedektif başmüfettişe bir gün önce Bay Shaıtana’nın kendisine “Daveti vermesindeki amacının bir katili yakalatmak olduğunu” ima eden bir konuşma yaptığını söyler. Bunun üzerine başmüfettiş, dedektif, Bayan Oliver ve Albay Race konukların geçmişi hakkında bilgi toplamaya başlar.</p>
<p>Araştırma sonucunda Dr. Roberts’in eski hastalarından Bayan Crattack’ın kocasının piyasada çok sayıda bulunan traş fırçasındaki Antraks mikrobundan dolayı ölmüş olduğu bulunur. Bu olaydan yaklaşık bir yıl sonra Bayan Crattack’ında Mısır’da kan zehirlenmesinden öldüğünü ve Mısır’a gitmeden önce son kez Dr. Roberts’a uğrayıp tifo aşısı olduğunu öğrenirler. Bu olayı araştırması için başmüfettişin yardımcısı O’Cannar görevlendirilir. Crattack’ların hizmetçileri Elsie Batt’la görüşür. “Elsie Batt olayı Bay Crattack’ın öldüğü gün çok sinirli olduğunu, Bayan Crattack’a bağırdığını, bağırırken de kendisinin aldatıldığını daha fazla dayanamayacağını söylediğini, bunun üzerine Bayan Crattack’ında Dr. Roberts’i arayarak gelmesini istediğini ve kısa bir süre sonra Dr. Roberts’in gelerek Bay Crattack’la tartışıp ayrı bir odaya gittiğini ve daha sonra Dr. Roberts’in evden ayrıldığını, beyefendinin de o gün Antraks mikrobundan öldüğünü, hanımefendinin ise yaklaşık bir yıl sonra evi satarak Mısır’a gittiğini, giderken son olarak Dr. Roberts’e giderek tifo aşısı olduğu” şeklinde anlatır.</p>
<p>Dedektif Pairot araştırmaya Bayan Lorrimer’le devam eder. Bayan Lorrımer zeki ve briç oynamayı çok seven bir hanımefendidir. Dedektif kendisine o geceki oyun hakkında sorular sorar. Bayan oyunun bütün ayrıntılarını sayarak cevap verir. Dedektif araştırmaya Anne Meredıth ile devam eder. Aynı soruları kendisine sorar. Mıss Meredıth’in briç oyununu fazla takip edemediği verdiği cevaplarla ortaya çıkar. Bayan Oliver’de araştırma yapmak üzere Mıss Meredith’in yanına gelir. Yanında arkadaşı Mıss Phata Dawes’de vardır. Bayan Oliver ona yardım etmek istediğini ve kendisine her zaman gelebileceklerini söyleyerek aldığı cevaplardan sonra evden ayrılır.</p>
<p>Kısa bir zaman sonra Miss Phata daveti hatırlayarak Bayan Oliver’in evine gider. Miss Phata Bayan Oliver’e Mıss Meredith’in daha önce hizmetçi olarak çalıştığı evin hanımı Bayan Benson’un şapka boyası içerek öldüğünü söyler. Dedektif araştırmaya Binbaşı Bespard’ la devam eder. Binbaşı uzun boylu yakışıklı biridir. Ona da briç hakkında sorular sorar. O da briç hakkında fazla ayrıntı hatırlamayarak, Roberts’in çok blöfçü ve cesaretli oynadığını, üçüncü oyunda Granslemi yaptığını bunun dikkatini çektiğini anlatır. Binbaşı Despard, Mıss Meredith’i ziyaret ederek kendisinin yardıma ihtiyacı olduğunu bu yüzden bir avukat tutması gerektiğini, kendisinin avukatının görevinde çok iyi olduğunu söyler.</p>
<p>Başmüfettiş Battle Binbaşı hakkında araştırma yaparken Amazon’da rehberliğini yaptığı Prof. Luxmore’a görüşmeye giderek her şeyi bildiğini, Prof. Luxmore’un Binbaşı tarafından vurulduğunu ve bununda Bayan Luxmore’un kendisi tarafından olduğunu söyler. Köşeye sıkışan Bayan Luxmore söylenenleri gerçek sanarak her şeyi itiraf eder. “Kocamın bitkiler hakkında araştırma yapması için beraber Amazon’lara gittik. Kocam rehberimiz olarak Binbaşı Despard’ı tanıştırdı. Binbaşıyla o andan itibaren aramızda bir bağ oluştu sanki. Ama bunu kendisine hiç bir zaman hissettirmedim. Bir gün kocamla Binbaşı tartışmaya başladı. Bu sırada araya girdim, silah o sırada ateş aldı ve kocam yere yığıldı. Binbaşı teslim olmaya giderken oluşacak skandal dan korkarak ona engel oldum ve kocamın hummadan öldüğünü söyleyerek gömdük.” diyerek anlatır.</p>
