<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitap Özetleri,Kitap Özeti &#187; d</title>
	<atom:link href="http://www.kitap-ozetleri.com/category/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kitap-ozetleri.com</link>
	<description>Kitap özetleri, kitap özeti, kitap eleştirileri, yazarlar, romanlar, hikayeler, masallar, biyografiler</description>
	<lastBuildDate>Sun, 23 Aug 2009 16:19:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Dev Satranç Tahtası kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/dev-satranc-tahtasi-kitap-ozeti-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/dev-satranc-tahtasi-kitap-ozeti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Jul 2008 15:47:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[d]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/dev-satranc-tahtasi-kitap-ozeti-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Yazar : Zbigniew K. Brzezinski Kıtaların beş yüz küsur yıl önce politik etkileşime girmesinden bu yana, Avrasya dünya gücünün merkezi olmuştur. Avrasya halkları &#8211; genellikle Batı Avrupa kanadındakiler &#8211; güç sahibi olmanın verdiği haklarla dünyanın öteki bölgelerine nüfuz etmiş ve egemenlik kurmuştur. 20. yüzyılın son on yılında dünya dengelerinde bir kayma görülmüştür. İlk kez Avrasya’dan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazar : Zbigniew K. Brzezinski</p>
<p>Kıtaların beş yüz küsur yıl önce politik etkileşime girmesinden bu yana, Avrasya dünya gücünün merkezi olmuştur. Avrasya halkları &#8211; genellikle Batı Avrupa kanadındakiler &#8211; güç sahibi olmanın verdiği haklarla dünyanın öteki bölgelerine nüfuz etmiş ve egemenlik kurmuştur.</p>
<p>20. yüzyılın son on yılında dünya dengelerinde bir kayma görülmüştür. İlk kez Avrasya’dan olmayan bir güç, Avrasya’nın güç ilişkilerinde yalnızca baş hakem olarak değil, aynı zamanda dünyanın süper gücü olarak ortaya çıkmıştır. <span id="more-2150"></span>Sovyetler Birliği’nin parçalanması Amerika’nın tek ve gerçekten global güce ulaşmasında son adım olmuştur.</p>
<p>Ancak Avrasya jeopolitik önemini korumaktadır. Dünyanın ekonomik ve siyasi gücünün kayda değer bölümünü hala elinde tutan batı kanadı yani Avrupa kadar, doğu kanadı yani Asya da ekonomik büyümenin ve siyasi etkinliğin önemli bir merkezi haline gelmiştir. Hitler ve Stalin’in açıkça ifade ettiği gibi “Avrasya’ya hükmeden, dünyaya hükmeder”. Dolayısıyla Avrasya, üzerinde global birincilik mücadelesi oynanan bir satranç tahtasıdır ve bu mücadele jeopolitik çıkarların stratejik yönetimini gerektirir.</p>
<p>Amerikan dış politikası Avrasya üzerindeki etkisini kullanmalıdır ki istikrarlı bir denge yaratılsın, siyasi hakem de Amerika olsun. Amerika’nın nihai amacı iyi niyetli ve vizyoner olmalıdır: uzun vadeli eğilimlere ve insanlığın temel çıkarlarına paralel ve gerçek işbirliği içinde bir global toplum oluşturmak. Fakat bu arada Avrasya’ya hükmedecek ve Amerika’ya kafa tutacak bir rakip çıkmaması da şarttır. Bu kitabın amacı da kapsamlı ve entegre bir Avrasya stratejisinin formülasyonudur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/dev-satranc-tahtasi-kitap-ozeti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dolu Dİzgİn kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/dolu-dizgin-kitap-ozeti-3.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/dolu-dizgin-kitap-ozeti-3.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2008 19:22:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[d]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/dolu-dizgin-kitap-ozeti-3.html</guid>
