<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitap Özetleri,Kitap Özeti &#187; z</title>
	<atom:link href="http://www.kitap-ozetleri.com/category/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kitap-ozetleri.com</link>
	<description>Kitap özetleri, kitap özeti, kitap eleştirileri, yazarlar, romanlar, hikayeler, masallar, biyografiler</description>
	<lastBuildDate>Sun, 23 Aug 2009 16:19:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Zirveye Götüren Yol Yönetim (Nurullah GENÇ)</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/zirveye-goturen-yol-yonetim-nurullah-genc.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/zirveye-goturen-yol-yonetim-nurullah-genc.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2008 12:00:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[z]]></category>
		<category><![CDATA[HexyL]]></category>
		<category><![CDATA[kitap özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Nurullah GENÇ]]></category>
		<category><![CDATA[Zirveye Götüren Yol Yönetim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/?p=2227</guid>
		<description><![CDATA[Kitabın Özeti : Yöneticiler ve yönetici adayları için, akademik seviyede hazırlanmış mükemmel bir yönetim el kitabı. 1-Yönetimle ilgili yüzyıllara uzanan bir bilgi birikimin varlığı, bu varlığı kullanırken gerekli olan yetenek, yeryüzünde pek çok insanın yöneticilik yaparak geçimini sağlaması, yönetimin hem bilim ve sanat, hem de bir meslek olduğunu ortaya koyuyor. İnsanlar vardır, bilgiye sahiptirler; fakat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kitabın Özeti : Yöneticiler ve yönetici adayları için, akademik seviyede hazırlanmış mükemmel bir yönetim el kitabı.</p>
<p>1-Yönetimle ilgili yüzyıllara uzanan bir bilgi birikimin varlığı, bu varlığı kullanırken gerekli olan yetenek, yeryüzünde pek çok insanın yöneticilik yaparak geçimini sağlaması, yönetimin hem bilim ve sanat, hem de bir meslek olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>İnsanlar vardır, bilgiye sahiptirler; fakat beceremezler. İnsanlar vardır, becerirler, fakat bilgileri noksandır. İdeal olanı hem bilmek hem de becermektir.</p>
<p><span id="more-2227"></span></p>
<p>Siz de bilgi ve becerilerinizi yoklayın. Noksan olan birşeyler mi var? Mutlaka tamamlamalısınız.</p>
<p>Yönetici misiniz?&#8230; Öyleyse kim olduğunuzu ve öneminizi bilin!</p>
<p>Siz, yönettiğiniz kimselerin beynisiniz. Onun bütün unsurları size bağlıdır. Sizde meydana gelebilecek bir arıza, sistemi felce uğratabilir. Bu nedenle kim olduğunuzu ve öneminizi unutmadan görevinizi yerine getirmelisiniz.</p>
<p>Bir yönetici sosyal bilimlere vakıf olmalıdır. Çünkü sosyal bilimlerin yönetime kaydadeğer katkıları vardır.</p>
<p>Psikolojiden ferdi, sosyolojiden grup, tarihten tecrübe, antropolojiden kültür, ekonomiden büyüme, ekolojiden uyum felsefeden ise kural bakış açılarını alan yönetimin, bunlardan yoksun kaldığı zaman hareket edemeyecek kadar dar bir alana sıkışacağı açıktır.</p>
<p>Buradan çıkan mesaj şudur: Yönetmeye talip olan, merdivenin basamaklarını tırmanmak istiyorsa, bütün sosyal bilimlerden genel manada haberdar olmak ve gerektiğinde onlara da müracaat etmek zorundadır.</p>
<p>2-Yönetim geçici ve anlık değildir. Bir yerde başlayıp bir yerde bitmez ve hep devam eder. Birbirini tamamlayan faaliyetler ve davranışlar dizisidir. Fonksiyonlarıyla yaşar.</p>
<p>İnsanlar ve örgütler var oldukça, yönetim de var olacaktır. Yönetim, insanlar ve örgütlerle birlikte yaşamaya devam eder. Çünkü o, fonksiyonları ölçüsünde bir süreçtir.</p>
<p>Yönetim fonksiyonları da ihmal edilmemelidir.</p>
<p>Yönetimin fonksiyonları şunlardır:</p>
<p>Planlama, örgütleme, yön verme, koordinasyon, kontrol, karar verme, motivasyon, yenilik yapma. Yönetimin fonksiyonları ihmale gelmez.</p>
<p>Bir örgütün daha verimli ve etkin hale getirilememesi yönetimle ilgili bir meseledir. Yönetici örgütü verimli hale getirmek için mevcut kaynaklarla en fazla ürünü elde etmesini bilmelidir.</p>
<p>Bir örgütün üç temel kaynağı vardır. Fiziki kaynaklar, mali kaynaklar ve insan kaynakları. Bu üç kaynağın da verimlilik üzerinde etkileri vardır. Yönetici bu üç kaynağı en iyi şekilde kullanabilmelidir ki verimliliği en üst düzeyde elde etsin.</p>
<p>3-Liderlik, yönetimin başarısı için gerekli bir unsurdur. Liderlikle buluşamayan bir yöneticilik, başarıyı simgeleyen madalyonu çok zor kazanır. Liderlik bağı, kişiler üzerinde güç sahibi olmayı değil onları etkilemeyi hatırlatır.</p>
<p>Hiç kimse piyon olarak doğmaz. Her insanda liderlik potansiyeli vardır.</p>
<p>Önemli olan bu potansiyeli ortaya çıkarmak, işlemek ve kullanılacak duruma getirmektedir.</p>
<p>‘Yöneteceğim’ diyorsanız. ‘Liderim’ de diyebilmelisiniz. Çünkü yöneticiler aynı zamanda liderin niteliklerine sahip olur ve onların yaptıklarını yapabilirse, ilerlemeye devam ederler.</p>
<p>4- Lider yönetici fiziki ve kişilik özellikleri yönüyle izleyicilerden farklıdır.</p>
<p>Üzerinde en çok durulan özellikler şunlardır:</p>
<p>Yaş, boy, cinsiyet, yakışıklılık, güzellik, olgunluk, başkalarına güven verme, kendine güven duyma, güzel konuşma, samimiyet, doğruluk, zeka, bilgi, kişiler arası ilişki kurma yeteneği, ileriyi görebilme, inisiyatif sahibi olma, hissi olgunluk, kararlılık, açıksözlülük, dürüstlük&#8230; Lider yönetici yetiştirirken, bu özelliklere yönettiği insanlardan daha fazla sahip olur.</p>
<p>Üretken olan Lider yöneticinin özellikleri şunlardır:</p>
<p>a-Direktifçi: Yetkindir ve kişilik gücüne sahiptir, sert ama adildir. Hareketlendirici ve zorlayıcıdır, kararları kendisi verir. Elemanlarıyla mesafelidir. Ödüllendirir. Göreve yönelik davranır. Çatışmaları doğrudan kendisi göğüsler.</p>
<p>b-İşbirlikçi: Grup kabulünü ister. Danışmacıdır. Destekleyicidir. Ekip oluşturucudur. Kararlarda mutabakat sağlar. Elemanlarıyla yakındır. Grup başarısına katılarak kontrol eder. çatışmalar çözülürken görüşler birleştirilir. Hedeflere ulaşmak için işbirliği arar.</p>
<p>c-Arkadaşça: Eşitlik taraftarıdır, meslektaşlarının kabulüne önem verir. Birleştiricidir. Liderliği paylaşmadan yanadır. Etkili kararları kabul eder. Karşılıklı saygıdan yanadır. Ekip başarısı için kişisel sorumluluk ister. Çatışmaları üretken tartışmalarla çözmek ister.</p>
<p>Çalışacak saha, yeteneğine uygun olduktan sonra, lider yönetici tahammülü sayesinde karşısına çıkan bütün engelleri bertaraf eder ve başarılı olur. Lider yönetici dayanıklı, engel ve zorlukların kıymetini bilen, cesur kişidir.</p>
<p>Yöneticinin dikkat etmesi gereken unsurlar vardır. Bunlara dikkati ölçüsünde yöneticiliği hem devam eder hem de başarılı olur.</p>
<p>a-Yönetici kendi üstleriyle uyum içinde çalışmayı bilmelidir.</p>
<p>b-Yönetici meslektaşlarıyla uyum içinde çalışmayı bilmelidir.</p>
<p>c-Yönetici astlarıyla da uyum içinde olmalıdır. Çünkü yönetici astlarla iş görüşür. Yöneticinin başarısı onların bekleneni vermesine bağlıdır.</p>
<p>d-Yönetici, yapılan işi en az kendi astları kadar iyi bilmelidir ki işlerde meydana gelen alışkanlıkların düzeltilmesinde etkili olabilsin.</p>
<p>e-Yönetici kendini aşabilen insan olmalıdır. Problemler yöneticiden kaynaklanmamalıdır. Yönetici otoritesini iyi kullanmalıdır. Ancak otorite sahibi olmak başarılı olmak için yeterli değildir.</p>
