<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitap Özetleri,Kitap Özeti &#187; k</title>
	<atom:link href="http://www.kitap-ozetleri.com/category/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kitap-ozetleri.com</link>
	<description>Kitap özetleri, kitap özeti, kitap eleştirileri, yazarlar, romanlar, hikayeler, masallar, biyografiler</description>
	<lastBuildDate>Sun, 23 Aug 2009 16:19:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Karabibik Kitap Özeti (Nabizade Nazım)</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/karabibik-kitap-ozeti-nabizade-nazim.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/karabibik-kitap-ozeti-nabizade-nazim.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2008 12:08:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[k]]></category>
		<category><![CDATA[HexyL]]></category>
		<category><![CDATA[karabibik]]></category>
		<category><![CDATA[karabibik kitap özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Nabizade Nazım]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[roman özetleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/?p=2229</guid>
		<description><![CDATA[Yazar : Nabizade Nazım Karabibik Kitap Özeti Edebiyatımızda, köyü konu alan ilk romandır. Realizmin başarılı bir örneği olan roman, kimilerince uzun öykü sayılmaktadır. Konu Antalya’nın bir kö­yünde geçer. Karabibik’in toprakla mücadelesi, yaşam kavgası anlatılır. Romanda kişilerle çevre yuyumu dikkat çekicidir. Olay Antalya ili Kaş ilçesinin Beymelik köyünde geçer. Babasından kalan tarlanın dört dönümünü komşusuna satmış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazar : Nabizade Nazım</p>
<p>Karabibik Kitap Özeti</p>
<p>Edebiyatımızda, köyü konu alan ilk romandır. Realizmin başarılı bir örneği olan roman, kimilerince uzun öykü sayılmaktadır. Konu Antalya’nın bir kö­yünde geçer. Karabibik’in toprakla mücadelesi, yaşam kavgası anlatılır. Romanda kişilerle çevre yuyumu dikkat çekicidir.</p>
<p>Olay Antalya ili Kaş ilçesinin Beymelik köyünde geçer. Babasından kalan tarlanın dört dönümünü komşusuna satmış olan Karabibik kalan sekiz dönümlük kısmı Yosturoğlu’ na kaptırmamak için direnmektedir. Komşu Terme köyündeki rum bakkal Yani’ den borç alarak bir öküz satın alır. Tarlasını sürer. Yosturoğlu da aralarındaki çekişmeyi unutup Karabibiğin kızı Huri’ yi yeğeyi Hüseyin’ e ister. Karabibik mutludur. Bir süre sonra hastalanır , ancak kızının mürvetini gördüğü için huzurludur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/karabibik-kitap-ozeti-nabizade-nazim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuyucaklı yusuf / sabahattin ali kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/kuyucakli-yusuf-sabahattin-ali-kitap-ozeti-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/kuyucakli-yusuf-sabahattin-ali-kitap-ozeti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 20:21:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[k]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/kuyucakli-yusuf-sabahattin-ali-kitap-ozeti-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Kuyucaklı Yusuf Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali’nin 1937 yılında yazdığı romanıdır. Sabahattin Ali, bu romanında Anadolu insanını, bu insanların düşünüş ve yaşayış tarzlarını okuyucuya anlatmaya çalışmaktadır. Sabahattin Ali, bu romanı için gereken malzemeyi asılsız bir ihbar nedeniyle üç ay yattığı hapiste ve Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yaptığı öğretmenlik görevleri sırasında toplamıştır. omanın Konusu 1903 sonbaharında, bir gece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p id="linkz01">
