<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitap Özetleri,Kitap Özeti &#187; n</title>
	<atom:link href="http://www.kitap-ozetleri.com/category/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kitap-ozetleri.com</link>
	<description>Kitap özetleri, kitap özeti, kitap eleştirileri, yazarlar, romanlar, hikayeler, masallar, biyografiler</description>
	<lastBuildDate>Sun, 23 Aug 2009 16:19:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Neden Laiklik kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/neden-laiklik-kitap-ozeti-3.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/neden-laiklik-kitap-ozeti-3.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 19:36:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[n]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/neden-laiklik-kitap-ozeti-3.html</guid>
		<description><![CDATA[Yazar inceleme türünde yazdığı eserinde geçmişten günümüze laikliğin hangi ihtiyaçtan doğduğunu, nasıl geliştiğini, hangi toplumlarda nasıl uygulandığını, ne gibi etkileri olduğunu anlatarak başlıyor. Önsözde belirtildiği gibi günümüz aydınları laikliği din ile birlikte incelemeyi laikliğin özüne aykırı buldukları için halk kitlesi ile yeterince diyalog kuramamışlar dolayısıyla laikliği anlatamamışlardır. Bu da laiklik karşıtı faaliyet yürüten kişi veya kuruluşların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yazar inceleme türünde yazdığı eserinde geçmişten günümüze laikliğin hangi ihtiyaçtan doğduğunu, nasıl geliştiğini, hangi toplumlarda nasıl uygulandığını, ne gibi etkileri olduğunu anlatarak başlıyor.<br />
Önsözde belirtildiği gibi günümüz aydınları laikliği din ile birlikte incelemeyi laikliğin özüne aykırı buldukları için halk kitlesi ile yeterince diyalog kuramamışlar dolayısıyla laikliği anlatamamışlardır.<span id="more-2191"></span> Bu da laiklik karşıtı faaliyet yürüten kişi veya kuruluşların işine gelmiş ve dinine bağlı olan milletimizi kullanarak faaliyetlerini daha rahat yürütmelerini ve dini duygularını istismar ederek bir yerlere gelme çabalarını desteklemelerine sebep olmuştur.<br />
Buradan yola çıkarak laikliği insanımıza anlatmayı hedef alan yazarımız Kur’an’dan ve hadislerden de faydalanarak laikliği anlatmıştır. Aksi takdirde bir çok yerde yinelediği gibi Türkiye Cumhuriyeti sonuçları tahmin edilemeyecek bir kaosun içine girebileceği gibi hem devletin hem milletin zarar görebileceği bir felakete sürüklenebilir.<br />
İnsanların dini duygularını istismar eden bu şahıslara karşı verilebilecek en güzel cevap yine Kur’an ve hadisler ışığında laikliğin din düşmanlığı olmadığını, bu konunun çarpıtıldığını, çeşitli yollarla insanımızın güvenini kazanan şahısların bu konuyu işlerine geldiği gibi kullanarak nasıl kazanç sağladıklarını göstermek olacaktır.<br />
Yazarımız çeşitli beyanatlara dayanarak art niyetli insanların çok hassas bir konuma getirilen laikliği ellerinde bir koz olarak bulundurup ilkelerin karşısına Kur’an’ı, Atatürk’ün karşısına da Hz.Peygamberi dikmeye çalışmışlar ve halkımızın kafasında sürekli soru işaretleri bırakmayı hedeflemişlerdir. Diğer taraftan Atatürk’ü din düşmanı gibi göstermeye çalışanlara karşı nutuktan ve diğer demeçlerden faydalanarak bunun yanlış olduğunu açık şekilde belgelemektedir.<br />
Laikliğin Cumhuriyet tarihi ile birlikte başladığı fikrinin yaygın olduğu halkımız arasında böyle bilindiğini oysa Türk-İslam Tarihi araştırıldığında Selçuklular, Dandanakan Muharebesinden (1040) sonra 1055 yılında İran ve Irak toprakları ele geçtiğinde laiklik uygulaması yapılmaktaydı, çünkü bu gerekliydi. Bir ülke toprakları ne kadar büyük olursa, üzerinde yaşayan insanların dini, dili, ırkı, vs. farklı olacaktır. Din ve vicdan özgürlüğünün her insanın doğal hakkı olduğu düşünülürse ve bu hassas konuda insanların üzerine gidildiğinde isyanla başlayan çeşitli sorunlar olacağı unutulmamalıdır.<br />
Ayrıca laiklik ile islamiyetin birbiriyle çatışan kavramlar olmadığı aksine islamiyetin laik bir din olduğu tartışılmaz bir konudur. Laikliğin temel iki kavramı olan vicdan özgürlüğü ile din ve devlet işlerini birbirinden ayırıp dünya işlerini devletin, din işlerini ise din sorumlularına bırakmak amaçlanmıştır. Bu suretle ülkemizde sıkça görülen dini siyasete alet etme olayını ortadan kaldırmak mümkün olabilmektedir.<br />
SONUÇ<br />
KİTABIN ANA FİKRİ<br />
Kitap, din ve laiklik arasında birbiriyle çatışan konular olmadığını, bazı yanlış uygulamalar sonucu artniyetli kişilerin bunu alet ederek sorunlar yaşamamıza sebep olduğunu açıklamaktadır.<br />
KİTABIN GETİRDİĞİ YENİLİKLER<br />