<p>Dedektifin Bayan Luxmore’la konuştuğunu öğrenen Binbaşı her şeyi anlatmaya karar verir. Dedektife “Prof. Luxmore ve eşine Amazon’larda rehberlik ederken hepimiz humma hastalığına yakalandık. Prof. Luxmore hepimizden daha fazla ateşli idi. O gece kendisini kaybetmiş bir şekilde nehire doğru ilerlediğini gördüm. Onu engelleyemeyeceğimi düşünerek onu bacağından vurmaya karar verdim. Tam silahı ateşlerken Bayan Luxmore beni engelleyerek onu sırtından vurmamı sağladı. Polise giderken Bayan Luxmore’un bana olan duyguları yüzünden suçlanacağımı düşünerek yerlilere hummadan öldüğünü söyledim “der.</p>
<p>Hiç beklenmedik bir anda Bayan Lorrimer dedektifi arayarak kendisi ile görüşmek istediğini söyler. Dedektif giderek onunla görüşür. Bayan Lorrimer dedektife Bay Shaıtana’yı kendisinin öldürdüğünü söyler. Dedektif buna inanmayarak bayan Lorrimer’i sıkıştırır. Bunun üzerine Bayan Lorrimer cinayeti işlediğini bunu Mıss Meredith’i korumak için yaptığını, kendisinin nasıl olsa iki aylık ömrünün kaldığını söyler. Dedektif evden ayılır. Tam giderken arkasına bakar ve Bayan Lorrimer’in merdivenlerden Mıss Meredith sandığı genç bir kızın çıktığını görür ve yoluna devam eder.</p>
<p>Bir gün sonra başmüfettiş arayarak Bayan Lorrimer’in intihar ettiğini ve diğer cinayet sanıklarına bir itiraf mektubu yazdığını söyler. Bunu öğrenen dedektif hemen Bayan Lorrimer’in evine gider ve Dr Roberts’le karşılaşır. Hizmetçiyi teselli etmeye çalışırken olayı sorar. Hizmetçi kendisine hanımefendinin dün rahatsızlandığını ve bunun dedektifin gitmesinden sonra gelen Mıss Meredith’le görüşmesinden sonra olduğunu, bunun üzerine hanımefendinin uyku ilacı alarak istirahate çekildiğini söyler. Olaya ilk müdahaleyi sabah büyük bir heyecanla gelen Dr. Roberts yapmıştır.</p>
<p>Dedektif bunları öğrendikten sonra Bayan Lorrimer’in odasına gider ve kadındaki morluğu fark eder. Bunun üzerine başmüfettiş ile beraber Mıss Meredith’in evine giderler. Arkadaşı Mıss Phata beraber nehire indiğini öğrenirler. Hızla nehire giderler, biraz ileride Mıss Meredith’in arkadaşı ile kayıkta olduğunu, Binbaşının da onlara doğru gittiğini görürler. Tam o sırada Mıss Meredith arkadaşının bacağından tutarak nehire atar. Arkadaşının müdahalesi ile kayık alabora olur. Binbaşı suya atlar. Mıss Phata’a yönelerek onu kıyıya bırakır ve tekrar gider. Mıss Merdith’i çıkarır ancak artık çok geçtir. Mıss Phata olaylara bir anlam veremez ve dedektife sorar. Dedektif Mıss Meredith’in daha önce yanında çalıştığı Bayan Bohanes’i zehirleyerek öldürdüğünü sonrada onun yanında çalıştığını bilen tek kişinin kendisi olduğu için kendisini öldürmek istediğini anlatır.</p>
<p>Bu sırada Bayan Oliver’i arayarak Dr. Roberts’ı büroya çağırmasını ister. Bu olaydan sonra başmüfettiş ve dedektif büroya gider ve kendilerini bekleyen Dr. Roberts’le konuşmaya başlarlar. Dedektif bütün her şeyi bildiğini ve katilin Dr. Roberts olduğunu söyleyerek anlatmaya başlar “O gece Bay Shaıtana’nın yaptığı konuşmadan şüphelenerek onu öldürmeye karar verdin, üçüncü elde Granşlemi yaparak herkesin dikkatini oyuna çekip kendisini oyun dışı bırakarak şöminenin yanına gidip hançerle Bay Shaıtana’yı öldürdüğün hiçbir şey olmamış gibi oyuna devam ettin, tam o sırada oyun dışı kalan Mıss Meredith şöminenin başına giderek Bay Shaıtana’nın halini görünce kontrol etmek amacı ile üzerine eğildi, bunu gören Bayan Lorrimer katili Mıss Meredith zannetti.</p>
<p>Bayan Lorrimer’in hasta olduğunu öğrenen Dr. Roberts’in bundan faydalanarak mektupları el yazısını taklit ederek yazıp sabaha erkenden gelip hizmetçiye hiçbir şey sezdirmeden kendisine sıcak su getirmesini istedi ve hizmetçiyi uzaklaştırdıktan sonra Bayan Lorrimer’le yalnız kalıp onu zehirleyip intihar süsü verdin “diyerek Dr Roberts’ı suçlar. Dr Roberts buna itiraz eder ve herhangi bir delilinin olmadığını söyler. Dedektif eski arkadaşı bir aktörü Dr. Roberts’e görgü tanığı bir cam silici olarak tanıştırır. Dr. Roberts her şeyi itiraf etmek zorunda kalır ve dedektifin söylediği her şeyi aynen tekrar eder.</em></strong></p>
