<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitap Özetleri,Kitap Özeti &#187; g</title>
	<atom:link href="http://www.kitap-ozetleri.com/category/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kitap-ozetleri.com</link>
	<description>Kitap özetleri, kitap özeti, kitap eleştirileri, yazarlar, romanlar, hikayeler, masallar, biyografiler</description>
	<lastBuildDate>Sun, 23 Aug 2009 16:19:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Gün Ortasında Karanlık kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/gun-ortasinda-karanlik-kitap-ozeti-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/gun-ortasinda-karanlik-kitap-ozeti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 12:42:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[g]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/gun-ortasinda-karanlik-kitap-ozeti-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Yazar:Arthur KOESTLER Rubashov ülkedeki dikta rejmini değiştirmek isteyen ve Kapitalizmi savunan bir muhalif partinin kurucularından ve öncülerindendir. Devlet rejmini savunan partiden ayrılıp bu muhalif partiyi seçmiştir. Rubashov devlet rejmine karşı geldiği ve rejimi değiştirmek istediği için yakalanır ve hücreye kapatılır. Bir gün Rubashov hücresinde uyurken kapı şiddetli bir şekilde yumruklanmaya başlar ve içeriye Alman Diktatörlüğünün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p id="linkz01">
<p id="post_message_14153122"><strong>Yazar:Arthur KOESTLER</p>
<p>Rubashov ülkedeki dikta rejmini değiştirmek isteyen ve Kapitalizmi savunan bir muhalif partinin kurucularından ve öncülerindendir. Devlet rejmini savunan partiden ayrılıp bu muhalif partiyi seçmiştir. Rubashov devlet rejmine karşı geldiği ve rejimi değiştirmek istediği için yakalanır ve hücreye kapatılır.</p>
<p>Bir gün Rubashov hücresinde uyurken kapı şiddetli bir şekilde yumruklanmaya başlar ve içeriye Alman Diktatörlüğünün Muhafız Gücü’ne özgü üniformalar giymiş olan üç subay girer.<span id="more-2179"></span> Yanlarında Halk Komiserliğine mensup iki memur Rubashov’u tutuklamak üzere bulunmaktadır. Rubashov alarak başka bir hapihaneye götürürler. Buradaki gardiyan Vassilij, bir zamanlar. Rubashov Partizan Komutanı iken onun yanında savaşmıştır. Rubashov burada da bir hücreye kapatılır. Bir gün muhalif partinin üyelerinden olan Richard’la karşılaşır.</p>
<p>Richard, Rubashov’un gönderdiği broşürleri dağıtmamış ve verdiği emirleri yerine getirmemiştir. Dolayısıyla Rubashov ondan şüphelenmektedir. Bu dönemde parti de güç durumdadır.</p>
<p>Bir sabah gardiyan, Rubashov’u alır ve sorgulanmak üzere İvanov’un yanına götürür. İvanov bir zamanlar Rubashov’la yan yana çalışan Tabur Komutanıdır. İvanov bu yüzden Rubashov’un kurtulmasını istemektedir ve işlediği bütün suçları inkar etmesini ister. Böylece kurtulabileceğini belirtir. Rubashov’a düşünmesi için on beş gün süre verir.</p>
<p>Bu süre içinde Rubashov, Kapıtalizmi savunan iki kişi ile tanışır. Aralarında bir dostluk başlar. Bu iki adam daha sonra idam edileceklerdir. Rubashov günlerini hücrede geçirirken bir yandan da geçmişini sorgulamaya başlar. Muhalif partiye ihanet ettikleri iddiası ile idam edilen Arlova ve Loewy’i düşünür ve kendisini suçlar. İkinci sorgulamanın günü gelir. Bu sorgulamada Rubashov devletin bu rejimle halka işkence yaptığından, toplumun denek olarak kullanıldığından bahseder. İkinci sorgulamadan da kesin bir sonuç çıkmaz. Rubashov’a yardım ettiğinden şüphelenilenTabur Komutanı İvanov idam edilir. Üçüncü sorgulamaya İvanov’un yerine yardımcısı Gletkin katılır. Gletkin’in, İvanov’a göre daha sert bir yapısı vardır ve üçüncü sorgulama başlatılır. Bu sorgulamada Rubashov’a karşı yeni suçlamalar vardır. Bu suçlamalar, fabrikalarda yeterli iş güvenliği önlemlerinin alınmayarak işçi ölümlerine sebep olması, işçileri devlete karşı kışkırtması, uçak fabrikalarında kalitesiz malzeme kullanımı sonucunda uçak kazalarının olması, düşman bir ülkeyle iş birliği yapmasıdır. En büyük suçlama ise lidere yani, Bir Numara ya suikast düzenlemesidir. Rubashov ilk başta bunu reddeder. Bunun üzerine Gletkin içeriye bir genç getirtir. Bu genç Rubashov’un suikast için kendisine emir verdiğini belirtir. Rubashov , zihnini biraz kurcalayınca gencin kim olduğunu hatırlar. Bu genç, orduda beraber çalıştığı ve dostu olan Profesör Kieffer’i oğludur. Genç, Rubashov ile babasının sık sık bir araya gelerek Bir Numarayı devirmek için konuşmalar yaptıklarını belirtir. Rubashov sorgulama sonunda ifadesinin altını imzalar. Gletkin, Rubashov’dan, yanlış ifade vererek her şeyi inkar etmesini ister. Böylece beraat edebileceğini belirtir; fakat Rubashov görev aşkıyla, işlediği bütün suçların arkasında durur. Son sorgulamanın ardından karşı devrimci harekette bulunduğunu ve yabancı bir ülkeyle iş birliği yaptığını belirten ifadeyi imzalar.</p>