Kitap diğer aydınların yaptığı gibi konuyu sadece laiklik olarak değil de laiklik+islamiyet olarak inceleyip karşılaştırmalar yapmakta dolayısıyla halka inandığı ve bildiği şekilde konuyu anlatmaktadır.<br />
KİTAP HAKKINDA GENEL DEĞERLENDİRME VE TEKLİFLER<br />
Yazar insanımıza gerçekleri, gerçek bilgi ve belgelerle anlatma düşüncesini uygulamakta başarılı olacak bir kitap yazmıştır. Ayrıca ekler bölümünde yer alan soru ve cevapları, insanımızın kafasında yer eden meselelere cevap verebilecek kapasitede</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/neden-laiklik-kitap-ozeti-3.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nostradamus kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/nostradamus-kitap-ozeti-3.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/nostradamus-kitap-ozeti-3.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2008 19:27:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[n]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/nostradamus-kitap-ozeti-3.html</guid>
		<description><![CDATA[Kehanet denilen şey en iyi ihtimalle bile şansa bağlı bir şeydir. Bu iş ister 21. yy. bir ekonomisti ister 16. yy. bir astroloji kahini tarafından yapılmış olsun, bu gerçek değişmez. Ama kehanetle tüm garipliklerine ve imalıklarına karşın yinede çok eskilere dayanan saygın ve onurlu bir köke sahiptir. Nede olsa İsa’nın doğacağını önceden bilmek de vizyoner [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kehanet denilen şey en iyi ihtimalle bile şansa bağlı bir şeydir. Bu iş ister 21. yy. bir ekonomisti ister 16. yy. bir astroloji kahini tarafından yapılmış olsun, bu gerçek değişmez. Ama kehanetle tüm garipliklerine ve imalıklarına karşın yinede çok eskilere dayanan saygın ve onurlu bir köke sahiptir. Nede olsa İsa’nın doğacağını önceden bilmek de vizyoner ya da astrolojik kehanetlerden kaynaklanmıştır. Üstelik kehanetlerin öylesine bir gücü ve çekiciliği vardır ki yalnız bir sonraki ulusal liderin kim olacağını öğrenme çabalarıyla da yetinmeyip Nostradamus’un gerçekten Hitler’i, AIDS’i <nobr><span target="blank" style="font-weight: bold; color: #ff0000; line-height: 1.7; border-bottom: #ff0000 3px double" id="linkzHighlighted_1371">dünyanın</span></nobr> sonunu bilip bilmediğini de öğrenmeye çalışıp durmaktayız.<span id="more-2083"></span></p>
<p>Kehanetin dinamiğini pek az anlayabilmekteyiz. Kahinlerin bazıları geleceğe ilişkin değerlendirmelerini daha çok elde bulunan gerçeklere ve bilinen eğilimlere dayanarak sezgisel bir sentezle yapıyor gibi görünmektedirler. Kimisi sihir demekten hoşlandığımız şeylerin, yani esas olarak dinsel bir <nobr><span target="blank" style="font-weight: bold; color: #ff0000; line-height: 1.7; border-bottom: #ff0000 3px double" id="linkzHighlighted_1317">dizi</span></nobr> psikolojik tekniklerin uygulayıcısıdır; bu yöntemlerle bilinçaltının kapıları açılabilmektedir. Bir kısmı da tarih boyunca hep sanatlar diye bilinen şeylerden yararlanmış, kuşların uçuşundan, paraların yada dal kırıklarının havaya atıldıktan sonra düşüşünden, iskambillerin dizilişinden ya da güneşin ayın gezegenlerin burçlar arasındaki hareketlerinden yararlanarak geleceği kestirmeye çalışmışlardır.</p>
<p>Nostradamus’un sunduğu türden küresel hareketler kişinin kendi vücudundan sıyrılıp kişilik dışı ya da kişilik ötesi bir görüş keskinliğiyle kollektif ruh içindeki gizli saklı hareketleri ve oluşan sonuçları görmesini gerektirmektedir.</p>
<p>Nostradamus gelecek ile ilgili kehanetlerine varabilmek için hem vizyonları hem de astroloji formüllerini kullanmıştır. Yüzyıllar adlı kitabı 16 yy. da basıldığı günden beri hiç bir zaman kitapçılardan eksik olmamıştır. Çünkü ileride bizi nelerin beklediğini bilip hazırlıklı olmak istemek insanın doğasında var olan bir şeydir.</p>
<p>Astrolojiyle akıllı bir biçimde uğraşmak demek kişinin doğasını düşünmek hangi yaratıcı biçimlerde gelişebileceğini, kendisinin ne olduğunu hangi biçimlerde ifade edebileceğini kestirmek demektir; buradan da yapıcı seçeneklerin neler olduğunu , kendini ve diğerlerini körü körüne zarara uğratmasından mümkün olduğu kadar kaçınabilmesi için nasıl hareket edeceği ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Nostradamus’un tarihimizin en benzersiz karakterlerinden biri olmasına yol açan tüm etkiler arasında en önemlisi astrolojinin. Göksel bilimin ileriyi görebilme yeteneklerinin karmaşıklığı üzerine çalıştırılmasıyla onun gelecekle ilgili bakış açısı daha bir nitelik kazanıyordur. ve kendisinin bir <nobr><span target="blank" style="font-weight: bold; color: #ff0000; line-height: 1.7; border-bottom: #ff0000 3px double" id="linkzHighlighted_1424">işte</span></nobr> usta olduğuna da hiç kuşku yoktur.</p>
