<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitap Özetleri,Kitap Özeti &#187; r</title>
	<atom:link href="http://www.kitap-ozetleri.com/category/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kitap-ozetleri.com</link>
	<description>Kitap özetleri, kitap özeti, kitap eleştirileri, yazarlar, romanlar, hikayeler, masallar, biyografiler</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Dec 2008 13:22:47 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Rahatlık Tuzağını Aşmak</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rahatlik-tuzagini-asmak.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rahatlik-tuzagini-asmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 19:40:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[r]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rahatlik-tuzagini-asmak.html</guid>
		<description><![CDATA[
1.NASIL VE NEDEN “RAHATLIK TUZAĞI” NA DÜŞERİZ?
İnsanlar arzuları olan varlıklardır. Arzular yerine gelirse keyif alır rahat ederiz. Arzular yerine gelmezse rahatsız oluruz canımız sıkılır. Her isteğimizin anında olmasını istiyoruz. Ancak bazı şeyleri elde etmek için zaman ve çalışmanın gerekli olduğunun farkında değiliz. Bu çalışmalar ve harcanan zaman küçük veya büyük rahatsızlıklara neden olabilir. Eğer bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p id="linkz01">
<p id="post_message_14255259"><strong>1.NASIL VE NEDEN “RAHATLIK TUZAĞI” NA DÜŞERİZ?<br />
İnsanlar arzuları olan varlıklardır. Arzular yerine gelirse keyif alır rahat ederiz. Arzular yerine gelmezse rahatsız oluruz canımız sıkılır. Her isteğimizin anında olmasını istiyoruz. Ancak bazı şeyleri elde etmek için zaman ve çalışmanın gerekli olduğunun farkında değiliz. Bu çalışmalar ve harcanan zaman küçük veya büyük rahatsızlıklara neden olabilir. Eğer bu rahatsızlıklara katlanmazsak gelecekte elde edeceğimiz uzun süreli rahatlıktan mahrum kalırız. İnsan anında zevkleri yaşamak ister. Örneğin şimdi al sonra öde sloganı bizim bu zayıf yönümüzden dolayı kullanılmaktadır. Fiyatını sonra ödeyeceğimiz için, alması insana çok zor gelmiyor.<span id="more-2196"></span><br />
Rahat olmak hepimizin tercihi ama her zaman rahat olacağız diye bir şey olamaz Sürekli gelecek için bugünü feda etmek değil önemli olan öncelikleri belirlemektir. Örneğin ince ve sağlıklı bir vücut için sevdiğimiz yiyeceklerden vazgeçmek gerekir. Öncelik sağlıklı ve ince bir vücutsa yemekten vazgeçilmesi normaldir.<br />
Bunalımdayım ,bunalımda olmaya katlanamıyorum bunlar acı veren duygulardır. Fiziksel engel yoksa bu duygularla baş edilebilir. Bunun için duyguları sorgulamak gerekir.<br />
Bir probleme başlamak çözümün yarısıdır. Sabır ve azim ile ve bahaneleri mantık çerçevesinde sorgulayarak çözüme başlanması gerekir.<br />
Problem karşısında düşünceyi harekete geçirmelisiniz. Eğer tekrar düşünürseniz, bir açmaza girip çözüme hiçbir zaman başlayamazsınız.<br />
Telkinleri sorgulamak ve onlara karşı mücadele vermek için şu üç soru sorulabilir :<br />
a. Mantıklı mı ?<br />
b. Gerçekçi mi ?<br />
c. İşe yarar mı ?<br />
Sorunların kaynağını kavramak çözüm için yeterli değildir. Çözüm için en iyisi denemek ve çalışmaktır. Örneğin otomobil kullanmak için motorlu araç kullanma kılavuzunu okumak yetmez.<br />
2. NE İSTİYORSAM, ELDE ETMELİYİM<br />
Her zaman istediğimiz şeyi elde edemeyiz. Yani arzular talebe dönüşmemeli. Arzu edilen şey her zaman elde edilmez. Bu düşünce üç şekilde etki gösterir. Diğer insanlara , yaşama koşullarına ve kendimize zarar verir.<br />
3. BU ŞEKİLDE HİSSETMEYİ KALDIRAMIYORUM<br />
Olaylar karşısında tedirginlik duymak doğaldır ve kaldırılamayacak bir şey değildir. Önemli olan tedirgin olmaktan tedirgin olmamaktır. Örneğin bir partiye giderken acaba o ortama ayak uydurabilecek miyim diye endişe etmek, parti zamanı geldiğinde tedirgin olacağını düşünmek asıl tedirginliktir.<br />
Problemler karşısında öfkelenmemek en güzeli ancak öfkelenmek insan için normal bir davranıştır. Öfkeli olmamalıyım diye kendimizi kısıtlamamalıyız. Kendimiz veya başkalarının zarar görmeyeceği kadar öfkelenebiliriz.<br />
Kötü bir şeyi hissetmek öyle olduğumuz anlamına gelmez mesela bir erkeğe başka erkeklerin çekici gelmesi onun eşcinsel olacağı anlamına gelmez. Erkekleri cazip görse de bağımsız yaşayabilmesi ben eşcinsel miyim sorusunu (Korkusunu) aşmasını sağlar.<br />
4. O İŞİ YARIN YAPARIM<br />
Bugünün işini yarına bırakmayınız bu işleri ağırdan almaktır. Bu konuda kendimizi haklı çıkartmak için bazı nedenler veya gerçekler ileri süreriz bunlardan birkaçı ;<br />
Havamda olayım öyle yapacağım.<br />
Canım şimdi yapmak istemiyor<br />
Yarın yaparım.<br />
Ayrıca kendimize sözde işler çıkarmak suretiyle asıl işi ertelemekle yine işi ağırdan alırız. O anki problem yada işi ertelersek o iş yada problem gözümüzde büyüyecek hem de yeni şeyler eklenecektir. Bu birikim çalışma azmimizi kıracak ve yapılamaz hale gelecektir. Şu şekilde çözüm olabilir ; “İş bölümlere ayrılarak parça, parça halledilebilir.”<br />
Problemle karşılaşıldığında bu çok zor, çözülecek gibi değil gibi yaklaşımlar çözümü imkansız kılar. Bunun yerine zor ama çözülemez değil, yada işin içine girip işin zorluk derecesini ve nasıl çözülebileceğini araştırmak gerekir.<br />
Bazen işin yapılabilmesi için belirlenen bir zaman vardır. Zamanında işin yapılmaması sürenin bitimine doğru daha ağır bir tempo ile çalışmamıza neden olacaktır. Sonuçta çözüm olsa bile bu çözüm sürenin baskısından değil , aslında artık bu işi bitireyim dediğiniz için olur.<br />
Zayıf yanlarınızı tespit edin ve zor durumda kaldığınızda bu zayıf yanlarınızı hatırlayın İşi başkasına yaptırmakta problemden kaçmaktır.<br />
Bir işi yaparken öncelikleri belirleyiniz. Unutulmaması gerekli işler için bir dosya hazırlayın ve sırası geldikçe işleri yapın yaptığınızda kendinize ödül verin, yapmadığınızda işler gözünüzde daha da büyüyerek size ceza olacaktır.<br />
a. Alışkanlıklara saplanıp kalmayın. Bu üç türlü olabilir :<br />
(1) Kariyerinize saplanıp kalmak : İşinizde mutlu değilseniz bir şey üretmiyor ve boşa zaman harcıyorsanız;<br />
(2) Kişiler arası ilişkilere saplanıp kalmak : Eşiniz iş arkadaşınız vs. ile birlikte olmak sizi mutsuz ediyorsa veya onlarla birlikte olmaya tahammül edemiyorsanız;<br />
