Yazarlar | Kitap Özetleri,kitap özeti


Arşiv 'Yazarlar' Category

LaFontenin Hayatı

16 Haziran 2008 Yazar: admin
Meta Tag:

Jean de La Fontaine
Doğumu 8 Temmuz 1621
Fransa/Château-Thierry Ölümü 13 Nisan 1695
Fransa / Paris

Jean de La Fontaine (okunuşu Lafonten) (d. 8 Temmuz 1621Château-Thierry - ö. 13 Nisan 1695 Paris) Fransız şair ve yazar. Devamını Okuyun. »

yaban özet

11 Ocak 2008 Yazar: admin
Meta Tag: none

Romanin Kisa Tanitimi
Yaban, Yakup Kadri Karaosmanoglu’ nun en taninmis romanidir.Romanda, Ahmet Celal Bey adindaki bir karakterin bir köyde yasadiklarindan ve yasadiklari sonucunda Türk köylüsü hakkinda edindigi izlenimlerden bahsedilir.Roman bir ani kitabindan yola çikilarak ve bu kitaptan alintilar yapilarak yazilmistir.Romanda, Milli Mücadele Dönemi’nde köylü ile aydin arasindaki kopukluk ve fark anlatilir.
Kitap Hakkinda Bilgiler
Yazar adi: Yakup Kadri Karaosmanoglu
Kitap adi: Yaban
Yayinevi:Iletisim Yayinlari
Yayimlandigi il:Istanbul
Baski numarasi: Otuz sekiz
Sayfa sayisi:Iki yüz yirmi bir
Türü: Roman
Roman, ilk defa 1932’ de basilmistir.O tarihten beri 43 baski yapmistir.
Kapak resmi Ferit Erkman’ a aittir.
Roman, 1942 yilinda Cumhuriyet Halk Partisi’ nin yarismasinda ikinci olmustur.
Yakup Kadri Karaosmanoglu’ nun Hayati ve Edebi Kisiligi
Yirminci yüzyil edebiyatinin büyük romancisi 27 Mart 1889’ da Kahire’ de dogdu. Ortaokul ikinci sinifa kadar Manisa’da okudu.1903’te Izmir Lisesi’ne girdi.Sonra ailesiyle Misir’a giderek Fransiz Kolejine devam etti(1906-1908).Sonra Istanbul’a gelerek Fecr-i Ati Toplulugu’na katildi.Kurtulus harpi yillarinda Anadolu’ya geçti.Aylik fikir dergisi “Kadro”yu çikardi.Sirasiyla Tiran,Prag,Lahey ve Bern elçiliklerinde bulundu.Emekliye ayrilinca verimli bir yazi hayatina basladi.Anadolu Ajansi Yönetim Kurulu Baskanligi görevinde bulundu(1961-1965).Yazarligini sürdürürken 13 Aralik 1974’te Ankara’da öldü.
Yazar, eserlerinde Türk toplumunun, Tanzimat’tan Atatürk Türkiye’si
dönemine kadar olan yasantisini anlatan hikaye,makale ve romanlar yazmistir.Anlatiminda kendine özgüdür.Yapitlarinda genellikle toplumun sorunlari üzerine egilir.Anadolucu,Atatürkçü,Devletçi ve laik bir dünya görüsü vardir.Romanlarinda genellikle iç dünyalari zengin,kötümser,törelere bagli karakterler vardir.
Yazarin Diger Eserleri
ROMANLARI: Kiralik Konak(1922), Nur Baba(1922),Hüküm Gecesi(1927),Sodom ve Gomore(1928),Yaban(1932),Ankara(1934),Bir Sürgün(1937),Panorama(1954)
HIKAYELERI: Bir Serencam(1913),Rahmet(1922),Milli harp Hikayeleri(1947)
ÇESITLI MAKALELERI: Izmir’den Bursa’ya(H.Edip, F.Rifki, M.Asim ile,1922), Kadinlik ve Kadinlarimiz(1923), Seçme Yazilar(1928), Ergenekon(2 cilt,1929)
OYUNLARI: Nirvana(1909), Veda(1909), Saganak(1929), Magara(1934)
MENSUR SIIRLERI: Erenlerin Bagindan(1922), Okun Ucundan(1940)
“YABAN” ROMANININ ÖZETI
Romanda ana konu,bir Türk aydininin Kurtulus harpi dönemindeki köy gerçegiyle karsi karsiya gelmesidir.
Romanin kahramani Ahmet Celal Bey’dir.Çanakkale’de harpta bir kolunu kaybetmis ve harptan gazi olarak kurtulmustur.Ama harp sonrasi yapayalniz kalmistir.Bunlara bir de Istanbul’un isgali eklenince, hizmet eri olan Mehmet Ali’nin köyüne gitmeye karar verir.Istanbul’un isgali sonrasinda gerçeklesen olaylari takip ederek, köylülere durumun önemini ve ciddiyetini anlatmaya çalisir.Ancak köylüler Salih aga’ya çok baglidir ve onun etkisinde kalarak Ahmet Celal Bey’i ciddiye almazlar.Bu nedenle Ahmet Celal Bey, köyde aradigi ilgiyi ve yakinligi bulamaz.
