<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitap Özetleri,Kitap Özeti &#187; o</title>
	<atom:link href="http://www.kitap-ozetleri.com/category/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kitap-ozetleri.com</link>
	<description>Kitap özetleri, kitap özeti, kitap eleştirileri, yazarlar, romanlar, hikayeler, masallar, biyografiler</description>
	<lastBuildDate>Sun, 23 Aug 2009 16:19:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Ömer&#8217;in Çocukluğu Kitap Özeti (Muallim Naci)</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/omerin-cocuklugu-kitap-ozeti-muallim-naci.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/omerin-cocuklugu-kitap-ozeti-muallim-naci.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 17:36:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[o]]></category>
		<category><![CDATA[Muallim Naci]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer'in Çocukluğu Kitap Özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer'in Çocukluğu özet]]></category>
		<category><![CDATA[Ömerin Çocukluğu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/?p=2246</guid>
		<description><![CDATA[Ömer&#8217;in Çocukluğu Kitap Özeti Kitabın Adı : Ömer&#8217;in Çocukluğu Yazarı : Muallim Naci Türk edebiyatının önemli ve yenilikçi isimlerinden biri olan Muallim Naci’nin çocukluk hâtıralarından oluşan “Ömer’in Çocukluğu” isimli eserinde yazar, kendine özgü çocuk dünyasını, mahallesini, arkadaşlarını, ailesini, hocalarını bize anlatıyor. Ama bu anlatımı öyle güzel bir üslûpla yapıyor ki zaman zaman Ömer’le ağlıyor, bazen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ömer&#8217;in Çocukluğu Kitap Özeti<br />
Kitabın Adı : Ömer&#8217;in Çocukluğu<br />
Yazarı : Muallim Naci</p>
<p>Türk edebiyatının önemli ve yenilikçi isimlerinden biri olan Muallim Naci’nin çocukluk hâtıralarından oluşan “Ömer’in Çocukluğu” isimli eserinde yazar, kendine özgü çocuk dünyasını, mahallesini, arkadaşlarını, ailesini, hocalarını bize anlatıyor. Ama bu anlatımı öyle güzel bir üslûpla yapıyor ki zaman zaman Ömer’le ağlıyor, bazen de Ömer’le eğleniyoruz ve yaşadıklarıyla heyecanlanıyoruz. Yazarın dili o kadar tatlı ve cazip ki, o dönemden bu yana çocukluğun tadının hiç değişmediğini fark ediyoruz sayfalar arasında dolaşırken.<br />
<span id="more-2246"></span><br />
“Ömer’in Çocukluğu” çocuk edebiyatımızın, hâtıra edebiyatımızın muhteşem ve unutulmaz bir örneğidir. Bu eseri okuyup da sevmeyen yok gibi. Büyüklere de hitap ediyor çünkü, küçüklere de. Muallim Naci’nin en yaygın eseridir “Ömer’in Çocukluğu”. Zira birebir yaşanmış olayları aktarmakta, yaşanmış küçüklük hâtıralarını dile getirmektedir. Yazarın son derece canlı, çarpıcı ve lirik bir üslûp ile anlattığı olaylar zinciri, biz büyükleri de çocukluk yıllarımıza götürmektedir. Eserde, medeniyetimizin temel taşlarından olan mahallenin kendisine has dünyasını, okulda geçen serüven dolu günleri, yazarın babasının ölümü dolayısıyla ailesinin yaşadığı üzüntüyü, ağabeysinin bir anlamda ona öğretmenlik yapmasını ve tabiatıyla yaramazlıklarını okurken kimi zaman eğleniyor, kimi zaman da hüzünleniyoruz.Muallim Naci, bütün bu yaşanmışlıkları öylesine hoş ve ilgi çekici bir dille anlatıyor ki, o dönemden bu yana çocukluğun tadının değişmediğini anlıyoruz. Yani çocuk her zaman çocuktur. “Ömer’in Çocukluğu”, ya da hepimizin çocukluğu…</p>
<p>Ömer’in Çocukluğu &#8211; Muallim Naci, Hazırlayan: Mehmet Nuri Yardım, Bordo Siyah Yayınları, İstanbul 2006, 92 sayfa.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/omerin-cocuklugu-kitap-ozeti-muallim-naci.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osmanlı İmparatorluğu Son Üç Yüz YılBir Çöküşün Yeni Tarihi kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/osmanli-imparatorlugu-son-uc-yuz-yilbir-cokusun-yeni-tarihi-kitap-ozeti-3.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/osmanli-imparatorlugu-son-uc-yuz-yilbir-cokusun-yeni-tarihi-kitap-ozeti-3.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 May 2008 19:25:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[o]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/osmanli-imparatorlugu-son-uc-yuz-yilbir-cokusun-yeni-tarihi-kitap-ozeti-3.html</guid>
		<description><![CDATA[16 bölümden oluşan bu eserde, Osmanlı Devleti`nin duraklama ve çöküş dönemlerinin anlatılmakta , bilhassa 1683 Viyana Bozgunundan sonraki son üç yüz yıl değerlendirilmektedir. · 1299`da kurulduktan sonra hızla gelişip, güçlenen ve 1453 tarihinde İstanbul`un fethedilmesi üzerine Avrupa`nın içlerine kadar ilerleyen Osmanlı Devleti`nin genel durumu ; eserin başlangıç bölümünde incelenmektedir. Batıda Rönesans, Reform arayışları ve sömürgecilik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>16 bölümden oluşan bu eserde, Osmanlı Devleti`nin duraklama ve çöküş dönemlerinin anlatılmakta , bilhassa 1683 Viyana Bozgunundan sonraki son üç yüz yıl değerlendirilmektedir.</p>