		<description><![CDATA[Roman, kahramanımız ile Arne Krıstıansen’in beraber gizlice konuşmalarından sonra bir bot seyahati ile başlar. Arne Krıstıansen çok hassas ve dikkatli bir kişiliğe sahip olduğunu anlatılır. Kahramanımızın romandaki adı David’tir. At yarışları sırasında Boa Sherman adındaki kişinin Ovrerol hipodromundaki gişelerden cebine indirdiği paranın peşine düşen Norveç Jokey Kulübü Soruşturma Sorumlusu Arne’yi anlatmaktadır. Kahramanımız David ise Arne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Roman, kahramanımız ile Arne Krıstıansen’in beraber gizlice konuşmalarından sonra bir bot seyahati ile başlar. Arne Krıstıansen çok hassas ve dikkatli bir kişiliğe sahip olduğunu anlatılır. Kahramanımızın romandaki adı David’tir. At yarışları sırasında Boa Sherman adındaki kişinin Ovrerol hipodromundaki gişelerden cebine indirdiği paranın peşine düşen Norveç Jokey Kulübü Soruşturma Sorumlusu Arne’yi anlatmaktadır. Kahramanımız David ise Arne ile ortak çalışmak için Norveç’den gelmiştir. David ve Arne ilk buluşmalarında emniyetli olsun diye bir bot içerisinde buluşmuşlardır. Fakat bir kaza sonucu bot parçalanmış, David üç ya da dört haneli, telefonu bile olmayan bir adaya çıkmıştır. Bir müddet sonra Oslo’ya kaldığı otel olan Grand Otele varmıştır.<span id="more-2078"></span></p>
<p>Geçirdiği kazayı yetkililere anlattıktan sonra Arne’nin eşine haber vermeye gider. Arne kurtulmuş David’i evde beklemektedir. Arne ile görüştükten sonra David at yarışları derneğinin yolsuzluk yapan başkanını görmeğe gider. Teker teker soruları sorar ve kulübün araştırmalarını derinleştirir. Araştırma parayı yürüten Bob Sherman üzerinde yoğunlaşır. Sherman İngiliz bir jokeydir. David şimdi Oslo’da bulunan Sherman’ın eşini görmeğe gider.</p>
<p>David otelde Sherman’ın eşi ile görüşmeğe başlar. Eşi çok yorgun, yıpranmış ve hamiledir. Asla hırsızlık yapamayacağını ve onu bulması gerektiğini söyler. Bob hakkındaki çeşitli verilen beyanları incelemeğe başlar. Fakat anlayamadığı konu 16.000 Kron Bob için büyük bir meblâğ değildir. Çünkü yılda bu paranın beş katını kazanmaktadır. Bob eşi ile ufak bir kavgadan sonra ortadan kaybolmuştur. David, Bob’un eşi ile ilgili konuşmalarında komünizme ilgi duyup, duymadığı yönünde sorular sorar, fakat sonuç alamaz. David Bob’un eşini İngiltere’ye davet eder ve oradan ayrılır.</p>
<p>David ile Bob tenha bir sokakta buluşup raporlarınıdaki bilgilerini tekrarlarlar. O gün paralar ortalık yerde durmaktadır. Bob parayı alırken orada kimsenin olmaması kuşku vericidir. David klüp başkanı Lars Beltzersen ile tanışır. Bob’un İsveç sınırlarından geçip kurtulması ihtimalini araştırır. Fakat sonuç alamaz. David yarış hipodromundaki araştırmaları derinleştirir. Kasa anahtarı üç kişidedir. Üçüde o gün parayı diğerlerinin kasaya koyduğunu zannetmektedir. Bu arada Bob’un ilerisini düşünmeden çok zengin, rahat, güzel bir yaşama dair hırsları vardır. David Bob’un dostu olup olmadığının araştırır hayır yanıtını alır. David buradaki araştırmalarını bitirir ipuçlarından yola çıkarak Bob’un cesedini arama başlar. Eğer kaçağın hiçbir şekilde izine rastlayamadıysa akla gelen ilk ihtimal onun ölmüş olabileceğidir.</p>
<p>David Bob’un cesedini aramak istemesi çalışma arkadaşlarını rahatsız eder. Çünkü onlar onun parayı çalıp bir yerlerde tadını çıkardığını söylerler. Fakat çalınan para beş torbada kilitli demir paradan oluşmaktadır. Bunları saklayıp kaçırmak 60 Kg. ağırlığındaki bir adam için çok zor olduğu gibi çaldığına dair en ufak bir ip ucuda yoktur. Ortadan kaybolmuş olması kuşkuların hepsini üzerine toplamıştır. Bob hava alanına hiçbir taksi ile gitmemiştir. Yardım edebilecek iki dostuda herhangi bir araca sahip değillerdir. Ayrıca hiç kimse yekününü bilmedikleri yabancı bir para için geleceğini mahfetmez. Şimdi parayı başkasının çaldığı Bob’unda buna şahit olduğunu düşünmeğe başlamıştır. Yöneticiler ise bundan rahatsız olmuşlardır. Bob bu arada öldürülüp, belkide Norveç’in derin sularına atılmıştır. Sonuçta gölün araştırılması teklifinde bulunur. Sabah saat dokuzda taranacaktır. David Arne’nin evine döner ve ihtimalleri düşünür.</p>
<p>Pazartesi sabahı çalışmalar başlar. David gölü izlemeye başlar daire biçiminde, 30 metre çapında ve iki metre derinliğindedir. Dalgıç bu gölü didik didik aramaktadır. Dalgıçlar göle 12 sefer dalmış fakat elleri boş çıkmıştır. David cesedin bu gölde olmasa bile ıslak bir yerde olduğu fikrini ortaya atarken Başkan Beltzersen’in verdiği tepkilerden ortaya çıkmıştır. Bu arada ağlayan bir çocuğun elinde bir el bulduğunu görür. İleride bir tümsek daha vardır bir el daha ortaya çıkmıştır. Brandanın altı kaldırıldığında bir ceset ve çanta çıkmıştır. Fakat ceset tanınmayacak haldedir. Cesedi görevlilere teslim eder. Eşinede olaydan haberdar edip, birlikte İngiltere’ye dönerler.</p>