<p id="post_message_14357772">Kuyucaklı Yusuf<br />
Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali’nin 1937 yılında yazdığı romanıdır. Sabahattin Ali, bu romanında Anadolu insanını, bu insanların düşünüş ve yaşayış tarzlarını okuyucuya anlatmaya çalışmaktadır. Sabahattin Ali, bu romanı için gereken malzemeyi asılsız bir ihbar nedeniyle üç ay yattığı hapiste ve Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yaptığı öğretmenlik görevleri sırasında toplamıştır.<span id="more-2159"></span><br />
omanın Konusu<br />
1903 sonbaharında, bir gece eşkiyalar tarafindan basılan Kuyucak köyünü teftişe gelen kaymakam ve yardımcıları iki kişinin öldürüldüğü evde yalnız bir çocuk bulurlar. Annesi babası öldürülen ve parmağı kesilen çocuğun adı Yusuf’tur. Kuyucak Köyü kaymakamı, Yusuf’un soğuk kanlılığına hayran kalır ve onu evlat edinir.<br />
Yusuf, sessiz ve içine kapanık bir çocuktur. Kaymakamın karısı olan Şahinde’nin aşağılamalarına sessiz kalır. Yusuf’un kasabada ilgilendiği tek kişi kaymakamın kızı Muazzez’dir. Kaymakam Salahattin Bey’in Edremit’e tayininden sonra Yusuf okula başlar; ama okumayı öğrendikten sonra okula olan ilgisini kaybeder ve okulu bırakır.<br />
Seneler sonra Muazzez 13 yasındayken bir bayram günü, Yusuf, Muazzez ve arkadaşları Ali, bir bayram yerine giderler. Ali ve Muazzez salıncakta sallanırken, kasabanın eşrafından zengin kabadayı Şakir, Muazzez’e sarktığı için Yusuf tarafından dövülür. Şakir bunun üzerine intikam yemini eder. Babası Hilmi Bey’le işbirliği yapar ve Hilmi Bey, Salahattin Bey’e kumar oynatarak Salahattin Bey’i kendine borçlandırır. Borcunu ödeyemeyen Salahattin Bey, Muazzez’i Şakir’e isteyen Hilmi Bey’e hayır diyemez. Yusuf’un arkadaşı Ali Sebahattin Bey’in borcunu öder. Yusuf, Ali’ye “Muazzez seni seviyor” diye yalan söylemiştir. Ancak, Yusuf da Muazzez’e aşık olmuştur. Muazzez’in Ali ile evlendirilmesine karar verilir. Bunun üstüne, Muazzez, Yusuf’a onu sevdiğini söyler.<br />
Ali’nin Muazzez ile evlenmesinden hoşnut olmayan Şakir, bir düğünde Ali’yi vurup öldürür; ama arkadaşı Hacı Ethem’in düzenlediği çeşitli dolapların sonucunda serbest kalır. Bu sırada Yusuf Kübra adında, Şakir ile Hilmi Bey’in tecavüzüne uğramış bir kızla tanışır ve bu sayede hem Yusuf hem de Salahattin Bey, Hilmi Bey ve Şakir’in gerçek yüzünü görürler.<br />
Şahinde, zenginler arasında bir yer edinme isteğiyle kızını gizlice Hilmi Bey’lere götürür, onu Şakir ile evlendirme niyetindedir. Yusuf kesinlikle böyle bir evliliğe karşıdır. Bir arabayla Muazzez’i çevredeki bir köye kaçırır ve orada evlenirler. Salahattin Bey onları bulur ve Edremit’e dönmeye ikna eder. Salahattin Bey, işsiz olan Yusuf’a kaymakamlıkta katiplik işi verir;ama Yusuf masabaşı işler için yaratılmış bir insan değildir. Salahattin Bey’in ölümüyle ailenin düzeni bozulur.<br />