<p>Duruşma günü gelir. Halk savcısı, Rubashov’u sorulamaya başlar. Her şeyi inkar etmesi hayatını kurtaracaktır; fakat Rubashov bunu yapmaz. Sonuç açıklanır. Karar idamdır. Rubashov deniz kenarında ıssız bir bölgeye götürülür. Son arzusu sorulur ve başına bir kurşun sıkılarak öldürülür.</strong></p>
<p><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/gun-ortasinda-karanlik-kitap-ozeti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gümüş Patenler / Elızabeth DODGE kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/gumus-patenler-elizabeth-dodge-kitap-ozeti-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/gumus-patenler-elizabeth-dodge-kitap-ozeti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 20:23:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[g]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/gumus-patenler-elizabeth-dodge-kitap-ozeti-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Hans ve Gretel, babaları bir sel felaketinde baraj duvarlarını sağlamlaştırmaya uğraşırken talihsiz bir kazaya uğrayan ve bunun sonucu olarak kendini bilmez bir şekilde yatan fakir bir ailenin iki çocuğudur. Babanın sağlığında ailenin maddi durumu orta halli hatta zengin sayılabilir. Çünkü; baba çok çalışmakta, zor günler için gereksiz harcamalardan kaçınıp sürekli para biriktirmektedir. Aile ayda bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hans ve Gretel, babaları bir sel felaketinde baraj duvarlarını sağlamlaştırmaya uğraşırken talihsiz bir kazaya uğrayan ve bunun sonucu olarak kendini bilmez bir şekilde yatan fakir bir ailenin iki çocuğudur. Babanın sağlığında ailenin maddi durumu orta halli hatta zengin sayılabilir. Çünkü; baba çok çalışmakta, zor günler için gereksiz harcamalardan kaçınıp sürekli para biriktirmektedir. Aile ayda bir altın ayırarak hem bir para kesesi, hem de eski bir çorabın içini doldurmuştur. Baba kazadan hemen önce bir arkadaşından şüphelenerek kimseye haber vermeden, uzun uğraşlar sonucu biriktirmeyi başardığı bin altını saklamıştır. Tam eşi Meitje’e sakladığı altınların yerini söyleyecektir ki, kendisinin tam on yılına mal olacak baraj duvarlarının tamiratıyla bizzat ilgilenmek ister. <span id="more-2161"></span>Ayrıca baba evden ayrılmadan hemen önce eşine birde saat vermiş, kendisinden bunu iyi saklamasını istemiş, eşinin şaşkınlığı karşısında saatin hikayesini dönünce anlatacağını belirtip aceleyle yola çıkmıştır. Ne var ki; o talihsiz kaza meydana gelmiş, babanın hafızasıyla beraber paralar ve sırlar da karanlığa gömülmüştür.<br />
Bu olay esnasında Hans beş, Gretel ise iki yaşındadır. Çocuklar annenin olağanüstü gayretleriyle büyümüş, ailenin yaşam standardı ise iyice düşmüştür. Öyle ki ısınmak için turbaları, yemek için ekmeği zor bulmaktadırlar. Bu yokluk içerisinde Hans onbeş yaşında, yaşına göre iri ve gürbüz bir erkek, Gretel ise on iki yaşında, zayıf ve çelimsiz bir kız çocuğu olmuştur. Yaşadıkları kulübenin 1 km. ilerisindeki gölde buz üzerinde danseder gibi kayan çocukları gördükçe içleri gitmekte ama paten alacak paraları olmadığı için Hans’ın tahtadan yaptığı patenlerle idare etmek zorundadırlar. Ev işlerinden ve çalışmaktan arta kalan 1-2 saatlik zamanlarında, bu gıcırdayan tahta patenlerle kaymak en büyük zevkleridir. Yaşıtları onları küçümsemekte, fakir diye aralarına almamaktadırlar. Hans ve Gretel ise almış oldukları iyi terbiyeden ve çok onurlu olmalarından dolayı kimseye ne sıkıntılarını anlatmakta, ne de kimsenin yardımını kabul etmektedir. Sadece çok iyi yürekli bir kız olan Hilda ve en az onun kadar iyi yürekli Piyer onlarla ilgilenmekte, durumlarına üzülmektedir. Birkaç kez çocuklara yardım etmek istedilerse de bu çabaları boşa gitmiştir. Yalnız Hilda, Hans’ın kardeşine yaptığı çok güzel işlemeli ağaç kolyeden kendisine de yaptırmış, ancak bu yolla yardım kabul ettirebilmiştir.<br />
Kasabada çok büyük bir paten yarışı yapılacaktır. Hans ve Gretel bu yarışmaya katılmayı çok istedikleri halde patenleri ve paraları olmadığı için katılamayacaklardır. Ancak Hans Hildaya yaptığı kolyeden elde ettiği parayla kardeşine bir paten alır. Kendisi de çok istemesine rağmen kardeşinin mutluluğu daha önemlidir. Hans kazananın gümüş patenlerle ödüllendirileceği yarışmayı ve ödülü düşünmeksizin Gretel’in mutlu olmasını istemiş, yarışmaya girmemiştir.<br />