<p>· 1299`da kurulduktan sonra hızla gelişip, güçlenen ve 1453 tarihinde İstanbul`un fethedilmesi üzerine Avrupa`nın içlerine kadar ilerleyen Osmanlı Devleti`nin genel durumu ; eserin başlangıç bölümünde incelenmektedir. Batıda Rönesans, Reform arayışları ve sömürgecilik faaliyetleri ile Osmanlı Devleti`nin bu gelişmeleri takip edememesi ve geri kalması, gücünü ve otoritesini kaybetmesi sonucunda oluşan bağnaz hareketler de bu bölüm içerisinde &#8220;Avrupalı gözüyle&#8221; yani &#8220;önyargılı olarak&#8221; değerlendirilmektedir.<span id="more-1876"></span></p>
<p>· Gelişen batıyı yakalama çabaları ve arayışları, Lale Devri ile başlayan &#8220;Batılılaşma&#8221; süreci, geri kalış sebeplerinin bilhassa orduda aranması ve bunun sonucunda yıllardan beridir bir kangren haline dönüşmüş olan Yeniçeri ocağındaki hoşnutsuzluklar, isyan hareketleri, Sultan II. Mahmut`un 1826 tarihinde Yeniçeri ocağını kaldırması ve reform hareketleri de yine bir &#8220;Avrupalı gözüyle&#8221; bu eserde değerlendirilmektedir.</p>
<p>· Sultan II. Mahmut`ùn ölümünden sonra, hızla artan saray entrikaları, modernleşmeyi kavrayamamanın sonucunda oluşan batıya şirin görünme girişimleri, hızlı borçlanma ve borç arayışları, borç alabilme uğruna Türklere değil de gayr-i müslim gruplara her türlü imtiyazın verildiği Tanzimat ve Islahat dönemleri de eserin ilerleyen bölümlerinde incelenmektedir.</p>
<p>· Sultan II. Abdülhamit`ìn istibdat yönetimi, aşırı baskılar ve isyan hareketleri, I. ve II. Meşrutiyet dönemindeki gelişmeler, Osmanlı-Alman yakınlaşmasının başlaması, Jön Türk hareketi, 31 Mart hadisesi, Hareket Ordusu, Sultan II. Abdülhamit`ìn tahttan uzaklaştırılması ve bu dönemdeki diğer olaylar yine bir &#8220;Avrupalı gözüyle&#8221; değerlendirilmektedir.</p>
<p>· Berlin&#8217;de Askerî Ataşe olarak görevli bulunan Enver Paşa`nın &#8220;Almanya&#8221; zaafı, Sultan II. Abdülhamit`ìn tahttan uzaklaştırılmasından sonra ülkede İttihat ve Terakki yönetiminin başlaması, Birinci Dünya savaşı, Almanya&#8217;nın tüm cephelerde sıkışması, Enver Paşa`nın &#8220;Almanya&#8221; zaafından yaralanan Almanya`nın Osmanlı Devletini savaşa sokması, cepheler, felaketler&#8230; ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk`ün önderliğinde Türk Kurtuluş Savaşı`nın kazanılması&#8230; bu eserde işlenen belli başlı konulardır. </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/osmanli-imparatorlugu-son-uc-yuz-yilbir-cokusun-yeni-tarihi-kitap-ozeti-3.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osmanlı İmparatorluğu Son Üç Yüz YılBir Çöküşün Yeni Tarihi kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/osmanli-imparatorlugu-son-uc-yuz-yilbir-cokusun-yeni-tarihi-kitap-ozeti-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/osmanli-imparatorlugu-son-uc-yuz-yilbir-cokusun-yeni-tarihi-kitap-ozeti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 May 2008 19:25:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[o]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/osmanli-imparatorlugu-son-uc-yuz-yilbir-cokusun-yeni-tarihi-kitap-ozeti-2.html</guid>
		<description><![CDATA[16 bölümden oluşan bu eserde, Osmanlı Devleti`nin duraklama ve çöküş dönemlerinin anlatılmakta , bilhassa 1683 Viyana Bozgunundan sonraki son üç yüz yıl değerlendirilmektedir. · 1299`da kurulduktan sonra hızla gelişip, güçlenen ve 1453 tarihinde İstanbul`un fethedilmesi üzerine Avrupa`nın içlerine kadar ilerleyen Osmanlı Devleti`nin genel durumu ; eserin başlangıç bölümünde incelenmektedir. Batıda Rönesans, Reform arayışları ve sömürgecilik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>16 bölümden oluşan bu eserde, Osmanlı Devleti`nin duraklama ve çöküş dönemlerinin anlatılmakta , bilhassa 1683 Viyana Bozgunundan sonraki son üç yüz yıl değerlendirilmektedir.</p>
<p>· 1299`da kurulduktan sonra hızla gelişip, güçlenen ve 1453 tarihinde İstanbul`un fethedilmesi üzerine Avrupa`nın içlerine kadar ilerleyen Osmanlı Devleti`nin genel durumu ; eserin başlangıç bölümünde incelenmektedir. Batıda Rönesans, Reform arayışları ve sömürgecilik faaliyetleri ile Osmanlı Devleti`nin bu gelişmeleri takip edememesi ve geri kalması, gücünü ve otoritesini kaybetmesi sonucunda oluşan bağnaz hareketler de bu bölüm içerisinde &#8220;Avrupalı gözüyle&#8221; yani &#8220;önyargılı olarak&#8221; değerlendirilmektedir.<span id="more-1875"></span></p>
<p>· Gelişen batıyı yakalama çabaları ve arayışları, Lale Devri ile başlayan &#8220;Batılılaşma&#8221; süreci, geri kalış sebeplerinin bilhassa orduda aranması ve bunun sonucunda yıllardan beridir bir kangren haline dönüşmüş olan Yeniçeri ocağındaki hoşnutsuzluklar, isyan hareketleri, Sultan II. Mahmut`un 1826 tarihinde Yeniçeri ocağını kaldırması ve reform hareketleri de yine bir &#8220;Avrupalı gözüyle&#8221; bu eserde değerlendirilmektedir.</p>
