<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitap Özetleri,Kitap Özeti &#187; s</title>
	<atom:link href="http://www.kitap-ozetleri.com/category/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kitap-ozetleri.com</link>
	<description>Kitap özetleri, kitap özeti, kitap eleştirileri, yazarlar, romanlar, hikayeler, masallar, biyografiler</description>
	<lastBuildDate>Sun, 23 Aug 2009 16:19:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Safiye Sultan kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/safiye-sultan-kitap-ozeti-3.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/safiye-sultan-kitap-ozeti-3.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 19:39:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[s]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/safiye-sultan-kitap-ozeti-3.html</guid>
		<description><![CDATA[KİTABIN YAZARI : Ann CHAMBERLIN (Solmaz KAMURAN) İsmihan Sultan, Kanuni Sultan Süleyman’ın Torunu, Sokullu Paşa’nın karısıdır. Giysiden yana zengin, ilgiden yana yoksul büyütülmesine karşın altın gibi bir kalbe sahiptir. Çoğu Harem kadının olduğu gibi onunda kendine ait bir hadımı vardı. Hadım Abdullah Venedikli bir İtalyandır. Amcasının gemisinde 2.Kaptan olarak gelmiş, daha sonra ise kötü kaderi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p id="post_message_14255286"><strong>KİTABIN YAZARI : Ann CHAMBERLIN (Solmaz KAMURAN)<br />
İsmihan Sultan, Kanuni Sultan Süleyman’ın Torunu, Sokullu Paşa’nın karısıdır. Giysiden yana zengin, ilgiden yana yoksul büyütülmesine karşın altın gibi bir kalbe sahiptir. Çoğu Harem kadının olduğu gibi onunda kendine ait bir hadımı vardı. Hadım Abdullah Venedikli bir İtalyandır. Amcasının gemisinde 2.Kaptan olarak gelmiş, daha sonra ise kötü kaderi onu köle pazarına sürüklemiş arkasından, Pera’da acımasız bir el bütün güzel şeyleri, aşklarını ve umutlarını koparıp atmıştır. Bu haliyle ona bütün yaşama ümidi veren sahibesi İsmihan’dır.<span id="more-2195"></span> Aralarındaki bağ büyük bir aşktan dahada güzeldir. Onun için herşeyi yapabilir, ancak İsmi-han’ın en büyük sıkıntısı Sokullu Paşa’ya bir çocuk verememesidir. Doğan bebekleri bir-iki saat yaşayıp ölürler.Abdullahın bu durumda dahada fazla tedirgin olduğu şey İsmihan’ın üvey annesi Nur Banu Sultan’ın hareminde bulunan kadınlardan biri olan Safiye’dir.Safiye’ninde bir İtalyan olmasına karşın sarı saçları, badem gözleri ile bir hilale benzeyen bu kadının bütün kötülükleri yapabileceğine inanır ki ondan korku ile birlikte nefret eder.<br />
Venedikli Safia Baffo 1562′de hareme katıldığında henüz 14 yaşındadır. Gelmesinin asıl amacı güç ve bunun ona sağlayacağı sınırsız imkanlardır. Bu imkanları Venedik’te kalsaydı asla sağlayamazdı. Gençti ve erkekleri çıldırtan bir güzelliği, çılgın bir zeka ve doymak bilmeyen arzuları vardı. İmparatorluğun kadınları daima kalın perde ve tahta kafeslerin ardında sıranın onlara gelmesini beklerken Safiye bunu istemez, o sadece güç hatta imparatorluğu ister, bunu elde etmek içinde engelleri tek tek aşmak için planlar yapar. Sultan Süleyman yaşlı olmasına karşın çok dinamiktir. Ondan sonraki varis oğlu Selim’dir. Ancak Selim böyle bir konumu kaldıracak gibi görünmemekte ve içkiye düşkünlüğü yüzünden sık sık babasından uyarılar alır. Safiye’ye göre en uygun aday Selim’in oğlu Murat’tır. Muratın annesi Nur Banu durumun farkındadır. Ancak Safiye Murat’ı çoktan ele geçirmiştir. Kısa zamanda onun gözdesi olur. Murat her konuda Safiye’ye danışır ve onu yanından hiç ayırmaz. Sultan Süleyman bu durumdan çok memnundur. Selim’e vermesi gerekirken Manisa Sancak Beyliğini Murat’a verir. Safiye halinden memnundur çünkü Murat onuda Manisa’ya götürmüştür. Nur Banu Venedikli Şeytana oğlunu kaptırmamaya niyetlidir ve Murat’a Safiye ile evlenmeyeceğine söz verdittirir. Bu kötüdür çünkü Safiye’nin tek amacı padişahın karısı olmak ve perde arkasından da olsa Osmanlı’yı yönetmek ister. Murat Manisa’da Safiye için bie camii yaptırır. Bu bir kadın için en yüce mertebedir. Manisa yerine Kütahya’ya gitmek zorunda kalan Nur Banu içinse bu bir kıskançlık krizidir.<br />
Bütün çabalarına karşın Safiye Murat’tan hamile kalır. Bu sırada İsmihan’da hamiledir ve haremin ebelerinden Ayva daima İsmihan’ın yanındadır. Ancak İsmihan’ın çocuğu yine doğduktan birkaç saat sonra yine sessizce annesinin kucağında can verir. İsmihan artık dayanamıyordur ve Manisa’ya hem kocasının yanına hemde Safiye’nin yanına gitmek ister. Ancak karadan gitmek uzun zaman alacağı için denizden gitmek en uygunudur. Fakat Manisa’ya gidecek bir gemi bulmak çok zordur. Abdullah uzun çabalar sonucunda hanımını kırmamak için Sakız Adası’nda bir hristiyan gemisi bulur. Geminin kaptanı Guistıniani Abdullah’a özğürlüğünü seçebileceğini ve gemisinde 2. kaptan olarak çalışabileceğini de söyler. Abdullah büyük bir kararsızlık yaşar bir yanda kendince yarım bir özğürlük diğer yanda sevgili, bircik sahibi İsmihan vardır. Yola çıktından