Bu esnada baba iyice saldırganlaşmış, bir keresinde eşi Meitje’i ocağa atmak istemiştir. Bir şans eseri Hans çarşıya giderken Hollanda’nın en iyi cerrahı olan Dr. Boehman ile karşılaşır. Dr. Boehman, Hans’ı ilk görüşte dilenci zannetmesine rağmen daha sonra çocuğun samimiyetine inanır ve babasının tedavisini kabul eder. Nitekim bir hafta geçmeden ameliyat gerçekleştirilir. Babanın hafızası yerine gelmiş, hasta iyileşmeye başlamıştır. Doktor bu işlem karşılığında hiçbir ücret kabul etmemiştir. Bu arada yarışlar yapılmış, Gretel kızlar arasında birinci olmuştur. Erkekler arasında da Hans, Piyer’in kazanması için uğraş vermiş ve bunda da başarılı olmuştur.<br />
Baba kazadan önce eşine emanet ettiği ve saklamasını istediği saati tekrar görmek ister. Hastasını kontrol için gelen Dr. Boehman, saatin üzerindeki yazılar okununca şaşkına döner. Çünkü bu saat onun yıllar önce kaybettiği oğluna aittir. Ralf Brinker eşine ve doktora saatin sırrını anlatır :<br />
Saatin üzerinde L.J.B. yazmaktadır. Kazadan hemen önce onbeş yaşlarındaki bir çocuk Ralf Brinker’in bindiği kayığa koşarak gelir ve kendisini bir iki km. ileriye götürmesini ister. Ralf Brinker kayıkçı olmadığını ne kadar söylediyse de dinletemez ve çaresiz çocuğu on km. kadar götürür. Çocuk cebinden çıkardığı saati babasına vermesini ister. Ayrıca babasının adresine mektup göndermesini, kendisini orada bulabileceğini söylemesini ister. Ancak hemen sonra meydana gelen kaza sonucu hafızasını yitiren Ralf Brinker’ın, iyileştikten sonra hatırlayabildiği tek şey Tom Hings diye bir isimdir. Tam bu sırada kapı çalmış, Piyer yanında iki arkadaşı olduğu halde içeri girmiştir. Ellerinde kırmızı bir kutu vardır. Kutuyu masanın üzerine bırakıp hastanın durumunu sorarlar ve kutunun Gretel’in kazandığı gümüş patenlere ait olduğunu belirtirler. Kutuyu inceleyen Hans, kırmızı deriden, gümüş işlemeli kutunun üzerindeki yazıyı farkeder. Dikkatlice bakıp Tomas Hings yazısını seslice okur. Piyer’in arkadaşlarından birisi Tomas Hings diye birini tanıdığını, O’nun Birmingham’da yaşlı bir deri ustası olduğunu söyler. Bunu duyan Ralf Brinker birden Dr. Boehman’ın oğlunun Birmingham da Tomas Hings ‘in yanına gideceğini anımsar.<br />
Dr. Boehman’ın oğlu, babasının yanında stajyer olarak görev aldığı dönemde bir hastaya yanlışlıkla yüksek dozda ilaç vererek ölümüne sebep olduğu için kendini affetmemiş, bu yüzden de kaçarcasına kasabadan uzaklaşmış, daha önce babasının hastalarından biri olan Tomas Higs’in yanına Birmingham’a kaçmıştır. Tomas Hings’in yanında çırak olarak işe başlamış, bir usta olunca da ustası tarafından ortak alınmıştır .Kısa bir süre sonra ustası ölür ve fabrikanın başına kendisi geçer. Artık yeni patronun ismi Loran Boehman’dır.<br />
Tomas Hings’in Birmingham’ da olduğunu öğrenen Dr. Boehman, oğluna kavuşmak için yakaladığı bu fırsatı değerlendirerek Birmingham’a doğru yola koyulmuştur bile. Tomas Hings’in fabrikasını bulur ve Loran’la karşılaşır. İlk görüşte birbirlerini tanıyan Boehman’lar birbirlerine hasretle sarılıp, bu on yıl içerisinde gelişen olayları ilk kez birbirlerinin ağzından dinlerler. Birbirlerine kavuşmanın verdiği mutlulukla kasabaya geri dönmek için yola çıkarlar. Brinker ailesinde ise hem Dr. Boehman’a olan gönül borçlarını ödemenin, hem de on yıldır çektikleri sefaletin, gün ışığına çıkan altınların bulunmasıyla sona ermesinin mutluluğu yaşanmaktadır.<br />
Ralf Brinker, Loran’ın kasabada kurduğu yeni fabrikasında dolgun ücretle işe başlamış, Hans doktorluk eğitimi almak üzere doktorun yanında kalmıştır.<br />
Yıllar sonra Hans ülkenin sayılı doktorları arasına girmiş,Gretel ise Hollanda’da güzel, ünlü ve aranan bir ses yıldızı olmuştur. Ralf ve Meitje Brinker mütevazi ve onurlu hayatlarına devam etmişlerdir. Loran Boehman ise ülkenin sayılı tüccarları arasında yerini almıştır.<br />
Yıllar önce kendilerini fakir diye hor gören çocuklar ise; kurmuş oldukları ailelerinin geleceklerinden bile şüphelidirler.<br />