<p>· Sultan II. Mahmut`ùn ölümünden sonra, hızla artan saray entrikaları, modernleşmeyi kavrayamamanın sonucunda oluşan batıya şirin görünme girişimleri, hızlı borçlanma ve borç arayışları, borç alabilme uğruna Türklere değil de gayr-i müslim gruplara her türlü imtiyazın verildiği Tanzimat ve Islahat dönemleri de eserin ilerleyen bölümlerinde incelenmektedir.</p>
<p>· Sultan II. Abdülhamit`ìn istibdat yönetimi, aşırı baskılar ve isyan hareketleri, I. ve II. Meşrutiyet dönemindeki gelişmeler, Osmanlı-Alman yakınlaşmasının başlaması, Jön Türk hareketi, 31 Mart hadisesi, Hareket Ordusu, Sultan II. Abdülhamit`ìn tahttan uzaklaştırılması ve bu dönemdeki diğer olaylar yine bir &#8220;Avrupalı gözüyle&#8221; değerlendirilmektedir.</p>
<p>· Berlin&#8217;de Askerî Ataşe olarak görevli bulunan Enver Paşa`nın &#8220;Almanya&#8221; zaafı, Sultan II. Abdülhamit`ìn tahttan uzaklaştırılmasından sonra ülkede İttihat ve Terakki yönetiminin başlaması, Birinci Dünya savaşı, Almanya&#8217;nın tüm cephelerde sıkışması, Enver Paşa`nın &#8220;Almanya&#8221; zaafından yaralanan Almanya`nın Osmanlı Devletini savaşa sokması, cepheler, felaketler&#8230; ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk`ün önderliğinde Türk Kurtuluş Savaşı`nın kazanılması&#8230; bu eserde işlenen belli başlı konulardır. </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/osmanli-imparatorlugu-son-uc-yuz-yilbir-cokusun-yeni-tarihi-kitap-ozeti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okuma Zenginliği kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/okuma-zenginligi-kitap-ozeti-3.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/okuma-zenginligi-kitap-ozeti-3.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 May 2008 19:24:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[o]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/okuma-zenginligi-kitap-ozeti-3.html</guid>
		<description><![CDATA[Kitapta daha iyi okuma becerisinin nasıl sağlanabileceği ve insanlara getireceği yararlar anlatılmaktadır. Günlük yaşamımızda kullanmak zorunda olduğumuz inanılmaz derecede çok bilgiye sahibiz. Bu bilgiler,yerel gazeteler ve okul bültenlerinden ayrıntılı iş raporlarına kadar değişik içerik ve karmaşıklıktadır. Dolayısıyla bu bilgileri hemen anlama ve yanıtlama yeteneğimiz ; · Verimliliğimizi arttırır, · Bize zaman kazandırır, · Olumsuz duygulardan, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kitapta daha iyi okuma becerisinin nasıl sağlanabileceği ve insanlara getireceği yararlar anlatılmaktadır. Günlük yaşamımızda kullanmak zorunda olduğumuz inanılmaz derecede çok bilgiye sahibiz. Bu bilgiler,yerel gazeteler ve okul bültenlerinden ayrıntılı iş raporlarına kadar değişik içerik ve karmaşıklıktadır. Dolayısıyla bu bilgileri hemen anlama ve yanıtlama yeteneğimiz ;<br />
· Verimliliğimizi arttırır,<br />
· Bize zaman kazandırır,<br />
· Olumsuz duygulardan, örneğin hayal kırıklığından korur,<br />
· Başkalarıyla ilişkilerimizi güçlendirir,<br />
· İş yapma perspektifimizi geliştirir. Böylece okuma yeteneğini herkes geliştirebilir ve herkes okumaktan zevk alabilir<span id="more-1874"></span><br />
İnsanların bazılarının okuma yeteneği az ya da çok gelişmiş olabilir,ancak gelişme için her zaman genellikle sizi şaşkına çevirecek genişlikte bir alan bulunmaktadır. İnsanlar ancak okuduğu sürece gelişecektir. Bu kitap gerçekten bir performans ateşleyicisidir,dolayısıyla ne kadar çok okuyabilirseniz, o kadar araştırma gücü elde edersiniz. Sadece birkaç basit stratejiyi uygulayarak okunacak şeyleri ne kadar kısa sürede gözden geçirip anlayacağınızı bilseniz doğrusu buna inanamazsınız. Okumanın geliştirilmesi, diğer yetenek alanlarında da kullanabileceğiniz aşağıdaki süreci hayata geçirmekle mümkün olur. Gereksinim duyulacak şeyler; ilerleme arzusu, uygulama zamanı, nedenler ve açıklamaları, uygun örnekler ile destektir.</p>
<p>Kitap okuyanlara, bazı kötü okuma alışkanlıklarından kurtulup onların yerine güçlü okuma yeteneğini koymanın ne kadar kolay olduğunu göstermektedir. Kitapta vurgulanmaya çalışılan insanların okuyabildiği, ancak daha etkili olmayı istediği ve buna gereksinim duyduğu varsayımıdır. Daha etkili okumayı öğrenen insan, çalışmanın ve öğrenmenin daha etkili olduğunu da görecektir. Daha üstün okuma yeteneği olan kişiler avantajlı duruma geçeceklerdir. İçinde bulunduğumuz bilgi çağında,etkili okuma tekniği yalnızca arzu edilen bir şey değil,aynı zamanda yaşamsal bir beceri konumundadır. Ne kadar gelişmeye gereksinim duyduğunuzu herkesten çok kendiniz bildiğiniz gibi, ne zaman bu gelişmeyi gösterdiğinizi de fark edebilirsiniz. Okuma yeteneğinizi ve anlama düzeyinizi biliyorsanız, gelişme gösterdiğinizde bunu en iyi anlayacak yine siz olacaksınız. İlkokul yıllarına geri dönerseniz, öğretmeninizin sizin sözcük bilginizi kontrol etmek için yüksek sesle okumanızı istediğini