sonra ilk durak Sakız Adası’dır. Yalnız Osmanlı İmparatorluğu ile Sakızlar arasında bir vergi anlaşmazlığı olmuştur. Osmanlılar gemilerini Sakıza doğru yollarken Prenses İsmihan’ın orada olması çok büyük tutarsızlıktır ama akıllı hadım kendi özğürlüğü pahasına hanımını kurtarır ve Manisa’ya götürür. Bu arada Safiye Şehzade Murat’tan bir oğlan doğurmuş ve adını Mehmet koymuşlardır. Osmanlı hanedanının pek çok şehzadesinin olduğu gibi, tahtın ilk varisi Murat’ın oğlu Mehmet’inde annesi Venedikli bir hristiyandır. İsmihan , Abdullah ile İstanbul’a geri dönerken Safiye Murat ile Manisa’da kalır. Bu sırada Macaristan seferi sırasında Kanuni Sulatan Süleyman ölür. Sokullu Paşa bunu orduya belli etmemek için çok çalışır. Orduya kışın bastırması ile geri dönüleceği söylenir. Çünkü seferin tam ortasında Sultanın öldüğü haberi ordunun dağılmasına sebep olabilir. Uzun çabalar sonunda İstanbul’a yaklaşılması ile haber herkese verilir. Kanuniden sonra yerine Safiye’nin beklediği gibi Murat degil Kütahya Sancak beyi Selim tahta çıkar. Ancak Selim babası gibi korkusuz ve cesur bir insan olmadığı gibi içkiye düşkünlüğü, ters ilişkileri ile ordunun inanılmaz nefretini kazanmıştır. Yeniçeriler Sultan Selim’den bahsederken sarhoş, ayyaş gibi benzetmeler kullanırlar. Aslında bu Safiye’nin işine gelir. Çünkü Murat’ı yeniçerileri ayaklandırmak, bir isyan çıkarmalarını sağlamak için kışkırtır. Selim’in tahta geçmesi için yapılan kutlama törenlerinde yeniçeriler ayaklanır ancak Sokullu’nun üstün yetenekleri sayesinde ve askerlere verilen yeni imtiyazlar ile birlikte ki bunların arasında evlennmelerinin serbest bırakılması gibi maddelerde vardır. İsyan bastırılır. Safiye planlarının gerçekleşmemesine çok kızar ve Murat’ın yanına Manisa’ya gitmeyi reddeder. Sarayda kalarak kendisini iç ve dış politikada, askerlerin yapacağı seferler ve hazine konusunda geliştirmeye başlar. İlk önce Sokullu’nun planlarını ögrenmek ister. Sokullu Paşanın en büyük ideali Akdeniz ve Kızıldenizi birleştirecek bir kanal yapmaktır. Böylece kısa bir su yolu ile Hindistan’dan Çin’e kadar olan bölge hatta daha ilerisi kontrol altına alınabilir. Bu amaç ile çıkılan sefer sonunda, askerlerin arasına sokulan nifak tohumları, Padişah Selim’in beceriksizliği ile birleşince büyük bir bozguna uğranılır ve Astragon ölür.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/safiye-sultan-kitap-ozeti-3.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Savaşçıya Pratik Öneriler kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/savasciya-pratik-oneriler-kitap-ozeti-4.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/savasciya-pratik-oneriler-kitap-ozeti-4.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 19:38:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[s]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/savasciya-pratik-oneriler-kitap-ozeti-4.html</guid>
		<description><![CDATA[A. BİRİNCİ BÖLÜM Kitabın yazarı Küba’nın bugünkü düzeninin kurulmasında önemli katkıları bulunan bir şahıstır. Nitekim kitabına Küba’daki iç savaş yıllarında Fidel CASTRO’ya yazdığı daha ziyade bir “durum raporunu” andıran mektup ile başlamaktadır. B. İKİNCİ VE ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Küba ihtilali öncesi durumu kendi bakış açısıyla anlatan yazar, özetle şu değerlendirmelere yer vermektedir. “Küba ikinci kez tarihinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>A. BİRİNCİ BÖLÜM<br />
Kitabın yazarı Küba’nın bugünkü düzeninin kurulmasında önemli katkıları bulunan bir şahıstır. Nitekim kitabına Küba’daki iç savaş yıllarında Fidel CASTRO’ya yazdığı daha ziyade bir “durum raporunu” andıran mektup ile başlamaktadır.<br />
B. İKİNCİ VE ÜÇÜNCÜ BÖLÜM<br />
Küba ihtilali öncesi durumu kendi bakış açısıyla anlatan yazar, özetle şu değerlendirmelere yer vermektedir. “Küba ikinci kez tarihinin en canice dönemlerinden birini yaşıyordu.<span id="more-2193"></span> Birincisi, sömürgeci İspanya’nın kanlı kılıcı Weyler tarafından düzenlenmişti; şimdiyse sıra Amerika kıtasının gördüğü en büyük hain ve katil olan Fulgencio Batista’ydı. Açlık, yoksulluk, sakatlık, salgın hastalıklar ve ölüm, köyleri kırıp geçirmekteydi.<br />
Ancak, bir gün Küba halkının öfkeli karşı çıkışı gerçekleşti, halk artık korkmuyordu, mücadeleye kararlıydı, kesinlikle kurtuluşuna doğru yol almaya başlıyordu.”<br />
Yazarın devrim hakkındaki görüşleri ise şöyledir: “Koşullar nedeniyle gerçekleştirilen, köklü ve hızlı dönüşümler olan devrimler, hemen hemen hiçbir zaman, bilimsel olarak bütün ayrıntılarıyla önceden hesaplanıp olgunlaştırılmış değillerdir. Diktatörlük, ilişkilerde kayırmacılık, büyük toprak sahipleri ve asalak işletmelerin, yabancı tekellerin ayrıcalıkları üzerine kurulu rejimini sürdürmek için uyguladığı, halk kitlelerini baskıyla ezme politikası yüzünden kin doğuran nedenleri yaratmıştı. Savaş patlak verince, rejimin baskı ve gaddarlığı halkın direnişini azaltmak şöyle dursun daha güçlendirmiştir.”<br />
C. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM<br />
Askerlere hiç de yabancı gelmeyen bir takım taktik prensipler “Savaşçılara Pratik Öneriler” başlığı altında aktarılmıştır. Kendi durumlarından örnekleri de içeren bu öneriler şöyle özetlenebilir : “Bizim Ordumuzun başlıca silahları moral ve disiplindi. Moral ve disiplin, bir ordunun gücünün dayandığı temeldir, savaşın itici gücüdür, nihai zafere ve davanın doğruluğuna inançtır.<br />
Makineli tüfek, otomatik tüfek, el bombası atan tüfekler, havan topları gibi büyük bir atış hızına ve geniş ateş hacmine sahip silahlar, askeri birliklerin silahlanmasının temelini oluşturur. Savaşın sonucu, bunların kullanılışına bağlıdır.<br />
Hedefe isabet ettirecek biçimde ateş etmeyi başarması yeterli değildir. Savaşta, atı disiplini denen şeyin önemi en başta gelir. Ateş etmeyi bilmek yetmez. Ne zaman, hangi silahlarla, hangi hızla hedefe ateş edersek atışımızın etkisi en büyük olur, bunu bilmek söz konusudur.<br />
Eğer savaş sırasında yanındaki arkadaşının zor bir durumda olduğunu görüyorsan, ona yardım etmelisin, fakat bunu iyice bilerek yapmalısın; arkadaşına yapabileceğin en iyi yardımın, sana verilen görevi yerine getirmek olduğunu hatırlamalısın. Düşünce çok basittir, temas kaybedilmemelidir.<br />
Karşı saldırı, savunmaya, araziyi elinde tutmak ve düşmana kayıplar verdirmek şeklindeki çifte görevleri başarıyla yerine getirmesi için, ihtiyacı olan dinamizmi kazandırır.<br />
Savaşta bütün başarılardan en büyük hızla ve en büyük enerjiyle yararlanmak zorunludur. Savaş düzeninde olduğu kadar stratejinin en geniş alanında da bu böyledir. Amansız takiplerle, savaş alanındaki taktik zaferleri tümüyle savaşın kaderi için belirleyici zaferlere dönüştürmeyi bilmek, askeri dehanın ayırdedici bir çizgisidir.<br />
Halkın egemenliği ve devrimin yüksek kazanımlarını savunma uğruna yaptığın savaşta, en iyi müttefiğin, üzerine bastığın toprak, savunduğun yurdunun sevgili toprağıdır. Bunun için, her durumda araziden yararlanmayı bilmelisin. Yararlanmayı bilirsen, arazi kendini daha iyi savunmana ve etkili biçimde saldırmana yardımcı olur. Araziyi iyi bilmek, istilacıya karşı sahip olduğun en büyük avantajlardan biridir. Bu nedenle, onu iyi kullanmayı öğrenmek gereklidir. Arazi düşmanın ateşinden korur.<br />
Sen düşmanı görmüyorsan düşmanda seni göremez sanma, bu senin hayatına malolabilecek bir yanlıştır. Körükörüne bir güven beslemeyip gündüzdeki gibi iyi saklanmalısın.<br />
Düşmanın olası gözetlemesi altında yürüyorsan, iki nokta arasındaki en kısa yolun daima bir doğru olmadığını bil. Arazinin dolambaçlı politikalarını yeğle.<br />
En iyi korunma gömülmedir ve bunun içinde siper kazmak gereklidir. Saldırganı kesinlikle püskürtmek için tüm yurt toprağı tahkimatlandırılır.<br />
D. BEŞİNCİ VE ALTINCI BÖLÜMLER<br />
Askeri düşüncelerden tamamen uzaklaşılarak siyasi düşüncelere yer verilmiş, Kore ve Vietnam Savaşlarından bahis açılarak ABD.’ne ciddi suçlamalarda bulunulmuştur. Yazara göre son dünya savaşından sonraki yıllar sahte barış yıllarıdır. Bu sahte barış yıllarında yapılan sayısız ve giderek çoğalan iç savaşlarının ağır bilançosunu Kore ve Vietnam savaşlarında görmek mümkündür:<br />
“Amerika Birleşik Devletleri’nin yönetimindeki bir çok ülke, Birleşmiş Milletler’in aldatıcı bayrağı altında, Kore savaşına müdahalede bulundu. Öte yanda karşıt kamp, Kore ordusu ve Kore halkı, Çin Halk Cumhuriyeti’nden gelen gönüllülerden oluşmakta ve Sovyet askeri ikmal ve desteğini almaktaydı. Vietnam’da ise bu ülkenin yurtsever güçleri tarafından emperyalist güce karşı mücadele sürdürülmekteydi.”<br />
Yazar müteakiben ABD’ni emperyalizimle suçlamayı sürdürmekte ve bu ülkeye karşı birleşme önermektedir. Bu konuda göze çarpan fikirlerini şöyle özetlemek mümkündür:<br />
“Emperyalizmin başlıca sömürü alanı, geri bıraktırılmış üç kıtayı, Latin Amerika, Asya ve Afrika’yı kapsamaktadır. Emperyalizmin yok edilmesi gereklidir.<br />
Bu sistemin başında kimin bulunduğunu saptamak yerinde olur; bu da Kuzey Amerika Birleşik Devletleri’nden başkası değildir. ABD’ne karşı genel nitelikte bir görev yerine getirmeliyiz, taktik hedefimiz düşmanı çevresinden koparıp onu yaşam alışkanlıklarına ters düşen bir ortam içinde çarpışmaya zorlamak olmalıdır. Düşman küçümsenemez, Kuzey Amerikalı asker, teknik yeteneklere sahiptir, onu korkutucu kılacak ölçüde yardımcı araçlar tarafından desteklenmektedir. Ama özünde onun yoksun olduğu şey, Vietnamlı askerlerin çok yüksek düzeyde sahip oldukları ideolojik eylem nedenidir. Biz Amerikan ordusuna, moralini yıpratmayı başardığımız ölçüde üstün gelebiliriz. Bu moral de ancak; bu orduya gittikçe daha fazla kayıp verdirerek yıpratılır.</strong><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/savasciya-pratik-oneriler-kitap-ozeti-4.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sessiz Çığlık kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/sessiz-ciglik-kitap-ozeti-3.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/sessiz-ciglik-kitap-ozeti-3.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 19:37:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[s]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/sessiz-ciglik-kitap-ozeti-3.html</guid>
