<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitap Özetleri,Kitap Özeti &#187; h</title>
	<atom:link href="http://www.kitap-ozetleri.com/category/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kitap-ozetleri.com</link>
	<description>Kitap özetleri, kitap özeti, kitap eleştirileri, yazarlar, romanlar, hikayeler, masallar, biyografiler</description>
	<lastBuildDate>Sun, 23 Aug 2009 16:19:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Hedefe Yürürken kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/hedefe-yururken-kitap-ozeti-3.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/hedefe-yururken-kitap-ozeti-3.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 20:30:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[h]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/hedefe-yururken-kitap-ozeti-3.html</guid>
		<description><![CDATA[Birinci Bölüm: Atlar ve Sinekler Dünya çapında büyük adam olmak dünya çapında sorumluluk duymakla mümkündür. Darwin’in eseri fırtınalara sebep oldu. Fakat o eserini ihtiyatlı bir yaklaşımla kaleme almıştı. Kitabının sonraki basılışlarında şöyle der: “Bazen bir konuyu yıllarca inceledikten sonra gayet delice bir doktrine varan, sonra da bu doktrinin doğruluğuna hem kendilerini hem de başkalarını inandırmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p id="linkz01">
<p id="post_message_14357502">Birinci Bölüm: Atlar ve Sinekler<br />
Dünya çapında büyük adam olmak dünya çapında sorumluluk duymakla mümkündür. Darwin’in eseri fırtınalara sebep oldu. Fakat o eserini ihtiyatlı bir yaklaşımla kaleme almıştı. Kitabının sonraki basılışlarında şöyle der:<br />
“Bazen bir konuyu yıllarca inceledikten sonra gayet delice bir doktrine varan, sonra da bu doktrinin doğruluğuna hem kendilerini hem de başkalarını inandırmaya çalışan bazı insanları düşünüyorum da kendimin de bu manyaklardan birisi olmamdan korkuyorum.”<br />
Böyle bir insan olmak için kendisi bir katkıda bulunmadı. Fakat sonraki yıllarda bilhassa Allah’sız bir cemiyet peşinde koşan yarım akıllı bir çok yarım aydın O’nu “O manyaklardan biri haline getirdiler.”<span id="more-2165"></span><br />
Darwin’in ilmi çalışmaları için gösterdiği çalışma, yaptığı araştırmalar, katlandığı zorluklar, bugün bize araştırmaları sonunda vardığı neticeden daha doğru ve güzel şeyler söylüyorlar.<br />
Darwin’in teorilerinin yanlışlığı bugün tamamen ispat edilmiştir. Bu ispatı yapanlar da din adamlarından çok ilim adamları olmuştur.<br />
“Bir gün bir ağacın kurumuş kabuğunu gördüm. Orada iki tane hiç rastlamadığım böcek buldum. Derhal birini bir elimle, diğerini de diğer elimle yakaladım. Fakat tam o sırada başka bir cinsten seyrek rastlanır üçüncü bir böcek daha gördüm. Bu böceği kaybedemezdim. Onu yakalayabilmek için hemen sağ elimdeki böceği ağzıma attım. Fakat böcek dilimi soktu. Dilim yanmaya başladı. Çaresiz böceği tükürdüm. Hem o kayboldu. Hem ağacın üzerindeki üçüncü böcek kaçtı.”<br />
Şu üç şey: irade, çalışma ve başarı, bizim bütün hayatımızı kaplar. İrade, parlak ve mesut bir mesleğin kapılarını açar. Çalışma, eşiği atlayıp ilerlememize yardım eder. Yolculuğun sonunda erişeceğimiz başarı da bütün gayretlerimizi mükafatlandırır.<br />
“Allah” inancı, her esere can veriyor, her eseri “büyük” yapıyor. Büyük eseri idrak etmek için büyük olmak gerekir. Büyük dinleyiciler olmasaydı büyük bestekarlar olmayacaktı.<br />
Charles François Gounod en önemli eserinin adını “Ölüm ve Hayat” koymuştu. Ölümü hayattan önce düşünmesinin sebebini soranlara şu cevabı veriyordu: “-Ölüm hayat denilen hayal devresinin sonu olabilir ama o gerçek hayatın başlangıcı, ruhun ölümsüz hayatının başlangıcı demektir.”<br />
Bir öğleden sonra masasında çalışırken başı öne düştü. Ölmüştü. Karısı hemen ev halkını susturdu. ‘Aman’ dedi: “-Rahatsız etmeyin. Ölüm hayatın başlangıcı demişti.<br />
Beethoven yenilik peşinde koşmasını kıyasıya eleştirenlere karşı şöyle diyordu: “-Bir kaç sineğin ısırması, yarışı kazanmaya azmetmiş bir atı durduramaz.”<br />
1685-1750 yılları arasında yaşayan ünlü besteci Johann Sebastian Bach, Avrupa’da büyük besteciler devrinin başlangıcı olarak kabul edilmektedir.<br />
Bach şöyle diyordu: “Allah herşeyi bir ahenk içinde yaratmıştır. O’nun kulu Bach da eserlerini aynı esasa göre vermelidir. Onun için müzikte armoni önemlidir.<br />
Bach’a göre müziğin gayesi şudur: “Müziğin tek gayesi Allah’ın hoşnutluğunu kazanmaktır. Dinine bağlı herhangi bir kimse çok çalışırsa en az benim kadar başarılı olabilir.”<br />
“Allah’a bağlanan kimseler çok çalışmalıdır. İnsan, yeryüzünde çok çalışmazsa Allah’ın huzuruna rahat çıkamaz. Çok çalışmak ne demektir? Çok çalışmak ağır yükü yerden kaldırıp omuzlara almaktır. Allah’a dolu omuzlarla gidilmelidir.”<br />
İkinci Bölüm: İnsanlar ve Fırınları<br />
İnsanı insan eden huzur değil, gayrettir. Kolaylık değil, güçlüktür. İyi bir gemici en iyi tecrübesini fırtınalar ve dalgalar arasında elde eder. Cesaret, güven ve yüksek disiplin ruhu böyle kazanır.<br />