<p>Salı sabahı artık çalışma odasındadır. O yokken işlerin yolunda gitmesine sevinmiştir. Uluslar arası bir araştırma komisyonu ile At Yarışları Enterpolü konusunda tartışarak eve döner. Geceyarısı Bob’un eşi Emma’nın iki kişi tarafından saldırıya uğradığı haberi gelir. David hemen Emma’nın evine gider. Saldırganlar Norveçli&#8217;dir. Evi didik didik etmiş etrafı dağıtmış ve Emma’ya Büyük çapta zarar vermiş çocuğunu kaybetmesine sebep olmuşlardır. Anlaşıldığı üzere Bob’la ilgili evrakları aramışlardır. David o geceyi Emma’nın evinde geçirir. Emma’nın dedesi Saldırganları gördüğü için teşhis amacıyla Norveç’e gider. Orada iki gün kalır yorgun bir şekilde döner. Cinayet çözülememiş her iki ülkenin poliside yerinde saymaktadır. Bügün Bob’un cenaze töreni vardır. Emma cenazeden önce saldırganların eşgali hakkında bilgi verir. Ayrıca Bob’un kahverengi bir zarf içerisinde pornografik fotoğrafların olduğunu hatırlar. David saldırganların izini sürmeğe başlar.</p>
<p>David ertesi gün İngiliz jokey “Rinty Ranger”ile fotoğraflar hakkında konuşur. Akşam ise klüp başkanı Beltzersen’i evinden arar hiçbir ilerleme olmadığını öğrenir ve resimlerden başkana bahseder. Daha sonra bıçaklı bir kişi tarafından saldırıya uğrar yaralanmış bir şekilde kurtulur. Doktor komşusu tarafından tedavi edilir. Büyük bir tehlike atlatmıştır.</p>
<p>David saldırganın düşürdüğü bıçağı titiz bir şekilde alıp araştırma yapmak için 11.25 uçağı ile Norveç’e gider. Hipodroma giderek cinayet araştırması yapması başta başkan olmak üzere Arne hariç hiç kimse tarafından memnun karşılanmaz. David artık bütün ihtimalleri kafasından geçirerek Bob’un yakın arkadaşlarını sorguya çekmeğe başlar. Arkadaşlarından biri fotoğraflarla dolu zarfı bir veya iki defa gördüğünü söyler. David hipodromda küçük ayrıntıları gözden geçirmeğe başlar. Bob parayı almadan önce bir soru sorduğu ve bu sorunun ne olduğunu bulmaya çalışır. Bu arada otopsi raporu gelir. Aynı yerlere isabet eden darbelerden ölmüş olduğunu raporu inceleyerek anlar. Cesedin üzerinde çalınan paradan hiçbir iz yoktur.</p>
<p>Ertesi gün David bıçağı polise götürür, bıçağın eline nasıl geçtiğini anlatır. Güvenilir bir şoför bulup, emniyet binasını terkeder. David genelde pornografik fotoğrafları şantaj amaçlı kullanıldığını düşünerek petrol kralı ile buluşarak resimler hakkında sorular sorar ve sonuç alamadan otele geri döner.</p>
<p>David otelde kaldığı odayı tedbir olsun diye değiştirir. Bu arada saldırganların ne aradığını düşünür Arne ile bazı soruların cevabını arar. David şoförü ile birlikte hipodroma gider. Cesedin bulunduğu gün Bob’un eğerinin kaybolduğunu tespit eder. Fakat bundan adamakıllı bir sonuç çıkmaz.</p>
<p>David araştırmalarının devamlı boşa çıkmasına rağmen yılmadan araştırmalarını derinleştirmeğe devam eder .Kafasındaki verileri toplayarak hedefe iyice yaklaşmıştır. Bu yüzden tehlike onun için aşikardır. David Bob’un zarftan bir şeyler çıkardığını Emma’dan öğrenir. Evi aradığında bir çantanın içinde anahtar bulur.</p>
<p>David Bob’la aynı uçakta seyahat eden İngiliz at bahisçilerine onu sorar. Onlarda uçaktan indikten sonra Osla’ya aynı takside beraber geldiklerini söylerler .David havaalanında C14 numaralı dolabı bulur. Dolapta bulduğu kağıtta şifreli yazılar olduğunu düşünür. Kağıt bir maden sondaj sonucu diyagramıdır.B kağıt milyon dolarlara bedeldir. Ve hangi şirketin işine yaradığını tespit etmiştir.</p>
<p>David Emma’nın evine gidip, öğrendiği bilgilerden onu haberdar ettikten sonra ilk uçakla Oslo’ya gidip, petrol şirketinin borsadaki durumunun çok çok iyi olduğunu öğrenir.Daha sonra bilgileri Arne ile paylaşarak durum değerlendirmesi yapar.</p>
<p>David aradığı sonuca bir türü varamaz anahtarı bulduğu yere geri koyar. Artık hipotezler kurma zamanıdır. Arne ile geçirdiği ilk kazayı düşünür ciddi anlamda Arne’den şüphelenmeğe başlar.</p>
<p>David anahtardan başka bulunması gereken bir belgenin olması gerektiğine karar verir. Sandvik adında bir kişinin ona yardım edeceğini öğrenir fakat bulamaz.Bu arada Arne arabasıyla birlikte kaçmıştır. Per Bjon adında birisi cinayetten tutuklanmıştır. David ve polis müdürü onu sorgular ve hapse gönderilir.</p>