(3) Etkinliklere saplanıp kalma :Boş zamanlarınızda sürekli aynı şekilde davranıyorsanız örneğin yıllardır aynı klübe gidiyorsanız,sürekli aynı insanlarla görüşüyorsanız ,<br />
Alışkanlıklara saplanmışsınız demektir. Sonsuza dek yerinizde oturup iş yapmayabilirsiniz ancak yaşamak ve isteklerimizi yerine getirmek için sonsuz zamanımız yok.<br />
5. BUNA ÇABUCAK BİR ÇÖZÜM BULMALIYIM<br />
Rahatsızlık duygusundan kaçmak veya kontrol altında hissetmek için çabuk çözümlere başvurabiliriz. Problemler karşısında kimisi üç şişe votkayı devirirken kimisi hap alabilir, kimisi alışverişe çıkabilir bu davranışlar kısa vadede çözümdür. Bu yollara başvurmanın iki nedeni vardır.<br />
Problemleri unutmak için bir şeyler yapmak harekete geçmek gerekir. İstediğimiz şey olmayabilir ancak bu da o kadar korkulacak şey değildir.<br />
a. Sıkıntıdan kaçmayı sağlaması,<br />
b. Zevk , büyük sevinç gibi keyifli ve coşkulu duygulara yol açması.<br />
Bu kısa çözümler alışkanlık halini alırsa yaşamımızı olumsuz yönde etkiler. Kısa vadeli çözümler ise şunlardır ;<br />
(1) Alışverişkolikler (Genelde kadınlardır),<br />
(2) Kumar,<br />
(3) Fazla yemek (Gereksinimler),<br />
(4) Alkol bağımlılığı,<br />
(5) Hap kullanmak.<br />
Çabuk çözüme neden olan sorununuzu saptayın ve onu kabullenin ardından uzun vadeli bir çözüme yönelin . Yukarıdaki kısa vadeli çözümler için yöneldiğiniz alışkanlıkların sorununuzu ne ölçüde çöze-bildiğini ve size ne gibi zararlar verdiğini büyük harflerle bir liste haline getirin ve görebileceğiniz bir yere asın .Bu yöntem sizi bu tür alışkanlıklardan kurtarabilir. Kendinizle konuşmaktan korkmayın ve sürekli konuşun hatta kasete bile alabilirsiniz . Uyuşturucu madde kullanan yerlerden , satanlardan uzak durun.<br />
6. DEĞİŞMEK İÇİN RAHATLIK TUZAĞINI AŞMAK ŞART<br />
Değişmek için rahatlık tuzağını aşmak şarttır. Değişimi sağlarken rahatsızlık çekmekte kaçınılmazdır. Değişmek demek eski (kötü) alışkanlıkları yıkmak yenilerini geliştirmek amacıyla düşünce ,hissetme ve eylem biçimini değiştirmek demektir. Değişim başlangıçta zor olabilir. Ancak zamanla alışkanlık olacak hatta keyif bile alacaksınız. Rahatsız olmaktan hoşlanmamak gibi bir sorunu kabul etmek gerekir. Kolay yolu seçmek kısa vadede daha rahat gibi gelebilir. Ancak uzun vadede yaşanılabilecek güzelliklere sırt çevirmek olacaktır.<br />
Kendimizi değişime hazırlamak için üç aşama vardır :<br />
Birinci aşama : Düşünme ve hissetme biçiminizi değiştiriniz. Kendinizi yenilgiye uğratan davranışlarınızın kökleşmiş bir geçmişi olduğunu geçmişte yaşananlarla arasında anlaşılır bir ilişki bulunduğunu ; geçmişte yaşananların şimdiki sorunlarınızın oluşmasına katkı sağladığını ancak onları yaratmadığını kabul edin.<br />
İkinci aşama ; Geçmişin etkisinden kurtulun .İnsanlar kendilerini genellikle etkin bir biçimde küçükken az , daha sonraki yaşlarda edindikleri akılcı olmayan düşüncelerle doldurduğu için,incinmiş duyguların ve yersiz davranışları bu günkü yaşamını etkilemeye devam ediyor. Bundan kurtulun.<br />
Üçüncü aşama ; Artık eyleme geçme , çalışma ve kendinizi bir düzene sokma zamanınızın geldiğini bilin. Kendinize ödevler verin ve şöyle deyin : Süreklilik işin kilit noktasını oluşturuyor. Değişmek için değişimde süreklilik şart bunu bir kağıda yazın çantanızda veya cüzdanınızda sürekli yanınızda taşıyın. Gün boyunca okuyun ve hatırlayın. Robotlaşacağım diye korkmayın bazen beklenen değişim uzun sürebilir bu durumda sabırlı olun ve hayal kırıklığına uğramayın. Sonunda değişim, rahatınızı ve mutluluğunuzu getirecektir.</strong></p>
<p><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rahatlik-tuzagini-asmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rastlantı ve Kaos kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rastlanti-ve-kaos-kitap-ozeti-3.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rastlanti-ve-kaos-kitap-ozeti-3.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 May 2008 19:13:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[r]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rastlanti-ve-kaos-kitap-ozeti-3.html</guid>
		<description><![CDATA[Yazar kitabında ana tema olarak; rastlantı, başlangıç durumuna hassas bağlılık ve Kaos, teorileri üzerinde durmakla birlikte; matematik ve fizik, olasılıklar, piyangolar ve yıldız falları, klasik determinizm, oyunlar, türbülans ve modlar, türbülans ve garip çekerler, ekonomi, tarihsel evrimler, kuanta ve kavramsal çerçeve, entropi, geri dönülmezlik, denge, istatiksel mekanik, bilgi, algoritmik karmaşıklık, karmaşıklık ve Gödel teoremi, cinsiyetin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yazar kitabında ana tema olarak; rastlantı, başlangıç durumuna hassas bağlılık ve Kaos, teorileri üzerinde durmakla birlikte; matematik ve fizik, olasılıklar, piyangolar ve yıldız falları, klasik determinizm, oyunlar, türbülans ve modlar, türbülans ve garip çekerler, ekonomi, tarihsel evrimler, kuanta ve kavramsal çerçeve, entropi, geri dönülmezlik, denge, istatiksel mekanik, bilgi, algoritmik karmaşıklık, karmaşıklık ve Gödel teoremi, cinsiyetin gerçek anlamı, zeka, gibi temel bilimsel kavramları ve güncel sayılabilecek konuları aynı potada ele alarak ve ilişkilendirerek işlemektedir.<span id="more-1868"></span></strong><strong>Kitapta incelenen her bir konu, dayandığı varsayımlar, kendisinden önce ortaya atılmış teoriler, bilimsel yaklaşımlar ve yapılan eleştirileri de içine alacak şekilde çerçevelendirilerek ve temel dayanaklarıyla birlikte sunulmuştur.</p>
<p>Kitapta ileri sürülen görüş ve ele alınan bilimsel yaklaşımlardan bazılarını aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür:</p>
<p>&#8220;Doğayı anlayabilme yolunda, rastlantı ve olasılıkların oynadığı rolü bilmek önemlidir. Bu ise determinizmi yadsımayı gerektirmez. Bilmemiz gereken ilk şey rastlantı ve determinizm arasında mantıksal açıdan bir çelişki bulunmadığıdır. Sistemin başlangıç durumunda belli ölçüde olasılık payı bulunabilir. Eğer durum böyle ise sistem herhangi diğer bir zamanda da rastlantısallık öğesini içerecek ve bu da yeni bir olasılık payının ortaya çıkışını hazırlayacaktır. Bu yeni olasılık payı da mekanik yasalarının uygulanması ile determinist yoldan saptanabilir.</p>