<p>Her ne kadar geleceği görme yeteneği büyükse de Nostradamus’un kehanetleri yalnız sezgiyle ya da yalnız astrolojiyle geliştirilmemiş, bu fikirleri dünyaya indirmek ve bunları biraz da mantığa uyar duruma getirmek için Göksel bilimi de kullanmıştır. Kehanetlerini benzetmeler ve bulmacalar içine saklamaya çalışmıştır.</p>
<p>Nostradamus’un geleceğe bakışı bir yanda simyasal değişimlere, bir yandan da geleceği görebilme sezgi ve güçlerine, bir yandan okült , sihir ve dine dayalı olarak onun ve çağının diğer bilge kişilerini çok ilgilendiren şeyde kozmik düzende kaynak bulmuş demektir. Bu yalnız gezegenlerin ve güneşlerin gündelik konumlarıyla ilgili olmayıp, geleceğe doğru binlerce yıl boyunca yer alan daha geniş çaptaki hareketleri de içermektedir.</p>
<p>Nostradamus için olduğu kadar günümüz astrologları içinde zaman bazı astrolojik çağlara bölünmüş, bu çağlar içinde kova çağı M.S. 2000 ile 4000 yılları arasında olacak ve dünyadaki yaşamın bu koskoca dönemin tümü Nostradamus tarafından bilinmekteydi.</p>
<p>Nostradamus hayatını çok fazla etkilemiş olan Balık çağı bir kör inanç çağıdır. Dinsel inanç asla sorgulanamaz, mucizelere ve sihirlere inanılır ve bunlar hayatın başlıca temelleri sayılır. Buradan ortaya dinsel toplumlar çıkmış, tanrının orada bir yerlerde olduğu onun asla sorgulanamayacağı yapısal inancı hem orta çağın tümünde hem de rönesans döneminin <nobr><span target="blank" style="font-weight: bold; color: #ff0000; line-height: 1.7; border-bottom: #ff0000 3px double" id="linkzHighlighted_1437">büyük</span></nobr> bölümünde egemen olmuştur, ama mucizeler ve sihir de devreye girmiş, İsa’nın su üzerinde yürümesi, simya, sihirler mantığa gelmeyen, çoğu zaman fantastik olayların yer alması ağırlık bulmuştur. İatürnün egemenliği aynı zamanda siyasal ihtilallere ve devrimlere doğru bir eğilim vermektedir.</p>
<p>Dünyadaki hayatın kova yönünden tanımı bir başka önemli özelliği de kollektifliktir. Bireysel hareketlerden çok kollektif faaliyetlere önem verilmektedir. Ülkeler bir araya gelerek kıtalara, eyaletlere, uluslara dönüşmektedir. <nobr><span target="blank" style="font-weight: bold; color: #ff0000; line-height: 1.7; border-bottom: #ff0000 3px double" id="linkzHighlighted_1349">ABD</span></nobr> gibi Avrupa ülkelerinin de AB girişi grup faaliyetlerine çok güzel bir örnektir. Balık çağında mucizeler peyda olurdu, kovanın değişim ve mantık çağında ise her şey bilime ve mantığa dayandırılmış.</p>
<p>Nostradamus kova çağının bizim tanrısallık vizyonumuzu nasıl etkileyeceğini çok iyi görmüş, Geçmişin dinsel açıdan en güçlü simgelerinden biri tanrının gökyüzünde, çevresinde meleklerle, elinde yıldırımlarla oturuşudur. Onun gözü insanoğlunun elde edebileceği tüm güçlerin üzerindedir. İnsan zarif ve güçsüz bir yaratıktır. Tanrının gücü insanı ölene kadar hep aşağıya bastıran bir güç olmuştur.</p>
<p>Nostradamus’a göre henüz yeni bin yılın birkaç yılı bitmeden papaz/rehber tipini yaratacaktır. Bu da yeni hür bir dinsel kişi olacak, esas olarak basit bir danışman olarak görev yapacak, kilisenin en üst düzeylerinde bile olsa, artık kendisine ilahi mesajlar geliyormuş gibi numara yapmayacaktır. Nostradamus şu mısralarda bugünü tahmin etmiştir.</p>
<p>Vücut, ruh ve zihin hep güçlüdür: Vücutla ruh ve zihin arasındaki bağlantıları getirmiştir. Onun ötesinde, tanrı bulutların üzerindeki tahtından inip bizim kalplerimize doğru yaklaştıkça, bizlerde her birimiz çok güçlü olmaktayız. Bu sözler siyasal anlamdadır, güce değiniyor değildir. Bir bireyin kendi kendisine karar verme gücünden söz etmektedir. Nostradamus gerçekten de bu yüzyılın sonlarında yer alan değişiklikleri görmüştür. Bu güç dini insanların yüreğine indiren güçtür.</p>
<p>Her şey onun ayaklarının altında göklerdeki taht gibi; gerçektende bu kehanetin söylemek istediği, dünya cehennemini dünya cenneti haline çevireceği ve her ikisi üzerinde egemenlik kuracağıdır. Bir zamanlar göklere ait olan şeyler, artık insanların alanı oldu. İlahi yeri ve göğü içeren maddeyi verecek mistik eyleme okült altın alacak. Okült altın, simya süreci sonuç verdiği zaman ortaya çıkacak, insanlığın hem metali denenmemiş geliştirilmemiş biçimde sihirbazın simya süreçlerinden geçiriyor altın oluyordu. (Simya insanın gelişmesi, ham bir varlıktan tanrısallaşması anlamında kullanılmaktadır.)</p>
<p>İklimi Babil’in tersi olan yerde çok kan dökülecek toprak, deniz, hava, gök haksızlık ediliyor gibi gözükecek, mezhepler, açlık, yöneticiler, hastalıklar, karmaşa 20. yy. bakıldığı zaman bunların hepsi gözükmektedir. Savaşlar, kaoslar hastalıklar (AIDS) gibi.</p>