<p>David, Sandvik’in izini bulmuştur. Arne ile birlikte kaçtığını düşünmektedir. Sandvik’i dağ evinde bulur fakat ona esir düşer. Sandvik’in babasının adamlarının Arne’yi öldürdüğünü öğrenir. Bob zarfı getirdiğini Sandvik’e anlatmıştır.Ve David onu konuşturmayı başarır ve babasının adamlarının Bob’u nasıl öldürdüğünü anlatır.</p>
<p>David katili bulmuştur. Sandvik’i Finseli köylülere teslim ederek tekrar Sandvik’in kaldığı eve gider. Ona saldıran adamların cesetlerini bularak yetkililere teslim eder. David kendi kendine düşünerek “Benim Hain dostum” der.</p>
<p>Bazen en yakınımızdaki insanlar size dost görünerek hedef saptırırlar. Bunu anlamak zor ve zaman alıcıdır.<!-- / message --><!-- edit note --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/dolu-dizgin-kitap-ozeti-3.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DUYGUSAL ZEKÂ (Daniel Goleman) kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/duygusal-zeka-daniel-goleman-kitap-ozeti.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/duygusal-zeka-daniel-goleman-kitap-ozeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Jun 2008 14:41:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[d]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/duygusal-zeka-daniel-goleman-kitap-ozeti.html</guid>
		<description><![CDATA[“IQ” ile ölçülen zekâ, insanların okul ve iş yaşamındaki başarısını belirleyen değişmez bir etken midir? Öyleyse, neden yüksek IQ’lu çocuklar, ortalama IQ’ya sahip arkadaşlarına göre hayatta daha başarısız olabiliyor? Dr. Daniel Goleman , psikoloji alanında çığır açan bu kitabında, “EQ (duygusal zekâ)”nun “IQ”dan daha önemli olduğunu kanıtlıyor. “Duygusal zekâ”yı, özbilinç, azim, dürtülerini frenleme, başkalarının duygularını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“IQ” ile ölçülen zekâ, insanların okul ve iş yaşamındaki başarısını belirleyen değişmez bir etken midir? Öyleyse, neden yüksek IQ’lu çocuklar, ortalama IQ’ya sahip arkadaşlarına göre hayatta daha başarısız olabiliyor?<br />
Dr. Daniel Goleman , psikoloji alanında çığır açan bu kitabında, “EQ (duygusal zekâ)”nun “IQ”dan daha önemli olduğunu kanıtlıyor. “Duygusal zekâ”yı, özbilinç, azim, dürtülerini frenleme, başkalarının duygularını paylaşabilme gibi özellikleri içeren bir zekâ olarak tanımlıyor.<span id="more-2059"></span><br />
Araştırma bulgularına göre, duygusal zekâ yoksunluğu, kişinin aile yaşamından mesleki başarısına, toplumsal ilişkilerinden sağlık durumuna kadar bir çok alanda çok kötü sonuçlar doğurabiliyor. Ancak, Dr. Goleman’a göre, duygusal zekâ doğuştan gelen bir özellik değil. İnsan beyninin yapısı dolayısıyla, çocuklukta alınan duygusal dersler, yaşam boyunca davranış tarzını belirliyor.<br />
Başta eğitimciler ve ana-babalar olmak üzere, herkesin ufkunu açan bu kitabın çok önemli bir toplumsal mesajı da var: Demokrasinin topluma ne ölçüde mal olduğu, bireylerin duygusal zekâ düzeyiyle doğrudan bağlantılı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/duygusal-zeka-daniel-goleman-kitap-ozeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Devlet, Sistem Ve Kimlik kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/devlet-sistem-ve-kimlik-kitap-ozeti-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/devlet-sistem-ve-kimlik-kitap-ozeti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jun 2008 08:26:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[d]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/devlet-sistem-ve-kimlik-kitap-ozeti-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Uluslararası İlişkiler; özellikle İkinci Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra önem kazanan ve Birinci Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra daha çok devletin bir araya gelerek oluşturdukları yapılanmaları, o dönemde henüz devletler arası olarak nitelendirilen ancak geçmişe oranla karmaşıklaşan sorunları açıklamada hem bilim dünyasına hem de politika yapıcılara daha farklı bir bakış açısıyla yardımcı olan bir disiplin, bir bilim dalıdır. Ülkemizde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uluslararası İlişkiler; özellikle İkinci Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra önem kazanan ve Birinci Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra daha çok devletin bir araya gelerek oluşturdukları yapılanmaları, o dönemde henüz devletler arası olarak nitelendirilen ancak geçmişe oranla karmaşıklaşan sorunları açıklamada hem bilim dünyasına hem de politika yapıcılara daha farklı bir bakış açısıyla yardımcı olan bir disiplin, bir bilim dalıdır.</p>