Sonuç olarak unutulmamalıdır ki; insanlar fakir diye hor görülmemeli, dış güzellik yerine ruh güzelliğine bakılmalı ve her zaman ne oldum değil, ne olacağım diye düşünmelidir. Yapılan iyiliklerin asla karşılıksız kalmayacağı bilinmelidir.<!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/gumus-patenler-elizabeth-dodge-kitap-ozeti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gün Batımı kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/gun-batimi-kitap-ozeti-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/gun-batimi-kitap-ozeti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Jul 2008 15:42:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[g]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/gun-batimi-kitap-ozeti-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın en büyük en zengin ekonomilerinin geleceğinin önünü tıkayan devasa bir buzdağı var: Global yaşlanma. Bu buzdağının görünen kısmında yaşlı sayısının olağanüstü oranda artması ve genç sayısının azalması var. Gözle görünmeyen kısmında ise henüz vahameti anlaşılmamış olan bu demografik transformasyonun getireceği ekonomik ve sosyal yük yatıyor. Öyle bir yük ki vaktinde önlem alınmazsa Amerika dahil [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın en büyük en zengin ekonomilerinin geleceğinin önünü tıkayan devasa bir buzdağı var: Global yaşlanma. Bu buzdağının görünen kısmında yaşlı sayısının olağanüstü oranda artması ve genç sayısının azalması var. Gözle görünmeyen kısmında ise henüz vahameti anlaşılmamış olan bu demografik transformasyonun getireceği ekonomik ve sosyal yük yatıyor. Öyle bir yük ki vaktinde önlem alınmazsa Amerika dahil en büyük güçleri iflasa sürükleyebilir.</p>
<p>Global yaşlanmanın maliyeti bütün imkanlarımızın, hatta dünyanın tüm varlıklı ülkelerinin kolektif imkanlarının ötesinde olacak. Bu durumu bu ülkelerin liderleri de pekala biliyor. <span id="more-2149"></span>Fakat şimdiye kadarki tepkileri harekete geçmek değil, felce uğramış gibi sessiz kalmak oldu. Hemen hiçbir ülke hazırlık yapmıyor. Hiçbir ülke hiçbir şey yapmıyor.</p>
<p>Yapılması gereken reformların önünde şu engel var: liderler ne yapılması gerektiğini biliyorlar fakat seçmenlerini ürkütmek istemiyorlar. Oysa bu gidişle sosyal güvenlik harcamaları tüm devlet gelirlerinin üstüne çıkacak.</p>
<p>Vaktiyle bir bilge kişi “hayatın gerçek trajedisi herkesin kendine göre bir nedeni olmasıdır” demiş. Politikacılar da buna dahil. Emeklilik haklarında bir kesintiye veya değişikliğe girişirlerse seçmenlerini yitirmekten korkuyorlar. Yaşanan anda ortaya çıkan acil problemlere çözüm bulmak için tüm imkanları seferber etmek, gelecekteki bir sorun için şimdiden önlem almaktan daha kolay geliyor onlara. Tam bir kurbağa gibi davranıyoruz. Kurbağa kaynar suya düşerse anında dışarı fırlar. Oysa soğuksuya düşen kurbağa yavaş yavaş ısınan suda sakin sakin yüzer: ta ki pişinceye kadar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/gun-batimi-kitap-ozeti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Global Paradoks kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/global-paradoks-kitap-ozeti-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/global-paradoks-kitap-ozeti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Jul 2008 14:57:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[g]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/global-paradoks-kitap-ozeti-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Yazar : John Naisbitt 1993’ÜN 14 Martında Pireneler’de Fransa ile İspanya arasına sıkışmış 47.000 nüfuslu Andorra egemenliğini ilan etti. Artık yeni Andorra devletinin kendi uluslararası telefon kodu, olimpiyat takımı, pulu, para birimi ve BM de sandalyesi olabilecek. Nitekim Temmuz 1993’te 184. üye olarak BM’e katıldı bile. İyi ama, Avrupa ülkeleri bütünleşmeye giderken, tek bir para [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p id="linkz01">
<p id="post_message_14402056">Yazar : John Naisbitt</p>
<p>1993’ÜN 14 Martında Pireneler’de Fransa ile İspanya arasına sıkışmış 47.000 nüfuslu Andorra egemenliğini ilan etti. Artık yeni Andorra devletinin kendi uluslararası telefon kodu, olimpiyat takımı, pulu, para birimi ve BM de sandalyesi olabilecek.</p>
<p>Nitekim Temmuz 1993’te 184. üye olarak BM’e katıldı bile. İyi ama, Avrupa ülkeleri bütünleşmeye giderken, tek bir para biriminin eşiğindeyken bu bağımsızlık ta neyin nesi?<span id="more-2145"></span></p>
<p>Bu durum, dünyadaki genel eğilimin bir göstergesidir. Bugün dünyanın gidişatı bir taraftan politik bağımsızlık ve kendi kendini yönetmeye, öte yandan ekonomik ittifaklar kurmaya doğrudur. Dünya ekonomisi büyüdükçe küçük oyuncuları güçlenmekte, büyük oyuncuları küçülmektedir.</p>
<p>Yeni kabilecilik (Tribalism)</p>
<p>1993’te dünya sözlüğüne yeniden giren “kabilecilik” kavramını “milliyetçilik” kavramı ile karıştırmamak gerekir. 18. yy’dan II. Dünya savaşı sonuna kadar yaygınlaşan milliyetçilik, kişinin vatanını uluslararası ilkelerden ve bireysel çıkarlardan daha önemli tutmasıdır. II. Dünya savaşı İtalya ve Almanya’nın milliyetçiliğine son vermiş, Batıdaki gücünü de yıkmıştır. Kabilecilik ise kişinin ortak etnik kökeni, dili, kültürü, dini, hatta son zamanda mesleği paylaştığı gruba sadık kalmasıdır.</p>