		<description><![CDATA[Nobel Edebiyat Ödülü almış olan bu romanda adı geçen kahramanlar; Mitshu, Nathsu, Takashi arasında geçen olaylar ve geçmişle hesaplaşmalarını anlatan bir yapıt. Asıl kahraman Mitshu hayattan beklentileri kalmamış, içe kapanık, geçmişteki olayların etkisinden dolayı devamlı hayallerle yaşayan geçmişi yargılayan, şanssız, gençliğinde çocukların attığı bir taşla bir gözünü kaybetmiş bir kişi. Nathsu ise çocuklarının sakat doğmasından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nobel Edebiyat Ödülü almış olan bu romanda adı geçen kahramanlar; Mitshu, Nathsu, Takashi arasında geçen olaylar ve geçmişle hesaplaşmalarını anlatan bir yapıt. Asıl kahraman Mitshu hayattan beklentileri kalmamış, içe kapanık, geçmişteki olayların etkisinden dolayı devamlı hayallerle yaşayan geçmişi yargılayan, şanssız, gençliğinde çocukların attığı bir taşla bir gözünü kaybetmiş bir kişi. Nathsu ise çocuklarının sakat doğmasından dolayı hep düşünceli, mutsuz, acılarını hafifletmek için kendini içkiye vermiş bir kişi. Takashi ise gençliğinde öğrenci çatışmalarına katılmış, isyankar bir kişi.<span id="more-2192"></span><br />
Mitshu başından geçen kötü olaylardan dolayı, hayal aleminde yaşamaktadır. Kardeşi Takashi Amerika’ ya gitmiş, aradan uzun yıllar geçtikten sonra tekrar Japonya’ ya geri gelmeye karar vermiştir. Mitshu karısı ile birlikte kardeşini karşılamak için havaalanına giderler. Ancak kardeşini bekleyenler yalnız kendileri değildir. Takashi‘nin okul arkadaşları da Takashi’yi beklemektedirler. Takashi’nin uçağı rötar yaparak gecikir. Hep birlikte havaalanı yakınında bir otele yerleşirler. Burada Mitshu ile kardeşinin arkadaşları, Takashi’nin kişiliğini tartışmaya başlarlar. Mitshu’ya göre Takashi işe yaramaz, hayatı boşa yaşayan, yanlışlarla dolu bir kişidir. Arkadaşlarına göre ise Takashi idealist, yönetici ve lider bir kişiliğe sahiptir. Arkadaşları örnekler vererek bunu kanıtlamaya çalışırlar. Fakat Mitshu ise bunları kabul etmeyerek böyle biri olmadığına arkadaşlarını inandırmaya çalışır. Böyle tartışıp giderlerken Takashi gelir ve hep birlikte doğup büyüdükleri Vadi adındaki köylerine giderler. Bu köy ormanların arasına sıkışmış, küçük bir köydür o yıllarda. Ama şimdi geldiklerinde köyün ne kadar değişmiş olduğunu fark ederler. Köy artık virane ve terk edilmiş bir yer olarak karşılarına çıkmıştır. Eskiden çok zarif bir bayan olan hizmetçileri Jin bile artık yüz kırk kiloluk Japonya’ nın en şişman kadını olmuştur. Karısı Natshu kafasındaki kötü düşünceleri atmak ve içkiyi bırakmak için çaba sarf etmekte, Takashi ise bu köydeki gençlerin lideri olmaya çalışmaktadır. Uzun yıllar önce öldürülmüş olan kardeşlerinin, tören yapılmadığı için gömülmeyen küllerini kiliseden alıp, gömerler. Kardeşleri, komşu köy olan Korelilerin köylerine yapılan baskın sırasında öldürülmüştür. Daha sonra kardeşlerinin gönüllü olarak kurban olduğunu öğrenirler. Fakat nedeninin ne olduğunu bulmaya çalışsalar da bunu başaramazlar. Vadi’ deki gençlerin kurmuş oldukları tavuk çiftliğinde işler ters gitmektedir. Bir gün tavukların çoğu hastalıktan ve soğuktan ölürler. Takashi bu gençlere yardım etmek için imparatorla görüşmeye gider. Fakat olumlu bir netice elde edemez. İmparator Kore asıllı bir Japon vatandaşıdır. Kereste işçisi olarak geldiği bu yerde zamanla zenginleşmiş ve herşeyi ele geçirmiştir. Köylülerin çoğunun kendisine borcu vardır. Bu yüzden hiç kimse imparatora karşı gelemez.<br />
Mitshu ve Takashi ağabeylerinin ölümünden Korelileri sorumlu tuttukları için imparatora karşı kin ve nefret duymaya başlarlar. Takashi gençleri bir araya getirmek için bir futbol takımı kurar ve zamanla gençleri bir araya getirmeyi başarır. Artık gençler Takashi’yi bir lider bir kurtarıcı olarak görmektedirler ve o ne derse yerine getirmeye çalışırlar. Takashi gençleri ayaklandırarak imparatorun sahibi olduğu markete baskın düzenler ve marketi yağmalattırır. Köylülerde Korelilere karşı yeniden kin ve nefret uyanmaya başlar.<br />