<p>Bu gün bizim kaos olarak adlandırdığımız şey, başlangıç durumuna hassas bağlılığı bulunan bir zamansal evrimdir. Böylelikle bir garip çeker üzerindeki hareketin kaotik olduğunu söyleyebiliriz. Gözlemlenen düzensiz salınımlar gürültülü olduğu zaman &#8220;determinist gürültü&#8221; den söz edilir, ama aslında bunları yapan mekanizmanın kendisi deterministtir. Örneğin ağdalı akışkanlar enerji yitiren sistemlerdir. Enerji yitiren dinamik sistemlerde garip çekerler ve kaos (ya da determinist gürültü) bulunması beklenebilecek bir gelişmedir.</p>
<p>Sonuçta kaos moda bir yaklaşımla popüler hale gelerek uluslar arası seminer ve bilimsel toplantıların konusu olmayı başarmış ve &#8220;Lineer Olmayan Bilim&#8221; olarak adlandırılma ayrıcalığına kavuşmuştur.</p>
<p>Başlangıç durumuna hassas bağlılık ve kaos konularının açıklanmasında Newton&#8217;un ortaya koymuş olduğu klasik mekanik teorileri yeterli olmaktadır. Oysa atomlar gibi evrendeki küçük sistemleri açıklama ve hareketlerini inceleme noktasında yetersiz kalmaktadır. Bu noktada; Planck, Einstein, Bohr, Heisenberg ve diğer bazı bilim adamlarının çalışmaları sonucu ortaya konulmuş olan &#8221; Kuantum mekaniği &#8221; devreye girmektedir.</p>
<p>Kuantum mekaniğinin evrene ilişkin tanımlamasında rastlantıya önemli bir yer ayrılmıştır. Bu mekanik yaklaşım, genlikler, ya da ( olasılık genlikleri ) denilen bazı temel nesneleri içerir Bunlar daha yaygın olan gerçek sayıların yerine kullanılan karmal ( kompleks ) sayılardır. Kuantum teorisinin matematiksel bölümü genliklerin zaman içindeki evrimini ve teknik açıdan lineer operatörler olarak da tanımlanabilecek gözlenir denilen nesneleri anlatır.&#8221;</p>
<p>Tırnak içinde verilen tanımlar , kavramsal bir yapı ortaya koymasına rağmen, hayatın içindeki ve bilim dünyasındaki renkli yansımalarını görmek ve zevkle izlemek ancak kitabın diğer sayfalarını da okumakla mümkün olacaktır.</p>
<p>Mevcut bilgilerini tazelemek isteyen, bilgilere daha farklı yaklaşımlarla tanışmak isteyen, teorilerin hayata geçirilmesi noktasında bilimin geçirdiği evreleri ve bilim adamlarının yaşadığı zorlukları bir nebze de olsa anlama gayretinde olan okuyucular için yararlı olacağı düşünülen bir eserdir.</p>
<p>Ele alınan konuların, güncel, hemen herkesin tanık olabileceği örnekler ve herkesin anlamasına yardımcı olacak anlatım kalıplarında incelenmesi, kitaba artı değer katan unsur olmuştur.</p>
<p>Kitap matematik ve fizik bilimine ilgi duyan okuyucular kadar, fazla ilgi duymayan okuyucuların da içinde yaşadığımız dünyayı, karmaşasını, bu karmaşa içinde rastlantıların ne denli önemli olduğunu ve tüm bu karmaşanın kendi içinde çelişkili gibi görünen ideal düzenini anlama noktasında, zevkle yararlanabilecekleri bir kaynak niteliğindedir.<br />
<!-- / message --></p>
<p></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rastlanti-ve-kaos-kitap-ozeti-3.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rekabette Üstünlüğün Sırrı İNSAN kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rekabette-ustunlugun-sirri-insan-kitap-ozeti-3.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rekabette-ustunlugun-sirri-insan-kitap-ozeti-3.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 May 2008 19:09:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[r]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rekabette-ustunlugun-sirri-insan-kitap-ozeti-3.html</guid>
		<description><![CDATA[Özellikle 1980&#8242;li yılların sonlarından itibaren şirketler arası rekabet küresel bir boyut kazanmıştır. İşletmeler rakiplerine karşı bu kıran kırana savaş içerisinde rekabet üstünlüğü sağlamak için çeşitli yöntemler kullanmışlar ve kullanmaktadırlar.Michael Porter&#8217;a göre rakiplerinize karşı sürdürülebilir bir rekabet üstünlüğü sağlayabilmek şu hususlara bağlıdır;
Endüstriye yeni rakiplerinizin girmesi durumunda karşılaşacakları engellerin niteliği,
Alternatif ürünlerin tehdidi,
Alıcıların pazarlık gücü,
Tedarikçilerin pazarlık gücü,
Mevcut rakipler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Özellikle 1980&#8242;li yılların sonlarından itibaren şirketler arası rekabet küresel bir boyut kazanmıştır. İşletmeler rakiplerine karşı bu kıran kırana savaş içerisinde rekabet üstünlüğü sağlamak için çeşitli yöntemler kullanmışlar ve kullanmaktadırlar.</strong><strong>Michael Porter&#8217;a göre rakiplerinize karşı sürdürülebilir bir rekabet üstünlüğü sağlayabilmek şu hususlara bağlıdır;<span id="more-1866"></span></p>
<p>Endüstriye yeni rakiplerinizin girmesi durumunda karşılaşacakları engellerin niteliği,</p>
<p>Alternatif ürünlerin tehdidi,</p>
<p>Alıcıların pazarlık gücü,</p>
<p>Tedarikçilerin pazarlık gücü,</p>
<p>Mevcut rakipler arasındaki rekabet düzeyi.</p>
<p>Yazar Plenum Publishing, Circuit City, Tyson Foods, Wal-Mart ve Southwest Havayolları&#8217;nın yukarıdaki geleneksel yöntemlerle açıklanamayacak başarılar sağladığını ve 1972-1992 yılları arasındaki 20 yıllık sürede % 21.775 &#8216;lere varan kâr yüzdelerine ulaştıklarını belirtiyor. Peki bu başarının altında yatan sebep ne olabilir ?</p>
<p>Bu başarının temelinde taklit edilmesi güç şeylere sahip olmak yatıyor. General Motors 1980&#8242;lerde 40 milyar $ harcayarak fabrikalarındaki bütün araç parkını yeniledi. Bu yatırım ile Honda ve Nissan şirketlerini toptan alabilecek kadar büyük bir maliyetin altına girmişti. Amaç, rakiplerine karşı teknolojik üstünlük kurarak rekabet avantajı elde etmekti. Oysa bu teknolojiyi kendisi üretmediğinden bir başka rakibi de aynı parayı vererek bu teknolojiye sahip olabilirdi. Yani, teknoloji tek başına rekabette üstünlük yaratacak bir faktör olamazdı.</p>