hatırlarsınız. Okumanız geliştikçe artık zihinden okumanız da isteniyordu. Birçok insan her sözcüğü dudaklarıyla okumaktan tamamen zihinden okumaya atlarken, çok sayı da insanda bunu başaramamıştır. Zihinden okuduğunuz zaman sözcükleri yine duyarsınız,ancak bu işlemi konuştuğunuzdan daha hızlı şekilde gerçekleştirirsiniz. Normal konuşma hızı dakikada 150 sözcüktür. Açıktır ki okurken her sözcüğü konuşur gibi tekrar edersiniz, bundan daha hızlı ilerleyemezsiniz. Birçok insan dudaklarını sıkıca kapatıp konuşmaya çaba harcayarak okumalarını otomatik olarak daha hızlandırır. Aynı başarıyı sizde gösterebilirsiniz. Bazı kişiler gerçekten tam anlamıyla geriye dönerek her şeyi tekrar okurlar. Bu insanlar okumalarına yeterince güvenmezler,üzerinden bir kere geçerek tam okuyacaklarına inanmazlar. Sürekli olarak anlama ve uygun yanıtları bulma yetenekleri konusunda şüpheleri vardır. Akıcı bir şekilde okuma sanki bir resitale bir müzik parçasını çalmaya benzer. Birkaç ölçü unutuldu diye her şeyi bir anda kesip durdurmak anlamsız olur. Parçayı tekrar hissetmeye başlayana kadar akışına bırakılmalıdır.</p>
<p>Okurken, okumuş olduğunuz herhangi bir konuda tereddüte düşerseniz,geriye gitmeden önce paragrafın yada sayfanın bitmesini bekleyin. Genellikle bir sözcük yada bir kavramı anlamak ilk geçtiği yerde bir hayli zor gelebilir, buna rağmen okumaya devam ederseniz anlamın bir süre sonra genellikle daha açık hale geleceğini göreceksiniz. Gözleri sürekli kaydırmak birçok kişi açısından ciddi bir problemdir. Kötü okuyucuların göz hareketleri yavaştır. Gözlerin hepside seyirme denilen ritmik kıpırdanmalar yapar. Aynı zamanda gözler, okurken bilgiye &#8220;kavramak&#8221;için durur (ya da sabitleşir), yetişkin gözler saniyede 3-4 kez sabitleşir. İnsanların gözlerini soldan sağa hareket ettirmeyi ve mümkün olduğu kadar büyük hacimdeki bilgileri kapmayı öğrenmeye gereksinimi vardır.</p>
<p>Göz kasları olması gerekenden altı kat daha kuvvetlidir. Eğer göz alıştırmaları doğru olarak yapılırsa, bu güç insanlara daha etkili bir okur olma imkanı sağlar.Araba sürerken ancak, bütün dikkatinizi yola verirseniz sağınızda, solunuzda, arkanızda ve aynı şekilde önünüzde neler olduğunu da algılarsınız. Bu sizin çevresel görüşünüzü kullanmanızın sonucudur. Bir tek şey üzerine odaklanmış olsa da, gözleriniz o cismin etrafında olan bir sürü bilgiyi de algılama yeteneğine sahiptir.</p>
<p>Çevresel görüş normal olarak gözlerimizi tüm gün kullandığımız bir durumdur. Dolayısıyla tek bir harf yada sözcük üzerinde uzun süre yoğunlaşmak gözlerimiz açısından çok yorucu olmaktadır. Nitekim sadece çevresel görüşü olanlarla, çevresel görüşü hiç olmayanlar (tünel görüşlüler) normal olarak görme özürlü sayılırlar. Ek bir göz hareketiyle ne kadar çok bilgi alırsanız, o kadar daha hızlı okuyabilirsiniz ve kavrayışınız da o kadar daha iyi olur. Daha çok şeyi görebilmek ,içten sesli okumaya geri dönüp tekrar bakmaya ve yararlı olmayan göz hareketlerine son verir. Bundan sonra gözlerinizin daha çok şey görmesini sağlayacak ,zamanlı bir egzersiz yer almaktadır. Sözcüklerin sadece yarısını okuyarak okuma hızını iki katına çıkarabilirsiniz. Okuma işlemi, gözlerinizin sayfa üzerindeki sembolleri görmesiyle sınırlı değildir. Gözler gerçekten beynin bir uzantısıdır. Beyniniz ve gözleriniz birlikte çalıştığında okuma yeteneğiniz de gün geçtikçe gelişecektir. Beyin vücudunuzun harika bir parçasıdır,ancak yönlendirilmesi gerekir. Siz ona nereye odaklanacağını söylemezsiniz, o rastgele bir şey seçer. Bu bölüm, o inanılmaz beyin gücünün kullanılması ve böylece gözlerle birlikte maksimum etkinin sağlanmasını konu almaktadır. Beyninizde inanılmaz bir potansiyel vardır. Bu potansiyeli kullanmanın en etkili yollarından birisi de okuduğunuz metinleri zihninizde canlandırmanızdır. Okuduğunuz malzemeye bir göz gezdirin ve onunla ilgili çok sayıdaki soruyu sorun. Sonra gözlerinizi kapayıp geriye yaslanın ve dikkatinizi başlık üzerine toplayın. Okuduğunuz metnin canlandığını hayal edin. Zihninizde onu bir videoya koyun, videoya göz gezdirirken yakalayabildiğiniz bütün sözcük, düşünce, karakter ve duyguları yerleştirin. Bu hayali video,okurken göreceğiniz bilgileri beyninizin kabul edip etmemesinde bir temel oluşturacaktır. Yaşamınızı değiştirmek için okuma zenginliği kitabında keşfettiğimiz yeni yeteneklerinizi kullanın. Ne kadar çok okursanız, o kadar çok öğrenir güç kazanır ve yaşamınızın denetimini kendi ellerinize alırsınız.</p>