Bir gün Takashi ağabeyinin karısı ile ilişkiye girer, bunu ağabeyi olan Mitshu öğrenir. Fakat karısının da bu ilişkiye istekli olduğunu öğrenince bir şey diyemez, içten içe kardeşine kin gütmeye başlar. Takashi ağabeyinin karısı ile evlenmek istediğini ve karısının da buna istekli olduğunu söyler, Mitshu buna iyice kızar kardeşini tersleyerek oradan uzaklaşır. Bir gün Takashi arabasına aldığı köylü bir kıza tecavüz etmeye kalkar, kız karşı çıkınca eline geçirdiği bir taşla kızın başına vurarak kızı öldürür. Köylülerden korkarak kendilerine ait olan depoya saklanır. Mitshu ve karısı bunu öğrenir ve hemen oraya gelirler. Takashi’nin görünüşü çok berbat ve üstü başı kan içindedir. Olayları soğukkanlılıkla anlatır. Mitshu’nun kardeşine duymuş olduğu kızgınlık iyice artar fakat kardeşlerini hep kaybetmiş olduğu için bunu da kaybetmek istemez ve ona yardım etmeye çalışır. Takashi köylülerin kendisini öldüreceğini hissettiği için vicdanen azap çektiği bir olayı anlatmaya başlar. Genç yaşta intihar eden kız kardeşlerinin ölümüne aslında kendisinin sebep olduğunu söyler ve olayı anlatır. Takashi o yıllarda kız kardeşine karşı ilgi duymaya başlar ve onunla ilişkiye girer. Zamanla bu olay devam eder. Bir gün kız kardeşi hamile kalır. Takashi ile kız kardeşi bunun bir yabancının tecavüzü sonucu olduğunu söyleyerek olayın üstünü kapatırlar. Çocuğu aldırırlar. Kız daha sonra suçluluk duyarak intihar eder. Mitshu bu olayı duyunca kardeşinden iyice nefret eder ve oradan ayrılır. Takashi o gece kendini vurarak intihar eder. Bu olaylar sonunda Mitshu ile karısı bütün kederleri ve acıları orada bırakıp yeni hayata başlamak için oradan ayrılırlar ve çocuklarını da hastaneden alıp Afrika’ya tatile giderler.</strong><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/sessiz-ciglik-kitap-ozeti-3.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Serseri Milyoner kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/serseri-milyoner-kitap-ozeti-3.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/serseri-milyoner-kitap-ozeti-3.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 13:09:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[s]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/serseri-milyoner-kitap-ozeti-3.html</guid>
		<description><![CDATA[Bir aile vardır baba Nafiz bey anne leman hanım ufak kızları nilüfer dede ve babaanne…babaanne zamanında çok güzel olup su anda tam aksine çirkindir ve etrafına zulum yapmaktadır ve seveni yoktur..dede marangoz aletleriyle tüm vaktini geçiren birisidir…nafiz bey insanlardan kendine ve ailesine zarar gelmesinden çok korkan biraz dinci tarzı bir insandır ama ailesine çok bağlıdır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p id="linkz01">
<p id="post_message_14146758">Bir aile vardır baba Nafiz bey anne leman hanım ufak kızları nilüfer dede ve babaanne…babaanne zamanında çok güzel olup su anda tam aksine çirkindir ve etrafına zulum yapmaktadır ve seveni yoktur..dede marangoz aletleriyle tüm vaktini geçiren birisidir…nafiz bey insanlardan kendine ve ailesine zarar gelmesinden çok korkan biraz dinci tarzı bir insandır ama ailesine çok bağlıdır leman hanımda nafiz bey gibidir…..nilüfer yanlızlıkla büyüyen bi kızdır….bi gün babaanne ölür herkes sevinmiştir ama belli etmemektedir…<span id="more-2183"></span>dede ve nilüfer çok iyi olmuştur aralarından su sızmamaktadır ama bir gün kaderin cilvesi ne yazıkki dede de ölmüştür ve nilüfer tamamen yanlızlığa mahkumdur…tek bir arkadası zerrin vardır yanında…aradan seneler geçer 15 yaşında çok güzel bi genç kız olur nilüfer bir gün zerrinin amca oğlu suat gelir…..nilüfer ve suat tanışır ve çıkmaya başlarlar…birbirlerine çok feci şekilde aşık olurlar….herşeyleri beraberdir adeta 2 beden tek kalptir….<br />
suat geceleri nilüferin evine geliyor ve gizli gizli konuşuyorlar….serseri milyoner var bide nilüferi ufaklığından beri sevmektedir….tabi ki nilüfer onu tam aksi sevmemektedir….bi gece suat yine nilüferin evine geldiğinde polisler tarafından yakalatılır ama inkar eder oraya hırsızlık yapmak için geldiğini söyler ve bir süre gözaltı ardından asıl amaç ortaya çıkar ve serbest bırakılır İstanbul^a gider…nilüfer çok üzgün ve çaresizdir…..ailecek serseri milyonerin dayısının köşküne tanışınırlar nafiz bey artık serseri milyonerin dayısı olan süleyman bey e avukatlık yapıcaktır….nilüferin istediğinin tam tersi gelişmektedir bütün olaylar…bir gün duruşma çıkışı nafiz bey 2 el atışla öldürülür bu haber duyulduğu anda leman hanımda aklını kaybeder ve bilincini kaybedip bitkisel hayata girer nilüfein o günden sonra bir daha asla yüzü gülmez asla….zorla serseri milyonerle evlendirilir….bir gün apandisti patlar ve hastahanede bi doktorla tanışır aynı suata benzemektedir aşık olurlar… serseri milyoner herşeyin farkındadır ve bir gece nilüferle doktoru doktorun evinde yanlızken basar ve doktoru öldürür nilüfer camdan atlayıp kaçar……tam 8 sene sonra hapisten çıkan serseri milyoner aramaya başlar nilüferi nilüfer barlara düşmüştür…gelir onu barda bulur nilüferin ordaki sevgilisinide öldürür tekrar hapise gider nilüferde camdan atlayp bi taksiye biner ve kaçar</p>
<p><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/serseri-milyoner-kitap-ozeti-3.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seçilmiş Düşünceler kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/secilmis-dusunceler-kitap-ozeti.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/secilmis-dusunceler-kitap-ozeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 20:35:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[s]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/secilmis-dusunceler-kitap-ozeti.html</guid>
