<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitap Özetleri,Kitap Özeti &#187; Yazarlar</title>
	<atom:link href="http://www.kitap-ozetleri.com/category/yazarlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kitap-ozetleri.com</link>
	<description>Kitap özetleri, kitap özeti, kitap eleştirileri, yazarlar, romanlar, hikayeler, masallar, biyografiler</description>
	<lastBuildDate>Sun, 23 Aug 2009 16:19:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Lev Nikolayeviç Tolstoy un hayatı</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/yazarlar/lev-nikolayevic-tolstoy-un-hayati.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/yazarlar/lev-nikolayevic-tolstoy-un-hayati.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Nov 2008 01:09:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Lev Nikolayeviç Tolstoy]]></category>
		<category><![CDATA[Tolstoy]]></category>
		<category><![CDATA[Tolstoyun eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tolstoyun hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/?p=2241</guid>
		<description><![CDATA[Lev Nikolayeviç Tolstoy (9 Eylül 1828 &#8211; 20 Kasım 1910) Büyük bir rus yazarı, fikir, eğitim, sanat dünyasının en ünlü kişilerinden biridir. Zengin bir ailenin çocuğu olarak Yasnaya-Polyana&#8217;da doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova&#8217;ya gitti. Çalışkan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Lev Nikolayeviç Tolstoy (9 Eylül 1828 &#8211; 20 Kasım 1910)</p>
<p>Büyük bir rus yazarı, fikir, eğitim, sanat dünyasının en ünlü kişilerinden biridir. Zengin bir ailenin çocuğu olarak Yasnaya-Polyana&#8217;da doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova&#8217;ya gitti. Çalışkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire&#8217;i ve J. J. Rousseau&#8217;yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetle etkisinde kalmıştı. Yasnaya-Polyana&#8217;ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan &#8220;Çocukluk&#8217;u&#8221; bu sıralarda yazdı.</p>
<p><span id="more-2241"></span></p>
<p>Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya&#8217;ya gitti. Kafkas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını ele aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikayelerini yazdı. 1854&#8242;te Kırım savaşı&#8217;na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg&#8217;a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Gene de içinde aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa, İsviçre&#8217;de dolaştı. Yurduna dönüşünde gene Yasnaya-Polyana&#8217;ya yerleşti. Asalet ünvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862&#8242;de evlendi.</p>
<p>Tolstoy evlendiğinde karısı Sophie Behrs 16 yaşında idi.Bu evlilik onun düzenli bir hayat özlemini giderecekti.Karısına önceki yaşamı,özelliklede yanlarında çalışan kadın kölelerle olan cinsel ilişkileri anlattığı günlüklerini evlendikleri gün okuması için vermiş ve önceki hayatındaki yaptığı yanlışları öğrenmesini istemiştir.Fakat cinselliğe düşkünlüğü evlilikleri boyunca sürdü.Bu evlilkten 12 cocukları oldu bu çocuklardan 5&#8242;i öldü.Eserlerinin en kuvvetli olan iki romanı &#8220;Savaş ve Barış&#8221; ile &#8220;Anna Karenina&#8217;yı&#8221;, bu sıralarda yazdı.Karısı eserlerini yazmasında en büyük yardımcısıydı,hatta &#8220;Savaş ve Barış&#8221;ı 12 kez düzeltmelerini yapıp yazmıştır. Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özelikle Rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı bıkıp usanmadan yazmasıydı. &#8220;Kruetzer Sonat&#8221;, &#8220;Efendi ile Uşak&#8221;, &#8220;Karanlıkların Gücü&#8221;, &#8220;İman nedir&#8221;, &#8220;İnciler&#8221;, &#8220;Kilise ve Devlet&#8221;, &#8220;İtiraflarım&#8221; hep bu yılların ürünleridir.</p>