<p>Bu sadakat da git gide güçlenmekte ve yaygınlaşmaktadır, zira bunlar kişinin bir gruba ait olma duygusunu güçlendirmektedir.</p>
<p><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/global-paradoks-kitap-ozeti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gençlik çaği Ruh Sağliği Ve Ruhsal Sorunlar kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/genclik-cagi-ruh-sagligi-ve-ruhsal-sorunlar-kitap-ozeti.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/genclik-cagi-ruh-sagligi-ve-ruhsal-sorunlar-kitap-ozeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2008 19:17:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[g]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/genclik-cagi-ruh-sagligi-ve-ruhsal-sorunlar-kitap-ozeti.html</guid>
		<description><![CDATA[Gençliğin Tanımı ve Toplumdaki Yeri Gençlik, çocuklukla erişkinlik arasında yer alan, gelişme, ruhsal olgunlaşma ve yaşama hazırlık dönemidir. Ergenlikle başlayan hızlı büyüme, gençlik çağını sonunda bedensel, cinsel ve ruhsal olgunlukla biter. BM Örgütünün tanımına göre genç, 15-25 yaşları arasında, öğrenim gören, hayatını kazanmak için çalışmayan ve ayrı bir konutu bulunmayan kişidir. Gerçekten gençlik hem toplumsal, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gençliğin Tanımı ve Toplumdaki Yeri</p>
<p>Gençlik, çocuklukla erişkinlik arasında yer alan, gelişme, ruhsal olgunlaşma ve yaşama hazırlık dönemidir. Ergenlikle başlayan hızlı büyüme, gençlik çağını sonunda bedensel, cinsel ve ruhsal olgunlukla biter. BM Örgütünün tanımına göre genç, 15-25 yaşları arasında, öğrenim gören, hayatını kazanmak için çalışmayan ve ayrı bir konutu bulunmayan kişidir. Gerçekten gençlik hem toplumsal, hem biyolojik, hem de ruhsal bir kavramdır.</p>
<p>Türk toplumu gerçek anlamda genç bir toplumdur. Nüfusumuzun % 60’ını 25 yaşın altındaki çocuk ve gençler oluşturmaktadır. 50 milyonluk hiç bir Batı ülkesinde nüfus içindeki gençlik kesimi bu kadar büyük değildir.<span id="more-2075"></span></p>
<p>Ülkemiz gençliği sorunsuz bir gençlik sayılabilir. Çünkü varlıklı toplumların gençlerine özgü hastalıklarına daha tutulmadı. Ülkemizde gençler arasındaki uyuşturucu kullanımı o kadar değildir. Gençlik suçluluğu da nüfusumuza ve genel suçluluk oranına göre düşüktür.</p>
<p>Gençlik yalnız olumsuzlukların toplandığı bir çağ değildir. Gençlik tatlı hayallerin, tutkuların ve idealizmin filizlendiği, sıkı arkadaşlıkların, ilk sevgilerin yaşandığı dönemdir. Yeniliğe ve ileriye doğru atılımların yapıldığı, kendini kanıtlama ve kendi kimliğini ortaya koyma çabalarının yaşandığı dönemdir. ARİSTO 2300yıl önce gençliğin özelliklerini çok çarpıcı anlatmıştır. Şöyle ki; tutkuludurlar, huysuz ve öfkelidirler. Kendilerini içtepilerine kaptırırlar; tutkularının kölesi olurlar. İsteklerinin önüne dikilen en küçük engele bile katlanamazlar. Onura, başarıya, paradan çok değer verirler. Çünkü paraya gereksinimleri olmamıştır. Eli açık ve iyilikseverdirler. Çünkü kötülükleri tanımamışlardır. Çabuk güvenir, çabuk bağlanırlar. Çünkü aldatılmamışlardır. Yüksek amaç ve hayalleri vardır; çünkü daha yaşamın sillesini yememişlerdir. Koşulların sınırlayıcı etkisini öğrenmemişlerdir.</p>
<p>Gençler yanılınca, çok yanılırlar. Sevgide de, nefrette de aşırıya kaçarlar. Her şeyi bildiklerini sanır ve onun için yanlışlarında sonuna kadar direnirler.</p>
<p>Gençlikte Arkadaşlık</p>
<p>Gençlik çağı evden kopma ve topluma açılma çağıdır. Ergenliğe giren bir gence evi dar gelmeye başlar. Ana-babanın öğütlerinden ve karışmalarından usanan genç, kendini dışarı atar. Çünkü soluk alabildiği, özgür davranabildiği yer, dışarı ortamıdır. Evle bağları gevşeyen genç kendini dışarıda bulur. Kendi gibi bağımsızlık arayan, aynı kaygıları yaşayan, benzer bocalamayı yaşayan yaşıtlarına takılır. Evinde anlaşılmadığını, değer verilmediğini, çocuk gözüyle bakıldığını sanan genç için arkadaş kümesi bir kurtuluş, bir sığınaktır.</p>
<p>Gencin sıkı arkadaşlık kurmadan topluma açılması düşünülemez. Bu bakımdan arkadaşlık ilişkileri toplumsal ilişkilere öncülük eder. Arkadaşlarca aranmak, beğenilmek ve benimsenmek, benlik saygısının önemli bir koşuludur. Genç bu ilişkilere girerek zekasıyla, spor ve sanat yetenekleriyle kendini kanıtlar.</p>
<p>Arkadaşlık kurabilmek ve sürdürebilmek başlı başına bir başarı, ruh sağlığının bir ölçüsüdür. Ailesine bağımlı, güvensiz ve sıkılgan bir çocuk okulda başarılı olabilir ama, arkadaşlık kurmada çok yetersiz olabilir. Gençlik çağında, gençlerin ruh hekimlerine başvurma nedenlerinin başında arkadaşsızlık yakınması gelir.</p>
<p>Gençlikte Benlik</p>