Şakir’in ailesini tanıyan yeni kaymakam Yusuf’u Edremit’ten uzaklaştırmak için ona vergi toplama işi verir. Yusuf ve Salahattin Bey olmadan Şahinde sonunda istediği gibi davranmya başlar. Şehrin önde gelenlerinin katıldığı yemekler düzenler. Muazzez bu yemeklerden ilk başlarda uzak dursa da bir süre sonra karşı koyamaz ve alkolün de etkisiyle kendini iyice bırakır. Bu çöküşü gören Yusuf, Şahinde’yi uyarır; ancak Şahinde onu dinlemez. Bir gece Yusuf böyle bir yemeği basar ve rastgele ateş eder. Muazzez dışında odadaki herkes ölur. Yusuf yaralanmış olan Muazzezi alıp kasabayı terk eder, ama Muazzez yolda vefaat eder. Yusuf onu bir ağacın altına gömer ve uzaklara gider.</p>
<p><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/kuyucakli-yusuf-sabahattin-ali-kitap-ozeti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NATHALİA GİNZBURG-Kente Giden Yol kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/nathalia-ginzburg-kente-giden-yol-kitap-ozeti-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/nathalia-ginzburg-kente-giden-yol-kitap-ozeti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Jul 2008 15:48:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[k]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/nathalia-ginzburg-kente-giden-yol-kitap-ozeti-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Kitapta Delia isminde , şehir yaşantısını çok seven fakat köyde oturan bir kızın başından geçen olaylar anlatılmaktadır. Delia beş kardeşli ,babası çiftçi,annesi ev hanımı olan ve yavaş yavaş olgunlaşmaya başlayan bir kızdır.Kardeşlerinden en büyüğü de kentte oturan Azelia’dır. Ailesi fazla zengin olmayan Delia’nın en büyük isteği bir an önce zengin bir kişiyle evlenip şehirde lüks [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p id="post_message_14384169">Kitapta Delia isminde , şehir yaşantısını çok seven fakat köyde oturan bir kızın başından geçen olaylar anlatılmaktadır. Delia beş kardeşli ,babası çiftçi,annesi ev hanımı olan ve yavaş yavaş olgunlaşmaya başlayan bir kızdır.Kardeşlerinden en büyüğü de kentte oturan Azelia’dır. Ailesi fazla zengin olmayan Delia’nın en büyük isteği bir an önce zengin bir kişiyle evlenip şehirde lüks bir hayata sahip olmaktı.Ablası Azelia böyle yapmıştı ve şu anda şehirde çok lüks bir hayata sahipti.Delia kente her zaman kardeşleri ve uzaktan bir akrabası olan Nini ile beraber gider , annesi ve babasının kıyafetlerinin kötü olmasından dolayı onlarla dolaşmazdı.Kente gidiş dönüşlerde Delia ,Gulio isminde bir gençle tanışmıştı.Onu tanıdığı içinde çok mutluydu.<span id="more-2152"></span>Çünkü Gulio’nun babası çok zengindi ve o, Delia’dan çok hoşlanıyordu.Bir gün Delia’nın babasına kızının Gulıo ile dolaştığı haberi geldi ve ona çok kızdı.Ama kız gene de buna aldırış etmiyor onla dolaşmaya devam ediyordu.Kız devamlı evlilik hakkında konuşuyor ve Gulio da ona sınavlarından sonra evlenebileceklerini söylüyordu.Bu arada kız bir de Nini ile beraber dolaşıyor ve Guilo da bu olaya çok sinirleniyordu.Birgün Delia çok hastalandı ve kendisinin hamile olduğunu anladı.Ama bunu annesine söylemeye çok korkuyordu.Gene de cesaretini topladı ve annesine bu olayı söyledi.Annesinin kızmasını beklerken ondan umalmadık bir tepki aldı.Annesi bir çaresinin bulunabileceğini söylüyordu.Babası bu olayı duyduğunda ise çok fazla sinirlendi.Onu neredeyse öldürebilirdi.Kızı babasının hiç göremeyeceği bir yere saklamayı düşündüler.Bu amaçla da onu evin tavanına