Olaylar Ahmet Celal Bey’in cephesinden böyle görünürken, köylüler için daha farklidir.Onlar harpin ciddiyetini anlayamamistir.Onlara göre Ahmet Celal Bey bir yabandir.Onlarin dünyasindan uzak biridir.Zaten ilk bakista konusmasi, davranislari,giyimi, düsünceleri ve olaylara yaklasimi köylülerden çok farklidir.Örnegin her gün tras olmasi, devamli dislerini firçalamasi,geceleri kitap okumasi ve buna benzer davranislari köylülere garip gelmektedir.Bu nedenle, acilarini unutmak için geldigi bu köyde, olaylar umdugu gibi gelismemistir.
Ahmet Celal Bey bir aydin konumundadir ve ilk defa Türk köylüsüyle karsilasmistir.Ancak köyde karsilastigi manzara onu çok sasirtmistir.Öncelikle yoksulluk ve cahillik vardir.Bunlarin bir sonucu olarak da bazi insanlarin emellerine alet olmaktadirlar.Herkes Salih Aga’nin etkisindedir.Onun her dedigi yapilmaktadir.Hatta yillarca emek verdigi hizmet eri Mehmet Ali bile gelisen bazi olaylarda subayi Ahmat Celal’e degil,Salih Aga’ya inanmistir.
Bütün bunlarla beraber, Ahmet Celal Bey köyde yapayalniz da degildir.Mehmet Ali’nin annesi Zeynep Kadin ile kardesi Ismail, Ahmet Celal Bey’in güvendigi dostlaridir.
Olaylarin böyle gelismesi Ahmet Celal Bey’i kaçinilmaz bir bunalima sürükler.Bir gün rahatlayip sikintilarini unutmak için dolasmaya çikar ve komsu köyün kizi Emine’ye asik olur.Ancak Ismail Emine’yi Ahmet Celal Bey’in elinden alinca Ahmet Celal Bey iyice umutsuzluga sürüklenir.
Ahmet Celal Bey,Kurtulus harpi’nin önemini köylüye anlatmaya devam eder; ancak köylüler baskalarinin etkisindedir ve ona inanmamaya devam ederler.Bunlari bir aydin gözüyle görüp yorumlayan Ahmat Celal, aydin ile cahil arasindaki uçurumu farkeder.Anadolu halkinin asirlar boyunca ne kadar ihmal edildigini kendi gözleriyle görür.Tabii bütün gözlemlerini ani defterine yazmayi da ihmal etmez.
Köyde bu olaylar olurken, Kurtulus harpi da iyiden iyiye alevlenmis ve köylüler Ahmet Celal Bey’in anlatmaya çalistigi gerçekleri yasamak zorunda kalmistir.Yunanlilar onlarin köyünü de basmistir.Köylüler dereye kaçarak gizlenmeye çalismistir.Ancak düsman onlari yakalar ve köy meydanina getirir.Ahmet Celal Bey, bir anlik kargasadan yararlanip Emine’nin elini tutar ve ikisi kosmaya baslarlar.Düsman arkalarindan ates açar ve onlari yaralar.Ayrica tüm köy halki düsman tarafindan öldürülür.Köyün mezarligina kadar ancak gelirler.Orada sabaha kadar bekleyip sonra yola çikmaya karar verirler;ancak Emine’nin yarasi agirdir ve devam edemez.Ahmet Celal Bey ani defterini Emine’ye verir ve herseyini birakarak yeni ve bilinmeyen bir hayata adim atar.
Roman Karakterleri ve Özellikleri
Ahmet Celal Bey:Çanakkale’de kolunu kaybettikten sonra Mehmet Ali’nin köyüne yerlesir.Köyde yasadigi sorunlari yenmeyi basaran güçlü bir karakterdir.Aydin bir karakterdir.Köylüler onu dislamistir.Kurtulus harpi’ni yakindan takip etmistir.Romanda karamsarligi dikkat çeker.Romanda Kurtulus harpi’na karsi duyarli olusu dünya görüsüne bagli olarak verilir.Bireysel durumlari, yalnizligi, içine kapanisi ruhsal çözümlemelerle anlatilir.
SALIH AGA :Köyün agasidir ve oldukça zengindir.Kilik kiyafeti oldukça kötüdür.Çok kurnaz biridir.Tüm köyü etkisi altina almistir.Çikarlari ugruna düsmanla isbirligi yapar.Köylüyü düsman karsisinda çaresiz birakir.
MEHMET ALI: Dört yil Ahmet Celal Bey’in yaninda kalmistir;ama Devamını Okuyun. »