<p>Rekabet avantajı sağladığı düşünülen &#8220;korumacı ve düzenlenmiş pazarlar&#8221; ile &#8220;mali kaynaklara ulaşabilme&#8221; faktörleri de dünyanın hızla küreselleşmesi sonucu etkisini yitirmiştir. Artık, pazarlar yüksek gümrük duvarları ile korunamamaktadır. Aynı şekilde ticari değeri olan bütün fikirlere uluslar arası mali sistemden istedikleri kadar mali kaynak sağlanabilmektedir. İşte bu noktada, daha önceleri detay veya maliyet unsuru olarak görünen ancak rekabette üstünlüğün temelini oluşturduğu son yıllarda anlaşılan işletmelerin insan sermayesi ve şirketin yönetim felsefesi öne çıkmaktadır. Çünkü yukarıda sayılan diğer bütün faktörler rakiplerimiz tarafından kolaylıkla elde edilebilecekken, iyi eğitilmiş ve işletme felsefesini benimsemiş işgücü ile şirketimizin yönetim felsefesini rakiplerimizin taklit etmeleri çok daha zor ve uzun süreli olacaktır. Yazara göre başarılı olan şirketlerin temelinde çalışanlarına verdikleri önem ve etkili bir insan kaynakları yönetimi yatmaktadır.</p>
<p>Yazar etkili insan kaynakları yönetiminde ise şu hususlara önem vermiş ve çeşitli şirketlerden verdiği örneklerle açıklamıştır ;</p>
<p>İş güvencesi</p>
<p>İşe almada seçicilik</p>
<p>Teşvik primi</p>
<p>Elemanların kuruma ortaklığı</p>
<p>Bilgi paylaşımı</p>
<p>Katılım ve yetkilendirme</p>
<p>Ekipler ve işlerin yeniden tasarlanması</p>
<p>Eğitim ve beceri gelişimi</p>
<p>Çapraz kullanım ve çapraz eğitim</p>
<p>Simgesel eşitlik</p>
<p>Ücretlerin yakınlaştırılması</p>
<p>Şirket içinden yükselme</p>
<p>Uzun vadeli bakış açısı</p>
<p>Uygulamaların Ölçülmesi</p>
<p>Bütünlük felsefesi</p>
<p>Sonuç olarak, işletmelerin çalışanlarına bir makine olarak bakmak yerine onların işletmenin en önemli paydası olduğunu bilmeleri ve onları aynı yolda omuz omuza yürüyen iş ortakları olarak görmeleri kendilerine uzun vadeli bir rekabet avantajı sağlayacaktır.<br />
<!-- / message --></p>
<p></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rekabette-ustunlugun-sirri-insan-kitap-ozeti-3.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rastlantı ve Kaos kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rastlanti-ve-kaos-kitap-ozeti-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rastlanti-ve-kaos-kitap-ozeti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 May 2008 20:39:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[r]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rastlanti-ve-kaos-kitap-ozeti-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Yazar kitabında ana tema olarak; rastlantı, başlangıç durumuna hassas bağlılık ve Kaos, teorileri üzerinde durmakla birlikte; matematik ve fizik, olasılıklar, piyangolar ve yıldız falları, klasik determinizm, oyunlar, türbülans ve modlar, türbülans ve garip çekerler, ekonomi, tarihsel evrimler, kuanta ve kavramsal çerçeve, entropi, geri dönülmezlik, denge, istatiksel mekanik, bilgi, algoritmik karmaşıklık, karmaşıklık ve Gödel teoremi, cinsiyetin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yazar kitabında ana tema olarak; rastlantı, başlangıç durumuna hassas bağlılık ve Kaos, teorileri üzerinde durmakla birlikte; matematik ve fizik, olasılıklar, piyangolar ve yıldız falları, klasik determinizm, oyunlar, türbülans ve modlar, türbülans ve garip çekerler, ekonomi, tarihsel evrimler, kuanta ve kavramsal çerçeve, entropi, geri dönülmezlik, denge, istatiksel mekanik, bilgi, algoritmik karmaşıklık, karmaşıklık ve Gödel teoremi, cinsiyetin gerçek anlamı, zeka, gibi temel bilimsel kavramları ve güncel sayılabilecek konuları aynı potada ele alarak ve ilişkilendirerek işlemektedir.<span id="more-1644"></span></p>
<p>Kitapta incelenen her bir konu, dayandığı varsayımlar, kendisinden önce ortaya atılmış teoriler, bilimsel yaklaşımlar ve yapılan eleştirileri de içine alacak şekilde çerçevelendirilerek ve temel dayanaklarıyla birlikte sunulmuştur.</p>
<p>Kitapta ileri sürülen görüş ve ele alınan bilimsel yaklaşımlardan bazılarını aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür:</p>
<p>&#8220;Doğayı anlayabilme yolunda, rastlantı ve olasılıkların oynadığı rolü bilmek önemlidir. Bu ise determinizmi yadsımayı gerektirmez. Bilmemiz gereken ilk şey rastlantı ve determinizm arasında mantıksal açıdan bir çelişki bulunmadığıdır. Sistemin başlangıç durumunda belli ölçüde olasılık payı bulunabilir. Eğer durum böyle ise sistem herhangi diğer bir zamanda da rastlantısallık öğesini içerecek ve bu da yeni bir olasılık payının ortaya çıkışını hazırlayacaktır. Bu yeni olasılık payı da mekanik yasalarının uygulanması ile determinist yoldan saptanabilir.</p>
<p>Bu gün bizim kaos olarak adlandırdığımız şey, başlangıç durumuna hassas bağlılığı bulunan bir zamansal evrimdir. Böylelikle bir garip çeker üzerindeki hareketin kaotik olduğunu söyleyebiliriz. Gözlemlenen düzensiz salınımlar gürültülü olduğu zaman &#8220;determinist gürültü&#8221; den söz edilir, ama aslında bunları yapan mekanizmanın kendisi deterministtir. Örneğin ağdalı akışkanlar enerji yitiren sistemlerdir. Enerji yitiren dinamik sistemlerde garip çekerler ve kaos (ya da determinist gürültü) bulunması beklenebilecek bir gelişmedir.</p>
<p>Sonuçta kaos moda bir yaklaşımla popüler hale gelerek uluslar arası seminer ve bilimsel toplantıların konusu olmayı başarmış ve &#8220;Lineer Olmayan Bilim&#8221; olarak adlandırılma ayrıcalığına kavuşmuştur.</p>
<p>Başlangıç durumuna hassas bağlılık ve kaos konularının açıklanmasında Newton&#8217;un ortaya koymuş olduğu klasik mekanik teorileri yeterli olmaktadır. Oysa atomlar gibi evrendeki küçük sistemleri açıklama ve hareketlerini inceleme noktasında yetersiz kalmaktadır. Bu noktada; Planck, Einstein, Bohr, Heisenberg ve diğer bazı bilim adamlarının çalışmaları sonucu ortaya konulmuş olan &#8221; Kuantum mekaniği &#8221; devreye girmektedir.</p>
<p>Kuantum mekaniğinin evrene ilişkin tanımlamasında rastlantıya önemli bir yer ayrılmıştır. Bu mekanik yaklaşım, genlikler, ya da ( olasılık genlikleri ) denilen bazı temel nesneleri içerir Bunlar daha yaygın olan gerçek sayıların yerine kullanılan karmal ( kompleks ) sayılardır. Kuantum teorisinin matematiksel bölümü genliklerin zaman içindeki evrimini ve teknik açıdan lineer operatörler olarak da tanımlanabilecek gözlenir denilen nesneleri anlatır.&#8221;</p>
<p>Tırnak içinde verilen tanımlar , kavramsal bir yapı ortaya koymasına rağmen, hayatın içindeki ve bilim dünyasındaki renkli yansımalarını görmek ve zevkle izlemek ancak kitabın diğer sayfalarını da okumakla mümkün olacaktır.</p>