<p>Bu kitap kötü okuma alışkanlıklarından kurtulup onların yerine etkili okuma becerileri koymanın ne kadar kolay olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Günlük yaşamımızda kullanmak zorunda olduğumuz inanılmaz derecede çok bilgiye sahibiz. Bu bilgiler,yerel gazeteler ve okul bültenlerinden ayrıntılı iş raporlarına kadar değişik içerik ve karmaşıklıktadır. Okuma becerilerini geliştirmek herkesin yaşayabileceği heyecanlı bir süreçtir. Diğer alanlarda olduğu gibi okuma zenginliğini arttırabilme de öğrenilebilir ve geliştirilebilir. Etkili okuma, çalışma ve öğrenmenin de daha etkili olması anlamına gelir. Çoğumuzun egosu okuma düzeyimizle yakından bağlantılıdır. Okuma düzeyimiz arttıkça özsaygımız da artacaktır. </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/okuma-zenginligi-kitap-ozeti-3.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okumak Mı, O Da Ne? kitabı özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/okumak-mi-o-da-ne-kitabi-ozeti.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/okumak-mi-o-da-ne-kitabi-ozeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 May 2008 16:14:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[o]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/okumak-mi-o-da-ne-kitabi-ozeti.html</guid>
		<description><![CDATA[KİTABIN ÖZETİ Okumak mı, o da ne?&#8230;adlı kitap, yazar Orhan TÜLEYLİOĞLU&#8217;nun Türkiye&#8217;deki az kitap okuma sorununu yirmi değişik yazar ve yayıncıya sorması ve aldığı cevapları, kendi yorumunu katmadan derlemesinden oluşmuştur. Dolayısı ile kitabın bir yazarı ve bu yazarın bir görüşünden bahsedemeyeceğiz. Ancak değişik yazarların Türkiye&#8217;de kitapların az okunması konusundaki saptamalarını ve görüşlerini isim vermeden sentezlemek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>KİTABIN ÖZETİ<br />
</strong>Okumak mı, o da ne?&#8230;adlı kitap, yazar Orhan TÜLEYLİOĞLU&#8217;nun Türkiye&#8217;deki az kitap okuma sorununu yirmi değişik yazar ve yayıncıya sorması ve aldığı cevapları, kendi yorumunu katmadan derlemesinden oluşmuştur. Dolayısı ile kitabın bir yazarı ve bu yazarın bir görüşünden bahsedemeyeceğiz. Ancak değişik yazarların Türkiye&#8217;de kitapların az okunması konusundaki saptamalarını ve görüşlerini isim vermeden sentezlemek durumunda kalacağız.</p>
<p>Ünlü alman filozofu Nietzsche, &#8220;İnanmak bilmeme isteğidir&#8221; der. Gerçekten de insan herhangi bir şeye inanmakla, bir bakıma kendi türüne özgü olan varlığı sorgulama yetenek ve yetkisinden de vazgeçmiş olur.<span id="more-1825"></span> Böylece bilmenin gerektirdiği zihinsel enerjiyi oluşturma ve harcama sürecine girmekten de kurtulur. Bilme sürecini oluşturan en temel etkinlik, &#8220;okumak&#8221;tır. Öyleyse, bilgi toplumu özleminin gerçekleşmesi, önce okuyan toplum özleminin ve giderek bilen toplum özleminin gerçekleşmesine bağlıdır. Ne yazık ki bizim halkımızın kitap okuma düzeyi asla iç açıcı değildir. Orta Doğu ve Balkanların en büyük ceza evinin bizde bulunmasına övgüler düzülmesi yersizdir. Gerçekte bunun ana nedeni, kitaba uzak düşmektir. Yine bir Alman düşünürü Goethe şöyle diyor : &#8220;Kitaplar yalnızca okumak için değildir, onlarla yaşamak da gerekir&#8221;. Galiba toplum ikincisini daha çok benimsemiş. Bir toplum için facia okuma yazma bilmeyenlerin yüzde olarak çokluğu değil, okuma yazma bilenlerin okuldan çıktıktan sonra artık kitap okumamalarından meydana gelen gizli kara cahilliktir.</em><br />
<em>Milliyet Sanat Dergisi, 476 ncı sayısında (15 MART 2000) Filiz AYGÜNDÜZ&#8217;ün beş yüz lise öğrencisi arasında yaptığı bir ankete yer verir. Boş zamanlarınızı kitap okuyarak değerlendirin öğüdü ile büyüyen öğrencilerin neden okumuyorsunuz sorusuna verdikleri yanıt, geldiğimiz noktanın ürkütücü boyutunu gözler önüne serer. İşte bu anketten birkaç alıntı :<br />
Ø Okumayı sevmiyorum.<br />
Ø Zaman kaybı olduğunu düşünüyorum.<br />
Ø Okurken uykum geliyor.<br />
Ø Kitaplar, özellikle romanlar bana çok sıkıcı geldiğinden okumuyorum.<br />
Ø Zaman bulamıyorum.<br />
Ø İçimden gelmiyor.<br />
Ø Göz gezdirmek yeterli, sonuna kadar okumak sıkıcı.<br />
Ø Kitaplardan dünü öğrenmek yerine günü yaşamayı tercih ediyorum.<br />
Ø Üşeniyorum.<br />
Ø Gezmek ve eğlenmek okumaktan daha çekici geliyor.<br />
Ø Çevrede kitap okuyan insanın sayısı az. Bu beni de okumamak yönünde etkiliyor.<br />
Ø Okumak yerine spor yapmanın daha faydalı olduğunu düşünüyorum.<br />
Ø Arkadaşlarım, okuyorum dediğimde hep dalga geçtiler benimle. Bu da kitaplardan soğumama neden oldu.<br />
Ø Hayatın en sıkıcı olayı olduğunu düşünüyorum ve okumuyorum. Hayatım boyunca da okumayacağımdan eminim.<br />
Ø Sorun kitaplarda . Akıcı kitap sayısı çok az.<br />
Ø Nasıl kitap okunur, önce hangi kitaplardan başlanır gibi sorulara yanıt bulamadığım için okuyamıyorum.<br />
Ø Mizah dergileri varken &#8230;<br />
Ø Üniversiteye hazırlanıyorum. Değil kitap televizyon bile seyredemiyorum.<br />
Ø Fazla okumam. Ama yazın sahilde okumayı severim.<br />
Ø Kitap okumayı çok pasif bir eylem olarak görüyorum.<br />
Ø Bir ara denedim zahmetli bir iş olduğunu anlayınca vazgeçtim.</em><br />
<em>Az okuyan bir toplumda yaşıyor olmaktan paylarına düşeni alan gençler, kitap okuyan insanlarla dalga geçen bir zihniyet tarafından sindirilmiş gibi. Gerçek şu ki, asıl sorun kitabı tanımaları ya da kitabı yanlış anlamalarıdır.</em><br />