<p>5-Etkili lider, yönetici, hoşlanmasa bile, otoriteyi örgütsel hayatın bir gerçeği olarak kabul eder. Kendisi astlarına karşı adil kullandığı gibi, amirlerinin de adil kullanmasını bekler. Hele hele gerekmediği halde, otoriteyi atıl bırakmaz. Fakat otoritenin de arkasına gizlenmez. Otorite, yöneticinin kullanabileceği en etkili silahlardan biridir.</p>
<p>Otoritenizi kullanın! Gücünüzü küçümsemeyin ve onu üretken kılın.</p>
<p>Güç, başkalarını etkilemede yetersizdir. Gücünüzle birleştiremediğiniz bir otorite yetersiz kalabilir.</p>
<p>Gücün temelleri şunlardır:</p>
<p>Uzmanlık gücü, kanuni güç, ödüllendirme gücü, cezalandırma gücü, zorlayıcı güç, kişilik gücü, ilgi yoluyla güç v.b.</p>
<p>6-Yönetici örgüt içindeki grupların farkında olmalı ve gruplardaki kişilerin ilişkilerine vakıf olmalı böyle bir yönetici adeta grubunun bir üyesi gibi düşünebilir. Ve bu da grubun yönetimi hususunda ona büyük avantajlar sağlar. Grup liderini etkileyebilen yönetici grubun örgütün amaçlarının gerçekleşmesi için yapılan faaliyetlerin bir parçası haline getirebilir.</p>
<p>7-Ehliyetli bir lider yönetici astlarını teşvik etmesini bilmelidir. İnsanlar genellikle fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçları giderilerek başarılı olma, güç kazanma, bağlanma, inanç, tutum ve isteklerin desteklenerek teşvik edilebilirler. Astlarını teşvik eden yönetici onları motive etmiş sayılır.</p>
<p>8-Örgüt içerisindeki grupların ya da fertlerin münasebetleri bazen çatışmalara dönüşebilir. Bunları önlemek ve olmaması için çareler aramak yöneticinin vazifeleri arasındadır.</p>
<p>Bugün artık çatışmaların bir örgüt için kaçınılmaz olduğu bilinmektedir. Bu durumda önemli olan bu çatışmaların nasıl yönetileceğidir.</p>
<p>Çatışmaları etkili bir biçimde çözmek istiyorsanız şunlara dikkat etmeniz gerekir:</p>
<p>a-Çatışma gerçeğini kabul edin.</p>
<p>b-Çatışmanın kaynağını belirleyin.</p>
<p>c-Diğerleriyle konuyu tartışın.</p>
<p>d-Tartışmak amacıyla toplantı yapın.</p>
<p>e-Uzlaşmak için fikir birliği sağlayın.</p>
<p>f-Yardımlaşma isteyin.</p>
<p>Çatışmalar zararlı bir noktaya varmadıkça örgütünüz mutlu bir aile görüntüsü verir.</p>
<p>9-Lider yönetici amaçlara göre yönetmeyi gerçekleştirebilmelidir.</p>
<p>Amaçlara göre yönetim, yetki ve sorumlulukları güçlendiren, birey ve örgüt amaçlarını birbirine yaklaştıran ve ekip çalışması oluşturan bir süreçtir. Bu sürecin dört safhası vardır:</p>
<p>1-Amaçların belirlenmesi,</p>
<p>2-Faaliyetlerin planlanması,</p>
<p>3-Özkontrol,</p>
<p>4-Değerleme.</p>
<p>10-Lider bir yönetici olmak için gereken unsurlardan biri de konuşma sanatını iyi bilmektir. Lider yönetici kalpler güzel konuşmasıyla girebilir. Bu nedenle konuşma tarzı fevkalade önemlidir.</p>
<p>Konuşmanın dikkat edilmesi gereken altı önemli öğesi vardır:</p>
<p>a-Ses hacmi: Konuşurken sesiniz rahatça duyulabilmelidir.</p>
<p>b-Hız: Gerektiği yerde hızlı, yavaş veya coşkulu konuşma ayarlanabilir.</p>
<p>c-Ses perdesi: Gerektiği yerde sesin alçaltılması veya yükseltilmesinin ayarlanmasıdır.</p>
<p>d-Kalite: Sesin kendine has durumudur. Ses aygıtları, fiziksel durumlar ve duygusallık, ses kalitesini etkiler.</p>
<p>e-Tonlama ve telaffuz: Tonlama, çıkarılan seslerin yapısını, kalınlığını ve inceliğini anlatır. Kelimelerin gerçek şekilleriyle seslendirilmesi iyi bir telaffuzun varlığına bağlıdır.</p>
<p>f-Lehçe ve tarz: Konuşmanın dil kurallarına en uygun lehçe ile yapılması konuşmanın başarısına büyük katkıda bulunur.</p>
<p>11-Lider yönetici fertlerin bilinmeyen yönlerini (ferdin de farkında olmadığı yönlerini) açığa çıkarmasına yardımcı olur.</p>
<p>Lider yönetici için olaylara bakış açısı iki şekilde olmalıdır:</p>
<p>a-Olaylara farklı boyutlardan bakabilmek.</p>
<p>b-Olaylara bir bütün olarak bakabilmek.</p>
<p>Lider yönetici kendinden ve başkasından azami derecede istifade eden kişidir. Bunu yapabilmesi için de kendisini ve elemanlarını çeşitli açılardan tutarlı bir şekilde tanımasına bağlıdır. Bir yönetici bilmeli ki herkesin yedek kuvvetleri vardır. Etkili dürtüler olmadan, bu yedek kuvvetlerin cepheye sürülmesi pek mümkün değildir.</p>
<p>12-Lider yönetici, olumlu eleştirilere duyarlı olmalı ve gerektiğinde görüşlerini değiştirmeyi bilmelidir. Lider yönetici bilir ki, insanın kendisi, hatalarının tamamının farkına varamayabilir. Bu yüzden kulaklarını başkalarına çevirmelidir. Gelebilecek eleştirileri dinlemeli, tarafsız bir muhakemeyle değerlendirmeli ve doğru hususlarda mutlaka dikkatli davranmaya ve hatayı yeniden tekrarlamamaya çalışmalıdır.</p>
<p>13-Lider yönetici astlarının performansını objektif bir şekilde değerlendirmelidir. Bunu da aşağıdaki konuları düşünerek yapabilir: Ücret artışları, ikramiyeler, eğitim, disiplin, terfiler.</p>
<p>Performans değerlendirmesi, esasında dikkate alınabilecek ölçüler üç ana başlık altında toplanabilir:</p>
<p>a-Kişisel nitelik, çalışma ve iç tutumuna ilişkin ölçüler.</p>
<p>b-Kişiliğe ilişkin ölçüler,</p>
<p>c-Potansiyele ilişkin ölçüler.</p>
<p>14-Lider yönetici gerektiğinde yetki ve sorumluluklarını astlarına devretmesini bilmelidir. Bu, örgütün başarısını arttıran bir unsurdur. Lider yöneticinin mutlaka yapması gereken sorumlulukları vardır. Bunlar:</p>
<p>a-Uygun yetki ve sorumluluklar, görevi en iyi şekilde yerine getirecek olan en yetkili astlara verilir.</p>
<p>b-Lider yönetici, görev verdiği elemana yetki ve sorumlulukta verir.</p>
<p>c-Lider yönetici, astlarına daima verdiği görevden sorumlu tutar.</p>
<p>d-Lider yönetici görevlerin bir kısmını astlarına vermiş olsa bile kendi üst yöneticisine karşı tüm sorumluluğu üstlenir.</p>
<p>e-Lider yönetici kendisine yüklenen bir sorumluluğu elinden geldiğince yerine getirmeye çalışan bir astını asla cezalandırmaz.</p>
<p>f-Etki ve yeteneklerini ancak yetki verme sanatı yoluyla geliştire-bileceğine bilir.</p>
<p>15-Lider yönetici gerektiği zaman vazifelerin yerine getirilmesi için yüksek performanslı ekipler kurmalıdır. Bu ekipleri kurarken dikkat etmesi gereken özellikler vardır. Bunlar:</p>
<p>a-Ekibin her üyesi ekip hakkında bir sahiplik ve kontrol duygusu taşımalıdır.</p>
<p>b-Ekip üyeleri arasında karşılıklı mutabakata dayalı anlaşma olmalıdır.</p>
<p>c-Ekip faydalı çatışmalara açık ve yenilikçi fikirleri geliştirmeye müsait olmalıdır.</p>
<p>d-Ekipte etkili bir haberleşme sağlanmalıdır.</p>
<p>e-Örgüt üst yönetimi, ekibe rahat hareket edebilmesi için yetki vermeli, ekip üyeleri de kendi üyelerine yetki ve destek vermelidir.</p>
<p>16-Lider yönetici okuma ihtiyacı duyan bir kişidir. Çünkü lider yönetici bilir ki okumayan insanın dünyası tektir; okuyan insanın önüne de hergün yeni dünyalar açılır. Lider yönetici okuduğu kitaplardan en iyi şekilde istifade etmelidir. Bunun yolları da Şunlardır:</p>
<p>a-Amaç belirlenmelidir.</p>
<p>b-Okunacak şey isabetli tespit edilmeli ve yönetici gereksiz bilgilerle oyalanmamalıdır.</p>
<p>c-İyi bir okuma ortamı sağlanmalıdır.</p>
<p>d-Dikkatini sadece okuduğuna yöneltmelidir.</p>
<p>e-Önemli bilgileri not etmelidir.</p>
<p>f-Öğrendiklerini unutmamalıdır.</p>
<p>Okuma gerçekleştirilirken üç husus aynı anda gerçekleştirilmeli ki beklenen fayda temin edilmiş olsun. Bunlar: Okumak, öğrenmek ve unutmamaktır.</p>