<p>Mevcut bilgilerini tazelemek isteyen, bilgilere daha farklı yaklaşımlarla tanışmak isteyen, teorilerin hayata geçirilmesi noktasında bilimin geçirdiği evreleri ve bilim adamlarının yaşadığı zorlukları bir nebze de olsa anlama gayretinde olan okuyucular için yararlı olacağı düşünülen bir eserdir.</p>
<p>Ele alınan konuların, güncel, hemen herkesin tanık olabileceği örnekler ve herkesin anlamasına yardımcı olacak anlatım kalıplarında incelenmesi, kitaba artı değer katan unsur olmuştur.</p>
<p>Kitap matematik ve fizik bilimine ilgi duyan okuyucular kadar, fazla ilgi duymayan okuyucuların da içinde yaşadığımız dünyayı, karmaşasını, bu karmaşa içinde rastlantıların ne denli önemli olduğunu ve tüm bu karmaşanın kendi içinde çelişkili gibi görünen ideal düzenini anlama noktasında, zevkle yararlanabilecekleri bir kaynak niteliğindedir.</strong><br />
<!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rastlanti-ve-kaos-kitap-ozeti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rusya Federasyonu Askeri Doktrini kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rusya-federasyonu-askeri-doktrini-kitap-ozeti-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rusya-federasyonu-askeri-doktrini-kitap-ozeti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 May 2008 20:38:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[r]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rusya-federasyonu-askeri-doktrini-kitap-ozeti-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Yazar bu kitabında; Rus tarihine genel bakış, Rusya Federasyonunun ulusal güvenlik ve dış politika doktrini ve Rusya federasyonunun askeri doktrini konularını incelemiştir.
Kitabın birinci bölümünde &#8220;Rus Tarihine Genel Bakış&#8221; ana başlığı altında: &#8220;Başlangıçtan Sovyetler Birliği&#8217;nin Dağılmasına Kadar Olan Dönem&#8221; ile &#8220;Sovyetler Birliğinin Dağılması : Halef, Rusya Federasyonu&#8221; konuları hakkında bilgiler verilmiştir. 
Başlangıçta göçebe bir hayat yaşayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yazar bu kitabında; Rus tarihine genel bakış, Rusya Federasyonunun ulusal güvenlik ve dış politika doktrini ve Rusya federasyonunun askeri doktrini konularını incelemiştir.</p>
<p>Kitabın birinci bölümünde &#8220;Rus Tarihine Genel Bakış&#8221; ana başlığı altında: &#8220;Başlangıçtan Sovyetler Birliği&#8217;nin Dağılmasına Kadar Olan Dönem&#8221; ile &#8220;Sovyetler Birliğinin Dağılması : Halef, Rusya Federasyonu&#8221; konuları hakkında bilgiler verilmiştir. <span id="more-1643"></span></p>
<p>Başlangıçta göçebe bir hayat yaşayan Ruslar 9 ncu yüzyılda Kiev prensinin etrafında toplanarak bir birlik oluşturmuşlar ve mütakiben de Hıristiyanlığı seçerek Ortodoksluğu resmi din olarak kabul etmişlerdir. 13 ncü ve 14 ncü yüzyılda Moğollara tabi olarak yaşamışlardır. 15 nci yüzyıldan itibaren yayılma siyaseti izlemeye başlamışlardır. 17 nci yüzyılda Ramanov hanedanının işbaşına gelmesi Rusya için bir dönüm noktası olmuştur. Rusya bu dönemden sonra devlet olarak kurumlaşmaya, Avrupa&#8217;ya yönelmeye ve bölgesinde genişlemeye yönelmiştir. Batılaşma sürecini başlatan kişi olarak Deli Petro&#8217;nun sonraki dönemlerde belirgin bir yeri olmuştur. 18 nci yüzyılın sonlara doğru isyanlar yaşamıştır. 19 ncu yüzyılda Avrupa&#8217;yı etkisine alan akımlara karşı soğuk duran Rusya, reformları ve karşı reformları yaşamıştır. 20 nci yüzyılda Sovyetler birliğine vücut verecek olan Sovyet Sistemi temel yönetim birimi olarak 1905 yılında Petesburg ayaklanması sırasında ortaya çıkmış ve halkın isteklerini doğrudan, eksiksiz yansıtan bir platform olması nedeniyle giderek Rus toplumunda otoritesini tesis etmiş ve meşruluk kazanmıştır. Kasım 1917&#8242;de devrim başlamış, Lenin&#8217;in &#8220;Halk Komiserleri&#8221; hükümeti kurulmuştur. 1924&#8242; de Lenin ölünce yerine Stalin geçmiştir. İhanet, casusluk yabancı gizli servislerle işbirliği, ölüm ve sürgün Stalin döneminde sıradan günlük işler olmuştur. 1939&#8242;da sürpriz bir şekilde Almanlarla saldırmazlık anlaşması imzalamış, 1941&#8242;de ise Stalin yönetimine, Almanlar saldırmaya başlamıştır. Stalin yönetimi zor koşullar altında özgürlük ortamı sağlayarak, Sovyet halkının dini ve milli duygularını öne çıkarmış ve bu yolla, Alman ilerlemesini durdurabilmiştir. Coğrafi mevki itibariyle milli gücü artıkça çevresindeki ülkeleri etki altına alması nedeniyle Bulgaristan, Romanya, Çekoslovakya Sovyet yönetimini örnek alan siyasal rejimlerin kurulmasına yol açmıştır.1953&#8242; de Stalin ölmüş, yerine Kruşçev geçmiştir. Kruşçev&#8217;in ılımlı politikası Federal Almanya&#8217;nın NATO&#8217;ya girmesine kadar sürmüş, bu olay Sovyetleri rahatsız ettiğinden buna tepki olarak Varşova Paktı&#8217;nı kurmuştur.1970 yılında ABD&#8217;ni her konuda geçme hedefini hayata geçirmeye karar vermiş; 1980&#8242; e kadar komünizmin tamamlamasını öngören bir hedef belirlemiştir; Bu dönemde Rus dış politikası üçüncü dünya ülkelerini hedeflemiş ve Mısır, Suriye, Irak, Kongo ile yakın ilişkiler içine girmiştir. Doğu Almanya&#8217;nın tanınması amacına yönelik bir çaba içerisine de girmiş, ancak, bu çabasında başarılı olamayınca Küba ile ilişkileri yoğunlaştırarak ABD&#8217;ni baskı altına almaya çalışmış, ortaya 1963 Küba Krizi çıkmıştır. 1964&#8242; de Kruşçev görevinden ayrılmış ve yerine Brejnev geçmiştir. Bu dönem de dinsel hareketler, Yahudi düşmanlığı, milliyetçi hareketler ön plana çıkmıştır. 1982&#8242;de Brejnev ölünce yerine Yuri Andruponov geçmiş, 1984&#8242; de onun yerine Konstantin Çernenko, 1985&#8242;de ise Mihail Gorbaçov geçmiştir.</p>
<p>Gorbaçov dönemi Sovyetler Birliğinin özgürlüklerin en çok yaşandığı dönem olmuştur. Basın üzerindeki denetim kaldırılmış, kilise-devlet ilişkilerindeki gerilim kalkmış, dinsel özgürlük sağlanmış, kilise saygınlığını tekrar kazanmaya başlamıştır.1987 yılında kısa ve orta menzilli nükleer füzelerin devre dışı bırakılması konusunda hemfikir sağlanmış ve bir anlaşma imzalanmıştır. 1989&#8242; da Baltık Ülkeleri Letonya, Litvanya, Estonya bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Ağustos 1991&#8242;de Gorbaçov&#8217;a darbe girişiminde bulunulmuştur. 8 Aralık 1991 tarihinde Rusya Federasyonu, Ukrayna ve Beyaz Rusya devlet başkanları bir araya gelerek dünyada ilk kez bir büyük devletin kansız, savaşsız dağıldığını tüm dünyaya duyuruyorlardı. Sovyetler Birliği bu andan itibaren artık Rusya Federasyonu olarak isim değiştirmiştir.</p>