<p><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/bric-masasinda-cinayet-kitap-ozeti-3.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Buhranlarımız kitabı özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/buhranlarimiz-kitabi-ozeti-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/buhranlarimiz-kitabi-ozeti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 20:31:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[b]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/buhranlarimiz-kitabi-ozeti-2.html</guid>
		<description><![CDATA[1876 Anayasasını halkan fazla halkçı geçinenler devletin mümessili sıfatlarına milletin koruyucusu sıfatını ekleyerek hükümdara karşı milleti alet ederek nüfuz kazanmayı, hem milleti hem sultanı kullanmak isteyenler hazırladı. - Bu anayasa batılıların baskısıyla 1908’de kabul edildi. Eski Anayasa değiştirildi ama tecrübesiz ve şımarık meclis üyeleriyle uygulanamadı. Usuller, adetler, sosyal sınıflar ortadan kalktı. Avrupa’nın medeniyeti bir anda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p id="linkz01">
<p id="post_message_14357486">1876 Anayasasını halkan fazla halkçı geçinenler devletin mümessili sıfatlarına milletin koruyucusu sıfatını ekleyerek hükümdara karşı milleti alet ederek nüfuz kazanmayı, hem milleti hem sultanı kullanmak isteyenler hazırladı.<br />
- Bu anayasa batılıların baskısıyla 1908’de kabul edildi. Eski Anayasa değiştirildi ama tecrübesiz ve şımarık meclis üyeleriyle uygulanamadı. Usuller, adetler, sosyal sınıflar ortadan kalktı. Avrupa’nın medeniyeti bir anda alınmak istenince isyan ahlakı gelişti.<br />
- Herkes hürriyetçi, hırsızlar bile millet avukatı kesildi ( Atatürk istismarı gibi o zaman da hürriyet, musavet, adalet vb. ).<br />
- Avrupa’nın kendi sosyal yapısına uygun ve onun için ideal kanunları tatbik ederek ulaştığı noktaya bizim bünyemizin sosyal farklılığına bakmadan aynı kanunları uygulayarak ulaşmak istedik.<span id="more-2166"></span><br />
- Bizde devlet adamları olsa bile yanlış teşhis ve tedavi metodları ile imkansız şeyleri yapmayı istediklerinden en iyi insanlarımızı yabancı kanunlar uğruna harcadık.<br />
- Anayasa, örf, adet, geleneklerimizi dikkate almadan aynen alınan kanunlarla ıslah yapıla yapıla halk artık ıslaha olan inancını da yitirdi.<br />
- Osmanlı’ın son dönemi halkı cahil yığınlar oluşturduğu için çok geniş hürriyetler hazımsız bir demokrasi olacağı için vekilleri seçim hileleri ile halka kabul ettirildi.<br />
- Fıtrata ve hayat gerçeklerine zıt kanunlar dayatıldı.<br />
- Batı toplumunda asalet vardır, halk burjuvası vardır. Oysa bunlar bizde yoktur. Bizdeki mütevekkil ve kayıtsız fedakarlıktan mahrum memur sınıfı batıdaki aristokrat sınıfı gibi sorumluluk ve bilinç taşımaz ki devlet de onların misyonunu eda etsin.<br />
- Sosyal yapı kanunlarla değişmez ( Hala anlaşılmış değil dil tartışmaları ). İslam’da imtiyaz şahsi ve menfiden değil, ilim ve Allah korkusundan gelir. Bu da istibdat getirmez. Batıda, ise kanlı sınıf ve mezhep çatışmaları vardır.<br />
- Batıda üstünlüğün ölçüsü olmadığından aynı sosyal seviyedeki insanlar farklı sınıflara yükselenleri eşitsiz sayarlar, değiştirmek isterler. İmtiyazlı sınıf ise direnir.<br />
- Demokrasi ; aristokrasi ayrımı olan batının eşitlik anlayışıdır. Bizde aristokrasi yok ki böyle bir hürriyet arayışı olsun.<br />
Anayasa ; Osmanlı ırk, lisan, millet olarak o kadar farklıdır ki böyle bir yapıya Avrupalının aklı ermez. Bu birlik İslam birliğidir.<br />
- Avrupa’da ise mütecanis unsurlar asırlar sonra birlik sağlamışlardır. Onların yapısına uygun bir meşrutiyet bizim yapımızı dağıtmak demektir.<br />
- Taklitçilik milli ve batılı diye ayrım getirdi. Özellikle adliye ve maarifte bütün problem meşrutiyet dahil ne istersek hep aşırıya kaçmamızdır.<br />