<p>17-Lider yönetici herhangi bir başarısızlık durumunda ‘Keşke!’ yerine ‘Gelecek sefere’ diyen kişidir. Çünkü ‘keşke!’ kaybolan ümitleri ‘Gelecek sefere’ ise yeni ümitleri sembolize eder. Lider yönetici ise ümidini yitirmeyen kişidir ve lider yönetici aynı zamanda hatalarından ders alan ve onları tekrarlamayan kişidir. Tekrarlanmayan hatalar fayda sağlar. Tekrarlanan hatalar ise öldürücüdür.</p>
<p>18-Lider yönetici, zamanını iyi ayarlayan kişidir. Zamanı denetlemenin yolu, insanın kendisini denetlemesinden geçer. Zaman kaynağını harcayan şeyin kendisi olduğunu bildikten sonra, harcamayı fazla yapan odak noktayı tespit etmiş demektir. Artık kendisini denetlemekle zamanı denetleyecektir.</p>
<p>Fakat pratik gösteriyor ki, pek çok yönetici zaman konusunu ihmal etmektedir. Sırf zamanı kötü kullandığı için faaliyetlerinden olumsuz sonuçlar alan yöneticiler bahaneyi hep başka kaynaklarda aramaktadırlar.</p>
<p>Bütün mesele, yöneticinin önce kendisini tutarlı olarak yönetmesine bağlıdır. Kendinizi yönetmezseniz, başkalarını da yönetemezsiniz. Kendi zamanınızı denetleyemezseniz, başkalarının zamanlarını asla.</p>
<p>19-Yetenekli bir yönetici, bir lider yönetici konuşmaktan çok dinleyen kişidir. Dinlemek, asıl problemlerin su yüzüne çıkmasına neden olur ve yönetici insanlarla geçinebilmek ve aynı anda da amaçlara hizmet edebilmek için atması gereken adımları iyi ayarlayabilir. İnsanlarla geçinebilmek ve onları üzmeden, darıltmadan yer değişiklikleri yapabilmek için yöneticinin yapması gereken önemli unsurlar vardır. Bunlar:</p>
<p>a-Takdir edin ve övün.</p>
<p>b-Hataları doğrudan değil de, vasıtalar kullanarak gösterin.</p>
<p>c-Başkalarının gururlarını koruyun.</p>
<p>d-İnsanları başarıya sevk edin.</p>
<p>e-Onlara değer verin.</p>
<p>f-Yanlışların kolayca düzelebileceğini gösterin.</p>
<p>g-Yaptırmak istediğiniz işi sevdirin.</p>
<p>20-Yönetici liderin yöneticilik becerisine en fazla kriz anlarında ihtiyaç duyulur. Çünkü kriz acil durumu ifade eder. Çözülmesi gereken bir veya birden çok problem, örgüt hayatını tehlikeye sokar ve kısa süre içinde çözülmeleri gerekirse, bir krize girilmiş demektir.</p>
<p>Herhangi bir kriz anında yönetici, önce durumun niteliğini ve boyutlarını belirlemek zorundadır. Zamanında ve yerinde sorular sormak, genellikle problemin çözümünde kilit rol oynar. Bir kriz anında aşağıdaki gibi sorular sormak mümkündür:</p>
<p>a-Durumun kritiklik seviyesi nedir?</p>
<p>b-Olabilecek en kötü şey nedir?</p>
<p>c-Bu karmaşanın ana etkeni nedir?</p>
<p>d-Alternatif çözüm yolları nelerdir?</p>
<p>e-En fazla kimin moralinin bozulma ihtimali var?</p>
<p>f-İlgili kişilerin en çok suçlayacağı kişi kim olacaktır?</p>
<p>g-Durumdan yararlanmaya kalkacak kişiler var mıdır?</p>
<p>h-Herşey bittikten sonra hangi gruplar birbirine güvensizlik duyabilir?</p>
<p>Krizlerin meydana getirdiği olumsuz etkilerin giderilip, örgütü tekrar harekete geçirmenin üç ana kuralı vardır:</p>
<p>a-Verimli çalışmayı engelleyen engelleri ortadan kaldırmak.</p>
<p>b-Örgütün hedeflerini yeniden ve eskisinden daha güçlü olarak belirlemek.</p>
<p>c-Kriz boyunca yapılan başarılı çalışmaları değerlendirmek ve gerekirse ödüllendirme yoluna gitmek.</p>
<p>21-Bir yöneticinin daima hatırlaması gereken ve gerekirse çerçeveletmesi lazım olan veciz sözler şunlardır:</p>
<p>*Kişisel olarak farkedilme arzusu taşımalı ve bunu kazanmak için çalışmalısınız.</p>
<p>*Talihsizlikleri, cesaretsizliği, reddedilmeyi ve hayal kırıklıklarını yenme isteğine sahip olmalısınız.</p>
<p>*Sabırsız zorlamalarla lider yönetici olamazsınız. Hazırlık ve tecrübe çok önemlidir.</p>
<p>*Görev başarınızın çok çalışma hevesinize bağlı olduğunu unutmamalısınız. Alın teri, ilhamdan önce gelir.</p>
<p>*Yetenekli astlarınızın ya da rakiplerinizin varlığını tehlike gibi düşünmemelisiniz. Tam tersine, lider bir yönetici ancak güçlü astlar, yetenekli yardımcılar vasıtasıyla başarıya ulaşır.</p>
<p>*Liderlik ettiğiniz kişilere, karşılık beklemeden fedakarlıkta bulunabilmelisiniz.</p>
<p>*Tabii davranmalı ve mevkinizin sahte gururuna kapılmamalısınız.</p>
<p>*Hatalarınız olabileceği gerçeğini kabul etmeli ve başarılı olabilmek için her gün bir önceki günden daha fazla çalışmanız gerektiğini bilmelisiniz.</p>
<p>*Astlarınızın arasında morali, dürüstlüğü, adaleti sözlerinizle değil, davranışlarınızla yerleştirmelisiniz.</p>
<p>*Astlarınızın amaçsız kalmasına izin vermemelisiniz.</p>
<p>*Astlarınıza, kendilerinden neler beklediğinizi öğretmelisiniz.</p>
<p>*Gücünüzü asla kötüyü kullanmamalısınız. Sıkıntılı anlarda önce astlarınızı düşünmelisiniz.</p>
<p>*Astlarınız arasında sağlıklı bir rekabet ortamı oluşturmalı, ama bunun yıkıcı bir hal almasına izin vermemelisiniz.</p>
<p>*Bencil ilişkilere girmemeli ve astlarınızdan yararlanmaya kalkmamalısınız.</p>
<p>*Moral ve disiplinden yoksun olmak, örgütünüze gelebilecek en bulaşıcı hastalıktır.</p>
<p>*Anlamadığınız konularda asla karar vermemelisiniz. Karar vermede cesaretin kılavuzu sağduyudur.</p>
<p>*Temiz ve mümkün mertebe güzel giyinmelisiniz.</p>
<p>*Ününüz size bağlıdır. İnsanlardan, insanların sizden övgüyle bahsedecekleri biçimde bahsedin.</p>
<p>*Kendi hareket ve ilginizi gerektiren sorumlulukları asla başkalarına yüklememelisiniz.</p>
<p>*Çevrenizde, yetki verirken kendinizi rahat hissedebileceğiniz astlar olmalıdır.</p>
<p>*Herhangi bir asta, onun için değeri olmayan bir ödül asla vermemelisiniz.</p>
<p>*Yaklaşılabilir olmalısınız.</p>
<p>*Herkesin sizinle aynı fikirde olmasını beklememelisiniz.</p>
<p>*Hiç kimseyi küçümsemeyiniz.</p>
<p>*Geleceğinizi, geçmişin gücü üzerine kurunuz.</p>
<p>*Kendinizi aşırı ciddiye almayınız; hatalarınızı göremeyebilirsiniz.</p>
<p>*Yanlış soru sorarsanız, daima yanlış cevap alırsınız.</p>
<p>*Astlarınızın çalışmalarına ilham kaynağı olmalısınız.</p>
<p>*Arkadan gelirseniz, asla lider bir yönetici olamazsınız.</p>
<p>*Meşgul gibi görünmekle, çalışmayı birbirinden ayırabilmelisiniz.</p>
<p>*Şansa asla güvenmemelisiniz.</p>
<p>Sonuç olarak etkili bir örgüt yönetimi, baştan buyana işaret edildiği gibi, örgütün insani yönünün en verimli bir şekilde yönetilmesine bağlıdır. Yöneticilerin veya yönetici olmak isteyenlerin bu gerçeği hiçbir zaman unutmamaları ve yönetimle ilgili elde edebildikleri diğer kaynakları da sabırla incelemeleri, kendi menfaatlerinedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/zirveye-goturen-yol-yonetim-nurullah-genc.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zihinsel Antrenman kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/zihinsel-antrenman-kitap-ozeti-4.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/zihinsel-antrenman-kitap-ozeti-4.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 11:25:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[z]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/zihinsel-antrenman-kitap-ozeti-4.html</guid>
		<description><![CDATA[“Zihinsel Antrenman” kitap özeti Spor psikolojisinin son yıllardaki gelişimi verimin zihinsel boyutlarına ilişkin bilgilerimizi artırmıştır. Spor dalı ne olursa olsun zihinin ten üzerinde çok büyük etkisi bulunmaktadır. Karşıtınız sizin yoğunlaşmanızı engellemeyi başardığında karşıtınız sizi psikolojik olarak bitirecektir. Eğer kendinizi denetlemeyi ve yoğunlaşmayı öğrenirseniz karşıtlarınızın psikolojik olarak sizi yenebilme uğraşlarını da önleyebilirsiniz. Psikolojik antrenman; gevşeme (Özekleme) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p id="linkz01">