<p>Nostradamus’un bir özelliği de çiçeklerle hastalıklar arasında bir bağ kurmuş olmasıdır. Binlerce yaprağı toplayarak kurup ezerek kapsül haline getirip hastanın dil altına koyup onları tedavi edermiş.</p>
<p>Nostradamus’un kehanetleri içinde oğluna yazdığı mektubun önsözünde şöyle söylemiş (1 Mart 1555) – Aman oğlum, geleceği görebileceğinden daha ileri götürmüşsen bil ki okumuş yazmış insanlar benim dünyayı yorumlayış biçimimle ilgili türlü iddialar da bulunacaklardır ve bu böylece türlü felaketlerle devrimlere kadar su basmamış toprak kalmayana, geriye bir tek tarihle coğrafyadan başka bir şey kalmayana kadar sürecektir. İşte bu nedenle çeşitli ülkelerdeki bu devrimlerden önce ve sonra yağmurlar öyle azalacak, yangınlar ateşler ve ateşli füzeler göklerden öyle yağacak ki bu felaketten hiçbir şey kurtulamayacak ve bu da son yangından önce olacak.</p>
<p>Nostradamus’un bu kehanete görüldüğü gibi bir yüzyıl sonrasında neler olabileceğini tahmin edebiliyor. Tabii ki o zamanki teknolojik durum göz önüne alınırsa neler olabileceğini tahmin etmek nedenli inandırıcı olabiliyor. 1991 Körfez Savaşı’nda ABD nin binlerce tank ve füzeyi Ortadoğu’ya taşıyabilmesini herhalde o günün teknolojisi ile ne kadar zaman alabileceğini takdir edersiniz.</p>
<p>Nostradamus’un kehanetleri tam gerçeği yansıtmamakla birlikte, çeşitli yorumcular tarafından gelişen olaylara göre yorumlanmıştır. Bu yorumlar herkese göre değişebilmekle birlikte gerçeğe yakın gibi görünmektedir. Örneğin iki büyük ülkenin anlaşacağı ABD ile Rusya’nın, komünist rejimin yıkılacağı kehanetleri SSCB dayandırılmaktadır. Diğer bir komünist rejimin Çin’in de 2001-2003 yılları arasında yıkılacağı kehanetidir.</p>
<p>Nostradamus yorumları genellikle savaşlara ağırlık vermiştir. Özellikle bazı ünlü dörtlükleri gezegenimizin üçüncü bir dünya savaşında Nagazaki’ye benzer bir görünüme bürünmesi biçiminde yorumlanmaktadır.</p>
<p>Nostradamus’un bir huyu da garip mısraları üretirken bir değişim havası vermek, ama tam belirli açıklamalarda bulunmamaktır. Bu da gizemli bir açıklama getirmekte, sonraki dörtlüklerde yoruma açık kehanetlerde bulunmaktır.</p>
<p>Nostradamus yüzyılımızın sonu yani örgütlenmiş dinlerin büyük değişimler geçireceğine değinmiştir. Yani tanrı kavramı yavaş bir değişimden geçerek hatta gelecek bin yıl için öngörülen bu bin yılda başladığı, kahinden azımsanmayacak sayıda dörtlükler bize dinsel geleceğin nasıl olacağı konusunda bilgi vermektedir.</p>
<p>Sonuç olarak Nostradamus gelecek ile ilgili kehanetlerde bulunmuş bir bilim adamı aynı zamanda doktordur. Böyle kehanetlerde bulunmak için bir çok kitabı okumuş olması ve 16. yy. filozoflarından faydalanmış olması gerekir. Kehanetlerinde genelde din üzerinde yoğunlaşmış, bunları buralar ile ilişkilendirmiştir.</p>
<p>Yaptığı kehanetler arasında yeni dünyaların keşfi, Avrupa’daki ülkelerin bir çoğunun gelecekte nasıl evreler geçireceği (Fransa’da Napolyon, Almanya’da Hitler) gibi şeytani insanların olacağı tanrının değişimi, dünyanın ve ana küresel değişmenin olacağı bunun sonucunda (deprem, sel, tayfun gibi) afetlerin olacağı. Aşk konularında eğlence ve kadınların feminist olacağına dair kehanetler içerir.</p>
<p>Bugün dahi insanlığın her zaman merak içerisinde olduğu konularda kehanetlerde bulunmuştur ve günümüzde bile bazı kişilere kehanetler yapılmakta ve bunlara inanan ve olayların akışına kendisini kaptıran kişiler olmaktadır.</p>
<p>Tarihte kahinlerin yıldız hatlarına göre ülkelerini yöneten krallara bile rastlanmıştır. Yukarıda da bazılarında değindiğim kehanetlere inanıp inanmamak herkesin elindedir. Fakat bir gerçek vardır ki bazılarının 400 yıl sonrasında bile gerçekleşmiş olması düşündürücü ve inandırıcı olabilmektedir.</p>
<p>Nostradamus her şeyi dörtlük halinde şiir gibi yazarak not etme ve günümüze kadar gelmiş ve bu dörtlükler o günden bu güne kadar gelişen olaylar ile bağdaştırılmaya çalışılmış ve dörtlükler olan olaylara uydurulmuş gibi. Fakat uydurulanları karşılaştırdığımız zaman bir çoğu tutuyor gibi görünmektedir.<!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/nostradamus-kitap-ozeti-3.