<em>Şair ve yazarlarımız, bu kitapta yer alan yazılarıyla niçin okumuyorsunuz sorusuna yanıt arıyorlar, neredeyse &#8220;Okumak mı o da ne?&#8221; diyen gençlerimize sesleniyorlar. </em><br />
<em>Bu gün ne acıdır ki okumak eylemi ilk öğretimden yüksek öğretime uzanan süreci birtakım diplomalar alarak tamamlamakla eş değer tutulmaktadır. Oysa ders kitaplarının dışında bir dünyanın olduğunu, o dünyanın güzelliği ile, o dünyanın büyüsüyle yoğrulmayan bir insana bir şeyler anlatmanın mümkün olmadığını bilmek gerekir. İşte bu dünyadır insanı farklı kılan, ona yaşadığı güzellikleri duyumsatan, onu sımsıcak bir yürek taşımaya hazırlayan. Uygarlık kitaplılıktır. Söz yazıyla ete, kemiğe bürünüyor, gücünü kuşanıyor. Bir de damıtılarak kitaplaştırılırsa erdemine kavuşuyor, kılavuzu oluyor insanlığın. Kafanızı besleyecek, yüreğinizi inceltecek kitap. Her şeye karşın insan olmanın, uluslaşmanın yolu kitaplardan geçer. Kitaplı mutsuzluk, kitapsız mutsuzluktan çok çok üstündür. Kitap dostları için, dünyada en güzel koku kitap kokusudur. İnsan ilişkilerinde incelik ve doğa güzelliklerini içinize sindirmek hep onunla sağlanır. Sürekli olarak gönül gözümüzün boyutlanmasını da gene kitaplara borçluyuz.</em><br />
<em>Birkaç yıl öncesinde Kültür Bakanlığı gazetelere kütüphanelerde yapıtları bulunan yazarları tanıtmaya yönelik ilanlar vermişti. Amaç, halkı okumak konusunda uyarmak, okur sayısını yükseltmekti. İlanlarda &#8220;İnsan Okur&#8221; diyordu. İşte sorun buradaydı. İnsan okur- sa,okumayan da insan değildir gibi bir anlama da yol veriyordu bu yargı. O halde durumun gereği yapılmalıydı.</em><br />
<em>Herkesin okumaya zamanı vardı. Nasıl mı ? Bir kitap sayfasında 250-260 sözcük vardır. Spikerler dakikada 120-140 sözcük okur. Göz okumasıyla bu sayı 200&#8242; e kadar çıkartılabilir. Süze süze 3 dakikada bir, 1 saatte rahat rahat 20 sayfa okunabilir.Günde 2 saat okusanız, 40 sayfada bir düşünce, izlenim devşirirsiniz. Bu hesapla bir yılda 15 bin sayfadan kazanım alır, kafanızı beslersiniz. Bir kitabın ortalama 150 sayfa olduğunu kabul edersek, yılda 100 kitapta düşünürlerle, yazarlarla, şairlerle kavgasız gürültüsüz söyleşir, kendinizi çoğaltırsınız. En azından, ham geldiğiniz dünyadan insan olarak göçersiniz.</em></p>
<p><em>Sonuç olarak toplumumuzda bir gereksinme, bir alışkanlık, yaşama biçiminin bir parçası olmadığı için; yeni kuşakları, bu bilinçle ve bu duyarlılıkla yetiştirmeyen, eğitmeyen eğitim sisteminin yanı sıra görselliğin egemen olduğu çağın yeni değerleriyle bir kimlik bunalımı yaşayan, bağnazlaştırılan insanlar çoğunlukta olduğu için kitap okunmamaktadır. </em><br />
<em>Kitapta ; okumamanın bireyin gelişimi ve toplumun yapısını ne şekillerde etkilediğine dair görüşlere yer verilerek, özellikle okumayan insanların körü körüne inanan insanlar olduğu vurgulanmaktadır. Ülkemizde yaşanan bir çok sıkıntının özellikle gençlerimizin okumadan, araştırmadan, sadece inanarak belli görüşlere sahip olmalarının bir sonucu olduğu yargısına götürüyor. Okuyucu bir çok defa mazeret olarak kullandığımız okumaya zaman bulamamanın gerçekte bir problem olmadığını örneklerle açıklayan, okumaya değer bir kitap.</em><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/okumak-mi-o-da-ne-kitabi-ozeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>On Yılın Anıları 1950-1960 kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/on-yilin-anilari-1950-1960-kitap-ozeti-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/on-yilin-anilari-1950-1960-kitap-ozeti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 May 2008 07:26:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[o]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/on-yilin-anilari-1950-1960-kitap-ozeti-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Rıfkı Salim BURÇAK, 1913&#8242;te Erzurum&#8217;da doğmuş, ilk ve orta öğrenimini aynı şehirde yapmış, daha sonra Mülkiyeyi kazanarak üniversite eğitimini Ankara&#8217;da tamamlamıştır. Üniversite eğitimi sonrasında birçok arkadaşıyla birlikte aynı üniversitede öğretim üyeliği görevine geçmiş, uzun yıllar bu görevi sürdürmüştür. 1946&#8242;da çok partili rejime geçişle birlikte siyasi hayatında yeni bir dönem başlamıştır. 14 MAYIS 1950&#8242;de Demokrat Parti [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Rıfkı Salim BURÇAK, 1913&#8242;te Erzurum&#8217;da doğmuş, ilk ve orta öğrenimini aynı şehirde yapmış, daha sonra Mülkiyeyi kazanarak üniversite eğitimini Ankara&#8217;da tamamlamıştır. Üniversite eğitimi sonrasında birçok arkadaşıyla birlikte aynı üniversitede öğretim üyeliği görevine geçmiş, uzun yıllar bu görevi sürdürmüştür. 1946&#8242;da çok partili rejime geçişle birlikte siyasi hayatında yeni bir dönem başlamıştır. 14 MAYIS 1950&#8242;de Demokrat Parti ERZURUM milletvekili seçilmiş, 27 MAYIS 1960 İhtilaline kadar milletvekilliği ve bakanlık yapmıştır.<span id="more-1653"></span></p>