		<description><![CDATA[Kitap; Şen Bilgi, Zerdüşt, Toplum, İnsan ve Düşünce üst başlıklarını taşıyan beş ana bölümden oluşmuştur. Bu ana bölümlerin her birisinde Nietzsche’nin, ana başlıkta ifadesini bulan çeşitli konulardaki düşünceleri yer almaktadır. Kitap; deneme mahiyetinde olduğu için sadece bir tek ana fikir ve bu ana fikir etrafında oluşturulan yardımcı fikirler yoktur. Yazar, aklına gelen her konudaki düşüncelerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p id="post_message_14255390"><strong>Kitap; Şen Bilgi, Zerdüşt, Toplum, İnsan ve Düşünce üst başlıklarını taşıyan beş ana bölümden oluşmuştur. Bu ana bölümlerin her birisinde Nietzsche’nin, ana başlıkta ifadesini bulan çeşitli konulardaki düşünceleri yer almaktadır. Kitap; deneme mahiyetinde olduğu için sadece bir tek ana fikir ve bu ana fikir etrafında oluşturulan yardımcı fikirler yoktur. Yazar, aklına gelen her konudaki düşüncelerini serbest bir üslupta, biraz da mizaha kaçan alaylı bir tavırla yazmıştır. Kitap Nietzsche’nin düşüncelerinin geçit törenidir.<br />
İşte Nietzsche’nin “Seçilmiş Düşünceler”inden sizler için seçtiğimiz düşünceler.<span id="more-2169"></span><br />
Şen Bilgi<br />
“İnsan kendisini kendi yaptığı yanlışlarla eğitmiştir: Önce kendi kişiliğini yarım yamalak görebilmiştir. Ancak sonra da hayali meziyetler yakıştırmıştır kendine. Bu yanlışları bilmezden gelmek insanlığı, insancıllığı ve insanlık haysiyetini yok etmek olur.”<br />
“Büyük bir zaferin en iyi yanı zaferi kazananda yenilgi korkusu bırakmamasıdır.”<br />
“Derin olduğunu bilen kimse, kolay anlaşılır olmaya çalışır. Kalabalığa derin görünmekten hoşlanan kimse ise anlaşılmaz olmaya çalışır. Kalabalık dibini görmediği her şeyi derin sanır çünkü.”<br />
“Düşüncelerimiz duygularımızın gölgesidir.”<br />
“Yüksek sesle konuşan kimse ince şeyleri düşünemez hemen hemen.”<br />
“Bu adam bu davanın çürük olduğunu görüyor ama inat olsun diye vazgeçmiyor; …….. Fakat ‘sadakat’ adını veriyor bu hale.<br />
“Her alışkanlık elimizi daha becerikli, aklımızı ise daha beceriksiz hale sokar.”<br />
“İnsanın işi başından aşkın oldu mu her türlü sıkıntıdan da uzak kalır.”<br />
“ Neye inanırım ? Şuna: her şeyi yeniden teraziye vurmaya.”<br />
“En insancıl davranış, birisinin utanmasını önlemektir.”<br />
Zerdüşt<br />
Size insandan üstün olmayı öğretiyorum. İnsan aşılması gereken bir nesnedir. Onu aşmak geçmek için ne yaptınız?<br />
Doğrusu şu ki insan kirli bir nehirdir. Kirli bir nehri kirlenmeden içine alabilmek için bir deniz olmak gerek. Görüyorsunuz insandan üstün olmayı öğretiyorum size: Üst insan bu denizdir.<br />
Öğrenmek için yaşayanı ve günün birinde üst insanın yaşaması için öğrenmek isteyeni severim.<br />
Özdeyişler halinde ve kanıyla yazan kimse okunmayı değil, ezberlenmeyi ister.<br />
Dünya yeni değerler bulanların çevresinde döner.<br />
Soydaş sevgisinin üstünde uzağın ve geleceğin sevgisi vardır.<br />
Sevinç, her nesne sonsuz olsun ister.<br />
Toplum<br />
Tam şu sırada bizi tehdit eden iki korkunç hastalık var: İnsandan derin bir tiksinme ve insana derin bir acıma!<br />
İçimizden kendi kendimize yaptığımız konuşmalarda başkalarının şerefini pek korumuyorsak, halk içinde pek dürüst kişiler değiliz demektir.<br />
Elimizde kudret olmadığı sürece özgürlük isteriz. Fakat, elimizde kudret olunca üstünlük isteriz.<br />
Kolay yaşamak istiyor musun ? Sürüde kal ve sürü sevgisi uğruna kendini unut<br />
İnsan<br />
Ne kadar yükselirsek, uçmak bilmeyenlere o kadar küçük görünürüz. Sonuçlar karşısında korkaklık : Modern bir kusur.<br />
Bir inancı sırf adettir diye kabullenmeye namussuzluk, korkaklık, tembellik denir.<br />
Bir insanın yüksekliğini görmek istemeyen kimse, kendinden aşağı ve üstün körü olan her şeye daha dikkatle bakar. Bu bakışla da kendini ele verir.<br />
Kendinin derin olduğunu bilen kimse aydınlığa yönelir; Kalabalığa derin görünmek isteyen kimse ise karanlığa yönelir. Kalabalık, dibini görmediği her şeyi derin sanır.<br />
İnsan bütün bir yıl sustu mu gevezeliği unutur ama konuşmayı öğrenir.<br />
Büyük eğitimcide tabiat gibidir. Engelleri yığmak zorundadır: Sonradan bunları aşmak için. İsterim ki ilkin kendine saygı gösterilmekle işe başlansın: Gerisi gelir artık.<br />
Bir büyük adamı tutanlar onu övmek için kendilerini kör etmeye alışıktırlar.<br />
Uçurumları sevenin kanatları olmalı<br />
Düşünce<br />
Deri değiştiremeyen yılan ölür. Düşünce değiştirmesine engel olunan kafalar da öyle ; Bunlar kafa olmaktan çıkarlar.<br />
En kuvvetli ilaç hangisidir? Zaferdir.<br />
Bizi bir kez olsun diğer kitapların ötesine götüremeyen kitap neye yarar?<br />
‘Doğru’ deyince bu zihninde muhakkak yanlışın tersine değil, fakat sadece en esaslı hallerde çeşitli yanlışların birbirlerine oranla durumlarını gösteriyor.<br />