<p>Ben, benlik, kişilik çoğunlukla eş anlamlı olarak kullanılan kavramlardır. Kişiyi kişi yapan, başkalarından ayıran duygu, tutum ve davranışların tümünün örgütlenmiş bütünlüğünü anlatır. Her insanın ulaşmak istediği bir benlik vardır. Kişi özlediği, kendine yakıştırdığı bu ideal benlik kavramını geliştirmeye çabalar. İdeal bene yaklaştıkça mutlu olur. Kimi zaman ideal ben, bir düş, bir özlem olarak kalır. İdeal benliğe ulaşamazsa, kişi mutsuz olur. İdeal benliğin gerçek dışı olduğu durumlarda kişi bunalıma düşer, kavramını geliştirmeye çabalar. İdeal bene yaklaştıkça mutlu olur. Kimi zaman ideal ben, bir düş, bir özlem olarak kalır. İdeal benliğe ulaşamazsa kişi mutsuz olur. İdeal benliğin gerçek dışı olduğu durumlarda kişi bunalıma düşer. Kendi kendinden beklentisi çok yüksek olan kişi, genellikle bilinçdışı dürtülerin ve tutkuların buyruğundan çıkmayan kişidir.</p>
<p>Gençlikte Kimlik Karmaşası</p>
<p>Kimlik karmaşasına giren gençler, kendilerine belli bir yön veremeyen bir yerde kök salamayan gençlerdir. ERİKSON (1968) kimlik karmaşasını yaşayan genci şöyle tanımlar:</p>
<p>İnsanlara yaklaşma ve sıkı ilişkiler kurmada başarısızlık gösterir ve bunun sonucu yalnızlık çeker. Uygun olmayan rastgele kişilerle arkadaşlık eder. Çalışamama, kendini bir işe verememe, dikkatini toplama güçlüğü belirgindir. Yarışmadan kaçar ve yeteneklerine uymayan işlerde kendini tüketir. Ailenin ve toplumun onaylamadığı rollere girer. Ters ya da olumsuz kimliğe bürünür.</p>
<p>Kimlik karmaşasında kurtulmak için gençler değişik yollara başvururlar. Dış ülkelere göçüp yerleşerek, uyruk değiştirerek, din değiştirerek kendilerine yeni bir kimlik bulmaya çalışırlar.</p>
<p>Toplum içinde bir yer edinemeyen, kök salamayan ve geleceğinden de umudu kesilen genç, topluma sırt çevirebilir. Çocukluğundaki kötü örneklere dönüş yapar. ‘Madem ben sizi istediğiniz gibi olamıyorum, öyleyse istemediğiniz gibi olacağım’ der. Sınıfını, uyruğunu, dinini, ülkesini, yetiştiği ortamın tüm değer yargılarını yadsıyabilir.</p>
<p>Kimi genç de, topluma sırt çevirmek yerine topluma meydan okuyarak olumsuz kimliğini kanıtlamaya çalışabilir. Şiddet eylemcileri, teröristler bunlara örnek gösterilebilir. Bunlar içinde en çarpıcı örnek, hiç şüphesiz ki MEHMET ALİ AĞCA’dır. Zemzem kuyusuna işeyerek üne kavuşan insan gibi, o da değer verilen insanları öldürerek ünlü kişiler arasına girmiştir.</p>
<p>Aile Tiplerine Göre Çocuğa Verilen Önem</p>
<p>ÇOK SEVEN-KOLLAYAN, GEVŞEK DİSİPLİNLİ AİLE</p>
<p>Çocuğa büyük sevgiyle bağlanmışlar, tam benimsemişler. Çok sıcak verici ancak çok koruyucu ve kollayıcıdırlar. Tüm yaşamları çocuğa göre düzenlenmiştir. Yalnız çocuk için yaşıyor gibidirler; bir dediğini iki etmezler.</p>
<p>SIKI DİSİPLİNLİ, SEVECEN AİLE</p>
<p>Bu aileler de çocuklarına karşı sevecen, ilgili ve düşkündürler. Çocuğun tüm maddesel ve ruhsal gereksinimlerini karşılarlar. Çocuğun sağlığı ve öğrenimi için hiçbir özveriden kaçınmazlar.</p>
<p>BASKICI-İTİCİ SEVGİSİZ AİLE</p>
<p>Gence bu ailelerde küçükten beri yeterli sevgi ve sevecenlik gösterilmemiştir. Aile ortamı gergin, ilişkiler düşmancadır. Bol eleştiri, azar, aşağılama ve dayak vardır.</p>
<p>SEVGİSİ YETERSİZ, DİSİPLİNLİ GEVŞEK AİLE</p>
<p>Bu aileler çocuğa karşı ilgisiz, ruhsal gereksinimlerine karşı duyarsızdırlar. Çocuk ayak altında dolaşmadıkça, ağlamadıkça ya da bir muzırlık yapmadıkça ilgilenmezler.</p>
<p>PARÇALANMIŞ AİLEDE GENÇ</p>
<p>Ölüm veya ayrılık nedeniyle bölünmüş ailelerde büyüyen çocukların gençlik çağında çok değişik uyum sorunları ortaya çıkabilir. Çocukluğu babasız geçmiş bir genç erkek, genellikle bir genç kızdan daha çok sorunlarla karşılaşır.</p>
<p>SEVEN, BENİMSEYEN, DEMOKRATİK AİLE</p>
<p>Çağdaş bir ailedir. Ana-baba arasında saygı vardır. Sorunlar buyruklarla değil, konuşarak çözümlenir. Evde gerginlik yerine, ılımlı bir hava vardır.</p>
<p>GELENEKSEL, ATAERKİL AİLE</p>
<p>Geleneksel Türk ailesinde babanın tartışılmaz, salt otoritesi vardır. Evde ilk ve son sözü söyleyen babadır. Babayla çocuk arasında korkuyla karışık saygılı bir uzaklık vardır.</p>
<p>Ruhsal Hastalık Kavramı</p>
<p>Ruhsal hastalık, insanın duygu, düşünce ve davranışlarında olağan dışı sapmaların aykırılıkların bulunmasıdır diye tanımlanabilir.</p>
<p>Ruhsa hastalık belirtileri rahatsız edici, acı verici, kişiyi ve çevresini mutsuz eden türden belirtilerdir. Kişinin uyumunu bozar, ilişkilerini sarsar, çalışmasını etkiler.</p>
<p>Nevrozlar</p>
<p>BUNALTI NEVROZU</p>
<p>Bunaltı sürekli olabildiği gibi, yoğun biçimde nöbet nöbet de gelebilir. Bunaltı nöbeti geçiren bir kimse belirsiz bir korku içindedir. İçi daralır, sık sık solur, soğuk soğuk terler döker, göğüs sıkışır, boğazında lokma kalmış gibi bir tıkanma duyar, çarpıntısı vardır.</p>