<p id="post_message_14155312"><strong>“Zihinsel Antrenman” kitap özeti</p>
<p>Spor psikolojisinin son yıllardaki gelişimi verimin zihinsel boyutlarına ilişkin bilgilerimizi artırmıştır. Spor dalı ne olursa olsun zihinin ten üzerinde çok büyük etkisi bulunmaktadır. Karşıtınız sizin yoğunlaşmanızı engellemeyi başardığında karşıtınız sizi psikolojik olarak bitirecektir. Eğer kendinizi denetlemeyi ve yoğunlaşmayı öğrenirseniz karşıtlarınızın psikolojik olarak sizi yenebilme uğraşlarını da önleyebilirsiniz.<br />
Psikolojik antrenman; gevşeme (Özekleme) devinim tasarımı, stresin düzenlenmesi, yoğunlaşma, kendilik düzenlenmesi, olumlu düşünme ve erke denetimini kapsamaktadır.<span id="more-2171"></span></p>
<p>1. AŞAMA : ZİHİNSEL BECERİ GEVŞEME ANTRENMANI<br />
Derinleşen gevşeme antrenmanı kas gruplarının aşamalı olarak gevşemesi ve kasılmış kası duyumsamayı öğrenmektir. Yaklaşık 20-30 dakika süren bir çalışma biçiminde uygulanmalıdır.<br />
Sırayla;kullanılan elinizi,diğer elinizi, sağ kolunuzun üst kolkasını, diğer kolu bükünüz ve gevşetiniz. Alnınızı karıştırınız ve gerilimi duyumsayınız ve gevşetiniz., Dizlerinizi sıkıca birbirine kenetleyiniz gevşetiniz.Omuzları yukarıya doğru kaldırınız. Gerilimi arttırınız gevşeyiniz, yavaşça, derin derin soluk alınız. Karnınızı şişirinceye kadar soluk alınız, Yavaşça karnınızın indiğini duyumsayıncaya kadar soluk veriniz, Bu derin soluk almayı 3 kere yineleyiniz, Normal soluk alma-vermeye dönünüz.<br />
Basamak anahtar uyarı ile gevşeme, akıcı bir şekilde bütün kas öbeklerinde gevşemeyi sağlayınız. Özeklenmiş soluk alıp verme ile bütün kaslarınızın gevşediğini düşününüz, soluk alma-verme ve gevşeme sırasında çok defa “ben gevşedim dinginleştim” tümcelerini düşününüz yada gevşemiş ve dinginim tümcelerini düşününüz.<br />
2. AŞAMA : ZİHİNSEL BECERİ STRESİNİN DÜZENLENMESİ<br />
Stresten kaçınma antrenmanı 1 nci aşamadaki gevşeme tekniklerini kullanınız.<br />
Stresi denetleme antrenmanı 1 nci aşamadaki gevşeme tekniklerini kullanınız. Kendi “stresimini” zi öğreniniz.böylece çok erken olarak da gevşemeyi önleyebilirsiniz. Eğer koşulların dıştan denetim araçları ile denetlendiği durumları yaşıyorsanız ve yüksek düzeyde stresli iseniz tensel olarak yavaş olunmalıdır. Zihninizi ve dikkatinizi kendinizden yeniden dışsal sonuçlara ve insanlar arası ilişkilere yönlendiriniz. Sonra derin bir soluk alınız. Daha sonra e ellerinizi yumuşakça bırakınız, omuzlarınızı gevşetiniz ve düşürünüz, teninizin gevşediği soluğunuzun derin ve düzenli bir biçimde olduğunu kaslarındaki gerilimlerin yittiğini bilinçli bir biçimde duyumsayınız ve kendinizi yeniden denetleyerek hazır olup olmadığınızı düşününüz.<br />
3. AŞAMA : ZİHİNSEL BECERİ OLUMLU DÜŞÜNME<br />
Sorunlu olan zihinler genellikle sorun yaratırlar. Bu tür düşünceler kaygıya ya da gerilime yönlendirir, doğal bir sonuç olarak kötü bir verim gelir.Düşüncenin olumlu olarak kullanılması, bir sorunu arttırmak yarine çözüm bulmak için çalışmalısınız. Olumsuz düşüncenizi olumlu bir sonuç için kullanmak isterseniz sadece düşüncenizi değil özellikle de kendinizi olumlu ve sonuç belirleyen eylemlere hazırlamalısınız. Olumsuz düşünce verimi düşürür ve çözüm yollarını kapatır. Olumsuz düşüncenin nedenlerini saptayınız ve nedenlerini gidermek için çabalayınız. Geleceğe yönelik planlama ile olumsuz düşüncelerinizi yönlendirme amacınızı saptayınız. Bunun için daha önceki yarışlardan elde ettiğiniz deneyimlerinizi kullanınız. Karşıtınızın durumu üzerine düşününüz. Bu açıdan şöyle düşünmelisiniz “ Eğer yorgunsam o benden daha yorgundur.<br />
Uygulamalarınız sırasında güçlü olduğunuz yönleri ortaya koymak zorundasınız. Karışık ve tedirgin edici düşünce yerine açık bir düşünce biçimi oluşturunuz. Eğer olumsuz düşüncelerden kurtulamazsanız başka çözümleri de arayamazsınız. Eğer zihinsel olarak etkili çözümler bulamaz iseniz son bir yanıt olabilecek birbirinden ayrı iki yolu da denemelisiniz. Birinci yol kendinize doğrudan doğruya “Dur” demelisiniz. Böylece tedirgin edici başka düşüncelerin oluşmasını önlersiniz. Bunun yanında bu yolun tam tersini de uygulayabilirsiniz. Zihinsel olarak bu düşünceyle yaşamak yerine kabul ederek onu bilinç altındaki “ bir köşeye “ gönderiniz. Bu düşünceler burada yarışma sonunda kadar kalabilirler.<br />
Olumlu düşünme antrenmanı kendinizi şanslı bir birey ve sporcu olarak değerlendiriniz. Yarışmadan önceki gelişim düzeyinizi değerlendiriniz. Başlangıçtan bu duruma kadar olan gelişmenizi gözden geçiriniz. Kendinizi yetenekli ve başarılı olarak görmeye başarılı verim sergilemelerinizi anımsayarak alıştırınız. “Bu benim ! Başarılı olacağım. Tenim bu antrenmanla iyi bir duruma gelecek” Ne istediğiniz amaçlarınız ne olduğu yarışmalara katılmak ve iyi bir verim elde etmek için nedenlerinizi açıklayınız.<br />
4. AŞAMA ZİHİNSEL BECERİ KENDİLİK DÜZENLEMESİ<br />
Kendilik düzenlemesi ile en uygun bir hazırlık için zihinsel koşullar oluşturulur. Böylece zihinsel olarak sağlıklılık ve yarışmaya hazırlık aynı zamanda da temel olarak dinç olma duyumu oluşturulur. Başarı duyumu elde ettiğiniz bir yarışmayı düşününüz ve özeklenme aracılığı ile gevşeyiniz. Yeniden kendinizi bu yarışma koşullarına yönlendiriniz. Bu koşullu yeniden yaşayınız. Gözünüzün önünden bu başarı duyumunun yeniden yaşayınız.<br />
Tensel Alıştırma : Yorgunluk” durumunu zihinsel olarak belirlediğinizde sizin yapabileceğiniz bir çok önlem bulunmaktadır. Teninizi dinç kılınız. Bunun için müzik, kişiler,konular,eylemler gibi kendinizi rahatlatacağınız eylemler düşününüz. Daha sonra bu biçimde kol ve bacaklarınızı da geriniz ve gevşetiniz. Çabuk adımlarla yürüyünüz ve dönüşler yapınız. Çevredeki nesnelere yoğunlaştığınız bu üç alıştırmayı tensel ve zihinsel olarak en uygun etkinlik düzeyinize gelinceye kadar yineleyiniz. Eğer etkinlik düzeyiniz çok yüksek ise Gevşetmek ve rahatlamak için “özeklenmeyi “ kullanınız.<br />
5. AŞAMA : ZİHİNSEL BECERİ ZİHİNSEL ALIŞTIRMALAR (DTA)<br />
1. DTA Antrenmanı 1nci Basamak; Sakin bir çevre bulunuz ve orada rahatça oturunuz yada yatınız. ‘’Özeklenmeyi’’ kullanarak gevşemeyi sağlayınız, Kendiniz için rahatlatıcı alışagelmiş bir durumu düşününüz. Daha sonra kurgunuzu yaşamayı bırakınız. Yeniden özeklenmeye dönünüz.Yineleyiniz. Bunun sonucunda da gözlerinizi açınız. Bu antrenmanı en az birbirinizi izleyen 3 gün boyunca uygulayınız.<br />
2. DTA Antrenmanı 2 nci Basamak; kurgunuzu gerçeğe yakın yaşayabildiğinizde geçiniz. Bu kurgu boyunca sadece kendi teninizle katılımcı olup hiç bir zaman dıştan kendinize bir gözlemci olmayınız. Özeklenmeyi kullanarak gevşeyiniz. Gevşeme kurgunuzu düşününüz ve gerçekleşmiş gibi yaşayınız.. Yaklaşık 30 Sn. bu durumda kalınız. Kurgunuzu yaşamayı bırakınız. Yeniden ‘’özeklenme’’ yapınız. Şimdi de kendinize teninizin en yüksek verim düzeyinde olduğu bir olayı içeren bir yarışma kurgusu oluşturunuz. Kurgunuzu bırakınız ve kendinize ‘’özeklenme’’ yapınız. Kurgunuzu yaşamayı bitiriniz. Yaklaşık 30-40 dakika sürecek bir biçimde başarı kurgunuzu en az üç kere yineleyiniz.<br />