Dikkatsiz bir insan için Rus atasözü şöyle der: “Ormanda yürür de yakılacak ağaç göremez.” tünelini yapan Sir Isambard Brunor küçük bir gemi kurdunun hareketlerinden ilham almıştır. Sir Brunor bu küçücük mahlukun iyi teçhiz edilmiş başıyla tahtayı önce bir istikamette kemirerek tünel açtığını, tünel tamamlanınca da bunun çatısı ile yan duvarlarını bir nevi vernikle nasıl cilaladığını görmüş. İşte kurdun bu hareketini büyük ölçüde kopya edince Sir Brunor, Thames üzerindeki büyük eserini meydana getirmiştir.<br />
Günde boş harcanan saatlerden sadece bir tanesinden faydalanmasını bilse alelalde kabiliyetteki bir insan bile bilgilerden birine tamamen hakim olabilir.<br />
Zamanın meyve vermeden geçip gitmesine müsaade edilmemelidir. Mason Good Londra da hastalarını ziyarete giderken araba içinde Lucretius’u tercüme etti. Dr. Burney müzik dersi vermek için at sırtında bir öğrencinin evinden öteki öğrencinin evine gittiği sırada Fransızca öğrenmiştir.<br />
Robert Southey diyor ki:<br />
“Hastalığa karar vermiş olanlar için tedavi yoktur. Görevini yapan hiç kimse dünyanın sıkıntılarından şikayet etmez. Sıhhati, elleri, gözleri ve zamanı olan öğrenim görmüş bir insan amacına ulaşamamışsa, Allah’ın verdiği bu nimetlere layık olamamış demektir.”</p>
<p><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/hedefe-yururken-kitap-ozeti-3.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hiçbir Aşk Hiçbir Ölüm kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/hicbir-ask-hicbir-olum-kitap-ozeti-4.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/hicbir-ask-hicbir-olum-kitap-ozeti-4.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 20:28:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[h]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/hicbir-ask-hicbir-olum-kitap-ozeti-4.html</guid>
		<description><![CDATA[Simden, kocası Ömer’in bir erkekle ilişkiye girmesi ve Ömer’in o erkeği seçmesi sebebiyle boşanma durumundadırlar. Simden’in annesi Sara, uyku ilacı ve alkol aldığı bir gece elinde sigarayla uyuya kalmış ve yanmıştır. Hastaneye kaldırılır. Çok güzel olan Sara’nın hayatından birçok erkek geçmiştir. İlk gençlik yıllarında Amerika’lı bir çavuşla beraber olur; bu onun ilk birlikteliğidir. Aylarca süren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p id="linkz01">
<p id="post_message_14357552">Simden, kocası Ömer’in bir erkekle ilişkiye girmesi ve Ömer’in o erkeği seçmesi sebebiyle boşanma durumundadırlar. Simden’in annesi Sara, uyku ilacı ve alkol aldığı bir gece elinde sigarayla uyuya kalmış ve yanmıştır. Hastaneye kaldırılır. Çok güzel olan Sara’nın hayatından birçok erkek geçmiştir. İlk gençlik yıllarında Amerika’lı bir çavuşla beraber olur; bu onun ilk birlikteliğidir. Aylarca süren bu ilişkiden sonra çavuş ona bir mektup bırakıp ülkesine döner. Sara bu olayla sarsılmıştır; fakat ilişkilerin geçici olabileceğini görür. Sara, İstanbul’a İngiliz Edebiyatı eğitimini almak için gider. <span id="more-2163"></span>Simden’in babasıyla tanışır ve evlenirler. Fakat Sara artık çekilmez gelen bu ilişkiden dolayı intihara teşebbüs eder, fakat kurtarılır. Savcı olan kocası adını lekelediği için onu boşar. Simden’e annesinin öldüğü söylenir. Simden okuldayken birgün annesi gelir ve yaşadığını öğrendiği annesinin yanına sık sık gitmeye başlar. Annesi o zaman zengin bir adamla evlidir. Sara ve Simden pek anlaşamamışlar, birbirlerine duygularını açamamışlardır. Annesinin yanarak ve hastanede acı çekerek ölmesi Simden’i sarsmıştı. Annesinden bayağı miras kalmıştı. Simden, annesinin evine yerleştiğinde bir rüya görür. Rüyasında bir kadınla ilişkiye girer. Düşlerin yaşamın ve isteğin sınırsızlığını gösterdiğini hisseder.</p>
<p><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/hicbir-ask-hicbir-olum-kitap-ozeti-4.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pat MESITI (Elmas Canan KARDERİN)-Hayalleri Olanlar Asla Uyumaz kitap özet</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/pat-mesiti-elmas-canan-karderin-hayalleri-olanlar-asla-uyumaz-kitap-ozet.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/pat-mesiti-elmas-canan-karderin-hayalleri-olanlar-asla-uyumaz-kitap-ozet.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jul 2008 06:26:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[h]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/pat-mesiti-elmas-canan-karderin-hayalleri-olanlar-asla-uyumaz-kitap-ozet.html</guid>
		<description><![CDATA[Hayatta herhangi bir işe başlamadan önce, çok güçlü bir etkeni aşmak zorundasınız: Kendi önyargılarınız. Size bir kalıp veren şey, hayat, kendiniz, yetenekleriniz, aileniz ve arkadaşlarınız hakkındaki düşüncelerinizdir. Eğer kazanmayı ister ama yapamayacağınızı düşünürseniz, kazanamayacağınız hemen hemen kesindir. Hiçbir şeye önyargıyla yaklaşmamak gerekir. Bu ilke hayatın her alanı için geçerlidir. Söz konusu olan ister bir iş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatta herhangi bir işe başlamadan önce, çok güçlü bir etkeni aşmak zorundasınız: Kendi önyargılarınız. Size bir kalıp veren şey, hayat, kendiniz, yetenekleriniz, aileniz ve arkadaşlarınız hakkındaki düşüncelerinizdir. Eğer kazanmayı ister ama yapamayacağınızı düşünürseniz, kazanamayacağınız hemen hemen kesindir.</p>