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neden Laiklik kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/neden-laiklik-kitap-ozeti-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/neden-laiklik-kitap-ozeti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Jun 2008 15:05:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[n]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/neden-laiklik-kitap-ozeti-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Yazar inceleme türünde yazdığı eserinde geçmişten günümüze laikliğin hangi ihtiyaçtan doğduğunu, nasıl geliştiğini, hangi toplumlarda nasıl uygulandığını, ne gibi etkileri olduğunu anlatarak başlıyor. Önsözde belirtildiği gibi günümüz aydınları laikliği din ile birlikte incelemeyi laikliğin özüne aykırı buldukları için halk kitlesi ile yeterince diyalog kuramamışlar dolayısıyla laikliği anlatamamışlardır. Bu da laiklik karşıtı faaliyet yürüten kişi veya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazar inceleme türünde yazdığı eserinde geçmişten günümüze laikliğin hangi ihtiyaçtan doğduğunu, nasıl geliştiğini, hangi toplumlarda nasıl uygulandığını, ne gibi etkileri olduğunu anlatarak başlıyor.<br />
Önsözde belirtildiği gibi günümüz aydınları laikliği din ile birlikte incelemeyi laikliğin özüne aykırı buldukları için halk kitlesi ile yeterince diyalog kuramamışlar dolayısıyla laikliği anlatamamışlardır. Bu da laiklik karşıtı faaliyet yürüten kişi veya kuruluşların işine gelmiş ve dinine bağlı olan milletimizi kullanarak faaliyetlerini daha rahat yürütmelerini ve dini duygularını istismar ederek bir yerlere gelme çabalarını desteklemelerine sebep olmuştur.<span id="more-2074"></span><br />
Buradan yola çıkarak laikliği insanımıza anlatmayı hedef alan yazarımız Kur’an’dan ve hadislerden de faydalanarak laikliği anlatmıştır. Aksi takdirde bir çok yerde yinelediği gibi Türkiye Cumhuriyeti sonuçları tahmin edilemeyecek bir kaosun içine girebileceği gibi hem devletin hem milletin zarar görebileceği bir felakete sürüklenebilir.<br />
İnsanların dini duygularını istismar eden bu şahıslara karşı verilebilecek en güzel cevap yine Kur’an ve hadisler ışığında laikliğin din düşmanlığı olmadığını, bu konunun çarpıtıldığını, çeşitli yollarla insanımızın güvenini kazanan şahısların bu konuyu işlerine geldiği gibi kullanarak nasıl kazanç sağladıklarını göstermek olacaktır.<br />
Yazarımız çeşitli beyanatlara dayanarak art niyetli insanların çok hassas bir konuma getirilen laikliği ellerinde bir koz olarak bulundurup ilkelerin karşısına Kur’an’ı, Atatürk’ün karşısına da Hz.Peygamberi dikmeye çalışmışlar ve halkımızın kafasında sürekli soru işaretleri bırakmayı hedeflemişlerdir. Diğer taraftan Atatürk’ü din düşmanı gibi göstermeye çalışanlara karşı nutuktan ve diğer demeçlerden faydalanarak bunun yanlış olduğunu açık şekilde belgelemektedir.<br />
Laikliğin Cumhuriyet tarihi ile birlikte başladığı fikrinin yaygın olduğu halkımız arasında böyle bilindiğini oysa Türk-İslam Tarihi araştırıldığında Selçuklular, Dandanakan Muharebesinden (1040) sonra 1055 yılında İran ve Irak toprakları ele geçtiğinde laiklik uygulaması yapılmaktaydı, çünkü bu gerekliydi. Bir ülke toprakları ne kadar büyük olursa, üzerinde yaşayan insanların dini, dili, ırkı, vs. farklı olacaktır. Din ve vicdan özgürlüğünün her insanın doğal hakkı olduğu düşünülürse ve bu hassas konuda insanların üzerine gidildiğinde isyanla başlayan çeşitli sorunlar olacağı unutulmamalıdır.<br />
Ayrıca laiklik ile islamiyetin birbiriyle çatışan kavramlar olmadığı aksine islamiyetin laik bir din olduğu tartışılmaz bir konudur. Laikliğin temel iki kavramı olan vicdan özgürlüğü ile din ve devlet işlerini birbirinden ayırıp dünya işlerini devletin, din işlerini ise din sorumlularına bırakmak amaçlanmıştır. Bu suretle ülkemizde sıkça görülen dini siyasete alet etme olayını ortadan kaldırmak mümkün olabilmektedir.<br />
SONUÇ<br />
KİTABIN ANA FİKRİ<br />
Kitap, din ve laiklik arasında birbiriyle çatışan konular olmadığını, bazı yanlış uygulamalar sonucu artniyetli kişilerin bunu alet ederek sorunlar yaşamamıza sebep olduğunu açıklamaktadır.<br />
KİTABIN GETİRDİĞİ YENİLİKLER<br />
Kitap diğer aydınların yaptığı gibi konuyu sadece laiklik olarak değil de laiklik+islamiyet olarak inceleyip karşılaştırmalar yapmakta dolayısıyla halka inandığı ve bildiği şekilde konuyu anlatmaktadır.<br />
KİTAP HAKKINDA GENEL DEĞERLENDİRME VE TEKLİFLER<br />
Yazar insanımıza gerçekleri, gerçek bilgi ve belgelerle anlatma düşüncesini uygulamakta başarılı olacak bir kitap yazmıştır. Ayrıca ekler bölümünde yer alan soru ve cevapları, insanımızın kafasında yer eden meselelere cevap verebilecek kapasiteded</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/neden-laiklik-kitap-ozeti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nutuk (100 Temel Eser) kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/nutuk-100-temel-eser-kitap-ozeti.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/nutuk-100-temel-eser-kitap-ozeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Apr 2008 19:50:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[n]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/nutuk-100-temel-eser-kitap-ozeti.html</guid>