- Sultan Hamit’i şartlar öyle olmaya zorlamıştır. Meclis-i Meşruta ise mutedil ve makul insanlardan yoksundur. Meclis tecrübesiz ve bilgisiz, milli his ve hayallerle dolu ihtilalcilerden oluşmaktadır.<br />
İttihat ve Terakki de taklitçiliğin kurbanı olmuştur. Her dönemde en mesuliyetli olanlar aydınlar ve tecrübelilerdir.</p>
<p>2. TAKLİTÇİLİĞİMİZ<br />
- Hürriyet insanoğlunun manevi ve fikri ilerlemesiyle hakikati aramasının bir meyvesidir.<br />
- Hayal içerisinde yaşayıp eşyadan fikirlere gidemiyor, herşeyi tenkid edip ümitsizleşiyoruz.<br />
- Başka milleti taklit tehlikelidir. Eşitlik bizde kölelikten kurtulma, kin, haset duygusu uyandırmaz. Çünkü bizde asilzade ve ruhban sınıfı olmamıştır. Her ırk, mezhep zaten eşittir.<br />
- Dikkatli ve uzak görüşlü olmadığımızdan istibdattan sonra aşırı parlamenterizme geçince fazla halkçı ve serbestçi olduk. Oysa ihtiyaçlara uymayan suni şeyler kendiliğinden kaybolmaya mahkumdur.<br />
- Partiler ve kavgalar bize siyasi hürriyet getirecek zannedip kurduk. Husumet ve rekabeti körükledik. Mebuslar birbirlerine şiddetle düşmanlık yapınca meşrutiyet (demokrasi) yükseliyor sanıp safdilane memnun olduk. Oysa hakikat tam aksidir. İnsanlar siyasi çekişme yerine sevgi ve dostlukla daha verimli olurlar.<br />
- Fenciler rekabet olmadığı için müthiş bir hızla ilerliyorlar. Bizdeki çekişmeler, partiler ve millet vekilleri suni oluşturulmuştur. Milli ve ırki yönler körükleniyor.<br />
- Kötü niyetli azınlıklar ve partiler meclise meşrutiyet (demokrasi) diye girdiler.<br />
- Osmanlı düşmanı olup her değişikliği iyi zannedip, örf ve adetleri bir anda değiştirmeye kalkıştık. Taklitçiliğin sonu bugünkü gibi anarşidir.<br />
- Batılı demokrasiye, adaletsizliğe, baskıya karşı savaşarak eğitim ve vatanseverlikle ulaşmıştır. Bizde baskı yoktur ki demokrasi arayışı olsun. Komşudan ısmarlama olmaz.</p>
<p>3. FİKRİ BUHRANIMIZ<br />
- Aydınlarımız batı hayranıdır, kendi memleketini tanımaz, yıkıcı tenkitler yapar, meseleleri izah ve ispat edemediği için inkar eder. Memleketin sosyal, dini gerçeklerini bilmez. Fakat bize akıl hocalığına kalkışır. Yıkmaya uğraşır.<br />
- Batılı düzeltir, bizimki yıkar. Islah yerine yıkmaya uğraşır. Yeni şeye ulaşan tecrübeleri olmadığı için zorbalığa yeltenir. Keyfi hareketlerle inkılapçı, hakim-i mutlak olur.<br />
- Batı hayranlarının hali tedavi için tıp kitabı okuyanlara benzer. Kendisinde bütün hastalıkları var zannederek hayatı katlanılan bir yük, çaresiz bir ızdırap sayar. Bütün bilgileri kendini bilmemek esasına dayandığı için daha da karışık bir hal alır.</p>
<p>- Batı hayranları manevi, sosyal ve siyasi meselelerde<br />
1. Kendi ahlakımızı ve maneviyatımızı bilmezler ve öğrenmeye tenezzül etmezler.<br />
2. Bizimle ilgisiz pekçok yol ve metod bilirler.<br />
- Bunun sonucunda bizi nevzuhur bir millet görürler. Bu da ruhen ve fikren göç doğurur.<br />
- Yabancıdan çok yabancı olduklarından fikirler üzerinde muhitin tesirini ihmal ederler.<br />
- Edebiyat ve fikirde samimiyetsizdirler. Zeka eseri söz ve tavırlarla karamsarlık var.<br />
- Asalaklar kendi muhitlerinde yabancıdırlar ve bizi Avrupa’ya asalak yapmaya çalışırlar.<br />
- İlim görüntülü bu cehalet ve başarısızlıklar sonucu her yenilik halkta bir umutsuzluk oluşturur. Batıdan istifadenin yolu onun ilmini almaktır.<br />
- Bizim ideallerimiz ile sosyal ve siyasi kanaatlerimiz tamamen dinimizdendir. Her milletin ‘manevi vatanı’ milli kanun ve ananelerle oluşur.<br />
- Hakir görmek yerine Türk medeniyetiyle övünerek, müspet bir milliyetçilikle batıyı körü körüne taklitten kurtulursak terakki edebiliriz.<br />
4. CEMİYET BUHRANIMIZ<br />
- Cemiyetimiz adeta ilkel bir kavme dönmüş, ayıp günahlar ortaya dökülmüş, kanun ve nizam yokluğundan sosyal yapı sarsılmıştır.<br />