Bir nesneyi hem sevebilen hem onunla alay edebilen kimse, dehaya erişmiş demektir.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/secilmis-dusunceler-kitap-ozeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sigara kitabı özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/sigara-kitabi-ozeti-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/sigara-kitabi-ozeti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 20:29:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[s]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/sigara-kitabi-ozeti-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Yazar: Ebu Bekir, Cabir el-Cezairi Hükümler illetleri üzerine bina edilir” kaidesinden yola çıkarak, haram olan diğer maddelerle kıyaslamalar yaparak, çeşitli yönlerden illeti tespit eder. İlmi, Tıbbi ve Fıkhi açılardan örnekler vererek, ana illetin zarar vermek olduğundan yola çıkarak haram olduğu hükmünü verir. Halil Günenç Hoca Efendi Fetvalar isimli kitabında bu konuyu şöyle ele alır. Sigara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazar: Ebu Bekir, Cabir el-Cezairi<br />
Hükümler illetleri üzerine bina edilir” kaidesinden yola çıkarak, haram olan diğer maddelerle kıyaslamalar yaparak, çeşitli yönlerden illeti tespit eder. İlmi, Tıbbi ve Fıkhi açılardan örnekler vererek, ana illetin zarar vermek olduğundan yola çıkarak haram olduğu hükmünü verir.<br />
Halil Günenç Hoca Efendi Fetvalar isimli kitabında bu konuyu şöyle ele alır. Sigara veya tütün denilen şey asr-ı saadette ve müçtehitler arasında olmadığı için hakkında ne ayet, ne hadis ve ne de müçtehitlerin sözü vardır<span id="more-2164"></span>. Onu Kur’an ve sünnetin ışığı altında beyan etmek için çaba göstermek lazımdırasr-ı saadette afyon denilen uyuşturucu madde de yoktu ve tanınmıyordu. Hakkında ne ayet, ne de hadis vardırama aklı izale edip sarhoş eden şarabı yasaklayan İslam dini, mutlaka aklı izale etmekle birlikte vücuda da uyuşturan afyonu da yasaklayacaktır. Bunun için ulema afyonu da yasaklayarak haram olduğunu beyan etmiştir.</p>
<p>Sigarada çıktığı ve halk arasında yayıldığı zaman fukaha onun hükmünü ortaya çıkarmak için, araştırmaya başladılar. Bu hususta birlik sağlanamadıysa da çoğu: “Hakkında (ayet- hadis) olmadığı için mübahtır” demişlerancak bir kimse için kesin zararlı ise, onu içen kimse fakir olup çocuklarını ve aile efradını fakr-u zaruret içinde bırakırsa, onların nafakalarını tütün ve sigaraya verirse haram olmasında şüphe yoktur[1].<br />
TÜTÜN MADDESİ.<br />
Sigara aslen Amerika’da yetişen bir bitkidir, ama şimdi Avrupa memleketlerinde de ekilmektedir. Boyu bir, bir-buçuk metreye varır, ılıman iklimlerde yetişir. Özellikle sıcak olan memleketlerde boynunun beş metreye vardığı da olur. Kurumuş yaprakları sigara olarak içilerek, yahut çiğnenerek veya nikotini ilaç gibi buruna damlatılarak kullanılır. Bu çok zararlı bir adettiraraştırmacılar bu maddenin insanlığa verdiği zararların içkinin verdiği zararlara eşit olduğuna işaret etmişlerdir.<br />
Bu madde Amerika’nın keşfinden önce 15. Asırda yoktu. Avrupa’da yayılması da İspanyol gemicileri vasıtasıyla olmuştur. Onlar Amerika yetkililerini sigara içiyor buldular, onları taklit ettiler ve bu adeti Avrupa’ya getirdiler, böylece Avrupa’ya yayıldı.<br />
SİGARA İÇMENİN HÜKMÜ<br />
Sigara içmenin hükmü ile ilgili araştırma bizden iki şeyin hakikatının bilinmesini ister:<br />
1. Zararın manasının ne olduğunu<br />
2. Zararın isabet ettiği yerin ne olduğunu.<br />
Zararın manasına gelince: Lafzı, yani kelime manası çok çeşitlidir. Bunların her biri kendisinde faydalı olmayan şeyi anlatır, yahut zorluk, darlık, kötü bir hal ve başka bir şeyde noksanlığı ifade eder.<br />
Zararın isabet ettiği yere gelince: Bu Müslüman’a nispetle onun vücudu, dini, aklı, malı ve ırzıdır. Bu yerler ilahi şeriatın, insanın onları koruması ve muhafaza etmesi için koyduğu beş külli esastır; çünkü onlar hayatı ayakta tutan Dünya ile Ahiret saadetinin üzerinde dönüp durduğu esaslardır. Bundan dolayı İslam şeriatı bu külli esasları bozan her Müslüman için cezalar getirmiştir. Kasten adam öldüren için kısas, başkalarının malını çalan kimse için el kesme, insanların namuslarına dokunarak onların aileleriyle zina eden kimse için ölünceye kadar taşlanma, iffetli kadınların iffet ve şerefine leke sürmek için iftira atan kimseye değnek cezalarını koymuştur, koymakla da kalmayarak bu külli esaslardan birine veya hepsine birden, noksanlık veya zarar vermek ki haram kılınmış bir cinayettir.<br />
Zararın isabet ettiği yeri böylece araştırdıktan sigaranın zararları üzerinde durulmaktadır.<br />
1 &#8211; İnsan Vücuduna Yaptığı Zarar<br />
Sigara insan vücuduna zararlı ve onu helak edicidir. Sigaranın insan vücuduna zarar verdiği mütehassıs doktorlar tarafından şöyle ifade edilmektedir. Zehirli bir madde olan sigaranın en tehlikeli yönleri şöyledir:<br />