		<description><![CDATA[Nutuk, ülkemiz ve milletimiz üzerine büyük oyunların oynandığı günlerden başlayarak, Türk tarihinde bir dönüm noktası olan İstiklal Savaşını, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ve inkılapların yapılışını, kısaca siyasi ve milli tarihimizi birinci elden anlatan değerli bir eserdir.Eser, TBMM’nin kuruluşundan Cumhuriyetin ilanına kadar uzanan başarılı bir tarihi akışın hikayesidir. Nutuk’ta, kendini her şeyi ile milletine adamış, olağanüstü yetenekleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nutuk, ülkemiz ve milletimiz üzerine büyük oyunların oynandığı günlerden başlayarak, Türk tarihinde bir dönüm noktası olan İstiklal Savaşını, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ve inkılapların yapılışını, kısaca siyasi ve milli tarihimizi birinci elden anlatan değerli bir eserdir.Eser, TBMM’nin kuruluşundan Cumhuriyetin ilanına kadar uzanan başarılı bir tarihi akışın hikayesidir.<span id="more-1571"></span><br />
<font color="#000000">Nutuk’ta, kendini her şeyi ile milletine adamış, olağanüstü yetenekleri ile dehanın en iyi örneğini vermiş büyük bir komutanın inkılapçı bir liderin ve ileri görüşlü bir devlet adamının, askeri ve siyasi aksiyonları ile Türkiye Cumhuriyeti’ne şekil veren temel düşünceler yer almıştır.Ayrıca eserde milli değerler sistemine bağlı Cumhuriyet rejiminin, tarih şuuru içindeki gelişmesinin adım adım nasıl olgunlaştırıldığını yakından görebiliriz.</font></strong><br />
<strong><font color="#000000">Bağımsızlık; tam bağımsızlık denildiği zaman, elbette siyasi, mali, kültürel ve benzeri her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir.</font></strong><br />
<strong><font color="#000000">Demokrasi ve hürriyet; korku üzerine devlet kurulamaz.Toplara istinad eden hakimiyet payidar olamaz.Hürriyet, insanın,düşündüğünü ve dilediğini mutlak olarak yapabilmesidir.Hürriyet ve istiklal benim karakterimdir.</font></strong><br />
<strong><font color="#000000">Cumhuriyet; cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir.Cumhuriyet ahlaki fazilete dayanan bir idaredir.Cumhuriyet fazilettir.Türk milletinin tabiat ve adetlerine en uygun olan idare Cumhuriyet idaresidir.</font></strong><br />
<strong><font color="#000000">Kültür; Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür.Bu sözü burada ayrıca izaha lüzum görmüyorum.Türk milleti. Ancak varlığını derin ve sağlam kültür sınırlarıyla çizdikten sonradır ki onun yüksek kapasitesi ve fazileti milletler arasında tanınır.Türk milletine. fıtri rengini veren bu inkılaplardan her biri çok geniş tarihi devirlerin öğünebileceği büyük işlerden sayılsa yerindedir.</font></strong><br />
<strong><font color="#000000">Medeniyet; bugünkü Türk milleti, mazinin en derin medeniyetlerinde kuruculuk iddia eden bu Türk kaviminin bugünkü çocukları açık ve sağlam yolu bulmuşlardır.</font></strong><br />
<strong><font color="#000000">Tarih; Büyük devletler kuran ecdadımız büyük medeniyetlere de sahip olmuştur.Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur.Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.</font></strong><br />
<strong><font color="#000000">Din ve laiklik ; din vardır ve lazımdır.Temeli çok sağlam bir dinimiz vardır.Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır.Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum.Şuura aykırı, ilerlemeye mani hiçbir şey ihtiva vermiyor.Milletimiz din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete maliktir.</font></strong><br />
<strong><font color="#000000">Milletimiz din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete maliktir.Bu faziletleri hiçbir kuvvet, milletimizin kalp ve vicdanından şekip alamamıştır ve alamaz.</font></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/nutuk-100-temel-eser-kitap-ozeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nehir Tanrısı kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/nehir-tanrisi-kitap-ozeti-3.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/nehir-tanrisi-kitap-ozeti-3.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Apr 2008 22:21:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[n]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/nehir-tanrisi-kitap-ozeti-3.html</guid>