- Dış tesirler aydınımızı manipüle etti. Aydınlar dış desteği devlete karşı koz kullandılar.<br />
- Yabancılaşan aydınlar da Fransızca konuşmak, içki, kadın, dine terslikler medeniyet sayıldı.<br />
- Halk aydından mahrum kaldı ve nefretler reddetti. Aydınlara karşı, her türlü yeniliğe karşı yumuşatılması imkansız bir sertlikle karşı koydu. Çocuklara eğitim verilmedi.<br />
- Aile ve toplum bozuldu. Öğretimde sadece fen esas alındı, uymayan herşeyin reddi istendi. Ahlak eksik kalınca edepten mahrum, yenilikçi, cüretkar evlatlar türedi.<br />
- Halkın ahlakını okullu nesil bozdu. Çöküşün iki sebebi:<br />
1. Sosyal müesseselerin özel yapısı<br />
2. Islah metodlarındaki hatalar<br />
- Eski memur sınıfı istiklalden mahrum, manevi ve fikri seviyeleri düşüktü. Az çıkan kabiliyetler de husumetle harcanıyordu. Batılı müesseselerdeki herşey sihirli gibi alınıyordu. Her yenilik bir ümitsizlik fakat hafif de bir ümit getiriyordu. Mutlakiyet vazifesini tam yapamadığından farkında olmadan ihtilale de taraftar oluyordu.<br />
- Sosyal esaslar: Her devir ihtiyacı olan seçkin sınıfı kendi içinden çıkarır. Fakat bu memur olmadığından uzun zaman alır.<br />
- Millet bağları mazi birliği ve manevi-fikri mirasla oluşur. Din, sanat hep birlik unsurlarıdır ve saygı gerektirir. Kendi sanatımızı, musikimizi, mimarimizi, bedii eserlerimizi korumak içtimai vazifelerimizdendir.<br />
- Dinimize bağlılık bizi kurtarıyordu. Fakat 1300 senedir ilk defa maddecilik İslam ülkelerinde ilk bizde zuhur etmiştir.<br />
- Batıda ilim ve fen hıristiyanlıkla çatıştığı için maddecilik çıkmıştır. Aydınlarımız bizdeki geriliğin sebebini bu zannettiler. Maddecilik ve dinsizliğe sarıldılar. Batıya da şirin görünürüz zannettiler. Halkın arzusu siyasette eşitlik, sosyal hayatta eşitsizliktir. Bizde eşitsizlik sebebi irfan ve istidat sahibi insanların inkişafıdır. Bu da imtiyaz sayılmaz. Fıtridir.<br />
- Bilgi değil, ahlak eksikliğimiz sebebiyle azim, sebat, irade boşluklarımıza rağmen ilim ve sanat elde etmek istiyoruz. Herkes kendini düzeltmeli.<br />
- İnsana yol çizen akıl ve bilgiden çok ahlaktır.<br />
- Kadın hürriyeti medeniyet başlatmaz, batırır. Hak eden hürriyeti kendisi alır. Bizde kadınlardan gaspedilmiş bir hürriyet değil, içtimai yapımız böyledir.<br />
- Sosyal vazife, sosyal hürriyet doğurur. Başarı ve ehliyet daha çok selahiyet verir.<br />
- Siyasi hürriyetler ise liyakate göre değil isteklerden doğar. Cemiyete zarar dolaylıdır ama kin ve nifak doğurabilir. Sosyal vazifeler hürriyeti, siyasal hürriyet vazifeyi gerektirir.<br />
- Ciddi cemiyetler kadınlardan ulvi, bozuk cemaatler de kadınlardan süfli şeyler ister. Sosyal ve siyasi meseleler karıştırıldığı için Avrupa’daki feministlerin siyasi hak talepleri bizdekilere sosyal hak ve hürriyet talebi olarak aksetmiştir.<br />
- Toplum ahlak ve ananesine aykırı bu istekler hep red görecek, içtimai bilmeyen batıcılarınsa kırgınlıkları devam edecektir.<br />
- Toplum iradesini küçümsemeleri, kıyafetleri iffet ve terbiyeyi hafife almaları şiddetli tepki uyandırıyor. Ancak halk bu tepkilerini kanun korkusuyla izhar edemiyor. İtaat edecek otorite yoktur. Feministler şımarık.<br />
- Sosyal hadiseler polis zoruyla önlenemez. Tam tersine kuvvetlenir.<br />
- Muntazam cemiyetler ancak ahlaklı, faziletli, olgun insanlardan oluşurlar.<br />
5. TAASUP<br />
- Batı ruhbanların dini otoritelerini kaybetmemek için kitleleri hakikatlerden mahrum ettiler. Barı medeniyeti ilkel his ve inançlara, saldırgan ve müstebit bir ruha mezhep kavgalarından doğan kin ve nefretle girişti.<br />
- Müslüman doğu, sürekli savaşlar ve neticesinde mecburen itaat ettikleri hükümdarların keyfi idaresi sonucu batının siyasi ve sosyal geriliğine döndü. İlim ve medeniyeti yayma kabiliyetini kaybetti.<br />