<p>Hiçbir şeye önyargıyla yaklaşmamak gerekir. Bu ilke hayatın her alanı için geçerlidir. Söz konusu olan ister bir iş teklifi, isterse birini sosyal çevrenize dahil etmek olsun, insanlar her zaman sandığınız kadar olumsuz tutumlara sahip olmazlar. Önyargılarınızı değiştirin!<span id="more-2134"></span></p>
<p>Zaman içinde hepimiz zihnimizde sığınaklar inşa eder ve zorlukla karşılaştığımızda oraya sığınırız. Daha önce bir konuda başarısız olduysak, “bilgisayar”ımız hemen “o konuda iyi değilsin” der ve ondan uzak dururuz. Ama bilgisayarlar gibi zihinlerimiz de yeniden programlanabilir. Bunu iyi yapmanın yollarından biri, günlük onaylamalardır.</p>
<p>Kısaca önyargılar yaşamınızı ve gelişiminizi etkiler, önyargılarınızı değiştirebilirsiniz. Başkalarına önyargıyla yaklaşmayın. Hayalleri olan insan çok güçlüdür, zihninizi yeniden programlamak için günlük onaylama sözleri … konusunda iyiyim, … sahibim, … yapabilirim” ve benzeri sözleri kullanın.</p>
<p>Olaylar istediğiniz gibi gelişmiyorsa, bu bir değişime ihtiyaç olduğunu gösterir. Daha önce yapılanları yaparak farklı sonuçlar almak imkansızdır. John F. Kennedy “Değişim hayatın yasasıdır.” demiştir. Doğa durmadan değişiyor. Örneğin, insan vücudundaki hücreler durmadan yenileniyor, dünya durmadan değişiyor.</p>
<p>Değişimden tek korkumuz değişmemek olmalıdır. Teknoloji, iletişim ve iş yapma tekniklerindeki dev ilerlemeler de, şirketlere daha öncesine göre çok daha fazla para kazandırıyor; eskimiş yöntemlerden vazgeçmeyenler ise hemen geride kalıveriyor.</p>
<p>Kısaca hayatta değişimi sağlamanın tek yolu değişmektir, hayal kuranlar değişimi etkiler; değişim onları değil. Değişim rahatsız edicidir ama olmamasının etkisi çok daha kötüdür. Değişim tamamen doğaldır ve yepyeni bir yaratıcılık ve önderliği ortaya çıkarır. Değişime karşı gelmek yıkıcı olabilir.</p>
<p>Bugün dünyadaki insanların çoğu “vazgeçme” tavrını tercih ederler. Kolay yolu seçer, fazla çaba harcamaya yanaşmazlar. Sadece kestirmek için bir köşeye kıvrılırlar, ama bu şekerleme önce uzun bir dinlenmeye, sonra derin bir uykuya dönüşür. Yalnız unutmayın: Hayalleri olanlar asla uyumazlar.</p>
<p>Nereye gitmek istediğinizi ve bunun için neler yapacağınızı söylerseniz, bu sizi gerer ve yapmanız için motive eder.</p>
<p>Başarıya giden çabuk ya da kestirme bir yol yoktur. Başka insanlardan daha fazla gerilmek, kendini vermek ve çok çalışmak arzuların gerçekleşmesini sağlayacaktır. Her türlü ilerleme gerilmenin sonucudur. Başkalarından daha yükseğe çıkmayı hedefleyin.</p>
<p>“İnsan düşündüğü gibidir” der eski bir ata sözü. Başka bir deyişle siz de kendi düşündüğünüz gibisiniz. “Aklın alabileceği her şeyi yapabileceğine inanmalısın” der W. Clement Stone da. Çok güçlü bir sözdür bu. Aynı anda yalnızca bir düşüncemiz olabilir. Aynı anda hem mutlu hem de kızgın olmamız olanaksızdır. Bir zorlukla karşılaştığınızda seçme yapma şansınız vardır: Ya pozitif ve güvenli olmaya ya da depresyona girip kendimize acımaya karar veririz. “Yapamam”, “nasıl olduğunu bilmiyorum” ve “daha önce yapmamıştım” gibi olumsuz konuşmalarla günümüzü karartırız. Oysa kazanan insan, bunların yerine “yapabilirim” ve “yapacağımı” koyar.</p>
<p>Şu anda olduğunuzdan daha iyi, en iyiden de iyi olmak istiyorsanız, bir seçim yapmak zorundasınız. Doğru tercihler yapmanız ve ne olursa olsun onları tutmanız gerekir. George Eliot şöyle der: “Büyümenin en güçlü ilkesi, insanların yaptığı tercihlerdir.” Dünyada kim durduğu yerde başarıya ulaşmıştır? Hiç kimse. Bu tamamen size bağlıdır.</p>
<p>Her kararınızın doğruluğundan emin olmak istemeniz çok doğaldır. Doğru seçimi yapabilmek için aşağıdaki altı adımlık kontrol listesini kullanabiliriz:</p>
<p>1. Doğru, onurlu ve adaletli olmaktan ne anlıyorum?<br />
2. Yapmak üzere olduğum seçim nasıl sonuçlar verecektir?<br />
3. Hayatımın büyük resmine katkıda mı bulunacak yoksa onu engelleyecek mi?<br />
4. Bu seçimi yaptıktan sonra kendimi nasıl hissedeceğim?<br />
5. Bu seçim çevremdekileri nasıl etkileyecektir?<br />
6. Bu kararı başkaları alsa kendimi nasıl hissederim?</p>
<p>7. İş etkilidir, insanlar değil. Uzun zamandır bir işin içinde olduğunuz halde beklediğiniz başarıyı elde edemediyseniz, durmayın devam edin. İyi seçimler yapıp onları uygulamaya devam edin. Bugün yapacağınız tercihler yarın nerede olacağınızı belirler.</p>
<p>Dr. Denis Waitley, “Being Your Best” adlı kitabında iyi insanlar en son gelir sözünün bir mit olduğunu söyler. Ona göre iyi insanlar daima en iyi bitirirler; aslında onlar gerçekten bitirenlerdir. Kaybedenler ya da vazgeçenler gibi yolun yarısında bırakmazlar.</p>