		<description><![CDATA[İçine kapanık, şair ruhlu, kendi hâlinde dürüst bir insan olan Ali Rıza Bey, prensipleri kendi prensipleriyle bağdaşmayan insanlarla çalışmak istemediği için şirketteki memuriyetinden istifa eder; Üsküdar’daki evine çekilir. Ali Rıza Beyin, Şevket isminde bir oğlu ile Fikret, Neclâ, Leylâ ve Ayşe adında dört kızı vardır. Ali Rıza Bey, işten çıktığı sırada oğlu Şevket yüksek maaşla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İçine kapanık, şair ruhlu, kendi hâlinde dürüst bir insan olan Ali Rıza Bey, prensipleri kendi prensipleriyle bağdaşmayan insanlarla çalışmak istemediği için şirketteki memuriyetinden istifa eder; Üsküdar’daki evine çekilir. Ali Rıza Beyin, Şevket isminde bir oğlu ile Fikret, Neclâ, Leylâ ve Ayşe adında dört kızı vardır. Ali Rıza Bey, işten çıktığı sırada oğlu Şevket yüksek maaşla bir bankaya memur olur; evin bütün yükü onun üzerine biner. Şevket, babası gibi iyi yetişmiş, karakterli, namuslu bir gençtir. Ailesine de son derece bağlıdır. Babasının doğruluk ve namus uğruna işten istifa etmesini uygun bulur. Buna karşılık Ali Rıza Beyin hanımı Hayriye Hanım durumdan hiç memnun kalmaz.<span id="more-1542"></span><br />
Bir süre sonra Şevket, Ferhunde adında hafif meşrep bir kadınla evlenir. Eğlenceye düşkün olan bu kadın, birbirinden genç, güzel ve hareketli, asrî olmaya meraklı olan Neclâ ve Leylâ’nın da karakterini bozar. Bir eğlence ve moda düşkünlüğü başlar. Evde sık sık partiler düzenlenir. Evin büyük kızı Fikret, yengesi ve kardeşleriyle anlaşamadığı ve bu durumdan hiç memnun olmadığı için en az babası kadar üzgün ve kırgındır. Hayriye Hanım, sırf kızlarına koca bulmak ümidiyle evde her değişikliğe razı olur. Şevket de olanlardan memnun kalmamasına rağmen belki de karısının tesiriyle kendisini bu hevese kaptırmıştır…<br />
Evde gün geçtikçe itibarı düşen Ali Rıza Bey tekrar işe girmeyi düşünürse de başaramaz. Eğlenceler ve toplantılar için lüzumsuz yere para harcanan evde maddî sıkıntılar başlar; kavgalar, türlü rezaletler ve sefalet birbirini takip eder. Ali Rıza Bey, çocuklarındaki bu korkunç değişiklikler karşısındaki hayret, şaşkınlık ve acı içinde kıvranmaktadır. Evdeki bu anormal havaya ayak uyduramayacağını anlayan Fikret Adapazarı’na yaşlı, dul bir adama gelin gider. Böylelikle aile ağacının yapraklarından biri düşer. Ali Rıza Bey, çirkin durumlardan kurtarmak için kızlarını evlendirmeyi düşünür; fakat dürüst ve namuslu damat adayı bulamaz. Bu arada Şevket masrafları karşılamak için bankadan borç alır; sonra ödeyemez, hapse atılır. Böylece, ikinci yaprak düşer. Kocası hapisteyken Ferhunde evden kaçar. Bu üçüncü yaprağın düşüşü olur. Karısının kaçtığı haberini hapishanede babasından alan Şevket üzülmez, hatta bir belâdan kurtulduğu için memnun olur.<br />
Ferhunde’nin kaçışı ile elebaşlarını kaybeden Leylâ ve Neclâ bocalarlar. Evde hakimiyet yine Ali Rıza Beyin eline geçer; toplantılara ve eğlencelere son verilir. Bu monoton hayat kızlara pek sıkıcı gelir; sırf bu havadan kurtulmak için Neclâ bin bir türlü hayaller kurarak, kendisini zengin gösteren bir Suriyeli ile evlenir. Fakat Suriye’ye gidince orada kocasının birkaç karısının daha olduğunu görür. Kendisini kurtarması için babasına mektuplar yazar. Bu dördüncü yaprağın düşüşüdür. Bu arada Leylâ kötü yola sapar. Ali Rıza Bey, kızını evden kovar. Leylâ bir avukatın metresi olur. Bu beşinci yaprağın düşüşüdür. Bu olaydan sonra Ali Rıza Beye hafif bir inme iner. Onu yiyip bitiren asıl hastalık içindedir. Leylâ da gittikten sonra ev büsbütün ıssız kalır. Hayriye Hanım bütün güç ve kuvvetini kaybeder. Leylâ yüzünden kocasına sık sık sitemlerde bulunur. Bunun üzerine Ali Rıza Bey, Adapazarı’na, Fikret’in yanına gider. Fakat aradığı huzuru orada da bulamaz; kalabalık bir aile hayatı içinde âdeta bir cehennem hayatı yaşayan Fikret, bütün iyi niyetine rağmen babasını yanında barındıracak durumda değildir. Bunun üzerine Ali Rıza Bey İstanbul’a döner, hastalığı ilerlediği için eve uğramadan hastahaneye yatar. Babasının hastalık haberini alan Leylâ onu hastahaneden çıkarır, kendi evine götürür. Taksim’deki lüks apartman katında hep birlikte rahat yaşamaya başlarlar. Ara sıra yolda eski kahve arkadaşları ile göz göze gelmese Ali Rıza Bey büsbütün huzur içinde olacaktır.</strong><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/nehir-tanrisi-kitap-ozeti-3.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Negatif Limanlardan Pozitif Sulara kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/negatif-limanlardan-pozitif-sulara-kitap-ozeti.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/negatif-limanlardan-pozitif-sulara-kitap-ozeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Apr 2008 08:05:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[n]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/negatif-limanlardan-pozitif-sulara-kitap-ozeti.html</guid>