yerleştirdiler.Bir süre sonra buranın uygun olmadığını ve kızın halasının yanına gitmesi gerektiğini söyleyip oraya yolladılar.Halasında kaldığı sürece çok az kişi ziyarete gelmişti .Ama Gulio hiç gelmedi.Delia’yı bir korku sardı.Gulio’nun onunla evlenmek istemediğini düşünmeye başlamıştı.Bir gün şehre onun yanına gitti ve oğlanla buluştu .Gulio ona evlenmelerinin çok yakın olduğunu söyledi.Aradan belli bir süre geçtikten sonra Delia çocuğunu doğurmuş ve nikah tarihi gelmişti.nikah oldu.Nikaha kızın annesi ve babasını kıyafetleri kötü diye götürmemişlerdi.Nikahtan sonra Delia ‘ya Nini’nin ölüm haberi gelmişti.Bunun sorumlusunun da Delia olduğu apaçık ortadaydı.Çünkü Delia ,Nini’nin kendini sevdiğini bildiği halde ona yüz vermiyordu . O da zaten son günlerinde hayattan iyice kopmuştu.Aslında Delia’da onu seviyordu ama şehirde yaşama sevgisi bu sevgiden daha üstün geldi ve onunla beraber olmadı.Delia amacına ulaşmıştı ve şehirde yaşamaya başladı.Ama bunu sağlayabilmek için çok şeyini kaybetti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/nathalia-ginzburg-kente-giden-yol-kitap-ozeti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kafa Kafaya &#8211; Lester Thurow kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/kafa-kafaya-lester-thurow-kitap-ozeti-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/kafa-kafaya-lester-thurow-kitap-ozeti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jul 2008 06:31:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[k]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/kafa-kafaya-lester-thurow-kitap-ozeti-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Son yarım yüzyılın büyük bir kısmını ormandaki Sovyet ayısı yüzünden endişelenmekle geçirdik. Demokrasi ve kapitalizmin karşısında diktatörlük ve komünizm vardı. 1940’larda Sovyet ayısının Kızıl Çin ejderhasının yardımıyla dünyayı ele geçireceği düşünülüyordu. Ayının askeri gücü ile ekonomik ve teknolojik gücü başa baş görünüyordu. Yunanistan ve Türkiye’ye yardımlar, NATO, Kore Savaşı hep ayıyı ormanda tutmaya yönelikti. Reagan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p id="linkz01">
<p id="post_message_14435913">Son yarım yüzyılın büyük bir kısmını ormandaki Sovyet ayısı yüzünden endişelenmekle geçirdik. Demokrasi ve kapitalizmin karşısında diktatörlük ve komünizm vardı. 1940’larda Sovyet ayısının Kızıl Çin ejderhasının yardımıyla dünyayı ele geçireceği düşünülüyordu. Ayının askeri gücü ile <nobr><span target="blank" style="font-weight: bold; color: #ff0000; line-height: 1.7; border-bottom: #ff0000 3px double" id="linkzHighlighted_1467">ekonomik</span></nobr> ve teknolojik gücü başa baş görünüyordu.</p>
<p>Yunanistan ve Türkiye’ye yardımlar, NATO, Kore Savaşı hep ayıyı ormanda tutmaya yönelikti. Reagan Yıldız Savaşları programı için Amerika’nın savunma bütçesini iki katına çıkarmıştı.<span id="more-2139"></span></p>
<p>Ayı birdenbire yok oldu. Komünizmin gerilemesi birçok bakımdan 770 yıl önce Cengiz Han’ın Avrupa’yı fetihten vazgeçmesine benziyordu. SSCB’nin tüketim maddeleri dağıtımındaki beceriksizliği yüzünden komünizm sonsuza kadar süremezdi ama istenseydi daha uzun müddet devam edebilirdi.</p>
<p>Cengiz Han Avrupa’yı tam fethetmek üzereyken nasıl geri dönüp Orta Asya’ya çekildiyse komünizmin ani yok oluşu da aynı derecede esrarengizdir.</p>