<p>Çocuklukta yaşanan bunaltının en önemli nedenlerinden biri ana-babadan ayrılma, ana-babayı yitirme durumlarıdır.</p>
<p>FOBİK NEVROZ</p>
<p>Saçma, abartılmış ve gerçeğe uymayan korkulara fobi adı verilir. Korku, benliğin sağlıklı bir tepkisidir. Kişiyi tehlikelere karşı uyarır ve önlem almasını, korunma yolları aramasını sağlar. Fobik kişi, benliği tehlikeye sokmayan durum ve nesneler karşısında korkuya ve paniğe kapılır. Köpekten korkan bir kimse bir yavru xBanlandı Kelımex yanından geçse bile, dizinin bağı çözülebilir. dokunmak ya da kucağına almak ise paniğe kapılabilir.</p>
<p>HİSTERİK NEVROZ</p>
<p>Hasta, hiçbir organik bozukluğu olmadığı halde birden bacaklarının tutmadığından, ellerini kollarını oynatamadığından yakınır. Sanki birden felç olmuş gibidir. Ancak sinirlerde ve kaslarda bir bozukluk yoktur. Gündüz kolunu-bacağını oynatamayan hasta, uykudayken serbestçe oynatır.</p>
<p>OBSESİF-KOMPULSİF NEVROZ</p>
<p>Kişi, düşüncesinin saçma olduğunu bilir. Ama bunaltı çekmekten kendini alıkoyamaz. Aklından kovmaya çalışır ama başaramaz. Örneğin, bir anne yeni doğan çocuğu ile ilgili olarak aklından geçen ‘Ya çocuğumu boğarsam. Ya elimdeki bıçağı çocuğuma saplarsam’ gibi düşünceden çok büyük sıkıntı duyar.</p>
<p>DEPRESİF NEVROZ</p>
<p>Depresyon genel bir çöküntü durumudur. Depresyona giren bir kişi yaşama sevincini yitirir. Sürekli üzgün. kederli, isteksiz ve yorgundur. Günlük işler ona büyük bir yük gibi gelir. Yaptığı işten tat almaz. Gülmeyi unutmuş gibidir. Canı konuşmak istemez.</p>
<p>Psikozlar</p>
<p>ŞİZOFRENİ</p>
<p>Şizofreni, genç yaşlarda başlayan düşünce, duygu ve davranışlardaki ağır bozukluklarla birlikte giden, kişinin ruhsal dengesini ve uyumunu bozan bir psikozdur. Genellikle ergenlik çağı ile 45 yaş arasında ortaya çıkar. En yaygın psikoz türüdür. Hastaneye başvuranların % 20’sini oluşturur.</p>
<p>MANİK-DEPRESİF PSİKOZ</p>
<p>Hasta, depresyona girdiği zaman, tam bir çöküntü içinde görünür. Yemez-içmez, uyumaz; insanlardan kaçar. Bezgin, üzgün ve elemlidir. Çalışma gücünü yitirmiştir. Hasta, suçluluk duygusu çeker. Öyle ki hasta ikinci Dünya Savaşı’nın kendi yüzünden çıktığını söyleyecek kadar gerçekten kopabilir.</p>
<p>Ruhsal Tedavi</p>
<p>Ruhsal tedavi (Psikoterapi) ruhsal bozuklukları konuşma yoluyla düzeltmeyi ve iyileştirmeyi amaçlayan tedavi biçimidir. En yoğun tedavi biçimi Psikanaliz’dir. Bu tedavide hasta divana uzanarak değil, hekimle yüzyüze konuşarak tedavi edilir.</p>
<p>Hastanın beklentileriyle hekimin amaçları çelişiyor, tedavi süreci verimli olmaz. İyi bir arkadaşla dertleşme, sorunlarını paylaşma ve dayanışma bir ölçüde ruhsal tedavidir. Hekimin hastasını tanımasından daha önemlisi hastanın kendi kendini tanımasıdır. Hastanın yardım almaya istekli ve işbirliğine yatkın olması, ruhsal tedavide ön koşuldur. Hekimlikte hastanın isteğine karşın tedavi uygulanamaz.</p>
<p>Gençlerle ruhsal tedavi sürdürülürken, ana-babalarla düzenli ya da belli aralıklarla görüşmeler yapmak gerekir. Genç, ana-babası arasında kalırsa, tedavinin etkisi olmaz. Örneğin tutucu bir aileden gelen bir genci, daha bağımsız davranmaya yöneltmek, gençle ana-babanın daha çok çatışmasına yol açar. Böyle bir durumda tedavi son bulur<!-- / message --><!-- edit note --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/genclik-cagi-ruh-sagligi-ve-ruhsal-sorunlar-kitap-ozeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelecek Binyılda Yönetim kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/gelecek-binyilda-yonetim-kitap-ozeti-4.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/gelecek-binyilda-yonetim-kitap-ozeti-4.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jun 2008 08:18:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[g]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/gelecek-binyilda-yonetim-kitap-ozeti-4.html</guid>
		<description><![CDATA[Yazar, &#8220;Gelecek Bin Yılda Yönetim&#8221; adlı kitabında gelecekteki iş hayatı ve buna bağlı olarak gelecekteki işletmelerin yapıları, faaliyetleri, yönetim şekilleri, çalışanları ve yöneticileri hakkında tahminlerde bulunuyor. Bu tahminleri yaparken de küreselleşmeyi, yoğun bir rekabet ortamını ve hızlı bir değişimi de göz önüne alarak başarıya ulaşmak için nasıl bir yol izlenilmesi gerektiğini anlatıyor. Bu kitap özellikle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yazar, &#8220;Gelecek Bin Yılda Yönetim&#8221; adlı kitabında gelecekteki iş hayatı ve buna bağlı olarak gelecekteki işletmelerin yapıları, faaliyetleri, yönetim şekilleri, çalışanları ve yöneticileri hakkında tahminlerde bulunuyor. Bu tahminleri yaparken de küreselleşmeyi, yoğun bir rekabet ortamını ve hızlı bir değişimi de göz önüne alarak başarıya ulaşmak için nasıl bir yol izlenilmesi gerektiğini anlatıyor.</p>