		<description><![CDATA[Oğuz SAYGIN: Doğum: İstanbul, 1952. İkinci Doğum: 1996 yazı Anthony Robbins&#8217;in &#8220;Sınırsız Güç&#8221; adlı kitabını okumaya başladığı gün. Gittiği Okullar: Gazi Mustafa Kemal Paşa İlkokulu. Okulu &#8220;En çok hayal kuran ve en çok dayak yiyen öğrenci&#8221; sıfatıyla bitirdi. Kemal Atatürk Ortaokulu: Kendisini çok seven ve onun iyi bir yazar olacağını iddia eden Türkçe hocası sayesinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Oğuz SAYGIN:</p>
<p>Doğum: İstanbul, 1952.</p>
<p>İkinci Doğum: 1996 yazı Anthony Robbins&#8217;in &#8220;Sınırsız Güç&#8221; adlı kitabını okumaya başladığı gün.</p>
<p>Gittiği Okullar: Gazi Mustafa Kemal Paşa İlkokulu. Okulu &#8220;En çok hayal kuran ve en çok dayak yiyen öğrenci&#8221; sıfatıyla bitirdi.</p>
<p>Kemal Atatürk Ortaokulu: Kendisini çok seven ve onun iyi bir yazar olacağını iddia eden Türkçe hocası sayesinde kazasız belasız bitirdi.<br />
<span id="more-1433"></span><br />
Haydarpaşa Lisesi: Lise 1&#8242;de en iyi dersi Edebiyat idi. Lise 2&#8242;de bölümünü seçerken kendi arzusu edebiyat bölümüydü. Annesi de onun iyi bir yazar olacağını düşünüyordu. Ancak babasının asker arkadaşlarıyla yaptığı toplantı sonucu çıkan MGK kararlarıyla Fen bölümünü seçti, Lise 2 ve 3&#8242;te birer sene sınıfta kaldı.</p>
<p>İstanbul Sultanahmet İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi:Üniversite sonuç belgesinde bu okulun adı yazıyordu. İyi bir niçini olmadığı için bu okulu yedi senede bitirdi.</p>
<p>Okul hayatından sonra, hiç alışık olmadığı hayat okuluna atıldı. Sırası ile şoförlük, pazarlamacılık, masa tenisi antrenörlüğü, turizmcilik, matematik öğretmenliği gibi işlerle meşgul olduktan sonra şu anda tüm maddi sıkıntıları bitmiş ve çok sevdiği işi yapan mutlu bir insan olarak hayatını sürdürmektedir.</p>
<p>Yazar kitabında isteyen herkesin hayatta başarılı olabileceğini bunun için mutlaka iyi bir niçini olması gerektiğini, yol gösterici olarak da NLP(Neuro-Linguistic Programming)&#8217;i göstermektedir.</p>
<p>&#8220;Beyninizdeki zincirleri kırın&#8221; adlı ilk bölümde, yazar verdiği seminerler neticesinde insanlarda meydana gelen değişimin çok ilginç örneğini anlatmaktadır. Ayrıca hayatındaki büyük değişikliklere, topluluk önünde nasıl konuşmayı öğrendiğine, adanmak denilen kelimenin hayatından canlı örneklerle tarifine ve başarıyı anlatırken kendisinin nasıl başardığına değinmiştir.</p>
<p>Kitabın ikinci bölümü NLP varsayımları ile ilgilidir. NLP bir matematikçi, psikoterapist ve bilgisayar uzmanı olan Richard Bandler ile dil bilimci olan John Grinder tarafından temeli atılan bir bilimdir. Bu bilimin kuralları:</p>
<p>§ İletişiminizin anlamı almış olduğunuz tepkilerdir,<br />
§ Başarısızlık diye bir şey yoktur. Sadece sonuçlar vardır,<br />
§ İnsanlar amaçlarına ulaşmak için yeterli kaynaklara sahiptirler,<br />
§ Her davranışın altında pozitif bir amaç yatar,<br />
§ Güç, amaçlanan hedeflere ulaşabilmektir,<br />
§ İnsanlar algılayabildikleri arasında en iyi seçimi yaparlar,<br />
§ Harita sahanın kendisi değildir,<br />
§ Her zaman bir seçenek daha vardır,<br />
§ İnsan yaşantısının bir yapısı vardır,<br />
§ Eğer bir insan bir işi başarabiliyorsa bunu herkes öğrenebilir.</p>
<p>&#8220;Hedefe doğru&#8221; adlı üçüncü bölümde, bizlere hedef merkezli yaşamanın insanlara kazandırdıklarından söz etmektedir. Bu bölümde birtakım başarı kurallarından ziyade, karşılaştığı olaylar ve seminerlerde tanıdığı ilginç insanları anlatmaktadır.</p>
<p>&#8220;Sorular cevaplardır&#8221; adlı dördüncü bölümde, bizleri biraz düşünmeye sevk etmek için başarı ve motivasyonla ilgili güzel sözleri düşündürücü bilmecelere dönüştürerek anlatmaktadır.</p>
<p>Yazar hedefe doğru ilerlemek için hedefe odaklanma, hayatın programlanması, başaracağımıza inanma, öğrenmenin öğrenilmesi, harekete geçmek için beklenilmemesi gerektiğini belirtmiştir.</p>
<p>İnsanın bir şeyi başarabilmesi için mutlaka inanması gerektiğini söyleyip şöyle bitirmiştir:</p>
<p>Şüphe engelleri görür, inanç önündeki yolu<br />
Şüphe karanlık geceleri görür, inançsa gün ışığını<br />
Şüphe adım atmaya korkar, inanç yükseklere doğru çıkar<br />
Şüphe sorar, &#8220;Kim inanıyor?&#8221; diye, inanç cevap verir: &#8220;Ben!&#8221; diye.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/n/negatif-limanlardan-pozitif-sulara-kitap-ozeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