<p><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/kafa-kafaya-lester-thurow-kitap-ozeti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kıbrıs&#8217;ta Kanlı Noel-1963 kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/kibrista-kanli-noel-1963-kitap-ozeti-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/kibrista-kanli-noel-1963-kitap-ozeti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2008 18:10:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[k]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/kibrista-kanli-noel-1963-kitap-ozeti-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Sürekli gündemde bulunan Kıbrıs sorununu yeni kuşaklara aktarmak ve adada gelişen olayları tüm tarafsızlığı ile bir daha açığa vurmak üzere yazılmış Kanlı Noel-1963 son yarım yüzyılı ile Kıbrıs&#8217;ı sorgulama amacı gütmüştür. Kıbrıs, Türkiye&#8217;nin yumuşak karnına dayanan sivri bir süngü. Günümüz Türkiye&#8217;sinin önemli meselelerinden birisi. Kıbrıs meselesi, daha doğru bir ifade ile Türk-Yunan münasebetleridir. Her vesile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sürekli gündemde bulunan Kıbrıs sorununu yeni kuşaklara aktarmak ve adada gelişen olayları tüm tarafsızlığı ile bir daha açığa vurmak üzere yazılmış Kanlı Noel-1963 son yarım yüzyılı ile Kıbrıs&#8217;ı sorgulama amacı gütmüştür.</p>
<p>Kıbrıs, Türkiye&#8217;nin yumuşak karnına dayanan sivri bir süngü. Günümüz Türkiye&#8217;sinin önemli meselelerinden birisi. Kıbrıs meselesi, daha doğru bir ifade ile Türk-Yunan münasebetleridir.</p>
<p>Her vesile ile Türkiye ile olan münasebetlerinde &#8216;mesele yaratmakta&#8217; eşsiz olan Yunanistan, tarihi ve siyasî hiçbir hakkı olmadığı halde Kıbrıs&#8217;ı da Türkiye ile arasında yeni bir mesele haline getirmeyi başarmakta gecikmemiştir. <span id="more-2116"></span>Kıbrıs&#8217;ın son yüzyılı; Kıbrıs&#8217;ta işlenen vahşi cinayetler, Kıbrıs Türkünün dramı, küçük Yunanistan&#8217;ın emperyalist politikasının bir aynası olmuştur. Özellikle 1963 yılı Kanlı Noeli, Kıbrıs Rumları ile Yunanistan&#8217;ın düşmanlıklarını hangi noktaya kadar götürebileceklerini ortaya koymuştur.</p>
<p>ENOSIS, yani Kıbrıs&#8217;ın Yunanistan&#8217;a ilhakı emellerine tek engel teşkil eden Kıbrıs Türk toplumunu ani bir saldırı sonunda yok etme teşebbüsü Rum-Yunan ikilisinin insanlık adına lanetlenmesi gereken bir davranışı niteliğinde idi. Ancak 1963-1974 arası adadaki vahşeti görmeyen ya da görmezlikten gelen, Kıbrıs Türklerinin seslerine ve yalvarma çığlıklarına kulaklarını tıkayan, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere bazı devletler ve uluslar arası camiadaki kuruluşlar hâlâ bu ısrarlı tutumlarından vazgeçmemekte diretmekte ve sürekli gerçeklerden uzaklaşmaktadırlar. Yunan yayılmacı politikası denilebilir ki bu gibi tutum ve davranışlar yüzünden çılgınca bir biçimde gündemde kalmakta ve Yunanistan, medeni saydığımız bu camianın desteğiyle sıklıkla sonuçlarını dahi düşünemediği savaş çığırtkanlıklarına teşebbüs etmede kendinde cüret bulabilmektedir. Nitekim tarihe 1963&#8242;ten 1974&#8242;e kadar ne olduğu sorusunu soracak olursak Akdeniz&#8217;in ortasındaki bu adada yıkılan ve yanan köyleri, şehirleri, yollarda gezen cesetleri, tecavüze uğramış genç-yaşlı kadınları, küvetler içinde