<p>Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy&#8217;un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını gerçekten büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof bir eğitimci olarak da ün kazanmıştı. Yukarıda sayılanların dışında &#8220;Diriliş&#8221;, &#8220;Gençliğim&#8221;, &#8220;Çocukluk&#8221;, &#8220;Hacı Murat (roman)&#8221;, &#8220;Ayaklanış&#8221;, &#8220;Sergey Baba&#8221;, &#8220;Tanrı Bizim İçimizdedir&#8221;, &#8220;Kazaklar&#8221;, &#8220;Tesadüf&#8221;, &#8220;İki Süvari&#8221; gibi eserleri vardır.</p>
<p>82 yaşında vefat eden Tolstoy birçok kez büyük sıkıntılar yaşamıştır.Tolstoy ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda, evini bırakıp yollara düştü. Bir gün küçük bir kasaba istasyonunda, hayata gözlerini yumdu.</p>
<p><strong>Romanları</strong><br />
Anna Karenina<br />
Diriliş<br />
Savaş ve Barış<br />
İtiraflarım<br />
Kereutzer Sonata<br />
İnsan Ne İle Yaşar?<br />
Hacı Murat</p>
<p><strong>Öyküleri</strong><br />
Ağdaki Kuşlar<br />
Ateşi Kıvılcımken Söndürmeli<br />
Baskın<br />
Davulun Sesi<br />
Efendi ile Uşak<br />
Erik Çekirdeği<br />
İvan İlyiç&#8217;in Ölümü</p>
<p><strong>Masalları</strong><br />
Fil ile Tilkiler<br />
Masallar<br />
Tolstoy&#8217;dan Masallar</p>
<p><strong>Günlük ve Mektuplar</strong><br />
Tolstoy&#8217;un Günlüğü</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/yazarlar/lev-nikolayevic-tolstoy-un-hayati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>LaFontenin Hayatı</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/yazarlar/lafontenin-hayati.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/yazarlar/lafontenin-hayati.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jun 2008 08:57:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/yazarlar/lafontenin-hayati.html</guid>
		<description><![CDATA[Jean de La Fontaine Doğumu 8 Temmuz 1621 Fransa/Château-Thierry Ölümü 13 Nisan 1695 Fransa / Paris Jean de La Fontaine (okunuşu Lafonten) (d. 8 Temmuz 1621Château-Thierry &#8211; ö. 13 Nisan 1695 Paris) Fransız şair ve yazar. Yazdığı fabl eserleri ile tanınmıştır. Varlıklı bir ailenin çocuğuydu. Pariste kolejde okudu. Hukuk tahsili yaptı. Papaz yetiştirilmek istenildi ise [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#323232">Jean de La Fontaine<br />
Doğumu 8 Temmuz 1621<br />
Fransa/Château-Thierry Ölümü 13 Nisan 1695<br />
Fransa / Paris</p>
<p>Jean de La Fontaine (okunuşu Lafonten) (d. 8 Temmuz 1621Château-Thierry &#8211; ö. 13 Nisan 1695 Paris) Fransız şair ve yazar.<span id="more-2005"></span></p>
<p>Yazdığı fabl eserleri ile tanınmıştır. Varlıklı bir ailenin çocuğuydu. Pariste kolejde okudu. Hukuk tahsili yaptı. Papaz yetiştirilmek istenildi ise de kiliseden ayrıldı. Okul hayatında başarılı bir öğrenci olamadı. Gençliğinde baba mesleği olan orman ve su kanalları işleriyle uğraştı. Çeşitli memurluklarda bulunmuş, düzensiz bir hayat yaşamıştır.</p>
<p>1673 senesinde Madam de la Sablièrenin himayesine girerek burada ilimfelsefeciler ve yazarlarla tanıştı. İlk masallarını burada yazdı. Çağdaşları, La Fontainei . bir masal yazarı olarak görüyorlardı. Halbuki La Fontaine, yazdığı masallarda Dede Korkut masallarındaki uslupla hayvanlaraahlaki karakterler vererek onların şahıslarında bazı insan karakterlerini tenkidahlak dersi vermiştir. Buna edebiyatta teşhis ve intak sanatı denir. La Fontainein bu hususiyeti çok geç fark edilmiştir. Eserlerinde sadelik ve açıklık görülür. Konuşma şeklinde akıcı şiirleri, hayvanlar . üzerinde tenkitleri, incitmeden iğneleme usulleri ile Fransız edebiyatına büyük eserler kazandırmıştır. adamları, etmiş, bir</p>