3. DTA Antrenmanı 3 ncü Aşama ; Şimdi de size DTA’nın yardımcı olacağı bir amaç saptayınız. Bu amacı sizin bir sonraki yarışmada bir gereksiniminizi oluşturacak bir biçimde seçiniz. Yarışmadan önce birbirini izleyen 5 ayrı günde DTA’nı uygulayınız. İyi bir verim düzeyine ulaşmak için başarı duyumunu denetleme, bir devinimin evrelerin çalışılması, sizi yüksek verime ulaştırmaya katkısı olan anahtar sözcük yada davranışı uygulama, veriminizi artırmada yardımcı olduğuna inandığınız. Anahtar sözcüğünüzü, uyarıcı tümcenizi yada içsel davranışınızı saptama ve bir önceki yarışmadan yola çıkarak doğru yaptığınız bölümlerin güvenli bir biçimde gözden geçirilmesini maksadıyla<br />
6. AŞAMA ZİHİNSEL BECERİ YOĞUNLAŞMA ;<br />
Bir stadyuma yada salona girdiğinizde önce sakin bir biçimde uzaklara bakınız. Çevrenizde sizi saran renkleri irdeleyiniz. Şimdide en sırada oturan seyircileri inceleyiniz ve bunlardan 4 temel rengi seçmeye çalışınız. Sarı, mavi, yeşil, kırmızıyı seçebiliyor musunuz? Şimdide dikkatinizi oyun alanına yada yarışma yerine çeviriniz. Daha sonra yoğunlaşmanızı doğrudan doğruya renkler üzerine yapınız.<br />
7. AŞAMA ZİHİNSEL BECERİ ; ERKE (ENERJİ) DENETİMİ :<br />
Özeklenmeyi kullanarak sakin bir ortamda gevşeyiniz. Başarı duyumu kurgunuzu düşününüz. Bu duyumu teninizle nasıl algıladığınızı tam olarak saptayınız. Bu başarı duyumuzun tensel belirtileri ile erkenizin oluşumunun sizleri daha da güçlü yaptığını açıkça görmeye çalışınız en iyi bir biçimde gerçekleştirdiğiniz kurgunuzu düşününüz. Bu erke belirtilerinden erkeyi tanımayı ve gittikçe erkenin güçlendiği duyumsadığınız anı belirleyiniz. Erke alanı sizin baskın olduğunuz bir alandır. Bir gün önce sabah salona, çevre koşullarına kendinizi alıştırınız, kullanacağınız alıştırma ve devinimleri geçiriniz., gece özekleme aracılığı ile gevşeyerek uykuya dalınız. Yarışma günü, güne başlarken DTA’nı uygulayarak yarışmadan önce, ısınma sırasında ya da ısınmadan sonra yarışmadan kısa bir süre önce başarı isteğiniz ve başarınız için açık bir düşünce durumunda olup olmadığınızı gözleyiniz.</strong></p>
<p><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/zihinsel-antrenman-kitap-ozeti-4.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zaferin Ayak Sesleri 1&#8242;nci Cilt kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/zaferin-ayak-sesleri-1nci-cilt-kitap-ozeti.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/zaferin-ayak-sesleri-1nci-cilt-kitap-ozeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2008 17:59:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[z]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/zaferin-ayak-sesleri-1nci-cilt-kitap-ozeti.html</guid>
		<description><![CDATA[Kitapta, İstiklâl Harbi&#8217;nin Kütahya-Eskişehir Muharebeleri ile Sakarya Meydan Muharebesi&#8217;nde Atatürk&#8217;ün liderlik vasıfları, siyasî ve askerî alanda ortaya çıkan problemleri aşmada gösterdiği maharet ile Türk ordusunun ve Türk milletinin dayanışması ortaya konmuştur. Kitap aşağıdaki bölümler halinde ana olarak şu hususları vurgulamaktadır. İSTİKLÂL HARBİ&#8217;NİN BAŞLANGICI : 30 EKİM 1918&#8242;de imzalanan Mondros Mütarekesi ile vatan toprakları dört bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kitapta, İstiklâl Harbi&#8217;nin Kütahya-Eskişehir Muharebeleri ile Sakarya Meydan Muharebesi&#8217;nde Atatürk&#8217;ün liderlik vasıfları, siyasî ve askerî alanda ortaya çıkan problemleri aşmada gösterdiği maharet ile Türk ordusunun ve Türk milletinin dayanışması ortaya konmuştur. Kitap aşağıdaki bölümler halinde ana olarak şu hususları vurgulamaktadır.</p>
<p>İSTİKLÂL HARBİ&#8217;NİN BAŞLANGICI :</p>
<p>30 EKİM 1918&#8242;de imzalanan Mondros Mütarekesi ile vatan toprakları dört bir yandan işgal edilirken, millet ve ordu da diri diri mezara gömülmek isteniyordu.<span id="more-2108"></span> 1683 İkinci Viyana Kuşatması&#8217;ndan beri geri adım atan Osmanlı Devleti artık uçurumun kenarına gelmişti. Bundan sonra son nefesi de kesilecek ve bir daha kendine gelmesine fırsat verilmeyecekti. Dış düşmanların yanında Ermeni ve Rumlar bütün kinini kusuyor, kalabalık çeteleriyle her yerde eylem yapıyorlardı.</p>
<p>Yunanlıların İzmir&#8217;i işgali üzerine; Türk milleti tekrar ayağa kalkmıştı. &#8220;Kuvayı Milliye&#8221; mücadelesini başlatan milletin karşısına bir de Padişah ve hükümeti çıkmıştı. İşte bu ortamda ufukta Mustafa Kemal görünmeye başladı. Çanakkale&#8217;nin kahraman komutanı iç ve dış düşmanlara &#8220;artık durun&#8221; diyordu. Sevr&#8217;i zorla kabul ettirmek isteyenlere ilk dersleri İnönü&#8217;de verilmişti. Buna paralel olarak doğuda Ermenilere haddi bildirilirken, Güneydoğuda bazı illerimizde Türk&#8217;ün onur ve istiklâl mücadelesi veriliyordu. &#8220;Megalo İdea&#8221; diyordu Yunanlılar, bir kere yola çıkmışlardı. İngilizlerin her alandaki desteği arkalarındaydı. Bu bölümde; dış cephede ve iç cephede süratli olarak cereyan eden olaylar karşısında Mustafa Kemal&#8217;in önderliğinde düzenli ordunun kurulması, Rum Pontus ayaklanması hariç bütün iç isyanların bastırılması ve Fransızlarla İtalyanlara karşı verilen mücadelelere yer verilmektedir.</p>
<p>KÜTAHYA-ESKİŞEHİR MUHAREBELERİ :</p>
<p>10 Temmuz 1921&#8242;de Yunanlılar ileri harekâta başladılar. İnönü Muharebelerinden de edindikleri tecrübe ile bu sefer daha güçlü geliyorlardı. Hedefleri Türk Ordusunu imha etmekti. Asıl kuvvetleri ile AFYON-SEYİTGAZİ-ESKİŞEHİR doğusu istikametinde taarruz eden Yunan ordusu, 13 Temmuz akşamı Afyon&#8217;u ele geçirdi. Bu bölgede çok kuvvetli siklet merkezi teşkil eden Yunanlılar, 16 Temmuz günü Türk cephesini güneyden yarmayı başarmışlardı.</p>
<p>17 Temmuz&#8217;da Kütahya da düşmanın eline geçince; aynı gün cepheye gelen Mustafa Kemal Paşa çekinmeden direktifini verdi. Ordu, Sakarya Nehri doğusuna çekilecekti. Askerliğin gereği bunu gerektiriyordu ve süratle yerine getirilmeliydi. 19 Temmuz günü Eskişehir de düşünce, 5&#8242;nci Süvari Grubu ve 1&#8242;nci Grubun himayesinde birliklerimiz düşmana kuvvet kaptırmadan Sakarya doğusuna çekildi.<br />
Bu durum Yunanlıları ümitlendirirken, TBMM&#8217;de tedirginlik yaratmıştı. Hatırı sayılır büyüklükte ülke toprakları düşmana terk edilince, elbette üzülmemek mümkün değildi. Bundan sonra Atatürk, Başkomutan olarak ordunun başına geçerken meclisin yetkilerini de uhdesine alarak &#8220;Tekâlifi Milliye&#8221; emirlerini çıkarttı. Arkasından da Türk milletinin &#8220;Topyekün Savaş&#8221;ını başlattı. Bu çalışmalar kapsamında milletin morali yükseltilirken, doğuda emniyeti sağlama çalışmalarına önem verildi ve Doğu Anadolu&#8217;dan bir kısım kuvvetlerimiz Batı Cephesine nakledilmeye başlandı.</p>
<p>YUNAN ORDUSUNUN SAKARYA&#8217;YA YÜRÜYÜŞÜ :</p>
<p>Yunanlılar burada da durmayacaktı. 900 yıldır ilk defa Helen ordusu Anadolu (Küçük Asya)&#8217;ya ayak basmış ve bu kadar ilerlemişti. Bulundukları mevzilerden 14 AĞUSTOS 1922 tarihinde Sakarya&#8217;ya doğru ilerleyen düşman tereddüt içindeydi. Türk ordusu Sakarya batısında mı, yoksa doğusunda mıydı? Sonradan Türk ordusunun Sakarya doğusunda olduğunu öğrenen Yunanlılar; nehir geçişindeki kolaylıkları da düşünerek ordumuzu güneyden kuşatmaya karar verdiler. Düşmanın niyetini anlayan Atatürk de güney kanadımızı yeni kuvvetler kaydırmak suretiyle güçlendirdi.</p>