<p>Ülkemizde ise, yüzyılın son çeyreğinde öne çıkmaya başlayan bu disiplin, Batıda olduğu gibi; Siyasi Tarih, Devletler Hukuku gibi ana disiplinlerle birlikte, uluslararası örgütler, diplomasi, dış politika yaklaşımları ve uluslararası ekonomi alanlarını da kapsayan yaklaşımıyla, çok özel bir coğrafyası olan ülkemizde, hızla değişen dünyayı anlama ve uluslararası politikamızı belirleme açısından önem kazanmaktadır.<span id="more-2052"></span></p>
<p>Kitap; yukarıda kısaca çerçevesi çizilen uluslararası ilişkiler disiplinini bugüne taşıyan bilimsel alt yapıyı ortaya koyarak; uluslararası ilişkiler disiplininin tarihi temellerini, Birinci Dünya Savaşı dönemi ve İkinci Dünya Savaşı öncesinde uluslararası ortama hakim olan temel eğilimleri, İkinci Dünya Savaşı sonrasında değişen yaklaşımları ve son dönem gelişmelerle birlikte bu bilim dalının geldiği aşamayı incelemektedir.</p>
<p>Kitap, uluslararası ilişkiler disiplininin gelişmesine paralel olarak hazırlanmış yedi makaleden oluşmaktadır:</p>
<p>Makaleler, sürece bağlı olarak birbirini takip eden ve tamamlayan biçimde hazırlandığı için, özette makaleler ayrı ayrı incelenmeyecek, bir bütün olarak ele alınarak değerlendirilecektir.</p>
<p>&#8216;Uluslararası&#8217; sözcüğü ilk kez, 1789 yılında, J. Bentham tarafından Devletler Hukukuna alternatif bir sözcük olarak kullanılmıştır. &#8216;Uluslararası İlişkiler&#8217; adını taşıyan ilk kitap ise (An Introduction to the Study of International Relations) 1916&#8242;da yayımlanmıştır. Dünyada ilk kurulan Uluslar arası İlişkiler kürsüsü ise, İngiltere&#8217;de University College of Wales&#8217;de, ABD Başkanı W. Wilson adına kurulmuştur.</p>
<p>Ancak, W. C. Olson&#8217;a göre, bir yanında barışın korunması, diğer yanında ise devletlerarası ilişkilerin anlaşılması ve organizasyonu için farklı bir anlayış ihtiyacından doğan uluslararası ilişkilerin temellerinin Yunanlı tarihçi Thucydides&#8217;e (M.Ö. 455-400) kadar dayandığı kabul edilmektedir.</p>
<p>Thucydides, &#8216;Peloponezya Savaşı Tarihi&#8217; adlı kitabında; Melanlıların, uyuşmazlığın hakkaniyet ilkelerine göre çözümü önerisine Atinalıların, &#8220;dünyanın mevcut halinde, adalet kurallarının güçlülerce konulduğu&#8221; cevabı verdiklerini belirtmektedir. Bu yaklaşım devletler arası ilişkilerde şu ya da bu biçimde Birinci Dünya Savaşına kadar etkisini sürdürmüştür.</p>
<p>15 nci yüzyıldan itibaren, ulus devletlerin ortaya çıkışı ile birlikte bu konularda çalışmalar yapan; N. Machiavelli, T. Hobbes, H. Grotius, J. Locke, I. Kant gibi düşünürler devletlerarası ilişkilere çeşitli açılardan bakarak, 20 nci yüzyıla damgasını vuracak olan İdealizm ve Realizm akımlarının ortaya çıkışına önayak olmuşlardır.</p>
<p>Birinci Dünya Savaşı&#8217;nın verdiği zararları gören uluslararası ortam, bu savaştan olumlu dersler çıkarmış, anlaşmazlıkların önlenmesi amacıyla uluslararası mekanizmalar oluşturma yönünde çabalarını yoğunlaştırmıştır.</p>
<p>19 ncu yüzyılda yaygınlaşan liberal düşünce akımları ile, J. Bentham, H. Grotius, J. Locke, I. Kant gibi düşünürlerin de insan düşüncelerine ilişkin yaklaşımlarının oluşturduğu &#8216;İdealizm&#8217; akımı, bireylerin temelde rasyonel ve iyi olduklarından yola çıkmaktadır. Bu akıma göre, savaşlar devletlerin varlığı ve mutlakiyetçi, otoriter biçimde örgütlenmelerinden kaynaklanmaktadır. Bu durum ise barışı korumaya dönük örgütlenmelerle aşılabilir. Bu suretle uluslararası ortam daha akılcı biçimde düzenlenebilecektir.</p>
<p>Ancak, idealistlerin savunduğu uluslararası kurumlaşmanın ve en önemli projeleri Milletler Cemiyetinin uluslararası sorunlara çözüm getirememesi, İdealizm&#8217;i sorgulayan yeni arayışlara ivme kazandırmıştır.</p>