Tanzimat sonrası Türk Edebiyatı’nın en önemli isimlerinden olan Abdülhak Hamit Tarhan; Recaizade Mahmut Ekrem, Namık Kemal ve Ebüziyya Tevfik gibi isimler ile birlikte yeni, batıya yönelik Türk Edebiyatı’nın kurucularından oldu.

Abdülhak Hamit Tarhan, 2 Ocak 1852′de İstanbul’da doğdu. Dededen gelen soylu bir ailenin çocuğu olan Abdülhak Hamit Tarhan’nın dedesi Abdülhak Molla, II. Mahmut ve Abdülmecit’in hekimiydi. Babası Hayrullah Efendi ise tarihçi ve diplomattı.

Abdülhak Hamit Tarhan ilk eğitimine, Evliya Hoca, Behaeddin Hoca ve Tahsin Efendi gibi özel hocalardan aldığı derslerle başladı. Ardından Bebek Köşk Kapısı’ndaki Mahalle Mektebi’ne ve daha sonra Rumelihisar Rüştisine gitti. 1863 yılında henüz 11 yaşındayken ağabeyi Nasuhi Bey ile Paris’e giderek eğitimine burada devam etti. Özel bir okulda okuyan Abdülhak Hamit, bu sayede Fransızcasını geliştirdi. Babasının da Paris’e gelmesinden kısa bir süre sonra 1865 yılında İstanbul’a döndü. İstanbul’da Fransız Okuluna devam ederken bir yandan da Babıali’de tercüme odasında çalışıyordu. Devamını Okuyun. »

Charles Pierre Baudelaire, 19. yüzyılın en önemli Fransız şairlerinden. Asi üslubu ve kışkırtıcı yazılarıyla, avangard sanatın öncülerinden, çevirmen, eleştirmen.

9-nisan 1821’de, paris’te dünyaya gelen Baudelaire, 1827′de babasının ölümü ve daha sonra annesinin evlendiği, Aupick adındaki, üvey babasıyla anlaşamaması sebebiyle mutsuz bir çocukluk geçirdi.

1839′da, okuduğu okuldan, displinsizlik sebebiyle atılan Baudelaire, ailesi tarafından hukuk öğrenimi görmeye zorlanması ve bu durumdan sıkılması üstüne, başkaldırarak, Quartier Latin’de, bohem bir hayat yaşamaya başladı. Devamını Okuyun. »

Conrad Potter Aiken, 5-agustos 1889′da Savannah, Gürcistan’da doğdu. Aiken henüz çocukluk yıllarındayken, evinde anne ve babasının cesetleri ile karşılaşması sonucu ciddi bir travma geçirdi. Doktor olan babası, annesini ve kendisini öldürmüştü. Bu olayın ardından 11 yaşında Massachusetts’deki teyzesine gönderildi ve onun yanında yaşamaya başladı.

Harvard’a girmeden önce özel okullar olan Middlesex School ve Concord’da eğitim aldı. Harvard’ta T.S.Eliot ile aynı sınıftaydı. 1912′de Eliot, Walter Lippman, Van Wyck Brooks, ve E.E. Cummings ile aynı dönemde Harvard’tan mezun oldu.

Belli bir süre gazete muhabiri olarak çalıştıktan sonra, kendini yazmaya adadı. Bu dönemde ufak bir kazancıda vardı. Şiirlerinde ve yazılarında Sigismund Schlomo Freud, Havelock Ellis, William James, Edgar Allan Poe gibi önemli yazar ve düşünürlerin yazı ve görüşlerine de yer verdi. Devamını Okuyun. »