kurşunlanmış çocukları ve bebekleri ve insan dahi denemeyecek bir ulusun gözünü bürümüş kan zerrelerini; adaya çıkan Türk Mehmetçiğini ve Kıbrıs semalarında uçan Türk jetlerini Tanrı&#8217;nın kurtarıcı melekleriymiş gibi bekleyen ve kucak açan masum gözleri, asker postallarını öpen seksenlik ihtiyarları tarih acaba hangi köşesinde sakladı. Kıbrıs gerçeği bu bakımdan Türk-Yunan münasebetlerinin küçük bir kesitidir. Bu kesitte Kıbrıs Türkünün yaşama kavgası kadar Türkiye&#8217;nin komşu Yunanistan&#8217;ın emperyalist politikasına dur demesi de yer almaktadır.</p>
<p>Tarih bir bakıma insanlığın &#8220;ortak bellek&#8221;idir. Bu yapısı ile millî tarih, ait olduğu milletin hafızasıdır. Tarihini unutmak, bilmemek o milletin hafızasını kaybetmesi demektir. 1974 Barış Harekâtı sırasında adada bulunan bir Almanın &#8220;Yunanlıların kasaplığını insan zekası kavrayamaz&#8221; ifadesinde belirttiği gibi; iki aylık bebeklerden, doksanlık ihtiyarlara kadar en vahşice saldırılarda bulunabilen bir toplumla değil bir arada yaşamak, sınır komşuluğu yapmak dahi ne kadar riskli ve tehlikelidir .</p>
<p>Nitekim adayı sürekli alevlendiren Yunanistan, tarihte Türk ırkına karşı olan hıncını ve sürekli yenilmişlik kompleksini içine sindirememekte, sinsice masum sivilleri katlederek bu yarayı sürekli açık tutmaya ve deşmeye gayret etmektedir. 1963 yılında Kanlı Noel&#8217;le başlangıcı tarihe geçen adanın Yunanistan&#8217;a ilhakı projesi hala geçerliliğini korumakta sandığımız gibi Türk Kuvvetleri&#8217;nin icra ettiği 1974 harekâtı ile sona ermemektedir.</p>
<p>Günümüzde fiilen bir EOKA örgütü, bir resmî ENOSIS düşüncesi ve ilkesi Yunan kanunları ve anayasasında yer almamakla birlikte bunu dolaylı vasıtalarla, Avrupa Birliği, Nato, Birleşmiş Milletler gibi Türkiye&#8217;nin dış politikası ve diplomasisinde hayat sahası olarak tanınan uluslar arası her ortamda bir silâh olarak kullanabilmekte, zaten kendine hedef ve hasım olarak KKTC&#8217;yi değil tüm Türk ırkını görmekte ve diş bilemektedir.</p>
<p>Aynı zamanda Yunan ve Rum ikilisi ada hakkında her türlü diplomatik uzlaşma arayışlarına kendi mantıkları çerçevesinde sürekli bahaneler bularak sorunu içinden çıkılması oldukça güç hatta imkânsız kısır bir döngü içine sokmaktadırlar. Yıllar geçtikçe ortaya çıkan her yeni şahit adada sadece Türklere değil, ada topraklarında savaş istemeyen kendi soydaşlarına da yaptıkları çılgınlıkları bir bir uluslararası camianın gözleri önüne sürmekte, artık Avrupa devletlerinin bir zamanlar yaptıkları hatanın nerelere vardığını, kısacası gerçekleri anlayıp görmeleri gerekmektedir.</p>
<p>Ada, Türkiye için herşeyden önce milli bir dava olmakla birlikte bulunduğu jeostratejik konumu ile de Türk devletine Akdeniz gibi uluslar arası bir denizde artı puanlar sağlamakta, adanın Yunanistan&#8217;a bırakılması ise adeta Türkiye&#8217;nin yumuşak karnı altındaki bu süngüyü ne zaman saplayacağını tedirgince beklemek anlamına gelmektedir.</p>
<p>Millî davalar, uğruna kan dökülen, tüm bir milletin etrafında kader birliği oluşturduğu, gerektiğinde ölümün üzerine düşünmeden atlanacağı hususlardır ki ölünür ama bu yoldan dönülemez. İşte Kıbrıs hususunda bu duygumuzu kaybetmediğimiz, ada topraklarında yatan şehitlerimizi unutmadığımız sürece Kıbrıs daima Türk&#8217;tür ve Türk kalacaktır.</strong><br />