<p>Bir sporcu, anabolik steroidler kullanarak fiziksel gelişimini hızlandırmak isteyebilir. İyi ahlak, muhtemel bir üne ve zafere feda edilir. Ancak kestirme yollar daha uzun yollara dönüşür ve insanlar gerçek potansiyellerini kaybederler. Geleceğinizi kısa devreye uğratacak kestirme yollara sapmaktansa, sizi bunlara ulaştıracak doğru kararlar alın.</p>
<p>Bugün kim olduğumuz dünkü tercihlerimizin sonucudur. Yarın kim olacağımız, bugünkü kararlarımızın sonucudur.</p>
<p>Zorluklar, bunalımlar hayatın bir parçasıdır. Bunları hepimiz biliriz. Onlarla yaşayamayız, ama onlarsız da kalamayız. “Acı veren şeyler öğretir.” demiştir Benjamin Franklin.</p>
<p>Hayatta başarılı olmanın temel koşullarından biri vizyona sahip olmaktır. Kendine göre bir hayali, fikirleri, yaratıcı yetenekleri ve yenilik getirici becerileri olanlar günlük yaşantıları içinde bu yeteneklerine uygun kanallar açabilenler başarıya ulaşırlar. Vizyonlarıyla yaratıcı olanlar başkalarını da bu yola çekerler. Vizyon, yaratıcı, farklı ve esinlendirici olmalıdır. Bir hayaliniz varsa fırsatlar ayağınıza gelir.</p>
<p>İletişim ve örnek olma vizyonu aktarmada çok önemli bir yere sahiptir. Aşağıda, vizyonu başkalarına daarkadaşlarına aktarabilecek basit ama güçlü stratejiler sıralanmıştır:</p>
<p>1. Vizyonumuz basit olmalıdır.<br />
2. Temel ilkelere bağlı kalın.<br />
3. Vizyonu başkalarının önünde tekrar edin.<br />
4. Vizyonun önemini vurgulayın.<br />
5. İnsanlara vizyona nasıl ulaşacağını gösterin.<br />
6. İnsanların vizyona ulaşmasına yardım edin.<br />
7. Ödül ve başarısızlığın sonuçlarını gösterin.<br />
8. Küçük zaferleri kutlayın.<br />
9. Takımın her üyesine, elde edilen başarıda payları olduğunu hissettirin.</p>
<p>Warren Bennis’e göre, büyük lider olmanın temel özellikleri şunlardır: Yol gösteren bir vizyon, tutku, bütünlük, güven, merak ve cesaret.</p>
<p>Dünyanın böyle bir liderler kuşağına ihtiyacı vardır. Sürekli başarı peşinde koşan öncülere, hayalleri olan ve bunlardan asla vazgeçmeyen hayalperestlere, işini tutkuyla ve dürüstlükle yapan, her koşulda öğrenmeye hazır, denemeye ve risk almaya gönüllü liderlere ihtiyaç vardır.</p>
<p>Bugün hangi felaket rüzgarıyla karşı karşıya olursanız olun, amacınızı bulmaya zaman ayırın ve bütün varlığınızla onu arayın. Hiçbir şey için durmayın. Değişmek gerekiyorsa değişin. Hayalinize odaklanın. Mükemmellik ruhuyla hareket edin; vasat kalmak sizin düşmanınızdır. Kendinizi cehennemden geçiyor gibi hissettiğinizde bile durmayın. Çünkü öbür tarafta kesinlikle çabanıza değecek ödüller vardır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/pat-mesiti-elmas-canan-karderin-hayalleri-olanlar-asla-uyumaz-kitap-ozet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hansel ve Gretel Masalı kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/hansel-ve-gretel-masali-kitap-ozeti.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/hansel-ve-gretel-masali-kitap-ozeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2008 17:54:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[h]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/hansel-ve-gretel-masali-kitap-ozeti.html</guid>
		<description><![CDATA[Bir zamanlar Hansel ve Gretel adında iki kardeş varmış. Anneleri onlar daha bebekken ölmüş. Odunca olan babaları, anneleri öldükten birkaç yıl sonra tekrar evlenmiş. Oduncunun yeni karısı hali vakti yerinde bir aileden geliyormuş. Ormanın kıyısında virane bir kulübede oturmaktan ve kıt kanaat yaşamaktan nefret ediyormuş. Üstelik üvey çocuklarını da hiç sevmiyormuş. &#60;/b&#62; Hansel ve Gretel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir zamanlar Hansel ve Gretel adında iki kardeş varmış. Anneleri onlar daha bebekken ölmüş. Odunca olan babaları, anneleri öldükten birkaç yıl sonra tekrar evlenmiş. Oduncunun yeni karısı hali vakti yerinde bir aileden geliyormuş. Ormanın kıyısında virane bir kulübede oturmaktan ve kıt kanaat yaşamaktan nefret ediyormuş. Üstelik üvey çocuklarını da hiç sevmiyormuş.<br />
&lt;/b&gt;</p>
<p>Hansel ve Gretel çok soğuk bir kış gecesi, yataklarına yatmış uyumaya hazırlanırken, üvey annelerinin babalarına, “Çok az yiyeceğimiz kaldı. Eğer bu çocuklardan kurtulmazsak, hepimiz açlıktan öleceğiz,” dediğini duymuşlar.<span id="more-2103"></span><br />
Babaları bağırarak karşı çıkmış. “Tartışmaya gerek yok,” demiş karısı. “Ben kararımı verdim. Yarın onları ormana götürüp bırakacağız.”<br />
“Endişe etme,” diyerek kardeşini teselli etmiş Hansel. “Evin yolunu buluruz.” O gece Hansel geç saatlerde gizlice dışarı çıkmış ve cebine bir sürü çakıl doldurmuş.<br />
Sabah olunca, ailece ormana doğru yürümeye başlamışlar. Yürürlerken Hansel cebindeki çakılları kimseye fark ettirmeden atıp, geçtikleri yolu işaretlemiş. Öğle üzeri babalarıyla üvey anneleri onlar için bir ateş yakmışlar ve hemen geri döneceklerini söyleyip ormanın içinde yok olmuşlar. Tabii geri dönmemişler.<br />