<p>23 Ağustos 1922 sabahı, 22 gün, 22 gece devam edecek dünyanın en uzun meydan muharebelerinden biri başlamıştı. Savaş başlamıştı ama Türk ordusu Kütahya-Eskişehir Muharebelerinin yarasını henüz sarmamıştı. Hafif silâh, araç, uçak ve top bakımından Yunan ordusunun ezici bir üstünlüğü vardı. Ancak Türk ordusunun da Birinci Dünya Harbi&#8217;nde ateşte pişmiş üstün nitelikli komutanları görev başındaydı. Bizim komutanlarımız hem bilgili, hem genç ve hem de savaşın fırtınaları içinde olgunlaşmış insanlardı. Ya bu kayayı parçalayacak ya da milletçe ölüp gidecektik.</p>
<p>Savaşın ilk günü sol kanadımızın dayandığı Mangal Dağı, Yunanlılar tarafından ele geçirildi. Bu kritik arazinin ele geçmesi ordumuzu biraz sarsmıştı. Bu olay sonucu bölgeye kaydırılan kuvvetlerimizle cephemizi biraz daha uzatarak bu kanattaki tehlikeyi önlemiştik. Ancak hemen arkadan sağ kanadımızda başka bir tehlike belirmişti. Polatlı batısındaki Beylikköprü bölgesinde gece gizlice Sakarya Nehri&#8217;ni geçen Yunan kuvvetleri bölgede köprü başını tesis etmişlerdi. Üçüncü günü düşman taarruzları Mangal Dağı&#8217;nın kuzey batısındaki Türbe Tepe bölgesinde gece sol kanadımızda yoğunlaşarak devam etti. Ancak düşman, muharebelerin ilk günlerindeki baskısı ile cephemizi sol kanattan kuşatmayı başaramadı. Fakat taarruzları kesintisiz olarak devam ediyordu. Hükümet merkezinin Ankara&#8217;dan Kayseri&#8217;ye taşınması da planlanmıştı.</p>
<p>Yunan kuvvetleri 30 Ağustos 1922&#8242;den itibaren cephemizi orta kesiminden yarma girişimine başlamıştı. Ancak Çaldağı-Haymana bölgesinde cereyan eden süngü muharebelerinin galibi Türk ordusu olmuştu. Türkler burada biraz daha zayiat vermişti ama Yunan ordusunun da taarruz gücü kalmamıştı. 10 Eylül 1922&#8242;den itibaren top sesleri batıdan değil doğudan gelmeye başladı. Bir müddet sonra 2,5 yıldır Anadolu topraklarında ilerleyen istilâ ordusu artık geri çekilmeye başlamıştı. Sakarya&#8217;da düşmanın beli kırılamamıştı fakat hayalleri yok edilmişti. Geri çekilmede Yunanlılar dünya kamuoyuna kendi istekleri ile geri çekildikleri izlenimini vermeye çalışmışlardı. Oysa gerçek farklı idi.</p>
<p>YOKLUKLAR SAVAŞI :</p>
<p>Yunan ordusu Eskişehir-Afyon hattına çekilmişti. Bayram sırası Türklerdeydi. Nice isimsiz kahramanlar bir karınca misali çaba göstermişlerdi. Mücadelenin yükünü, yurdun büyük kısmı işgal altında olduğu için bir avuç insan çekmişti. İşgal altındaki bölgelerdekiler ise düşmandan kaçırdığı silâh ve malzemeyi orduya ulaştırmak için büyük gayret göstermiş, ya da gizlice kaçarak Anadolu&#8217;da görev almışlardır.</p>
<p>Sakarya Savaşından sonra Asya ve Afrika&#8217;daki sömürge ülkelerin halkı biraz hayret, biraz da gizlilik içinde sevinçle başlarını kaldırdılar. Herkesin gözü Anadolu&#8217;ya ve amansız mücadele veren Anadolu&#8217;nun genç komutanına çevrilmişti. 13 Ekim 1921&#8242;de imzalanan Kars Antlaşması ile doğu sınırımız tamamen emniyete alındı. Arkasından 20 Ekim 1921&#8242;de Fransızlarla imzalanan Ankara Antlaşması ile güneyimizde emniyete alınarak çevremizdeki tel örgüler tek tek parçalanmaya başlamıştı. Atatürk ve silâh arkadaşları, düşmanlarımızın sulandırılmış Sevr Antlaşması&#8217;nı dikte ettiren barış girişimlerini reddettiler. Onlar bağımsızlığı, kayıtsız şartsız bağımsızlığı kazanıncaya kadar mücadeleye devam kararındaydılar.</p>
<p>Yunanlılar çekildikleri hatta tahkimat yapıyor, İstanbul&#8217;u da işgal ederek Bizans İmparatorluğu&#8217;nu kurmayı hayal ediyorlardı. Türk tarafı ise düşmana son ve kesin darbeyi vurmak için hummalı bir hazırlığa girmişti. Ağustos 1922&#8242;de Türk ordusu kesin zafer için hazırdı.</p>
<p>İstiklâl Harbi&#8217;nde siyasî ve askerî alanda meydana gelen olaylar, muharebelerin cereyanı, ağırlıklı olarak taktik bilgisi az olanların dahi anlayabileceği bir akıcılıkla anlatılmıştır. Eser Harp tarihi incelemelerinde yardımcı bir doküman olarak kullanılacak niteliktedir.</strong><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/zaferin-ayak-sesleri-1nci-cilt-kitap-ozeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zulüm Dağları Aşar kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/zulum-daglari-asar-kitap-ozeti.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/zulum-daglari-asar-kitap-ozeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2008 19:24:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[z]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/zulum-daglari-asar-kitap-ozeti.html</guid>
		<description><![CDATA[1910 yıllarında , Osmanlının gide gide küçüldüğü bir dönemde olay cereyan etmektedir. Anadolunun küçük güzel bir köyünde, babasını, eşini ve kardeşini kara düşmanla şavaşırken şehit veren Fatma hanım henüz üç aylık evli olan oğlunu savaşa göndermenin verdiği hüznü ve mutluluğu iç içe yaşıyor. Ağıtlar ince bir ezgiyle taze gelinlerin yiğitlerine hicranları: “Ağamı yolladılar Yemen iline [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p id="linkz01">
<p id="post_message_11803351">1910 yıllarında , Osmanlının gide gide küçüldüğü bir dönemde olay cereyan etmektedir.<br />
Anadolunun küçük güzel bir köyünde, babasını, eşini ve kardeşini kara düşmanla şavaşırken şehit veren Fatma hanım henüz üç aylık evli olan oğlunu savaşa göndermenin verdiği hüznü ve mutluluğu iç içe yaşıyor.<br />
Ağıtlar ince bir ezgiyle taze gelinlerin yiğitlerine hicranları:</p>
<p>“Ağamı yolladılar Yemen iline<br />
Çifte tabancalar taktı beline<br />
Duvağımı takalı onbeş gün oldu<br />
Ayrılmak mı olur yeni geline.”<span id="more-2081"></span></p>
<p>Bu ağıtlar köyün sokaklarından yankılanıyor.”Yaktı Hocam gelinlerin acıklı ağıtları içimi” Şair diyor ve diyor köyün imamı Abdullah Efendi’ye . Şair ve Abdullah Efendi kolkola takılıp imparatorluğun yaşadığı karanlık günleri düşünerek adım adım yol alıyorlardı.<br />
Bir kaç hafta sonra, postacı Ali’ye her zamanki gibi elindeki zarfı muhtara verdi. Zarfta Ahmet’in şehit olduğu ve İtalyanların Bingazi’yi aldığı yazıyordu.Bu sırada Elif bağırarak kahvehaneye geldi.Rüyasında Ahmet’in Şehit olduğunu anlattı.Şair bunu teyit etti. Elif bayılırken ağzından çıkan bu nağmeler yürekleri yakıp kebap ediyordu:</p>
<p>“Postacının mektubunu düğün mü sandın<br />
Mavi rengi yalnız göğün mü sandın<br />
Yemen’e gideni gelir mi sandın<br />
Tez gel ağam tez gel dayanamirem<br />
Yürekten hançer uyuyamirem.”</p>
<p>Fatma Ana taze gelini sever, ellere gitmemesi için başını oğlu Mehmet’le bağlar.<br />
Köyün Camlı Kıraathanesinde her gün aynı kişiler savaşa ait meseleler hakkında konuşurlar…İmam İbrahim Efendi,Şair,Muhtar ve diğer yaşlılar. Şair :“Almanların Goben zırhlısı ve Breslav kruvazörü Çanakkale’yi geçip istanbul’a geldi ve adları Yavuz ve Midilli gemileri olarak değiştirildi. Bunlar Almanların bir oyunudur , bizi savaşa sokmak için.” Ve dediği gibi de oldu. Alman Generali Bronzer Paşa Mürettebatına Türk giysileri giydirip Rus gemilerine ve limanlarını topa tutar.Böylece savaşa girmiş oluruz.<br />
İtilaf devletleri Çanakkale’ye bir saldırı planlar.<br />