<p>Ortodoksluğun kabulünden itibaren 19 ncu yüzyıla kadar olan dönemde Rus siyasal yaşamına &#8220;Moskova&#8217;nın, Bizansın halefi ve 3. Roma olduğu düşüncesi damgasını vurmuştur. 19 ncu yüzyıldan 20 nci yüzyılın başına kadar ikinci dönemde genel olarak Slavizm Rus tarihine damgasını vurmuştur. 1917-1985 yılları arasına Marksizim ve Leninizm damgasını vurmuştur. Temel amaçları emperyalizmin ve kapitalizmin ortadan kaldırılması olmuştur. 1985 yılından günümüze gelen dördüncü dönem içerisinde yeniden yapılanma ve açıklık dönemi olarak göze çarpmaktadır.</p>
<p>Kitabın ikinci bölümünde &#8220;Rusya Federasyonunun Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Doktrini konusu, Rusya Federasyonu&#8217;nun Ulusal Güvenlik Doktrini ve Rusya Federasyonunun Dış Politika Doktrini&#8221; alt başlıkları altında incelenmiştir.</p>
<p>Ulusal güvenlik doktrini kabul tarihi 10 Ocak 2000 ve dış politika doktrini kabul tarihi ise 28 Haziran 2000&#8242;dir. En tepede ulusal güvenlik doktrini bunun altında dış politika doktrini ve en altta askeri doktrini yer alır.</p>
<p>Rusya Federasyonu&#8217;nun Ulusal Güvenlik Doktrini 4 bölümden oluşmaktadır. 1 nci bölümde; RF&#8217; ye uluslar arası toplumun içinden bakılmaktadır, 2 nci bölümde; RF&#8217; nin ulusal çıkarlarına değinilmekte, 3 ncü bölümde RF&#8217; ye yönelik ulusal güvenlik tehditleri açıklanmaktadır. 4 ncü ve son bölümde ise; RF&#8217; nin ulusal güvenliğinin sağlanması üzerinde durulmaktadır.</p>
<p>Uluslararası toplumun içinde RF, Avrasya coğrafyasındaki benzersiz stratejik konumu, köklü tarihi, zengin kültürü, her şeye rağmen sahip olduğu ekonomik, bilimsel, teknik ve askeri olanakları nedeniyle, dünya siyasetinde önemli rol oynamaya devam edecektir. Ulusal çıkarları, bireyin toplumun ve devletin her alandaki, dengelenmiş çıkarlarıdır. Ekonomik çıkarlar, RF için kilit önemde olan çıkarlardır.</p>
<p>Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse : Doktrinde etnik yapının çok çeşitli olduğu kabul edilmektedir. Realist bir yaklaşım içermektedir. Dünya ekonomisinden geri kaldığı açıkça belirtilmektedir. Bunun giderilmesi için tedbirlere yer verilmiştir. Bireyin, toplumun ve devletin çıkarlarının birlikte gözetileceğinin öngörülmesi RF&#8217;deki ideolojik değişimin somut bir ifadesidir. Demokrasi, insan hakları, hukuka bağlılık serbest piyasa ekonomisi, yabancı sermaye, yerel yönetimler konularında liberal bir çizgiye yaklaştığı gözlenmektedir. 1990 sonrası dünya koşullarını ve buna bağlı olarak ortaya çıkmış yeni tehdit unsurlarını belirlemektedir. Yurt dışındaki vatandaşlarına ve Rus diline ilişkin olarak doktrinde yer alan ifadeler RF&#8217;nin emperyalist eğilimlerinin sürdürdüğünü ortaya koymaktadır.</p>
<p>Rusya Federasyonunun &#8220;Dış Politika Doktrini&#8221; 28 Haziran 2000 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Beş bölümden oluşmaktadır. 1 nci bölümde; genel prensiplere yer verilmiştir. 2 nci bölüm; modern dünya ve RF&#8217;nin dış politikası başlığını taşımaktadır. 3 ncü bölümde; küresel sorunların çözümünde RF&#8217;nin öncelikleri ele alınmaktadır. 4 üncü bölümde; bölgesel önceliklere değinilmektedir. 5 nci bölümde; RF&#8217;nin dış politikasının şekillenmesi ve hazırlanması üzerinde durulmaktadır.</p>
<p>Dünya, RF&#8217;nin çıkarlarını etkileyen, köklü ve dinamik değişikliklere doğru gitmektedir. Bu ortamda işbirliği imkanları artmıştır. RF, bağımsız ve yapıcı bir dış politika izlemekte, dış politikası karşılıklı avantajlar dahilinde pragmatizm temeline dayanmaktadır. Küresel konularda RF, BM&#8217;nin ve BM Güvenlik Konseyinin rolünü azaltacak girişimlerin karşısında olmalıdır. RF, ABD ikili uluslar arası anlaşmalar temelinde nükleer potansiyelini azaltmaya razıdır.1972 yılında imzalanan antibalistik füzelerin sınırlandırılmasını öngören anlaşmanın korunmasından yanadır. BDT üyesi ülkelerle, gümrük birliği ve ortak güvenlik anlaşması kapsamındaki ülkelerle ilişkiler belirleyici olmalıdır. RF&#8217;nun APEC, ASEAN ve ŞANGHAY beşlisi gibi organizasyonlardaki katılımı güçlendirilmelidir.</p>
<p>Söz konusu doktrini genel bir değerlendirmesini yapmak gerekirse pragmatik ve batı yanlısı bir metindir. ABD ve AB ile ilişkilere önem verilmektedir. ABD&#8217;in öne çıkmasından ve BM Güvenlik Konseyi&#8217;nin onayı olmadan girişilen operasyonlardan duyulan rahatsızlık vurgulanmaktadır. RF dış politikayı, siyasal ve ekonomik açılardan daha uygulanabilir ve rasyonel hale getirmeyi amaçlamaktadır. RF&#8217; nin jeopolitik konumu ve artan stratejik değeri de bu çerçevede öne çıkarılmaktadır. Doktrinde genel, barışcı, diyaloga açık bir yapı sergilenmektedir.NATO&#8217;nun genişlemesinden, NATO&#8217;nun yeni üyelerinin topraklarına nükleer ve konvansiyonel silahların konuşlanmasından duyulan rahatsızlık özellikle vurgulanmıştır.</p>
<p>Kitabın üçüncü bölümünde ise &#8220;Rusya Federasyonunun Askeri Doktrini&#8221; &#8220;1993 Askeri Doktrini&#8221; ve &#8220;Yürürlükteki Askeri Doktrin olmak üzere iki bölüm halinde incelenmiştir.</p>
<p>1993 Askeri Doktrininde uluslar arası ortamda ideolojik bölünmüşlüğün ortadan kalktığı, ortaklık, işbirliği ve yakınlaşmanın önem kazandığı ifade edilmektedir. Silahlı çatışmaların önlenmesi temel amaçtır. Öz savunma hakkı hariç, hiçbir devlete karşı silahlı güç kullanılmayacağı belirtilmiştir. Diğer önemli husus ise RF&#8217;nin, nükleer güce ilk başvuran taraf olmama konusundaki genel taahhüdünden vazgeçtiğini gösteren hükümlere yer vermiş olmasıdır. RF ile çıkarları çatışmayan her ülkenin RF&#8217;nin ortağı olduğu ifadesine yer verilmesinin anlamı; çıkarları çatışan her ülkenin de RF&#8217;nin rakibi olduğu değerlendirmesini beraberinde getirmektedir. Burada Orta Asya ve Kafkaslar nedeniyle Türkiye&#8217;ye üstü kapalı bir mesaj vardır. RF, son dönemde insan hakları olgusu üzerinden öne çıkmış olan ülkelerin iç işlerine karışılmasından ve ABD&#8217; nin başını çektiği bir grup ülkenin, BM Güvenlik Konseyi kararı olmadan, BM&#8217;yi devre dışı bırakarak küresel ölçekte barışı oluşturma &#8211; koruma &#8211; sürdürme faaliyetlerinden rahatsızlık duymaktadır.</p>