<p>İdealizm&#8217;i &#8216;ütopyacılık&#8217; olarak niteleyen E. H. Carr, &#8216;Yirmi Yılın Bunalımı&#8217; adlı eserinde Realizm&#8217;in de temellerini atmıştır. Ancak İkinci Dünya Savaşı sonrasında Realizm&#8217;in gelişmesinde ve uluslararası ilişkilerin şekillenmesinde H. J. Morgenthau&#8217;nun önemi büyüktür. Morgenthau&#8217;ya göre, uluslar da bireyler gibi çıkarlar peşinde koşar. Uluslararası ilişkilerde temel unsur devlettir. Devletler arasındaki ilişkileri ise &#8216;ulusal çıkar&#8217; ve &#8216;ulusal güç&#8217; kavramları belirler.</p>
<p>Gerek İdealizm gerekse Realizm uluslararası ilişkilerde etkilerini halen sürdürmektedir. Günümüz uluslararası ortamında ulusal çıkar ve güç kavramlarının önemi ortadadır. Öte yandan İdealizm&#8217;in etkisini bölgesel ve küresel bütünleşme çabalarında görmek mümkündür.</p>
<p>Kitapta ayrıca; günümüzde Realizm&#8217;in eksik yönlerinin nasıl giderilebileceği, bu disiplinin hangi bilim dallarından yararlanarak daha etkin önermelerde bulunabileceğine ilişkin tartışmalara da yer verilmiştir.</p>
<p>Kitabın; konuyla ilgili temel bir başvuru kaynağı olduğu değerlendirilmektedir. </strong><br />
<!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/devlet-sistem-ve-kimlik-kitap-ozeti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deniz Gücünün Tarih Üzerindeki Etkisi kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/deniz-gucunun-tarih-uzerindeki-etkisi-kitap-ozeti-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/deniz-gucunun-tarih-uzerindeki-etkisi-kitap-ozeti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jun 2008 08:24:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[d]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/deniz-gucunun-tarih-uzerindeki-etkisi-kitap-ozeti-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Amiral Alfred T. MAHAN, bu çalışmasında dünya hakimiyeti kurmada bütün tarih boyunca hakim rolü deniz gücünün oynadığını ortaya koyar. MAHAN&#8217;a göre ülkede refah ve emniyeti mümkün olan en üst seviyeye çıkarmak ve dünya siyasetinde söz sahibi olmak arzusunda olan her devlet için deniz hakimiyetini elde etmek esastır. Sahili bulunmayan devletler, gücü ne olursa olsun, gerilemeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Amiral Alfred T. MAHAN, bu çalışmasında dünya hakimiyeti kurmada bütün tarih boyunca hakim rolü deniz gücünün oynadığını ortaya koyar. MAHAN&#8217;a göre ülkede refah ve emniyeti mümkün olan en üst seviyeye çıkarmak ve dünya siyasetinde söz sahibi olmak arzusunda olan her devlet için deniz hakimiyetini elde etmek esastır. Sahili bulunmayan devletler, gücü ne olursa olsun, gerilemeye ve yıkılmaya mahkumdurlar. Çünkü kara, MAHAN&#8217;a göre, &#8220;baştanbaşa engel demektir, deniz ise açıklık ve kolaylık zeminidir&#8221;. Bu açıklığı deniz kuvvetleriyle kontrolü altına almayı beceren ve güçlü bir deniz ticaret filosunu elinde bulunduran bir ülke dünyanın bütün zenginliklerinden istediği gibi faydalanabilir.<span id="more-2051"></span></p>
<p>MAHAN&#8217;ın bu fikirleri çoğunlukla 1886 yılında küçük bir subay grubuna ders verdiği deniz akademisinde olgunlaşmışlar ve dört yıl sonunda &#8220;Tarihin Akışı Üzerinde Deniz Gücünün Etkisi&#8221; adı altında vücut bulmuşlardır. MAHAN&#8217;ın şöhretinin asıl kaynağı olan meşhur kitap, özü itibarıyla, onyedinci yüzyıl ortasından Napolyon savaşlarının sonuna kadar İngiliz Deniz gücünün doğuşu ve gelişmesinin bir hikayesidir.</p>
<p>MAHAN, geniş çizgilerle büyük deniz güçlerinin yükselişi ve çöküşünü anlatmaya başlıyor, denizde güç kazanmak isteyen bir milletin sahip olması gereken şeyleri bir takım ayrıntılar vererek gözden geçiriyor. Bu gerekli şeylerin altı tane olduğunu söylüyor: Coğrafi mevki, fiziki olgunluk, arazi genişliği, nüfus, halkın karakteri ve hükümetin karakteri.</p>