Kurtlar etraflarında ulurken tir tir titreyen Hansel ve Gretel ay doğana kadar ateşin yanından ayrılmamış. Sonra ay ışığında parlayan çakılları izleyerek hemen evin yolunu bulmuşlar.<br />
Babaları onları görünce sevinçten havalar uçmuş. Üvey anneleri de çok sevinmiş gibi davranmış ama aslında kararını değiştirmemiş. Üç gün sonra onlardan kurtulmayı tekrar denemek istemiş. Gece, çocukların odasının kapısını kilitlemiş. Bu sefer Hansel’in çakıl toplamasına izin vermemiş. Ama Hansel zeki bir çocukmuş. Sabah ormana doğru yürürlerken, akşam yemeğinde cebine sakladığı kuru ekmeğin kırıntılarını yere saçıp arkasında bir iz bırakmış.<br />
Öğleye doğru üvey anneleriyle babaları çocukları yine bırakıp gitmişler. Onların geri dönmediklerini görünce, Hanse ve Gretel sabırla ayın doğup yollarını aydınlatmasını beklemişler. Ama bu sefer geride bıraktıkları izi bulamamışlar. Çünkü kuşlar bütün ekmek kırıntılarını yiyip bitirmişler.<br />
Bu defa çocuklar gerçekten de kaybolmuşlar. Ormanda, üç gün üç gece, aç açına ve korkudan titreyerek dolanıp durmuşlar. Üçüncü gün, bir ağacın dalında kar beyazı bir kuş görmüşler. Kuş onlara güzel sesiyle şarkılar söylemiş. Onlar da açlıklarını unutup kuşun peşine düşmüşler. Kuş onları tuhaf bir evin önüne getirmiş. Bu evin duvarları ekmekten, çatısı pastadan ve penceleri şekerdenmiş.<br />
Çocuklar tüm sıkıntılarını unutmuşlar ve eve doğru koşmuşlar. Tam Hansel çatıdan, Gretel de pencereden bir parça yiyecekken içeriden bir ses duyulmuş: “Evimi kim kemiriyor bakiim?” Bir bakmışlar kapıda dünya tatlısı yaşlı bir teyze. “Zavallıcıklarım benim,” demiş kadın, “girin içeri.” İçeri girmişler ve hayatlarında hiç yemedikleri yiyecekleri yemişler. O gece kuş tüyü yataklarda yatmışlar.<br />
Fakat sabah her şey değişmiş. Yaşlı kadın dikkatsiz çocukları tuzağa düşürmek için evini ekmek ve pastadan yapmış bir cadıymış meğer. Hansel’i saçlarından tuttuğu gibi yataktan kaldırmış ve onu bir ahıra kilitlemiş. Sonra da Gretel’i sürüye sürüye mutfağa götürmüş.<br />
“Kardeşin bir deri bir kemik!” demiş cırtlak bir sesle. “Ona yemekler pişir! Onu şişmanlat! Eti budu yerine gelince ağzıma layık bir yemek olacak! Ama sen hiçbir şey yemeyeceksin! Bütün yemekleri o yiyecek.” Gretel ağlamış, ağlamış, ama çaresiz cadının söylediklerini yapmış.<br />
Neyse ki Hansel’in aklı hâlâ başındaymış. Gözleri pek iyi görmeyen cadıyı kandırmaya karar vermiş. Cadı şişmanlayıp şişmanlamadığını anlamak için her sabah Hansel’in parmağını yokluyormuş. Hansel de parmağı yerine bir tavuk kemiği uzatıyormuş ona. “Yok, olmaz. Yeterince şişman değil!” diye bağırıyormuş cadı. Sonra da mutafa gidip Gretel’e daha fazla yemek yapmasını söylüyormuş.<br />
Bu böyle bir ay sürmüş. Bir gün artık cadının sabrı taşmış. “Şişman, zayaf fark etmez. Bugün Hansel böreği yapacağım!” diye haykırmış Gretel’e. “Fırına bak bakalım hamur kıvama gelmiş mi!” Korku içinde yaşamasına rağmen Gretel’in de Hansel gibi hâlâ aklı yerindeymiş. Cadının onu fırına iteceğini anlamış.<br />
“Başımı fırına sokamıyorum! Hamuru göremiyorum!” diye sızlanmış. Cadı elinin tersiyle Gretel’i hızla kenara itmiş ve başını fırına sokmuş. Gretel bütün gücünü toplayıp yaşlı cadıyı fırının içine itmiş, sonra da arkasından kapağı kapamış.<br />
Hansel böylece kurtulmuş, ama hâlâ eve nasıl gideceklerini bilmiyorlarmış. Tekrar ormana dalmışlar. Bir süre sonra karşılarına bir dere çıkmış. Bir ördek önce Hansel’i sonra da Gretel’i karşı kıyıya geçirmiş. Çocuklar birden bulundukları yeri tanımışlar. Hızla evlerine doğru koşmuşlar.<br />
Onları karşısında gören babaları çok mutlu olmuş. Sevinç gözyaşları içinde, onları ormanda bıraktıktan kısa bir süre sonra o acımasız üvey annelerinin ailesinin yanına gittiğini söylemiş. Yaptıkları için üzüntüden nasıl kahrolduğunu anlatmış.<br />
Babalarını bir sürpriz daha bekliyormuş. Hansel ceplerinden, Gretel de önlüğünün cebinden cadının evinde buldukları altın ve elmasları çıkartmışlar. Ailenin tüm sıkıntıları sona ermiş böylece. O günden sonra da ömürlerini mutluluk içinde sürdürmüşler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/hansel-ve-gretel-masali-kitap-ozeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayvanların Sessiz Dünyası kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/hayvanlarin-sessiz-dunyasi-kitap-ozeti-4.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/hayvanlarin-sessiz-dunyasi-kitap-ozeti-4.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2008 19:29:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[h]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/hayvanlarin-sessiz-dunyasi-kitap-ozeti-4.html</guid>