<p>1993 askeri doktrinin yerini, 21 Nisan 2000 tarihinde, yeni askeri doktrin almıştır. Yeni doktrin 3 bölümden oluşmaktadır. 1 nci bölümde askeri-siyasi temeller, 2 nci bölümde askeri-stratejik temeller, 3 ncü bölümde askeri-iktisadi temeller ele alınmıştır. Doktrinin savunma amaçlı olduğu, devletin ve silahlı kuvvetlerin yönetiminin merkezileşmesi suretiyle hayata geçirileceği öngörülmektedir. RF&#8217;ye yönelik direkt askeri tehditin azalması, özellikle iki nedene dayandırılmıştır. 1 nci neden; izlenen aktif ve barışcı dış politika, 2 nci neden ise nükleer caydırıcılık olarak ifade edilmiştir. Doktrinde Beyaz Rusya ile birleşmek suretiyle ortaya çıkarılmaya çalışılan Birlik Devleti&#8217;nin savunma imkanlarının desteklenmesine yönelik tedbirlerin alınması ve BDT kapsamındaki kollektif güvenlik anlaşmasının güçlendirilmesi de öngörülmektedir. Doktrinde önemli bir husus da istikrarın sağlanması ve devam ettirilmesi ile dış tehditlere karşı erken aşamalarda tepki oluşturulabilmesi için RF toprakları dışında stratejik olarak önem arz eden bölgelerde RF askeri birliklerin yer alabileceği belirtilmiştir.</p>
<p>Yürürlükteki askeri doktrinin 1993 tarihli doktrini temel alarak bunun biraz geliştirilmesi olduğu söylenebilir. Askeri tehditlerin önlenmesinde, öncelikle askeri olmayan unsurların kullanılmasını ve barışcı bir dış politika izlenmesini öngören yeni doktrin bir anlamda savaşı önleme doktrini olarak adlandırılabilir. 1993 doktrinine göre nükleer caydırıcılık daha çok öne çıkarılmıştır. BM Güvenlik Konseyi kararına dayanmayan kararların haksız ve hukuka aykırı olduğunun altını özellikle çizmektedir. Doktrinde BM şartına aykırı hareket etmeyen ve RF&#8217; nin çıkarlarına zarar vermeyen bir siyaset izleyen devletlerin RF&#8217; nin ortağı sayılacağının öngörülmesi de ilginçtir. Bölgesel çıkarlar açısından bakıldığında, Türkiye&#8217;nin RF&#8217; nin ortağı olması mümkün olmayacaktır. Doktrin içerdiği bu ifade ile Türkiye ile RF&#8217;nin bölgede beraber hareket etme olanağını ortadan kaldırmaktadır. Enerji kaynakları açısından bölge devletlerine ve bölge dışı devletlere bakıldığında, belirtilen olanaksızlığın sadece Türkiye için değil, bütün devletler için sözkonusu olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Doktrinde RF&#8217;nin çıkışlarını bulunduğu denizlerde mevcut olan güç dengesini bozabilecek askeri gruplaşmanın ortaya çıkmasının, dış tehdit unsurları arasında gösterilmesi, üzerinde durulması gereken bir husustur. Bu ifadeden hareket edildiğinde Hazar Deniz&#8217;in statüsündeki gelişmeler, Doğu Akdeniz&#8217;de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi&#8217;nin AB girmesi, Yunanistan&#8217;ın Ege&#8217;de karasularını 12 mile çıkarma girişimlerinin RF&#8217;nin çıkarlarını doğrudan ilgilendirdiği sonucuna kolaylıkla ulaşılmaktadır. Türkiye&#8217;nin Azerbaycana olan ilgisinin, RF&#8217;nin çıkarlarına aykırı olduğu ve sonunda nükleer silahların kullanımını gerektiren durumlara yol açabileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Gorbaçov döneminde yaşanan yıldız savaşları projesi ile ilgili gelişmelerin etkisinde ABD&#8217;nin son dönemde geliştirdiği ulusal füze savunma sisteminden duyulan rahatsızlığa da işaret edilmektedir. Yurt dışındaki RF vatandaşlarının haklarının ve çıkarlarının korunmasının, askeri güvenliğinin sağlanması kapsamında görülmesi, Rus dış politikası açısından önemli bir girişimdir. Doktrinde dikkat çeken bir başka husus ta BDT&#8217; yi, BM ve AGİT ile bir tutma eğilimidir. Hem misyon, hem de standart ve yöntem olarak BDT öne çıkarılmak istenmiştir.</p>
<p>Sonuç olarak; RF&#8217;nin yürürlükteki doktrini, bir taraftan değişim sürecinin devam ettiği, diğer taraftan buna bağlı olarak belirsizliğin hüküm sürdüğü, bir ara ürünüdür. Doktrinde hem batıya yöneliş, hem de eski günlerin özlemi vardır. 1993&#8242; den sonra Rus dış politikası daha netleşmiştir. 1993 yılında yürürlüğe giren doktrin ile karşılaştırıldığında askeri yapılanmanın sivil otoriteye bağlı olduğunun öngörülmesi ve stratejik nükleer silahların daha çok öne çıkarılmış olması dikkat çekmektedir. 1993 doktrinde tam bunun tersidir. Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra Rus siyasal hayatında Atlantikçiler (Batıcılar) ve Avrasyacılar (Eski Sovyetçiler) şeklinde iki eğilim ortaya çıkmıştır. Bu eğilimlerden; ağırlığın &#8220;Avrasyacılar&#8221; da olduğu görülmektedir. Rus dilinin ve kültürünün yaygın kullanımının desteklenmesi, yurt dışındaki Rus vatandaşı olsun olmasın, yurt dışındaki bütün Ruslara sahip çıkılması, AGİT&#8217;in faaliyetlerinin eski Sovyetler Birliği mekanına kaymasına karşı çıkılması gibi bir dizi husus, Avrasyacılar&#8217;ın ağır bastığının işaretidir. Doktrin 21 nci yüzyılda tekrar bir güç olarak girmenin alt yapısını oluşturma yönünde atılmış bir adım olarak görmek mümkündür. Türkiye&#8217;nin Orta Asya&#8217;ya ve Kafkasya&#8217;ya yönelmesi demek, RF ile karşı karşıya kalması demektir. Bu RF ile aramızda savaşdan ziyade kriz ve gerginlik oluşmasına yol açar. Türkiye&#8217;nin RF&#8217;na ve bu mekanda ortaya çıkmış yeni bağımsız devletlere ilişkin politikasında daha hassas olmasının gerekliliği ortaya çıkmaktadır.</strong><br />
<!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rusya-federasyonu-askeri-doktrini-kitap-ozeti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rekabette Üstünlüğün Sırrı İNSAN kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rekabette-ustunlugun-sirri-insan-kitap-ozeti-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rekabette-ustunlugun-sirri-insan-kitap-ozeti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 May 2008 20:37:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[r]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rekabette-ustunlugun-sirri-insan-kitap-ozeti-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Özellikle 1980&#8242;li yılların sonlarından itibaren şirketler arası rekabet küresel bir boyut kazanmıştır. İşletmeler rakiplerine karşı bu kıran kırana savaş içerisinde rekabet üstünlüğü sağlamak için çeşitli yöntemler kullanmışlar ve kullanmaktadırlar.