<!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/kibrista-kanli-noel-1963-kitap-ozeti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kızlarıma Mektuplar kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/kizlarima-mektuplar-kitap-ozeti-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/kizlarima-mektuplar-kitap-ozeti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2008 18:07:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[k]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/kizlarima-mektuplar-kitap-ozeti-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Emre KONGAR bu kitabında; Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ne eğitim-öğretim görmek amacıyla, birer yıl arayla giden ikiz kızlarına hitaben yazdığı 22 mektubu okurlarıyla paylaşmaktadır. Mektuplar; her ne kadar hasretlik ve gurbette olmaktan dolayı duygusal öğeler içerse de, yazarın baba kimliğinden daha çok bilim adamı kimliğini ön plana çıkarmaktadır. Okur, kitapta, yazarın kızlarıyla doğumlarından bu yana olan ilişkilerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Emre KONGAR bu kitabında; Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ne eğitim-öğretim görmek amacıyla, birer yıl arayla giden ikiz kızlarına hitaben yazdığı 22 mektubu okurlarıyla paylaşmaktadır. Mektuplar; her ne kadar hasretlik ve gurbette olmaktan dolayı duygusal öğeler içerse de, yazarın baba kimliğinden daha çok bilim adamı kimliğini ön plana çıkarmaktadır. Okur, kitapta, yazarın kızlarıyla doğumlarından bu yana olan ilişkilerine göz atma fırsatı bulurken aynı zamanda büyük kentte yaşayan, ebeveynleri çalışan çocukların dünyasını inceleme ve bunları Türk toplumu açısından değerlendirme olanağı bulmaktadır. Mektupların hemen hemen hepsi &#8220;Sevgili Kızlarım&#8221; hitap sözüyle başlayıp &#8220;&#8230;babanız&#8221; imzasıyla bitmekte ve okur çok rahatlıkla &#8220;kızlarım&#8221; sözcüğü yerine kendi adını koyup mektupların muhatabı, &#8220;&#8230;babanız&#8221; sözcünü değiştirip bir anda mektupların yazarı durumuna gelivermektedir.<span id="more-2115"></span></p>
<p>Bir babanın çocuklarıyla birlikte geçirdiği yılların ardından, onlar evden şu veya bu nedenle ayrıldıklarında kendisiyle hesaplaşma zamanı gelmiştir. O halde yapılacak ilk iş kendisini sorgulamak olmalıdır. Birlikte geçen yılları irdeleyip &#8220;daha nasıl yararlı olabilirdim?&#8221; ve &#8220;çocuklarıma daha fazla katkı yapmanın yolları nelerdir?&#8221; sorularının yanıtlarını arayarak ulaştığı sonuçları yine onlarla paylaşması gerekmektedir. İlk mektuplardaki duygusallık, &#8220;keşke şunları yapsaydım da bunları yapmasaydım&#8221; ikilemi şeklindeki iç hesaplaşma öğeleri, daha sonraki mektuplarda yerlerini, evden ayrılan çocukları belirli süre göremeyecek olmaktan kaynaklanan koruma ve yol gösterme içgüdüsüyle oluşturulmuş öğütlere bırakmaktadır.</p>
<p>Mektuplar, gidenle kalanın birlikte geçirdiği yılları irdeleyen, mektubu yazanın kendini sorguladığı hatta tüm yaşamı analiz ettiği ve ulaşılan sonuçların paylaşıldığı en yalın dille yazılmış, samimi itirafları ve yaşam sentezini kapsayan yazın eserleridir.</p>