		<description><![CDATA[Benim bu kitapta yapmaya çalıştığım öteki insanları anlamaya ve çözmeye çalışırken başvurduğumuz yöntemlerden bazılarının en azından kısmen hayvan türleri içinde kullanılıp kullanılamayacağını araştırmak oldu. Başka hayvanlarında bizim gibi bilinçli deneyimleri var mı eğer varsa nasıl? Bu hayvanlar duygu ve düşünceye sahip mi? Çevrelerindeki dünyanın farkındalar mı? Bu kitabı yazarken hayvanlarda bilinci araştırmanın hem zaman harcamaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Benim bu kitapta yapmaya çalıştığım öteki insanları anlamaya ve çözmeye çalışırken başvurduğumuz yöntemlerden bazılarının en azından kısmen hayvan türleri içinde kullanılıp kullanılamayacağını araştırmak oldu. Başka hayvanlarında bizim gibi bilinçli deneyimleri var mı eğer varsa nasıl? Bu hayvanlar duygu ve düşünceye sahip mi? Çevrelerindeki dünyanın farkındalar mı?</p>
<p>Bu kitabı yazarken hayvanlarda bilinci araştırmanın hem zaman harcamaya değecek hem de sonuç verebilecek bir uğraş olduğuna ikna edilecek iki farklı grubun olduğunu varsaydım. İlk grup insanın dışındaki türlerde bilinçli deneyimin varlığından çeşitli sebeplerle şüphe edenlerden oluşuyor.<span id="more-2084"></span> Bu okuyucuların arasında, öteki canlı türlerinin duygu ve düşüncelere sahip olduklarını gösteren kanıtlar bulunmadığı için bunların var olma ihtimallerini bile ciddiye almayan bilim insanlarıda olacaktır.</p>
<p>Ulaşabilmeyi umduğum ikinci grup okuyucu ise bu görüşün tam tersine inananlardan oluşmaktadır. Bu yüzden bende ikili bir yaklaşımla şeytanın avukatlığını yaparak bir yandan şüpheci okuyucuları hayvanlarda bilincin varlığı konusunda lehte düşünmeye ikna ederken diğer yandan buna zaten inanmış olanları da bir kez daha düşünmeye teşvik edeceğim.</p>
<p>Bizden çok farklı görünen canlılarda bilincin varlığı bilincin varlığı konusunda iyi düşünmemizi gerektiren ölçütlerden biri davranışlarının karmaşıklığıdır. Bu demek değil ki her karmaşık davranış bilincin varlığına işaret eder. Ama davranışların karmaşıklığı ve değişen şartlara uyum sağlama yeteneği bilinçli bir zihnin belirtilerindendir. Tabii ki karmaşıklık füzelere hassasiyetle kumanda eden bilgisayarlarda yada otomobil montaj tesislerinde görüldüğü gibi bilinç olmadan da mümkün olabilir. Ancak bir organizma sadece alışılmış davranışları yerine getirmekle kalmayıp önüne çıkan engelleri aşmak için davranışlarını ne ölçüde şartlara uydurabiliyorsa, bunu bilinçli düşünceyle sağlamış olması o derece akla yatkın görünür.</p>
<p>Hayvanlar genelde çevrelerini daha incelikli olarak değerlendirirler. Hatta hayvanların kendilerini inceleyen insanlardan birkaç adım önde olduğu birçok durum vardır. Dişi devekuşlarının davranışı buna bir örnektir. Yavru bakımı ve yetiştirme biçimleri alışılmış kalıplara sığmaz. Devekuşu çiftleri çoğu zaman başka çiftlerin yavrularını kaçırarak kendilerininkiyle birlikte kalabalık bir karma aile oluştururlar. Başkalarının yavrularını kaçırmayı başaranlar gerçek ebeveynleri kovalayarak yavrulara sanki hepsi kendilerininmiş gibi bakarlar. Bu garip zincirleme yavru kaçırmaları ebeveynlerin hedefi çoğaltarak kendi yavrularını bir tür seyreltme yöntemiyle korumak gibi görünmektedir.</p>
<p>Devekuşu yavrularından oluşan bir sürü yırtıcı hayvanlar için kolay bir avdır. Bu yüzden kendi yavrularının etrafında başkalarının yavrularının da bulunması yırtıcı hayvanların saldırısı durumunda kendilerininkilerin hayatta kalma şanslarını arttıracaktır. İşte mümkün olduğunca çok yavru kaçırmak için yapılan çılgınca yarışın sebebi budur. Ama yumurtalarıyla ilgili davranışları daha da ilginçtir. Bir yuvada biri 1,5 kg olan 40 yumurta bulunabilir. Ama kuluçkaya yatan anaç dişi ancak 20 yumurta üzerine kuluçkaya yatabilir. Geri kalan yumurtaları dışarı iter ve bu yumurtalar telef olur. Ama yumurtaları yuvanın dışına itme işi rast gele yapılmaz. Kendi yumurtalarını kuluçkaya yatacakların arasına alırken dışarı attıkları öteki dişilere ait yumurtalardır. Anlaşılıyor ki hangi yumurtaların kendine, hangilerinin öteki dişilere ait olduğunu bilmekte ve öncelikle kendilerininkini korumaktadır. Yapılan araştırmalarda dişi devekuşlarının yumurtalarını yüzeylerindeki deliklerin dağılımından tanıdıkları sonucuna varılmıştır.</p>
<p>Dişi hayvanların eş seçerken işaretleri hassasiyetle değerlendirdikleri görülmektedir. Burada verebileceğimiz örnek siyah ormantavuğu dişisinin eş seçimi politikasıdır. Tercih edilen erkekler her zaman daha iri olanlar yada daha iyi gösteri yapanlar veya taşıdıkları parazitlere bakılarak seçilenler en sağlıklı görünenler değildir. Dişiler arasında rağbet gören erkeklerin çoğunlukla geniş beyaz bir kuyruğa sahip oldukları doğrudur. Ama dişilerin inceleyip beğenmedikleri birçok erkeğinde böylesi kuyrukları vardı. Güzel bir kuyruk dişiyi cezp etmekte etkilidir ama her şey demek değildir. Yapılan araştırmalarda fiziki özelliklerin dışında dişilerin seçtikleri erkeklerin çiftleşmeden 6 ay sonra da hayatta kaldıkları gözlendi. Araştırmacılar hangi erkeğin ne kadar yaşayabileceğini tahmin dahi edemedikleri halde dişiler bunu farkına varamadığımız ama yavrularının daha uzun ömürlü olabileceği erkekleri seçerek yavrularının yaşama şansını belirleyebilecek çok daha gizli işaretlerden etkilendikleri de açıktır. Hayvanların karar almalarına ilişkin bir başka örnekte vampir yarasalardır. Korkutucu ünlerine rağmen vampir yarasalar en azından