<p>MAHAN&#8217;nun yorumuna göre, deniz gücü donanma gücünden çok fazla bir şeydir, deniz gücü içine sadece savaş gemileri değil ticari denizcilik ve kuvvetli bir anavatan girer. &#8220;Deniz gücünün tarihi bir milletin deniz üstünde veya deniz yoluyla büyüklüğünü mümkün kılan herşeyi içine alan geniş bir konu olmakla birlikte, esas itibariyle bir askeri tarihtir&#8221; diyor. Yine de donanmaların, seferlerin ve savaşların sadece amaç uğrundaki araçlar olduğunu belirtiyor. İhtişamlı bir ticaret bahriyesi ve başarılı bir donanmanın biri olmazsa öbürü olamaz. Milletin zenginliği ikisine de bağlıdır.</p>
<p>Coğrafi mevkiden bahsederken şu noktaların birinci derecede önemli olduğunu söylüyor: &#8220;sınırları karada olan bir ülkeye kıyasla, kendini ne karadan savunma zorunda kalan ne de topraklarını kara yoluyla genişletmek durumunda bulunan bir ülke&#8221; coğrafi bakımdan çok büyük avantajlara sahiptir. Bunun misallerini bir tarafta İngiltere, bir tarafta Fransa, Hollanda vermektedir. Merkezi mevkide bulunmak, yani büyük ticaret yollarına yakın limanlara ve muhtemel düşmanlara karşı girişilecek savaşlar için kuvvetli üslere sahip olmak stratejik bakımdan büyük avantaj sağlar. Burada yine İngiltere Manş denizine ve Kuzey Denizi ticaret yollarına hakimiyeti dolayısıyla, üstünlük kazanabilmiştir.</p>
<p>MAHAN ikinci unsuru, yani fiziki olgunluğu ele alırken de şunları söylüyor: &#8220;Bir ülkenin deniz sahili onun sınırlarından birini teşkil eder; bir sınırın gerideki bölgeye ulaşma hususunda verdiği kolaylık ne kadar çoksa, bir milletin diğer ülkelerle bu yoldan münasebete girme eğilimi o kadar fazla olur.&#8221;</p>
<p>Bir milletin bir &#8220;deniz gücü&#8221; olarak gelişmesini sağlayan üçüncü ve son tabii şart ise arazinin genişliğidir. MAHAN burada &#8220;bir ülkenin sahip olduğu kilometre kare toprağı değil, deniz sahilinin uzunluğu ve tabii limanlarının özelliklerini&#8221; kastediyor. Bir ülkenin nüfusunun onun deniz sahili genişliğine oranı da çok önemlidir. Bu noktaya bir örnek Amerikan iç savaşından verilebilir. MAHAN deniz gücünü etkileyen üç tabii şartı, yani coğrafi mevki, fiziki olgunluk ve arazi genişliğini gözden geçirdikten sonra, ülke halkı ve hükümeti üzerinde duruyor.</p>
<p>MAHAN&#8217;ın deniz gücü konusunda önemli saydığı beşinci unsur bir halkın milli karakteri ve kabiliyetidir. &#8220;Hemen hemen istisnasız bir şekilde tarih bize gösteriyor ki,&#8221; şu veya bu şekilde büyük deniz gücü olmuş bir milletin ayırdedici özelliklerinden biri de onun ticarete karşı kabiliyetidir. MAHAN&#8217;ın kanaatine göre bir milletin dehası da sağlam sömürgeler kabiliyetinden anlaşılır. Bu bakımdan İngilizler Fransızlar&#8217;a üstündürler, çünkü &#8220;İngiltere sömürgecileri yeni girdikleri ülkelerde tabii olarak ve kolayca yerleşmişler, kendi menfaatlerini oranın menfaatleriyle bir tutmuşlar ve geldikleri vatan ile duygusal bağlarını devam ettirmekle birlikte, oraya dönmek için hiç de acele etmemişlerdir.&#8221;</p>
<p>Nihayet, MAHAN bir ülkenin hükümetinin ve müesseselerinın karakterini deniz gücünün gelişmesiyle ilgisi açısından ele alıyor. Onun kanaatine göre hükümet şekli ve idarecilerin karakteri &#8220;deniz gücünün gelişmesi üzerinde çok belirgin bir tesir meydana getirmemiştir.&#8221; MAHAN demokratik idare şeklini tercih etmekle birlikte şunu da belirtmekten geri durmuyor: &#8220;Akıllıca ve istikrarlı bir şekilde yürütülen despotik idareler bazı devirlerde hür bir ülkenin yavaş işleyen idare mekanizmasıyla yapılabilecek olandan daha büyük bir verimlilikle büyük bir deniz ticareti ve parlak bir donanma kurmuşlardır. Bütün zorluk belirli bir diktatörün ölümünden sonra devamlılığı sağlama noktasında ortaya çıkmaktadır.&#8221; Çeşitli hükümetlerin icraatlarının deniz gücü olmakla ilgisi bakımından geniş bir tarihi incelemesini verdikten sonra, hükümet etkisinin iki yolda kendini gösterdiğini söylüyor. Birincisi barış zamanında ikincisi ise savaş zamanındadır.</p>
<p>Deniz gücünü etkileyen altı temel noktayı böylece gözden geçirdikten ve üzerinde fikir yürüttükten sonra MAHAN kitabın geri kalan kısmını 1660-1783 arasında Avrupa&#8217;daki deniz savaşlarını ayrıntılı bir şekilde incelemeye ayırmıştır.</p>
<p>MAHAN&#8217;ın bütün kitap boyunca rastlanan temel tezi şudur: Deniz gücü ile kara gücü arasındaki mücadele bir memleketin denizden kuşatılması ona karşı yenilmez bir kara ordusu çıkarmaktan daima daha etkili olmuştur.</p>