<p>Kitap, kısa bir yaşam öyküsünden sonra 1950-1960 arasında geçen siyasi olayları anlatmaktadır.</p>
<p>Yazar, kitabının giriş bölümünde ailesinin kimlerden olduğunu, hangi tarihte dünyaya geldiğini, öğrenimini hangi yıllarda nerelerde yaptığını, üniversite eğitimini, askerlik dönemini, öğretim üyeliğine başlamasını ve yurt dışı gezilerinde karşılaştığı ilginç olayları, eşiyle tanışmasını ve evliğini anlatmaktadır.</p>
<p>1950 yılında kendisine yapılan teklifi kabul etmek suretiyle politikaya girmiş ve memleketi olan Erzurum&#8217;dan Demokrat Parti milletvekili seçilmiştir. Milletvekili seçilmesiyle birlikte siyaset sahnesinde yer alan kişilerin özelliklerini ve siyasi partilerin görüşlerini farklı bir bakış açısından ele almaktadır.</p>
<p>Siyasi yaşamının başlangıcına ait anılarında, sağlam bir altyapıya ve birikime sahip olması ve sakin kişiliğiyle olaylara yaklaşımının parti içerisinde ön saflarda yer almasına, kısa bir süre sonra da bakan olmasını sağladığı anlatılmaktadır. Bakanlık yaptığı döneme ait anılarında özellikle ihtiyaç duyulan hukuki düzenlemelere önem verdiğini ve kanunlaştırma faaliyetlerinde bulunduğunu ifade etmektedir.</p>
<p>Bakanlıktan ayrılması ve parti idare kurulunda görev yaptığı dönemdeki olaylarda da sakin kişiliğinin ön plana çıktığı görülmekte, zamanın başbakanın hiddetlendiği durumları mantıklı düşünceleriyle yoluna koymasından anlaşılmaktadır.</p>
<p>Anılar başlangıçta yazarın kişiliğini ortaya koymaktadır. Özellikle bakanlık görevini sona erdirinceye kadar yapmış olduğu faaliyetleri anlatmaktadır. Ancak daha sonraki döneme ait anılarda tarafsız kalma çabası içindeki bir gözlemci tavrıyla olaylara bakışı ve değerlendirmeleri yer almaktadır. Bu dönem içinde hükümetin çalışması ve yapılan işler birtakım istatistiki bilgiler şeklinde sunulmaktadır. Yazara göre karşı cephe olarak görülen muhalefet partilerinin durumu ve davranışları, başbakan ve ana muhalefet partisi lideri arasındaki söz düelloları, eleştirel bir gözle anlatılmakta mantıki bir sonuca ulaşma çabası içinde hükümeti haklı çıkaracak değerlendirmeler yapılmaktadır.</p>
<p>On yıllık dönemin en sıkıntılı olduğu 1954 seçimleri ve sonrasında iki büyük partinin liderinin karşılıklı olarak siyasi tansiyonu yükseltmeleri, daha sonra da bir vesile ile düşürmeleri, liderlerin yapmış oldukları konuşmaların zabıtlardan olduğu gibi alınması suretiyle okuyucuya sunulmaktadır. Bunların sonunda yazarın değerlendirmeleri yer almaktadır. Yine aynı dönem içinde yer alan parti içi muhalefetin oluşması ve buna karşı alınan tedbirler geniş yer tutmaktadır. Günümüz siyasi yapısıyla mukayese açısından bu düşünce ve davranışlar önemlidir. Çok partili sisteme geçmekle demokratik yaşamı benimsemiş ve bu yolda mesafe almaya kararlı bir yapının kendi içerisinde demokrasiden uzak tutum ve davranışlara yönelmesi anlatılmasına rağmen bunun siyasi gelecek açısından insanların karamsar olmasına neden olacağı değerlendirmeler arasında yer almamaktadır.</p>
<p>Parti içi disiplinde demokratik yaklaşımdan uzaklaşmanın doğal bir sonucu olarak partiden kopmalar ve partilerin kurulması ve bunların siyasi yaşamdaki etkileri her bir parti için ayrı ayrı ele alınmış ve değerlendirilmiştir. İktidarda geçen süre içinde hükümetin yıpranması ve toplumsal baskının kendisini hissettirmesinin, aslında muhalefet partilerinin özellikle de ana muhalefet partisinin olumsuz propagandaları sonucunda olduğu, gerçekleşen olaylar işaret edilmek suretiyle izah edilmeye çalışılmaktadır. İç ve dış siyasette alınan yol, yazarın olumlu bakış açısından ele alınmakta ve bu konudaki başarılar övülmektedir. O dönemde ABD&#8217;nin dünyada süper güç olma politikası Türkiye gibi stratejik öneme sahip bir ülkeyle olan ilişkilerini sıcak tutmasını gerektirmektedir. Bu bakış açısından bakıldığında hangi iktidar olursa olsun böyle bir desteği geri çeviremeyecektir. Dış siyasette meydana gelen gelişmelerde Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin desteğinin alınmış olması, iktidarın başarısı olarak sunulmuş olduğu görülmektedir</p>
<p>Yazarın, hükümetin bir başarısı olarak överek anlattığı olaylardan biri de üniversitelere ilişkin yapılan düzenlemelerdir. Yapılan bu düzenlemelerle üniversitelerde öğretim üyeliği yapanların aktif siyasetle ilgilenmeleri engellenmektedir. Böyle bir düzenlemeye neden bu dönemde ihtiyaç duyulduğu hususuna pek girilmeden iktidarı eleştiren öğretim üyelerinin baskı altında tutulmak istendiği anlaşılmaktadır. Üniversitelerin özerkliğinin sağlanmaya çalışılmak istendiği ifade edilmesine rağmen, aslında siyasal çoğulculuk engellenmiştir. Zira bazı profesörlerin siyasi görüşlerinden hareketle üniversitelerden ayrılmaları gerekmiştir.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin NATO&#8217;ya girmesi ve bunun arkasında yer alan hususlar da ilerleyen bölümlerde ele alınmıştır. NATO&#8217;ya girdikten sonra Sovyetler Birliği ile olan ilişkilerde de birtakım değişiklikler meydana gelmiş, özellikle Stalin tarafından açıkça yapılan toprak talepleri de bu gelişmeler sonucunda geri alınmıştır. Mısır&#8217;daki gergin durum nedeniyle İngiliz-Mısır ilişkilerinde Türkiye&#8217;nin oynadığı rol de bu bölümde ortaya konmaktadır.</p>