<p>İnsanlar zaman zaman evlerinin pencerelerine gelip gece dışarısını seyrederler. Her yanan ışık bir evi, her ev bir aileyi, her aile birçok yaşamı barındırır içerisinde. Kim bilir o evlerde yaşanan sevinçler ve üzüntüler nelerdir? Ne tür olaylar ve duygular yaşanıyordur? Oysa tek başına bakıldığında her yaşam ayrı bir bireye aittir ve ona özeldir. Dolayısıyla birey zamanın ve mekânın sonsuzluğunda aslında yapayalnızdır. Bu yalnızlığı en iyi genç kızlarımız algılar. Çünkü onlar; hem bu evrensel düzenin, dünya denen küçük gezegendeki yaşam biçimini, insanlığı sürdürmekte çok önemli bir işlev sahibi olduklarının bilincindedirler, hem de erkeklerden ve yetişkinlerden daha duyarlı olduklarından, içinde bulundukları evreni, bedenlerinin ve ruhlarının her zerresinde hissederler.<br />
Böylesine üstün bir işleve, hatta insanlığın devamını sağlamaktan tek sorumlu olarak kendisini gören genç kızlarımız ne kadar özgürdürler? Aslında, hür irademiz sandığımız şey, genlerimizin belirlediği iç güdülerimizden ve çevremizin koşullandırdığı alışkanlıklardan ibarettir. Erkek egemen toplumlar yüzyıllardır kızlarımızın özgürlüklerini engellemeye çalışmışlar ve günümüzde de bu çabalarına devam etmektedirler. Oysa başta erkeklerin, sonra da toplumdaki tüm bireylerin özgür olabilmeleri için kızlarımıza sonuna kadar güvenilmeli ve onlara tam özgürlükleri verilmelidir.</p>
<p>Kıskançlık, hürriyeti engelleyen en önemli öğedir. Zira pek çok kişinin öne sürdüğü gibi, erkeğin sevdiğini başkasına kaptırma korkusundan ya da rekabet duygusundan değil sadece ve sadece ilkel bir egoizmden kaynaklanır kıskançlık. Erkeğin kıskandığı, kadının konuştuğu ya da selam verdiği kişi değil doğrudan doğruya, kadının, erkeğin denetimi dışında yani özgür iradesiyle davranması olgusudur. Çünkü kıskanan ve bunu şiddet yoluyla dışarı vuran erkek, aslında ilkel bir anlayışla, kadını malı gibi gören, onun özgürlüğünü ve özerkliğini, kısacası, kadının da kendisi gibi bir insan olduğunu reddeden erkektir. Hiç unutulmamalıdır ki kıskançlık hele hele aşırı kıskançlık, sevginin değil, ilkelliğin belirtisidir ve hiçbirimizin ilkel olma hakkı ya da özgürlüğü yoktur.</p>
<p>Her genç kız güzeldir! Fiziksel görünüm şüphesiz insanın kişiliğinin önemli bir parçasıdır. Ama yüzümüzün ve bedenimizin her parçasını değiştirme olanağı sağlayan estetik ameliyatların artık çok yaygın olduğu günümüzde, iç dünyamız ve bunun yansıması olan tutum ve davranışlarımız bir insanı güzelleştiren ya da çirkinleştiren daha önemli öğeler halini almıştır. O yüzden yaşama gülümsenmelidir. Çevredeki insanlara pozitif elektrik verilmeli, sempatik olunmalıdır. Güzel olmanın bir başka yönü de empatik olmaktan yani kendimizi başka insanların yerine koyabilme yeteneğinden ve vicdani dengeleri yerli yerine koyabilmekten geçer. O halde güzel-çirkin kız ayrımı, sempatik ve empatik olanlarla duyarsız ve kaba olanlar arasındadır.</p>
<p>Kızlarının ABD&#8217;deki eğitimleri boyunca yazmaya devam ettiği mektupları topladığı bu eserinde; Prof.Dr. Emre KONGAR&#8217;ın, yıllar boyu, gerek devlet kademelerinde gerekse özel sektörde elde ettiği yaşam deneyimlerinin bir çoğunu bulmak olası. Kitap, bir babanın kızlarına duyduğu sevginin toplumun içinde ve dışında, onlara hiç bir karşılık beklemeden aktarmasının yollarını gösteren bir rehber olarak ele alınıp okunmalıdır. </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/k/kizlarima-mektuplar-kitap-ozeti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