“Ben umutsuzum Şair” dedi Hocaefendi. “Küçüle küçüle el kadar toprağı kalan Osmanlı’dan umudu kestim. Bunca devlet karşısında hangi gücümüzle kaç gün dayanabiliriz. Avrupa hürriyetimizi elimizden alırsa ne yaparız?&#8221;<br />
Şair : “Ümitvar ol Hocam! Ümitvar ol, dünyanın bütün mahşeri Çanakkale’de hücuma geçse, ben umudumu yitirmem.”</p>
<p>“Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım,<br />
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım<br />
Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner taşarım<br />
Yırtarım dağları , enginlere sığmam taşarım.”</p>
<p>Düşman gemileri Çanakkale’yi topa tutmuştu. Gülle, top ,tüfek sesleri etrafı çınlatıyordu onlarca teyyare uçuyordu Çanakkale üstünde.<br />
Sahra çadır hastahanesi dopdolu idi yaralılarla…Doktorlar , hemşireler, sihhiye erleri canla başla sarıyorlardı askerlerin akan kanlarını. Taş taş üstünde kalmamış kol ve bacaklar etrafta gezişiyorlardı ama Türk askeri düşmanın Çanakkale’ye ayak basmasına izin vermiyor ve kıyasıya çarpışıyorlardı.</p>
<p>“Atamaz adımını gömülmeden son asker…<br />
Askerimiz gömülse dirilecek şehitler…”</p>
<p>Mustafa Kemal top,gülle ve teyyarelere karşı süngü ile düşmana kök söktürüyordu, Conkbayır’da.Düşmanı denize sürüyordu. Mustafa Kemal’in zaferi tüm Anadolu halkını motive edip ümit beslettiriyordu.Sahra hastahanesinde, Elifçe Mehmet’in altı ay önce değil,vurularak hastahaneye getirilp şehit düştüğünü görür.<br />
Bu sıralarda 14-15 yaşlarında ilköğretim öğrencileri silahlanıp Çanakkale’ye yol aldılar.(Çanakkale’de savaşacak kimse kalmadığı için.)Gidenler geri dönmüyordu.<br />
Savaşın bilançosu:251.309 şehit Türk askeri ve bir o kadar da düşman ölüsü .</p>
<p>Şair :</p>
<p>“Orda bir Hintli yatıyor, yanında Senegalli<br />
Ufka bakıp ağlarken kederleri besbelli<br />
Hepsi, hürriyetlerine kurşun attılar, bilmeden<br />
Boğazdan geçilir mi bütün Türkler ölmeden?”</p>
<p>Çanakkale geçilmedi… Geçilmeyecek… Avrupa , bütün esir kitlelerini Türk’ün önüne yığdı bu savaşta.Garbın bütün zırhını, ejderin hırsını…Öyle bir çığdı o çığ ki , insanlığı korudu Türk milleti kendisiyle birlikte bu savaşta.</p>
<p><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/zulum-daglari-asar-kitap-ozeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zulüm Dağları Aşar &#8211; Çanakkale İçinde kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/zulum-daglari-asar-canakkale-icinde-kitap-ozeti-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/zulum-daglari-asar-canakkale-icinde-kitap-ozeti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jun 2008 10:01:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[z]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/zulum-daglari-asar-canakkale-icinde-kitap-ozeti-2.html</guid>
		<description><![CDATA[1910 yıllarında , Osmanlının gide gide küçüldüğü bir dönemde olay cereyan etmektedir. Anadolunun küçük güzel bir köyünde, babasını, eşini ve kardeşini kara düşmanla şavaşırken şehit veren Fatma hanım henüz üç aylık evli olan oğlunu savaşa göndermenin verdiği hüznü ve mutluluğu iç içe yaşıyor. Ağıtlar ince bir ezgiyle taze gelinlerin yiğitlerine hicranları: “Ağamı yolladılar Yemen iline [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1910 yıllarında , Osmanlının gide gide küçüldüğü bir dönemde olay cereyan etmektedir. Anadolunun küçük güzel bir köyünde, babasını, eşini ve kardeşini kara düşmanla şavaşırken şehit veren Fatma hanım henüz üç aylık evli olan oğlunu savaşa göndermenin verdiği hüznü ve mutluluğu iç içe yaşıyor. Ağıtlar ince bir ezgiyle taze gelinlerin yiğitlerine hicranları:<span id="more-66"></span> “Ağamı yolladılar Yemen iline<br />
Çifte tabancalar taktı beline<br />
Duvağımı takalı onbeş gün oldu<br />
Ayrılmak mı olur yeni geline.”<span id="more-1923"></span></p>
<p>Bu ağıtlar köyün sokaklarından yankılanıyor.”Yaktı Hocam gelinlerin acıklı ağıtları içimi” Şair diyor ve diyor köyün imamı Abdullah Efendi’ye . Şair ve Abdullah Efendi kolkola takılıp imparatorluğun yaşadığı karanlık günleri düşünerek adım adım yol alıyorlardı.<br />
Bir kaç hafta sonra, postacı Ali’ye her zamanki gibi elindeki zarfı muhtara verdi. Zarfta Ahmet’in şehit olduğu ve İtalyanların Bingazi’yi aldığı yazıyordu.Bu sırada Elif bağırarak kahvehaneye geldi.Rüyasında Ahmet’in Şehit olduğunu anlattı.Şair bunu teyit etti. Elif bayılırken ağzından çıkan bu nağmeler yürekleri yakıp kebap ediyordu:</p>
<p>“Postacının mektubunu düğün mü sandın<br />
Mavi rengi yalnız göğün mü sandın<br />
Yemen’e gideni gelir mi sandın<br />
Tez gel ağam tez gel dayanamirem<br />
Yürekten hançer uyuyamirem.”</p>
<p>Fatma Ana taze gelini sever, ellere gitmemesi için başını oğlu Mehmet’le bağlar.<br />
Köyün Camlı Kıraathanesinde her gün aynı kişiler savaşa ait meseleler hakkında konuşurlar…İmam İbrahim Efendi,Şair,Muhtar ve diğer yaşlılar. Şair :“Almanların Goben zırhlısı ve Breslav kruvazörü Çanakkale’yi geçip istanbul’a geldi ve adları Yavuz ve Midilli gemileri olarak değiştirildi. Bunlar Almanların bir oyunudur , bizi savaşa sokmak için.” Ve dediği gibi de oldu. Alman Generali Bronzer Paşa Mürettebatına Türk giysileri giydirip Rus gemilerine ve limanlarını topa tutar.Böylece savaşa girmiş oluruz.<br />
İtilaf devletleri Çanakkale’ye bir saldırı planlar.<br />
“Ben umutsuzum Şair” dedi Hocaefendi. “Küçüle küçüle el kadar toprağı kalan Osmanlı’dan umudu kestim. Bunca devlet karşısında hangi gücümüzle kaç gün dayanabiliriz. Avrupa hürriyetimizi elimizden alırsa ne yaparız?”<br />
Şair : “Ümitvar ol Hocam! Ümitvar ol, dünyanın bütün mahşeri Çanakkale’de hücuma geçse, ben umudumu yitirmem.”</p>
<p>“Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım,<br />
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım<br />
Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner taşarım<br />
Yırtarım dağları , enginlere sığmam taşarım.”</p>
<p>Düşman gemileri Çanakkale’yi topa tutmuştu. Gülle, top ,tüfek sesleri etrafı çınlatıyordu onlarca teyyare uçuyordu Çanakkale üstünde.<br />
Sahra çadır hastahanesi dopdolu idi yaralılarla…Doktorlar , hemşireler, sihhiye erleri canla başla sarıyorlardı askerlerin akan kanlarını. Taş taş üstünde kalmamış kol ve bacaklar etrafta gezişiyorlardı ama Türk askeri düşmanın Çanakkale’ye ayak basmasına izin vermiyor ve kıyasıya çarpışıyorlardı.</p>
<p>“Atamaz adımını gömülmeden son asker…<br />
Askerimiz gömülse dirilecek şehitler…”</p>
<p>Mustafa Kemal top,gülle ve teyyarelere karşı süngü ile düşmana kök söktürüyordu, Conkbayır’da.Düşmanı denize sürüyordu. Mustafa Kemal’in zaferi tüm Anadolu halkını motive edip ümit beslettiriyordu.Sahra hastahanesinde, Elifçe Mehmet’in altı ay önce değil,vurularak hastahaneye getirilp şehit düştüğünü görür.<br />
Bu sıralarda 14-15 yaşlarında ilköğretim öğrencileri silahlanıp Çanakkale’ye yol aldılar.(Çanakkale’de savaşacak kimse kalmadığı için.)Gidenler geri dönmüyordu.<br />
Savaşın bilançosu:251.309 şehit Türk askeri ve bir o kadar da düşman ölüsü .</p>
<p>Şair :</p>
<p>“Orda bir Hintli yatıyor, yanında Senegalli<br />
Ufka bakıp ağlarken kederleri besbelli<br />
Hepsi, hürriyetlerine kurşun attılar, bilmeden<br />
Boğazdan geçilir mi bütün Türkler ölmeden?”</p>