<p>İktidarla muhalefet arasındaki gergin durum seçimlerin yaklaşmasıyla daha da gergin hale gelmiştir. Muhalefetin büyük umutlarla beklediği, seçim sonuçlarının açıklanmasıyla hüsrana uğradığı, iktidarın da rahat bir nefes aldığı 1954 seçimlerine ilişkin istatistiki bilgiler verilmektedir. Seçimde büyük bir başarı elde eden DP yeni bir dönem için kolları sıvamış, yeni bir kabine ve yeni kanunlarla halkın kendine olan güvenine cevap vermeye çalışmıştır.</p>
<p>Seçimlerden sonraki dönemde liderlerin gerek mecliste, gerek basında yer alan konuşmalarında gerginliği yeniden tırmandırdıkları, zabıtlardan ve basından aynen alınmak suretiyle anlatılmaktadır. Bir süre sonra her iki liderin itidalli konuşmalarıyla gerginliğin yerini bir bahar havası almıştır. Yazarın ikinci bahar havası olarak belirttiği bu döneme ait konuşmalar da aynı şekilde okuyucuya sunulmaktadır.</p>
<p>İktidar-muhalefet arasında cereyan eden konuşmalar ve tartışmalar hiçbir zaman sürekli iyi veya sürekli kötü olmamış, mahalli seçimlerin yaklaşması nedeniyle iyi giden durum tersine dönmüştür. Bu gerginlik döneminde sadece liderlerin değil, partinin diğer mensuplarının da gerginliği tırmandıran konuşmalar yaptıkları görülmektedir.</p>
<p>Dönemin en önemli olaylarından birisi de şüphesiz 6-7 EYLÜL Olayları&#8217;dır. Selanik&#8217;te Atatürk&#8217;ün evinin yakınına konan bombanın patlaması, zaten gergin olan Türk-Yunan ilişkilerinin kopmasına neden olmuştur. Bununla birlikte İstanbul&#8217;da bir grubun Selanik&#8217;teki olayların provokasyonuyla gösteri yapması ve olay çıkarması hükümeti zor duruma düşürmüştür. Ancak bu olayların çıkarılmasında hükümetin parmağı olduğu şeklindeki iddialar yazar tarafından bazı deliller gösterilmek suretiyle çürütülmektedir. Olaylar sadece İstanbul&#8217;u sarsmamış, hükümette de birtakım değişikliklere neden olmuştur.</p>
<p>Yazar DP&#8217;nin iç çatışmalarını da açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Yaptığı değerlendirmelerde objektif olduğu görülmektedir. Partinin gelişmesi ve hakim bir konuma gelmesiyle parti içinde lidere tâbi olma yerine parti içi muhalefetin arttığı yapılan değerlendirmelerden anlaşılmaktadır. Disiplinli parti yapısında olan DP, parti içi muhalefete tahammül gösterememiş ve partiden kopmalar yaşanmıştır. Yazarın ifadesiyle, bu kopmalar partiyi zayıflatmamış, aksine daha da güçlendirmiştir. Kopmalar sonucunda yeni partilerin kurulması kaçınılmazdır. Nitekim DP&#8217;den kopanların büyük bir kısmının yeni parti kurdukları, kalanların ise zaman içinde bu partilere katıldıkları ifade edilmektedir.</p>
<p>Parti içindeki bu huzursuzlukların ihtilale kadar da devam ettiği yazar tarafından geniş şekilde ele alınmaktadır. Bu yönüyle bakıldığında, Cumhuriyet döneminde kurulan her partinin yapısının aşağı yukarı aynı olduğu gerçeğinden hareketle her siyasi partinin kendisine önemli dersler çıkarması gereken değerlendirmeler bulunmaktadır.<br />
İhtilalin ayak seslerinin duyulmaya başlandığı dönemde ihtilali engelleyecek tedbirlerin alınmaması, birçok olayın gerçekleşmesi ve nihayetinde ihtilalin yapılmasını farklı bir pencereden ele alan yazar, ihtilalin kendisinde bıraktığı olumsuz etkileri de geniş bir şekilde açıklamaktadır. İhtilal öncesi yaşananların iktidar tarafından neden iyi değerlendirilemediğini, iktidarda olmalarına rağmen bazı bakan ve milletvekillerinin askerlerle olan ilişkilerini eleştirel bir gözle ortaya koymaktadır. İhtilalden sonrasını ise tam bir kabus olarak açıklamakta, çok büyük haksızlıklara uğranıldığını, davranışların insani olmaktan uzak olduğunu, bunun da DP için eziyet anlamına geldiğini açıkça ifade etmektedir.</p>
<p>Kitabın tamamı ele alındığında, uzun bir ömrün küçük bir kısmı olmasına rağmen 1950-1960 yılları arasında geçen on yılın çok önemli olaylarını yaşamış olmanın verdiği yorgunluk kendini göstermektedir. Kendi bakış açısından on yıllık dönemi okuyucuya sunmaya çalışırken zaman zaman objektif değerlendirmeler yapıldığı da görülmektedir. Zira kendisi de bu on yılın sonunda birçok acıya göğüs germek zorunda kalmıştır. Kitabın, taraflı tarafsız yazılıp yazılmadığına bakılmadan, o döneme ait çok az eser bulunması nedeniyle, yakın tarih konusuna ilgi duyanların mutlaka okuması gereken bir eser olduğu değerlendirilmektedir.</strong><br />
<!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/o/on-yilin-anilari-1950-1960-kitap-ozeti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