A. Nikotin: Bu gün insanlığın bildiği zehirlerin en tehlikelilerindendir. Genç bir insanı öldürmek için ondan bir miligram vermek, zerk etmek yeterlidir. Bu miktar insan vücudunda bulunan kanın bir kilogramında milyonda bir parçadır. Bir adet sigarada ise 1-3 gram arasında değişmektedir.<br />
B. Karbon monoksit gazı: Sigara içen bu gazı burnuna çeker, bu ise zehirli bir gaz olduğundan dolayı, kandaki oksijenin zehirlenmesine sebep olmaktadır. Bunun sonucu olarak günde bir paket sigara içen kimse gücünün 1/5′ ni kaybetmiş demektir.<br />
C. Zift yahut katran: Her sigarada 15-30 miligram zift bulunur bu da zamanla sigara içen kimsenin solunum organlarında iltihaplanmalara sebebiyet verir.<br />
Dr. Muhammet Ali Bal ise sigara hakkındaki bilgileri şöyle özetliyor.<br />
I. Her bir sigara kişinin ömründen 5,5 dakika eksiltir. O da sigara içtiği sırada geçen zamanın ta kendisidir.<br />
II. Her üç sigara tiryakisinden en az biri ecelinden evvel ölür. Bu görüş İngiltere Kraliyet Üniversitesi’nin resmi olarak açıklayıp neşrettiği istatistiklere göredir.<br />
III. Son olarak ta kanser, nefes darlığı, kısırlık, zayıflık, saçların dökülmesi, damar sertleşmesi, ana rahmindeki çocukların çirkin bir hal alması, kalp sıkıştırması gibi hastalıkların her biri sigaranın sebep olduğu hastalıklardır.<br />
2. Akla Yaptığı Zararlar:<br />
Akıl insanoğlunun diğer yaratıklardan seçilip ayrıldığı bir hususiyettirakla zarar vermesi sebebiyledir ki içki haram kılınmıştır. Yine afyon, eroin ve diğer aklı giderici şeyler de cinsleri ve etkileri farklı olmasına rağmen, haram kılınmıştır. Bunun için içki içen kişilere de caydırıcı ve men edici cezalar konulmuştur. Bu da, bu cürümü işlemek suretiyle akla zarar veren kişiye bütün insanların huzurunda seksen değnek vurulması cezasıdır. Had cezaları akla zarar veren şeyler için ALLAH (cc) tarafından konmuş cezalardır. Çünkü onlar bir an olsun insana isabet etse insanın canlılık ve şevkini ayakta tutan aklına zarar verirler. Sigaranın da insan aklına menfi yönde tesir ettiğini ve ona zarar verdiğini görürüz. Sigara tiryakisi halini söyle açıklar: ‘Sanki gözlerim kapanmış, kafam şişmişti. Aklım almıyor anlayamıyordum. Aklım beni yanıltmıştı. Bütün bunlar sigara içtiğim içindi.’<br />
3. Mala Verdiği Zararlar:<br />
Kanın (canın) gözetilip sakınılması, ırzın muhafazası gibi dini hükümler içinde malın hürmeti de mertebe yönünden asla onlardan aşağı değildir. Kur’ an-ı Kerimde bir ayette “Allah Teala Müminlerden canlarını ve mallarını satın aldı” başka bir ayette “Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihat ediniz” Mal ve canın haram kılınması ve yasaklanması hakkında Resulullah’ ın sünneti aralarını şöyle birleştirdi: “Sizin mallarınız ve canınız size haram kılınmıştır”. Bütün bunlar İslam’da mala verilen değere işaret etmektedir. Bundan dolayı malın israf edilmesi ve saçılıp savrulmasını haram kılmış, infak edilmesi hususunda da adaletli olmayı emretmiştir. Bir başka ayet-i kerimede “Yakınına, düşküne, yolcuya hakkını ver; elindekini saçıp savurma”(İsra, 26). Bir başka ayet-i kerimede “Onlar sarf ettikleri zaman ne israf ederler, ne de cimrilik; ikisi arasında bir yol tutarlar. Bütün bu hususlar sigara içmenin yanlış bir iş olduğunu bize öğrettiği insanın vücuduna ve malına da zarar verdiğini gösterir. Bu sebeple malı israf etmenin, saçıp savurmanın haram oluşu gibi sigara içmekte haramdır.<br />
4. Şahsiyete Zarar Verip İnsanın Şerefini Zedeler:<br />
Sigara içmek insanın şahsiyet ve namusuna zarar verir mi ki bu sebeple haram kılınsın. Doğru cevap gerçekten sigara içmenin insan şahsiyetine zarar verdiğidir. Bir kimse insanlar içinde sigara içmesiyle bilinmeden önce utancından dolayı ne babası ne kardeşleri, amcaları, halaları gibi akrabalarının önünde sigara içmeğe cesaret edemez. Bu durum fıtrat-ı selime sahibi kimseler için sigara içmenin insan şahsiyetine leke sürdüğü ve zarar verdiğine şahitlik yapmaktadır şahit olarak da yeter.<br />
5. Dine Yaptığı Zarar:<br />
Sigara içmek kulun saadete ermesi veya şekavete düşmesine tesir etme makamında bulunan namaza, onu batıl hale getirecek derecede zarar verir; çünkü namaz her türlü pislikten temiz olma (hadesten taharet) şartına bağlıdır. Peygamberimiz mübarek sözlerinde “Allah Teala abdestsizlik meydana gelince, abdest almadıkça namazınızı kabul etmez.” Buyurmuşlardır. Bir başka hadislerinde “Allah temiz (abdestli) olmayanın namazını kabul etmez” buyurmuşlardır. Bir başka hadislerinde “Kişi meleklere eziyet vermemesi için sağa sola tükürmesin” Bir başka hadislerinde “ soğan, samırsak veya pırasa yiyen mescidimize gelmesin”<br />
Sonuç olarak<br />
Sigaranın zararlarını, çirkinliğini bu kadar açıkladıktan sonra, onun günahlığı diğer günah olan şeylerle, haramlığı diğer haram olan şeylerle eşit midir, yoksa değil midir?<br />
Allah (cc) buyuruyor: “Günahın zahirini de batınını da terk ediniz. Günah işleyenler işledikleri günahın karşılığını göreceklerdir. “<!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/s/sigara-kitabi-ozeti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