<p>Bu kitap özellikle üç grubu hedef almaktadır: Üst düzey yöneticiler kendi düşünce ve fikirlerinin bir çoğunun, çağımızın en önemli yönetim düşüncelerince doğrulandıklarını görmekle kalmayacaklar, aynı zamanda motivasyon ve ödül sistemleri konularında, baskı altındaki elemanlarının hoşlarına gidecek pratik fikirler bulacaklardır.<span id="more-2044"></span> İkinci bir hedef grubu olan uzmanlara ise örgüt içerisindeki rollerini nasıl daha etkin bir şekilde başarabilecekleri anlatılmaktadır. Üçüncü hedef grup ise işe yeni başlayanlar ve üniversite iş idaresi öğrencileridir. Bunlara iş dünyasının nereye gittiği konusunda görüşler ve yarının iş yerlerini tanımlayacak olan yeni kurumsal gerçeklerden en iyi şekilde yararlanmak için nasıl pozisyon almaları konusunda ipuçları verilmektedir.</p>
<p>Kitap yedi bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde çok hızlı gelişen teknolojinin ve bilimin neler getireceği konusunda şimdiden tahminler yapmanın çok zor ve hatta mümkün olmadığı, ancak önümüzdeki 15 yılla ilgili temellerin şimdiden atıldığı ve bu sayede yöneticilerin geleceği görebilecekleri belirtilmektedir. Bu bölümde geleceğin kurumu ve bu kurumla birlikte çalışacak kişiler için çeşitli öngörülerde bulunulmuştur. Öngörülerin ilki ister küçük ister büyük olsun tüm şirketler küreselleşeceklerdir. İkincisi, kurumlar hiyerarşik yapılarından yalın yapılar haline geleceklerdir. Üçüncüsü, orta kademe yöneticilerine ihtiyaç kalmayacaktır. Dördüncüsü, müşteri odaklılık iyice ön plana çıkacaktır. En son olarak ise günümüzdeki sermaye olarak para anlayışının yerini bilgi alacaktır.</p>
<p>İkinci bölümde, küreselleşme ile birlikte işletmelerdeki değişim anlatılmaktadır. Küreselleşme ile birlikte merkezlerin kaybolduğu, rekabetin ise adeta bir savaşa dönüştüğü belirtilmektedir. Bu bölümde aynı zamanda orta ölçekli şirketlerin hızları sayesinde rekabet savaşından galip çıkacakları belirtilmektedir. Yazara göre dev işletmeler çok yavaş ve ağır, küçük işletmeler ise fırsatlardan yararlanmayı bilemeyecek ve buna gücü yetemeyecek kadar çok küçüktür. Bu yüzyılda bilgiye ulaşma isteği insanlara çok önemli iş fırsatları yaratacaktır.</p>
<p>Üçüncü bölümde gelecekteki işletmelerin yeniden yapılandırılmaları için Değişim Mühendisliğinden yararlanmaları gerektiği belirtilmekte ve yöneticilerin değişimden korkmamaları gerektiği anlatılmaktadır. Bu başarı için şarttır. Yazar değişim mühendisliğinin pek çok şirketin sandığı gibi kısa sürede etkisini gösteren, her derde deva bir ilaç olmadığını etkilerinin belirli bir süre sonra ortaya çıkabileceğini belirtmektedir.</p>
<p>Dördüncü bölümde ise, gelecekteki işletmelerin çalışanlarına ve yöneticilerine yatırım yapmaları gerektiği, ancak bu sayede başarıya ulaşabilecekleri anlatılmaktadır. Bilgiye ulaşabilen ve teknolojiyi kullanabilen çalışanların işletmelerin gözdesi haline geleceği ve bunların her işletmede iş bulabilecekleri ifade edilmektedir. Aynı anda pek çok görevi üstlenebilen yönetici ve uzmanların başarılı olacağı bu tür yöneticilerin yönetim tarzlarına kimsenin önem vermeyeceği belirtilmektedir.</p>
<p>Beşinci bölümde bir önceki bölümle bağıntılı olarak iş dünyasında başarılı olmanın eğitimden geçtiği belirtilmektedir. Gelecekteki işletmeler çalışanlarının eğitimiyle yakından ilgilenecekler, kendi üniversitelerini açıp uzman ve akademisyen yetiştirerek çalışanlarını burada eğiteceklerdir.</p>
<p>Altıncı bölümde müşterinin öneminden bahsedilmekte başarı için müşterinin isteklerinin her şeyin üstünde tutulması gerektiği belirtilmektedir. Müşteri odaklılık için yenilikçi ve hızlı olunması gerekmektedir.</p>
<p>Yedinci ve son bölümde bilişim teknolojisinin iş dünyasını nasıl etkileyeceği anlatılmaktadır. Bilişim teknolojisinin stratejik yönetim sürecinin temel ögelerinden birisi olacağı, böylelikle yeni iş alanları yaratılacağı ve iş yapma şekillerinin değişeceği belirtilmektedir.</p>
<p>Kitap gelecekteki işletmeler, iş dünyası ve yöneticiler üzerine çeşitli öngörülerde bulunmaktadır. Günümüzde, (2001 yılında), bu kitabın yazılmasının üzerinden beş yıl geçmiş olmasına rağmen bu öngörülerin bu kadar kısa bir sürede gerçekleşmeye başladıklarını görüyoruz</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/g/gelecek-binyilda-yonetim-kitap-ozeti-4.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