- Doğ batının zulmü karşısında ona hep kin ve nefretle baktı. Batı ise ruhbanların tesiri ile Müslümanı hep aşağılık ve zararlı bir terörist gördü.<br />
- Eskiden din diyerek gidilirken haçlı zihniyeti artık her yere medeniyet diye gidiyor.<br />
- İlerleyen milletlerin hıristiyanlıktan uzaklaşması ilerlemenin yolunu öyle gösterdi.<br />
- Batı dünyası hıristiyan ruhbanların yerine rahipleri ilim adamları olan yeni bir din çıkartmıştır. Bu yeni dine, imanı hıristiyanlığı kadar da ciddidir.(Sekülerizm)<br />
- Bazıları medeniyet ilerledikçe İslamiyet’ten uzaklaşılacak zannettiler. Oysa bizde dinin tarifi farklıdır. ‘Beşerin maddi-manevi ve akli dengesini sağlayarak insanlığı saadete ulaştıran, saadetin devamında akli ve ilmi her vasıtanın müspet ışığında sağlayan bir dindir İslam.’<br />
- Geri kalma sebebi din değildir. Avrupa ilerlemesini ruhban sınıfı engelliyordu. Oysa İslam ilmi teşvik eder. Esas dine uymamakla geriledik.<br />
- Biz batıya karşı meşru müdafaa durumundayız. Batı ise kendisine ve sömürge düzenine karşı herşeyi taassup yobazlık diye yaftalıyor.<br />
- Batının düşmanlığını gerçek sebebi dünyayı medenileştirme çabasının önüne geçen İslam şahsiyetidir. Bütün kin ve hücumları bu şahsiyetedir.</p>
<p><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/buhranlarimiz-kitabi-ozeti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Briç Masasında Cinayet kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/bric-masasinda-cinayet-kitap-ozeti-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/bric-masasinda-cinayet-kitap-ozeti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Jul 2008 15:54:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[b]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/bric-masasinda-cinayet-kitap-ozeti-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Bay Shaıtana katil romanlarıyla ve katillerin izledikleri yöntem ve yollarla ilgilenen, özellikle bu konuda yakalanamamış ve işledikleri cinayetin esrarı çözülememiş katillerle ilgilenen bir kişidir. Bay Shaıtana arkadaşlarına evinde bir yemek daveti vererek; bu yemek davetine Belçikalı Dedektif Pairot, Anne Meredith, Bayan Lorrimer, Dr. Geotfrey Roberts, Binbaşı Despard, Bayan Ariadne Oliver (Cinayet Yazarı), Albay Race (Gizli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bay Shaıtana katil romanlarıyla ve katillerin izledikleri yöntem ve yollarla ilgilenen, özellikle bu konuda yakalanamamış ve işledikleri cinayetin esrarı çözülememiş katillerle ilgilenen bir kişidir.</p>
<p>Bay Shaıtana arkadaşlarına evinde bir yemek daveti vererek; bu yemek davetine Belçikalı Dedektif Pairot, Anne Meredith, Bayan Lorrimer, Dr. Geotfrey Roberts, Binbaşı Despard, Bayan Ariadne Oliver (Cinayet Yazarı), Albay Race (Gizli Servis Şefi) ve Başmüfettiş Battle’i çağırır. Davette yemekten sonra Bayan Lorrimer, Anne Meredith, Binbaşı Despard ve Dr. Roberts bir grup oluşturarak briç oynamaya başlarlar.<span id="more-2157"></span> Diğer geriye kalan konuklarda briç oynamaya başlar. Saat 22.20 olduğunda Albay Race ve Dedektif Pairot ev sahibinden müsaade almak üzere kalkar ve şöminenin başında oturan Bay Shaıtana’nın yanına giderler. Bay Shaıtana’nın bir küçük hançerle öldürüldüğünü görürler. Başmüfettiş ve Dedektif Pairot konukları diğer odaya alarak cinayeti araştırmaya başlarlar.</p>
<p>Dedektif Pairot cinayeti tespit eder ve başmüfettiş ile beraber Bay Shaıtana’ya yakın olan masada briç oynayan Binbaşı Despard, Bayan Lorrimer, Miss Meredith ve Dr. Roberts’le konuşarak bir ipucu bulmaya çalışırlar. Daha sonra dedektif başmüfettişe bir gün önce Bay Shaıtana’nın kendisine “Daveti vermesindeki amacının bir katili yakalatmak olduğunu” ima eden bir konuşma yaptığını söyler. Bunun üzerine başmüfettiş, dedektif, Bayan Oliver ve Albay Race konukların geçmişi hakkında bilgi toplamaya başlar.</p>