birbirlerine karşı son derece sosyal hayvanlardır. İçlerinden bazılarının üzerinde beslenecek bir büyükbaş hayvan bulmadan geri dönecekleri geceler olacak ve bunlar kısa sürede açlıktan ölme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaklardır. İşte böyle durumlarda yarasalar birbirlerini beslerler. Şansı yaver giden yarasa o gece içtiği kanın bir kısmını aç olana verecektir. Ancak bunu yaparken seçici davranırlar ve her aç olana yardım etmezler. Özellikle akrabaları ve geçmişte bağlantıları olmuş ama akrabaları olmayan bireyleri beslerler. Yapılan araştırmalarda bir gün beslenme yardımını sağlayan yarasanın başka bir gün diğerleri tarafından beslendiği ortaya çıkmıştır. Bir yarasa diğer yarasaya o gece içtiği kanın yarısını verdiğinde bir fayda sağlamamaktadır. Ancak şansını yaver gitmediği ve aç kaldığı başka bir akşamda şansı yaver giden diğer yarasa tarafından besleneceği ve ölümden kurtulacağı bilincine sahiptir. Eğer basit bir kural izlenerek bir sonuca ulaşılıyorsa o zaman hayvanın davranışlarında bırakın bilinçli deneyimleri karmaşık açıklamalar aramaya bile gerek yoktur. Ama eğer karmaşık bir sonuca aynı hareketi yaptığımızda bizim izlediklerimize benzeyen yollardan ulaşıyorsa o hayvanda bilinçli deneyimin varlığı biraz daha olası hale gelir. Bir başka örnekte Akıllı Hans adı verilen bir attır. Atın sahibi atının sahip olduğu varsayılan matematik dehası sayesinde büyük paralar kazanmıştır. Ama yapılan araştırmalar atın değil zihinsel matematik işlemi yapmak sayı bile sayamadığı buna karşılık yaptığının muhtemelen sahibinin elinde olmadan yaptığı bazı hareketleri fark etmek olduğu sonucuna vardı. Yapılan araştırmada atın sayı sayarken sahibini dikkatle takip ettiği ve doğru rakama geldiğinde sayı saymak için kullandığı ayağını yere vurma fiilini sahibinin onu onaylayan ve farkında olmadan yaptığı bir işarete (başını sallaması vs) ile bıraktığı ortaya çıkmıştır. Oysa karşıdan hiçbir tepki veya işaret olmadığı durumlarda doğru sonuca ulaşamadığı gözlemlenmiştir. Hans bir matematik dehası olmasa da değişik kişilerin belli belirsiz hareketlerini algılama açısından son derece akıllıydı. Bu bizi şaşırtmamalı. Çünkü hayvanlar birbirlerinin yaptığı hareketleri sürekli olarak fark ederler ve tepki gösterirler. Aslında yaşamaları da çoğu zaman bunu başarabilmelerine bağlıdır,.</p>
<p>Eğer bir hayvanın bütün yaptığı belli kurallara uymaksa o zaman aklı olduğunu yani düşünebildiğini varsaymak için sebep yoktur. Ama eğer bir hayvan yeni bir durumla karşılaştığında ne yapacağına kendi başına karar verebiliyorsa davranışı karmaşıksa ve performansına zarar verecek sorunlar yaratmıyorsa o zaman gerçekten düşündüğünü ileri sürebiliriz. Bunun yanında böcekler üzerinde şimdiye kadar yapılan bütün çalışmalar çok ayrıntılı kuralları olduğu halde düşünme yeteneğine sahip olmadıklarını göstermektedir. Kurallar tabii ki içgüdüsel yada doğuştan olmak zorunda değildir ve sonradan öğrenilebilir. Ancak öğrenilmiş kurallar bile onlara uyan hayvanların akıllı olduğunu göstermez. Bu yüzden hayvanların önceden belirlenmiş kurallara uymanın ötesine geçip belki de düşünerek hareket ettiklerini söyleyebilmemiz için yeni durumlara nasıl tepki gösterdiklerini görmemiz gerekir. Örneğin her şeyin tersine dönmesi ya da bir öğenin değişmesi gibi. Buna verilecek klasik bir örnek labirentte koşmayı öğrenen bir farenin her zaman izlediği yolun kapatılmasıdır. Bu durumda hayvan kafasında taşıdığı labirentin içsel görüntüsünü kullanarak hangi alternatif yolu izlemesi gerektiğini bulabilir mi? Eğer doğru yolu birkaç başarısız girişim ve deneme yanılma yöntemiyle değil de hemen bulursa o zaman labirentin içsel görüntüsüne sahip olduğunu ve hangi yöne gideceğini düşündüğünü söyleyebiliriz. Dil insanların bir birleriyle anlaşabilmeleri için en önemli unsurdur. Ancak insanlarla hayvanların anlaşabilmeleri için dil yeterli değildir. Hayvanlar istedikleri veya istemedikleri şeyleri dil ile anlatamadıkları için bunun yerine davranışlarını kullanırlar.</p>
<p>Eğer bir hayvan bir şeyi görebilmek ya da görmemek için üst üste çaba harcamayı göze alıyorsa o nesneye önem verdiğini bize davranışlarıyla anlatmaktadır. Bize davranışlarıyla neyi istediğini ya da neyi istemediğini söylemektedir. Bizde hayvanın istediği şeyin karşılığında ödemesi gereken bedeli yükseltir ve böylece elde edilmesini güçleştirirsek hayvan için neyin gerçekten değerli olduğunu bulabiliriz. Söze ihtiyaç duymadan bir hayvanın nelere öncelik verdiğini ve bazı şeyler için her şeyi yapabilecekmiş gibi davranıp davranmadığını öğrenebiliriz. Hayvanların neyin kendileri için önemli olduğunu gösterdiği en iyi örneklerden biri fare ve hamster deneylerinde ortaya çıkmıştır. Araştırmacının ilgilendiği konu uzun süre sigara dumanı solumanın yol açacağı etkilerdi. Ancak deneyi yarıda kesmek zorunda kaldı, çünkü hayvanlar ona görüşlerini anlatmanın bir yolunu bulmuşlardı. Deneyde sigara dumanının uzun vadeli sonuçlarını araştırmak için hayvanları ayrı ayrı camdan yapılmış kafeslerin içine yerleştirmişlerdi. Bu kafeslere cam tüplerle kesintisiz sigara dumanı veriliyordu. Bir süre sonra deney başarısızlıkla sonuçlandı. Çünkü hayvanların çoğu sigara dumanının içinden geçerek kafese dolduğu cam tüplerin ağzını dışkılarıyla tıkamayı öğrenmişlerdi. Hatta tüpten gelen dumanlı hava tek oksijen kaynağı olduğu için araştırmacılar ne olup bittiğini fark etmeden birkaç hayvan havasızlıktan boğulmuştu. Ancak bu insanlara gönderdikleri mesajın daha da iyi anlaşılmasına hizmet etmişti. Bu mesaj aralıksız üflenen sigara dumanının onu durdurmak için her şeyi deneyecekleri hatta tek hava kaynaklarını bile kapatabilecekleri kadar nefret edici bir şey olduğuydu.</p>