<p>La Fontaine masallarındaki konular, şark klasiklerinden alınmadır. La Fontaineden çok önceleri yazılmış Beydebanın Kelile ve Dimne eserindeki hikayelerin 18 tanesi[1], bu Fransız edebiyatçısı tarafından şiir şeklinde tekrarlanmıştır. Masalları çoğunlukla . herkesin anlayabileceği bir şekilde yazılmıştır. La Fontainein . canlı, hızlı, incelik ve nükte dolu bir anlatımı vardır. Kişilerini hemen daima hayvanlar arasından seçerse de bazan insanları, bilhassa köylüleri de olaylara karıştırır. Sık sık bahsettiği hayvanlar aslan, kurt, tilki, eşek ve horozdur.</p>
<p>La Fontaine, kötüyü göstererek iyinin ne olduğunu anlatmaya . çalışmıştır. Ancak şiirlerini okuyan çocuklarda herhangi bir açıklama yapılmazsa tam ters etkinin hasıl olduğu da bir gerçektir.</p>
<p>Masalları toplam olarak 238 adet olup, 12 kitapta toplanmıştır. 1668de basılan ilk altı kitabında 124 masal vardır ve bunlar birinci cildi meydana getirir. İkinci cilt 1678de basılan beş kitaptır. En son 1694de . bastırdığı üçüncü cilt ise tek kitaptan ibarettir.</p>
<p>La Fontaine, roman ve piyes de yazmıştır. Nakaratlı uzunca şiirleri ve şiirlimektupları vardır. Hadım, Gülünç Macera, Floransalı, Büyük Maşrapa, Köy Sevdaları komedi türündeki eserlerindendir. Contes (Kont) isminde şiirlihikayeler eserinden dolayı Fransız Akademisine kabul edildi.13 Nisan 1695te Pariste öldü.</p>
<p>Eserleri birçok dile . tercüme edilmiştir. Ancak hiçbir tercüme orijinalindeki sadelik ve çekiciliği verememiştir.</p>
<p>Türkçeye ise, Recaizade Mahmut Ekrem, Tevfik Fikret ve Orhan Veli Kanık tarafından çevrilmiştir</font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/yazarlar/lafontenin-hayati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>yaban özet</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/y/yaban-ozet.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/y/yaban-ozet.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jan 2008 14:28:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[y]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/yazarlar/yaban-ozet.html</guid>
		<description><![CDATA[Romanin Kisa Tanitimi Yaban, Yakup Kadri Karaosmanoglu’ nun en taninmis romanidir.Romanda, Ahmet Celal Bey adindaki bir karakterin bir köyde yasadiklarindan ve yasadiklari sonucunda Türk köylüsü hakkinda edindigi izlenimlerden bahsedilir.Roman bir ani kitabindan yola çikilarak ve bu kitaptan alintilar yapilarak yazilmistir.Romanda, Milli Mücadele Dönemi’nde köylü ile aydin arasindaki kopukluk ve fark anlatilir. Kitap Hakkinda Bilgiler Yazar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Romanin Kisa Tanitimi<br />
Yaban, Yakup Kadri Karaosmanoglu’ nun en taninmis romanidir.Romanda, Ahmet Celal Bey adindaki bir karakterin bir köyde yasadiklarindan ve yasadiklari sonucunda Türk köylüsü hakkinda edindigi izlenimlerden bahsedilir.Roman bir ani kitabindan yola çikilarak ve bu kitaptan alintilar yapilarak yazilmistir.Romanda, Milli Mücadele Dönemi’nde köylü ile aydin arasindaki kopukluk ve fark anlatilir.<br />
Kitap Hakkinda Bilgiler<br />
Yazar adi: Yakup Kadri Karaosmanoglu<br />
Kitap adi: Yaban<br />
Yayinevi:Iletisim Yayinlari<br />
Yayimlandigi il:Istanbul<br />
Baski numarasi: Otuz sekiz<br />
Sayfa sayisi:Iki yüz yirmi bir<br />
Türü: Roman<br />
Roman, ilk defa 1932’ de basilmistir.O tarihten beri 43 baski yapmistir.<br />
Kapak resmi Ferit Erkman’ a aittir.<br />
Roman, 1942 yilinda Cumhuriyet Halk Partisi’ nin yarismasinda ikinci olmustur.<br />