<p>Araştırma sonucunda Dr. Roberts’in eski hastalarından Bayan Crattack’ın kocasının piyasada çok sayıda bulunan traş fırçasındaki Antraks mikrobundan dolayı ölmüş olduğu bulunur. Bu olaydan yaklaşık bir yıl sonra Bayan Crattack’ında Mısır’da kan zehirlenmesinden öldüğünü ve Mısır’a gitmeden önce son kez Dr. Roberts’a uğrayıp tifo aşısı olduğunu öğrenirler. Bu olayı araştırması için başmüfettişin yardımcısı O’Cannar görevlendirilir. Crattack’ların hizmetçileri Elsie Batt’la görüşür. “Elsie Batt olayı Bay Crattack’ın öldüğü gün çok sinirli olduğunu, Bayan Crattack’a bağırdığını, bağırırken de kendisinin aldatıldığını daha fazla dayanamayacağını söylediğini, bunun üzerine Bayan Crattack’ında Dr. Roberts’i arayarak gelmesini istediğini ve kısa bir süre sonra Dr. Roberts’in gelerek Bay Crattack’la tartışıp ayrı bir odaya gittiğini ve daha sonra Dr. Roberts’in evden ayrıldığını, beyefendinin de o gün Antraks mikrobundan öldüğünü, hanımefendinin ise yaklaşık bir yıl sonra evi satarak Mısır’a gittiğini, giderken son olarak Dr. Roberts’e giderek tifo aşısı olduğu” şeklinde anlatır.</p>
<p>Dedektif Pairot araştırmaya Bayan Lorrimer’le devam eder. Bayan Lorrımer zeki ve briç oynamayı çok seven bir hanımefendidir. Dedektif kendisine o geceki oyun hakkında sorular sorar. Bayan oyunun bütün ayrıntılarını sayarak cevap verir. Dedektif araştırmaya Anne Meredıth ile devam eder. Aynı soruları kendisine sorar. Mıss Meredıth’in briç oyununu fazla takip edemediği verdiği cevaplarla ortaya çıkar. Bayan Oliver’de araştırma yapmak üzere Mıss Meredith’in yanına gelir. Yanında arkadaşı Mıss Phata Dawes’de vardır. Bayan Oliver ona yardım etmek istediğini ve kendisine her zaman gelebileceklerini söyleyerek aldığı cevaplardan sonra evden ayrılır.</p>
<p>Kısa bir zaman sonra Miss Phata daveti hatırlayarak Bayan Oliver’in evine gider. Miss Phata Bayan Oliver’e Mıss Meredith’in daha önce hizmetçi olarak çalıştığı evin hanımı Bayan Benson’un şapka boyası içerek öldüğünü söyler. Dedektif araştırmaya Binbaşı Bespard’ la devam eder. Binbaşı uzun boylu yakışıklı biridir. Ona da briç hakkında sorular sorar. O da briç hakkında fazla ayrıntı hatırlamayarak, Roberts’in çok blöfçü ve cesaretli oynadığını, üçüncü oyunda Granslemi yaptığını bunun dikkatini çektiğini anlatır. Binbaşı Despard, Mıss Meredith’i ziyaret ederek kendisinin yardıma ihtiyacı olduğunu bu yüzden bir avukat tutması gerektiğini, kendisinin avukatının görevinde çok iyi olduğunu söyler.</p>
<p>Başmüfettiş Battle Binbaşı hakkında araştırma yaparken Amazon’da rehberliğini yaptığı Prof. Luxmore’a görüşmeye giderek her şeyi bildiğini, Prof. Luxmore’un Binbaşı tarafından vurulduğunu ve bununda Bayan Luxmore’un kendisi tarafından olduğunu söyler. Köşeye sıkışan Bayan Luxmore söylenenleri gerçek sanarak her şeyi itiraf eder. “Kocamın bitkiler hakkında araştırma yapması için beraber Amazon’lara gittik. Kocam rehberimiz olarak Binbaşı Despard’ı tanıştırdı. Binbaşıyla o andan itibaren aramızda bir bağ oluştu sanki. Ama bunu kendisine hiç bir zaman hissettirmedim. Bir gün kocamla Binbaşı tartışmaya başladı. Bu sırada araya girdim, silah o sırada ateş aldı ve kocam yere yığıldı. Binbaşı teslim olmaya giderken oluşacak skandal dan korkarak ona engel oldum ve kocamın hummadan öldüğünü söyleyerek gömdük.” diyerek anlatır.</p>
<p>Dedektifin Bayan Luxmore’la konuştuğunu öğrenen Binbaşı her şeyi anlatmaya karar verir. Dedektife “Prof. Luxmore ve eşine Amazon’larda rehberlik ederken hepimiz humma hastalığına yakalandık. Prof. Luxmore hepimizden daha fazla ateşli idi. O gece kendisini kaybetmiş bir şekilde nehire doğru ilerlediğini gördüm. Onu engelleyemeyeceğimi düşünerek onu bacağından vurmaya karar verdim. Tam silahı ateşlerken Bayan Luxmore beni engelleyerek onu sırtından vurmamı sağladı. Polise giderken Bayan Luxmore’un bana olan duyguları yüzünden suçlanacağımı düşünerek yerlilere hummadan öldüğünü söyledim “der.</p>