<p>Bir diğer araştırmacı farelerle insanların sıcaklık değişimlerine ne şekilde tepki gösterdiklerini bulmak içinde deneyler yapmış ve bu konuda da yakın benzerlikler olduğunu ortaya çıkarmıştır. İnsanların o anda sıcaktan bunalmış yada üşümüş olmalarına bağlı olarak 20 C lik bir sıcaklığı çok iyi ya da çok rahatsız edici bulmalarına benzer bilinçli deneyimlerinin paraleli, kendilerine havayı ısıtan yada soğutan bir tuş sağlanan farelerde görülmektedir. Fareler eğer bulundukları yerin sıcaklığı vücut sıcaklıklarından çok farklıysa tuşları kullanarak sıcaklığı yükselttikleri yada düşürdükleri gözlenmiştir.</p>
<p>Eğer hayvanlarda bilincin varlığını kabul edersek bunun iki önemli sonucu olabilir. İlki daha önce hangi noktada durduğuna bağlı olarak hayvanlara nasıl davranılması gerektiğine ilişkin görüşlerinizde büyük bir değişiklik meydana gelebilir. İkinci olası sonuç ise bunu hayvanların biyolojisi ile ilgili bilgilerimizi ve özellikle davranışlarıyla ilgili olanları bütünüyle değiştirebileceğidir. Bu değişiklikler bir ölçüde gerçekleşmeye başlamıştır ve hayvan davranışıyla ilgili çalışmalar insanların rastlantı eseri kendileri gibi olmayan varlıklarla ilgili düşüncelerini değiştirdikçe daha da artacaktır.<!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/hayvanlarin-sessiz-dunyasi-kitap-ozeti-4.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hades Dehşeti kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/hades-dehseti-kitap-ozeti-3.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/hades-dehseti-kitap-ozeti-3.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Jun 2008 20:20:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[h]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/hades-dehseti-kitap-ozeti-3.html</guid>
		<description><![CDATA[Amerika’nın üç farklı yerinde üç kişinin, Ebola virüsüne benzer bir virüs nedeniyle hayatını kaybetmesi üzerine, ABD Askeri Bulaşıcı Hastalıklar Tıbbi Araştırma Enstitüsü devreye girer ve ölümleri inceleme görevini üstlenir. Enstitünün baş hekimi, aynı zamanda eski bir gizli servis üyesi olan Yarbay John Smith’dir. Ancak ölümlerin meydana geldiği günlerde bir konferans için yurt dışında bulunduğundan araştırma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amerika’nın üç farklı yerinde üç kişinin, Ebola virüsüne benzer bir virüs nedeniyle hayatını kaybetmesi üzerine, ABD Askeri Bulaşıcı Hastalıklar Tıbbi Araştırma Enstitüsü devreye girer ve ölümleri inceleme görevini üstlenir. Enstitünün baş hekimi, aynı zamanda eski bir gizli servis üyesi olan Yarbay John Smith’dir. Ancak ölümlerin meydana geldiği günlerde bir konferans için yurt dışında bulunduğundan araştırma görevini meslektaşı ve aynı zamanda nişanlısı olan Dr. Sophin Russell üstlenir. John Smith ülkesine dönmek üzereyken FBI ajanı olan eski bir dostu tarafından uyarılır. Hem kendi hayatı hem de Amerikan halkı korkunç bir tehlikeyle karşı karşıyadır. <span id="more-2034"></span>Ülkesine dönüp görevinin başına geçtiğinde, arkadaşının uyarılarının doğru olduğunu anlar, korkunç bir durum beklemektedir kendisini. Smith; SAS komandosu Peter, çocukluk dönemlerinden arkadaşı ve otistik bir dâhi olan Marty ve bir CIA uzmanından oluşan bir ekip kurar. Zorlu bir mücadele onları beklemektedir, para uğruna insanları ve dünyayı felakete sürüklemekten çekinmeyen bir psikopat ile onun maşası olan insanlara karşı bir savaş başlatırlar… </p>
<p>Amerikalı ünlü yazar Robert Ludlum, gerilim ve entrikanın ustasıdır. Robert Ludlum her biri bestseller olmuş yirmi bir kitap yazmıştır. Ludlum’un eserleri otuz iki dile çevrilmiş ve tüm dünyada 210 milyon adetten fazla satmıştır. Yazar yazdığı romanlarla milyonlarca okuyucuyu heyecanlandırmıştır. Diğer romanlarında olduğu gibi Hades Dehşeti’nde de Robert Ludlum tüm ustalığını sergilemiş, heyecanı ve gerilimi yüksek, soluk soluğa okunacak bir roman ortaya çıkarmış. Bir okuyucunun dediği gibi Ludlum, “Robin Cook’ın tıbbi gerilim romanlarıyla Tom Clansy’nin siyasi gerilim romanlarının tadını kendi entrika ustalığıyla karıştırarak” elinizden bırakamayacağınız bir kitap yazmış.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/h/hades-dehseti-kitap-ozeti-3.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