<p>Sonuç olarak; kitapta, XX. yüzyılın başlarında Amerikalı Amiral Alfred T. MAHAN tarafından ortaya atılan jeopolitik egemenlik teorisi ele alınmaktadır. Bu teoriye göre denizlere egemen olan devlet, bütün dünyanın egemenliğine sahip olacaktır. Nitekim Avrupalı devletlerin denizaşırı sömürgeciliğinin en ileri noktaya ulaştığı dönemde yazdığı &#8220;Deniz Gücünün Tarih Üzerindeki Etkisi&#8221; adlı kitabında MAHAN esas olarak dönemin en büyük deniz gücü ve &#8220;üzerinde güneşin batmadığı&#8221; bir sömürge imparatorluğuna sahip İngiliz İmparatorluğunu incelemiştir.</strong><br />
<!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/deniz-gucunun-tarih-uzerindeki-etkisi-kitap-ozeti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DERVİŞ İLE TİLKİ</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/dervis-ile-tilki.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/dervis-ile-tilki.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Jun 2008 09:33:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[d]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/hikayeler/dini-hikayeler/dervis-ile-tilki.html</guid>
		<description><![CDATA[Dervişin  biri gezerken ayaksız bir tilki gördü, hayrete düştü. &#8216;Nasıl yaşar bu hayvan, ne yer ne içer?&#8217; diyerek, Allah&#8217;ın lütfuna hayran oldu. Derken bir arslan çıkageldi, ağzında çakal taşıyordu. Görkemli ve korkunç hayvan avının bir kısmını yedi, doyunca kalanını bırakıp gitti. Tilki artığa doğru sürünerek yaklaştı ve afiyetle yiyip karnını doyurdu.  Tilkinin yiyeceğinin ayağına geldiğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="font-family: arial narrow; text-align: justify">Dervişin  biri gezerken ayaksız bir tilki gördü, hayrete düştü. &#8216;Nasıl yaşar bu hayvan, ne yer ne içer?&#8217; diyerek, Allah&#8217;ın lütfuna hayran oldu.</p>
<p style="font-family: arial narrow; text-align: justify">Derken bir arslan çıkageldi, ağzında çakal taşıyordu. Görkemli ve korkunç hayvan avının bir kısmını yedi, doyunca kalanını bırakıp gitti. Tilki artığa doğru sürünerek yaklaştı ve afiyetle yiyip karnını doyurdu.<span id="more-1979"></span> </p>
<p style="font-family: arial narrow; text-align: justify">Tilkinin yiyeceğinin ayağına geldiğini gören Derviş, kendi kendine: &#8216;Bir tilkinin rızkını ayağına gönderen Allah, benimkini neden göndermesin?&#8217; diyerek, çalışmasına gerek olmadığını, bir köşeye çekilip oturabileceğini düşündü.</p>
<p style="font-family: arial narrow; text-align: justify">Düşündüğü gibi de yaptı: &#8216;Rızkım Allah&#8217;ın görünmeyen hazinesinden gelir, gayret etmem gerekmiyor.&#8217; diyerek beklemeye başladı.</p>
<p style="font-family: arial narrow; text-align: justify">Bekledi, bekledi&#8230; Ne gelen ne giden&#8230; Günler geçip gitti. Derviş zayıfladı, eridi, bir deri bir kemik kaldı. Güçsüz ve bitkin bir haldeyken, bulunduğu mescidin mihrabından bir ses duydu:</p>
<p style="font-family: arial narrow; text-align: justify">&#8216;Ey tembel adam!&#8217; diyordu ses, &#8216;kendini ayaksız bir tilkiye benzeterek neden miskin miskin oturuyorsun? Kalk! Yırtıcı arslan ol. Başkasının artığına göz dikmeyi bırak. Sana yakışan artık yemek  değil, artık bırakmaktır.</p>
<p style="font-family: arial narrow; text-align: justify">Gücüyle arslan gibi olan, başkasından yiyecek bekler mi? Haydi kalk! Kolları sıva. Çalış ve rızkını kazan. Hem kendin ye, hem muhtaçlara yedir.&#8217;</p>
<p style="font-family: arial narrow; text-align: justify">Ey genç insan!</p>
<p style="font-family: arial narrow; text-align: justify">&#8216;Elimi tutun&#8217; diyerek başkasına el uzatma!</p>
<p style="font-family: arial narrow; text-align: justify">Çalışmayan insanın kafasında beyin yoktur. Onların başları kuru bir deriden ibarettir.</p>
<p style="font-family: arial narrow; text-align: justify">Allah&#8217;ın kullarına iyilikte bulunan, iki cihanda da iyilik görür.<br />
Yaşlıya yoksula yardım elini uzat!<br />
Allah, başkasının mutluluğu için çalışanın yardımcısıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/d/dervis-ile-tilki.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