<p>Hiç beklenmedik bir anda Bayan Lorrimer dedektifi arayarak kendisi ile görüşmek istediğini söyler. Dedektif giderek onunla görüşür. Bayan Lorrimer dedektife Bay Shaıtana’yı kendisinin öldürdüğünü söyler. Dedektif buna inanmayarak bayan Lorrimer’i sıkıştırır. Bunun üzerine Bayan Lorrimer cinayeti işlediğini bunu Mıss Meredith’i korumak için yaptığını, kendisinin nasıl olsa iki aylık ömrünün kaldığını söyler. Dedektif evden ayılır. Tam giderken arkasına bakar ve Bayan Lorrimer’in merdivenlerden Mıss Meredith sandığı genç bir kızın çıktığını görür ve yoluna devam eder.</p>
<p>Bir gün sonra başmüfettiş arayarak Bayan Lorrimer’in intihar ettiğini ve diğer cinayet sanıklarına bir itiraf mektubu yazdığını söyler. Bunu öğrenen dedektif hemen Bayan Lorrimer’in evine gider ve Dr Roberts’le karşılaşır. Hizmetçiyi teselli etmeye çalışırken olayı sorar. Hizmetçi kendisine hanımefendinin dün rahatsızlandığını ve bunun dedektifin gitmesinden sonra gelen Mıss Meredith’le görüşmesinden sonra olduğunu, bunun üzerine hanımefendinin uyku ilacı alarak istirahate çekildiğini söyler. Olaya ilk müdahaleyi sabah büyük bir heyecanla gelen Dr. Roberts yapmıştır.</p>
<p>Dedektif bunları öğrendikten sonra Bayan Lorrimer’in odasına gider ve kadındaki morluğu fark eder. Bunun üzerine başmüfettiş ile beraber Mıss Meredith’in evine giderler. Arkadaşı Mıss Phata beraber nehire indiğini öğrenirler. Hızla nehire giderler, biraz ileride Mıss Meredith’in arkadaşı ile kayıkta olduğunu, Binbaşının da onlara doğru gittiğini görürler. Tam o sırada Mıss Meredith arkadaşının bacağından tutarak nehire atar. Arkadaşının müdahalesi ile kayık alabora olur. Binbaşı suya atlar. Mıss Phata’a yönelerek onu kıyıya bırakır ve tekrar gider. Mıss Merdith’i çıkarır ancak artık çok geçtir. Mıss Phata olaylara bir anlam veremez ve dedektife sorar. Dedektif Mıss Meredith’in daha önce yanında çalıştığı Bayan Bohanes’i zehirleyerek öldürdüğünü sonrada onun yanında çalıştığını bilen tek kişinin kendisi olduğu için kendisini öldürmek istediğini anlatır.</p>
<p>Bu sırada Bayan Oliver’i arayarak Dr. Roberts’ı büroya çağırmasını ister. Bu olaydan sonra başmüfettiş ve dedektif büroya gider ve kendilerini bekleyen Dr. Roberts’le konuşmaya başlarlar. Dedektif bütün her şeyi bildiğini ve katilin Dr. Roberts olduğunu söyleyerek anlatmaya başlar “O gece Bay Shaıtana’nın yaptığı konuşmadan şüphelenerek onu öldürmeye karar verdin, üçüncü elde Granşlemi yaparak herkesin dikkatini oyuna çekip kendisini oyun dışı bırakarak şöminenin yanına gidip hançerle Bay Shaıtana’yı öldürdüğün hiçbir şey olmamış gibi oyuna devam ettin, tam o sırada oyun dışı kalan Mıss Meredith şöminenin başına giderek Bay Shaıtana’nın halini görünce kontrol etmek amacı ile üzerine eğildi, bunu gören Bayan Lorrimer katili Mıss Meredith zannetti.</p>
<p>Bayan Lorrimer’in hasta olduğunu öğrenen Dr. Roberts’in bundan faydalanarak mektupları el yazısını taklit ederek yazıp sabaha erkenden gelip hizmetçiye hiçbir şey sezdirmeden kendisine sıcak su getirmesini istedi ve hizmetçiyi uzaklaştırdıktan sonra Bayan Lorrimer’le yalnız kalıp onu zehirleyip intihar süsü verdin “diyerek Dr Roberts’ı suçlar. Dr Roberts buna itiraz eder ve herhangi bir delilinin olmadığını söyler. Dedektif eski arkadaşı bir aktörü Dr. Roberts’e görgü tanığı bir cam silici olarak tanıştırır. Dr. Roberts her şeyi itiraf etmek zorunda kalır ve dedektifin söylediği her şeyi aynen tekrar eder.</strong><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/b/bric-masasinda-cinayet-kitap-ozeti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