<p>Çanakkale geçilmedi… Geçilmeyecek… Avrupa , bütün esir kitlelerini Türk’ün önüne yığdı bu savaşta.Garbın bütün zırhını, ejderin hırsını…Öyle bir çığdı o çığ ki , insanlığı korudu Türk milleti kendisiyle birlikte bu savaşta.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/zulum-daglari-asar-canakkale-icinde-kitap-ozeti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zambaklar Açarken kitap Özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/zambaklar-acarken-kitap-ozeti.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/zambaklar-acarken-kitap-ozeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jun 2008 08:35:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[z]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/zambaklar-acarken-kitap-ozeti.html</guid>
		<description><![CDATA[Herşey o mektupla başlamıştı.Otele geldiğinde, geniş koltuklardan birine oturdu.Dogrusunu söylemek gerekirse, önce bu işi muzip oğlunun bir şakası sanmıştı.Fakat otelin kayıt defterindeki o oda ayırttırılmış ve isimde aynı şahsa aitti.O an başından aşağı soğuk terler boşalıvermişçesine yerinden fırladı ve doğruca 216 numaralı odanın önüne gitti.Kapıda rahatsız etmeyin yazısını görünce bu işi yarına bırakmaya karar verdi.Akşam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herşey o mektupla başlamıştı.Otele geldiğinde, geniş koltuklardan birine oturdu.Dogrusunu söylemek gerekirse, önce bu işi muzip oğlunun bir şakası sanmıştı.Fakat otelin kayıt defterindeki o oda ayırttırılmış ve isimde aynı şahsa aitti.O an başından aşağı soğuk terler boşalıvermişçesine yerinden fırladı ve doğruca 216 numaralı odanın önüne gitti.Kapıda rahatsız etmeyin yazısını görünce bu işi yarına bırakmaya karar verdi.Akşam otelin barına gittiğinde genç güzel bir kız alkolün vermiş olduğu etki ile üstündekileri tek tek çıkartıyor ve Oğuz Bey’e öpücükler atıyordu.<span id="more-1914"></span>Buna daha fazla dayanamayarak odasının yolunu tuttu.Ertesi sabah tekrar odanın önüne gidip kapıyı çaldığında, içerden gelen küstah cevaplar iyice sinirini bozmaya yetmişti.İçerdeki o ses, kapıyı açtığında büyük bir şok yaşadı.Ona bakan yüz, akşam barda üstünü başını çıkartıp dans eden kızın ta kendisi idi.o anda oğlunun niye böyle bir işe kalkıştığını düşünerek kızgın bir şekilde hazırlanmasını söyleyerek buradan gideceklerini söyledi.Çiftliklerinin yolunu tutarken ikiside konuşmuyor,gözlerini yoldan ayırmıyorlardı.Derken Perran özür dilercesine bir şeyler mırıldanıyordu.Fakat hiç bozuntuya vermeden yoluna devam eden Oğuz Bey, çiftliğe geldiklerinde evin işlerine bakan  İclal Hanıma onu tanıştırmak için ağzını açtı.İclal Hanım da onu pek sevmemiş olacak ki yüzü bir karış açık şekilde işlerim var diyerek oradan uzaklaştı.Bu huzursuzluk devam ederken yanına gelen Perran,özür diliyor ve böyle çılgınlıkların bir daha olmayacağını tekrarlayarak Oğuz Bey’in gönlünü almaya çalışıyordu.Bundan sonra,aralarında büyük bir yakınlaşma başlıyor ve sık sık çiftlikten uzak,geceleyin geri dönmeyen geziler başlıyordu.Bu durum gelinini önceden tanıştımış olduğu yakın arkadaşı, Sabir; halası, Tomris Albat ve ev halkını rahatsız ederdi.Bu geziler,bu yakınlaşma yanlış anlaşılmaya neden oluyor olmalı ki Sabir, Oğuz Bey’İn odasına girerek ona tehditler savuruyordu.”Oğlunun karısıyla nasıl böyle bir ilişkide bulunabilirsin?”gibi sözler sarfettiğinde sorun anlaşılmıştı.Oysaki bu ilişki aralarında kurmuş oldukları büyük dostluktan başka birşey değildi.Onu tersleyerek odadan çıkmasını sağladı.Ertesi sabah Perran ile çıkmış oldukları at gezisinde büyük bir patlama duyuldu ve ardından Sabir çalılıkların arasından görüldü.Anlaşılan av merakı devam ediyordu.Ama neredeyse ikisinden birini vuracaktı .Eve döndüklerinde oğlundan gelen telgrafta, ilk uçakla geliyor olduklarını yazıyordu.Hava alanına vardıklarında büyük bir seyirci kitlesi futbol kafilesini bağrına basıyordu.Tabi bunların içerisinde oğlu da vardı.Oğlu Mete koşarak yanlarına geldi ve tek tek herkese sarıldı.Perran buna pek sevinmemiş gözüküyordu.Anlaşılan aramızdaki o muhteşem dostluğun bozulmasından korkuyordu.O sırada uçağın kapısında bir kadın belirdi ve Mete babasına  onu işaret ederek “İşte karınız babacığım” diyordu.O boşanmak üzere olup ne zamandır görmediği karısı  Mediha oğlunun mürveti için geri dönmüş ve halası Tomris sayesinde boşanma kayıtlarını iptal ettirmişti.Oğuz Bey Mediha soğuk bir şekilde karşıladı.Çünkü her zaman ki gibi işlerine karışacak ve onu bir kölesi gibi kullanmaya devam edecek kendini beğenmiş biriydi.Sabir anlatmış olacak ki o da Perran’ı görünce pek sevinmemiş olduğu yüzünden okunabiliyordu.Çiftliğe gittiğinde Mete arkadaşlarını çağırdığını ve karısı ile birlikte yurt dışına giderek orada bir takıma transfer olmak istediğini söyledi.Perhan buna karşı çıkarak hiçbir yere gitmeyeceğini söylüyor Mete de onu yatıştırmaya çalışıyordu.O akşam beraber dışarı çıkan Mete ve karısı eve döndüklerinde Mete yalnızdı.Mete’nin ağzını bıçak açmıyordu.Perran’ı bulmaya gittiğinde Mete’den boşanmak istediğini söylüyordu.Bu çok iddialı bir söz idi.Perran konuşmaya başladı.Yurt dışına gitmek isteyişinin sebebinin zenci bir metresinin olduğu idi.Bu arada Mete yurt dışına gitmiş ve bir ön anlaşma imzaladığının haberi gelmişti bile.Bunun üzerine Perran ‘ı çiftliğe getiren Oğuz Bey,evde Sabir ve karısının asık suratlarıyla karşılaştı.Ertesi sabah yine atla geziye çıkmaya karar verdiler.O gün zambakalar daha da büyümüş ve güzelleşmişlerdi.Şelalenin önüne geldiklerinde yine korkunç bir patlama ve Perran atın üstünden düşüyordu.O sırada Sabir çalılıklar arasından çıkarken Mete’nin namusunu kurtardığını haykırıyordu.Oğuz Bey acele bir şekilde Perran’ ı kucaklayarak anayolu bulmaya çalışıyordu.Ama bir türlü kafasını toplayıpta doğru yolu bulamıyordu.Bulduğunda da zaten iş işten geçmiş,Perran ölmüştü.Onun mezarını zambak bahçesinin ortasına yaptırdı.Ölüm haberini alan Mete, soluğu çiftlikte almış ve haberin doğruluğunun araştırıyordu.Gerçeği öğrenince yıkıldı ve onu annesinin yanına götürmek istediğini ve Sabirin de orda olduğunu söyledi.Bu büyük bir fırsat idi onun için.Eve gittiklerinde Sabir her zaman ki gibi içiyordu.Onu görür görmez katil diye üzerine saldıran Oğuz Bey’i gören oğlu Mete donup kalmış ve olayı yorumlamaya çalışıyordu.O anda herkes büyük bir şok içinde iken Mediha ilk uçakla onu yurtdışına kaçıracağını söyledi.Bunu duyan Mete babasının göstermiş olduğu tepkiyi tekrarlayarak Sabir’in üstüne yürüdü.O sırada Mediha “O senin gerçek baban” diyerek babası olduğunu yüzüne vurdu.”Onun gibi bir kadından başka bir şey beklenmez.” diyen Oğuz Bey kapıyı vurup çıktı.Arkasından metenin sesi duyuldu.Bunca sene babalık yapan Oğuz Bey’i bırakıpta başka birinin oğlu olmak onun onuruna dokunurdu.Olup biten her şey onlar  için bir rüyadan ibaretti sadece.</p>
<p align="justify"> ·        KİTABIN ANA FİKRİ:</p>
<p align="justify">   Başkalarının karanlık görüşleri, mutlu dünyamızın ışıklarını karartmamalı.Gençliğinizisizden almış ve sizi şöylebir kenara itivermiş olan hayat,bazen vücudumuza zehirli bir neşterin ucuyla dokunuverir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/z/zambaklar-acarken-kitap-ozeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