Michael Porter&#8217;a göre rakiplerinize karşı sürdürülebilir bir rekabet üstünlüğü sağlayabilmek şu hususlara bağlıdır;
Endüstriye yeni rakiplerinizin girmesi durumunda karşılaşacakları engellerin niteliği,
Alternatif ürünlerin tehdidi,
Alıcıların pazarlık gücü,
Tedarikçilerin pazarlık gücü,
Mevcut rakipler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Özellikle 1980&#8242;li yılların sonlarından itibaren şirketler arası rekabet küresel bir boyut kazanmıştır. İşletmeler rakiplerine karşı bu kıran kırana savaş içerisinde rekabet üstünlüğü sağlamak için çeşitli yöntemler kullanmışlar ve kullanmaktadırlar.<span id="more-1642"></span></p>
<p>Michael Porter&#8217;a göre rakiplerinize karşı sürdürülebilir bir rekabet üstünlüğü sağlayabilmek şu hususlara bağlıdır;</p>
<p>Endüstriye yeni rakiplerinizin girmesi durumunda karşılaşacakları engellerin niteliği,</p>
<p>Alternatif ürünlerin tehdidi,</p>
<p>Alıcıların pazarlık gücü,</p>
<p>Tedarikçilerin pazarlık gücü,</p>
<p>Mevcut rakipler arasındaki rekabet düzeyi.</p>
<p>Yazar Plenum Publishing, Circuit City, Tyson Foods, Wal-Mart ve Southwest Havayolları&#8217;nın yukarıdaki geleneksel yöntemlerle açıklanamayacak başarılar sağladığını ve 1972-1992 yılları arasındaki 20 yıllık sürede % 21.775 &#8216;lere varan kâr yüzdelerine ulaştıklarını belirtiyor. Peki bu başarının altında yatan sebep ne olabilir ?</p>
<p>Bu başarının temelinde taklit edilmesi güç şeylere sahip olmak yatıyor. General Motors 1980&#8242;lerde 40 milyar $ harcayarak fabrikalarındaki bütün araç parkını yeniledi. Bu yatırım ile Honda ve Nissan şirketlerini toptan alabilecek kadar büyük bir maliyetin altına girmişti. Amaç, rakiplerine karşı teknolojik üstünlük kurarak rekabet avantajı elde etmekti. Oysa bu teknolojiyi kendisi üretmediğinden bir başka rakibi de aynı parayı vererek bu teknolojiye sahip olabilirdi. Yani, teknoloji tek başına rekabette üstünlük yaratacak bir faktör olamazdı.</p>
<p>Rekabet avantajı sağladığı düşünülen &#8220;korumacı ve düzenlenmiş pazarlar&#8221; ile &#8220;mali kaynaklara ulaşabilme&#8221; faktörleri de dünyanın hızla küreselleşmesi sonucu etkisini yitirmiştir. Artık, pazarlar yüksek gümrük duvarları ile korunamamaktadır. Aynı şekilde ticari değeri olan bütün fikirlere uluslar arası mali sistemden istedikleri kadar mali kaynak sağlanabilmektedir. İşte bu noktada, daha önceleri detay veya maliyet unsuru olarak görünen ancak rekabette üstünlüğün temelini oluşturduğu son yıllarda anlaşılan işletmelerin insan sermayesi ve şirketin yönetim felsefesi öne çıkmaktadır. Çünkü yukarıda sayılan diğer bütün faktörler rakiplerimiz tarafından kolaylıkla elde edilebilecekken, iyi eğitilmiş ve işletme felsefesini benimsemiş işgücü ile şirketimizin yönetim felsefesini rakiplerimizin taklit etmeleri çok daha zor ve uzun süreli olacaktır. Yazara göre başarılı olan şirketlerin temelinde çalışanlarına verdikleri önem ve etkili bir insan kaynakları yönetimi yatmaktadır.</p>
<p>Yazar etkili insan kaynakları yönetiminde ise şu hususlara önem vermiş ve çeşitli şirketlerden verdiği örneklerle açıklamıştır ;</p>
<p>İş güvencesi</p>
<p>İşe almada seçicilik</p>
<p>Teşvik primi</p>
<p>Elemanların kuruma ortaklığı</p>
<p>Bilgi paylaşımı</p>
<p>Katılım ve yetkilendirme</p>
<p>Ekipler ve işlerin yeniden tasarlanması</p>
<p>Eğitim ve beceri gelişimi</p>
<p>Çapraz kullanım ve çapraz eğitim</p>
<p>Simgesel eşitlik</p>
<p>Ücretlerin yakınlaştırılması</p>
<p>Şirket içinden yükselme</p>
<p>Uzun vadeli bakış açısı</p>
<p>Uygulamaların Ölçülmesi</p>
<p>Bütünlük felsefesi</p>
<p>Sonuç olarak, işletmelerin çalışanlarına bir makine olarak bakmak yerine onların işletmenin en önemli paydası olduğunu bilmeleri ve onları aynı yolda omuz omuza yürüyen iş ortakları olarak görmeleri kendilerine uzun vadeli bir rekabet avantajı sağlayacaktır.</strong><br />
<!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/r/rekabette-ustunlugun-sirri-insan-kitap-ozeti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