Yakup Kadri Karaosmanoglu’ nun Hayati ve Edebi Kisiligi<br />
Yirminci yüzyil edebiyatinin büyük romancisi 27 Mart 1889’ da Kahire’ de dogdu. Ortaokul ikinci sinifa kadar Manisa’da okudu.1903’te Izmir Lisesi’ne girdi.Sonra ailesiyle Misir’a giderek Fransiz Kolejine devam etti(1906-1908).Sonra Istanbul’a gelerek Fecr-i Ati Toplulugu’na katildi.Kurtulus harpi yillarinda Anadolu’ya geçti.Aylik fikir dergisi “Kadro”yu çikardi.Sirasiyla Tiran,Prag,Lahey ve Bern elçiliklerinde bulundu.Emekliye ayrilinca verimli bir yazi hayatina basladi.Anadolu Ajansi Yönetim Kurulu Baskanligi görevinde bulundu(1961-1965).Yazarligini sürdürürken 13 Aralik 1974’te Ankara’da öldü.<br />
Yazar, eserlerinde Türk toplumunun, Tanzimat’tan Atatürk Türkiye’si<br />
dönemine kadar olan yasantisini anlatan hikaye,makale ve romanlar yazmistir.Anlatiminda kendine özgüdür.Yapitlarinda genellikle toplumun sorunlari üzerine egilir.Anadolucu,Atatürkçü,Devletçi ve laik bir dünya görüsü vardir.Romanlarinda genellikle iç dünyalari zengin,kötümser,törelere bagli karakterler vardir.<br />
Yazarin Diger Eserleri<br />
ROMANLARI: Kiralik Konak(1922), Nur Baba(1922),Hüküm Gecesi(1927),Sodom ve Gomore(1928),Yaban(1932),Ankara(1934),Bir Sürgün(1937),Panorama(1954)<br />
HIKAYELERI: Bir Serencam(1913),Rahmet(1922),Milli harp Hikayeleri(1947)<br />
ÇESITLI MAKALELERI: Izmir’den Bursa’ya(H.Edip, F.Rifki, M.Asim ile,1922), Kadinlik ve Kadinlarimiz(1923), Seçme Yazilar(1928), Ergenekon(2 cilt,1929)<br />
OYUNLARI: Nirvana(1909), Veda(1909), Saganak(1929), Magara(1934)<br />
MENSUR SIIRLERI: Erenlerin Bagindan(1922), Okun Ucundan(1940)<br />
“YABAN” ROMANININ ÖZETI<br />
Romanda ana konu,bir Türk aydininin Kurtulus harpi dönemindeki köy gerçegiyle karsi karsiya gelmesidir.<br />
Romanin kahramani Ahmet Celal Bey’dir.Çanakkale’de harpta bir kolunu kaybetmis ve harptan gazi olarak kurtulmustur.Ama harp sonrasi yapayalniz kalmistir.Bunlara bir de Istanbul’un isgali eklenince, hizmet eri olan Mehmet Ali’nin köyüne gitmeye karar verir.Istanbul’un isgali sonrasinda gerçeklesen olaylari takip ederek, köylülere durumun önemini ve ciddiyetini anlatmaya çalisir.Ancak köylüler Salih aga’ya çok baglidir ve onun etkisinde kalarak Ahmet Celal Bey’i ciddiye almazlar.Bu nedenle Ahmet Celal Bey, köyde aradigi ilgiyi ve yakinligi bulamaz.<br />
Olaylar Ahmet Celal Bey’in cephesinden böyle görünürken, köylüler için daha farklidir.Onlar harpin ciddiyetini anlayamamistir.Onlara göre Ahmet Celal Bey bir yabandir.Onlarin dünyasindan uzak biridir.Zaten ilk bakista konusmasi, davranislari,giyimi, düsünceleri ve olaylara yaklasimi köylülerden çok farklidir.Örnegin her gün tras olmasi, devamli dislerini firçalamasi,geceleri kitap okumasi ve buna benzer davranislari köylülere garip gelmektedir.Bu nedenle, acilarini unutmak için geldigi bu köyde, olaylar umdugu gibi gelismemistir.<br />
Ahmet Celal Bey bir aydin konumundadir ve ilk defa Türk köylüsüyle karsilasmistir.Ancak köyde karsilastigi manzara onu çok sasirtmistir.Öncelikle yoksulluk ve cahillik vardir.Bunlarin bir sonucu olarak da bazi insanlarin emellerine alet olmaktadirlar.Herkes Salih Aga’nin etkisindedir.Onun her dedigi yapilmaktadir.Hatta yillarca emek verdigi hizmet eri Mehmet Ali bile gelisen bazi olaylarda subayi Ahmat Celal’e degil,Salih Aga’ya inanmistir.<br />
Bütün bunlarla beraber, Ahmet Celal Bey köyde yapayalniz da degildir.Mehmet Ali’nin annesi Zeynep Kadin ile kardesi Ismail, Ahmet Celal Bey’in güvendigi dostlaridir.<br />
Olaylarin böyle gelismesi Ahmet Celal Bey’i kaçinilmaz bir bunalima sürükler.Bir gün rahatlayip sikintilarini unutmak için dolasmaya çikar ve komsu köyün kizi Emine’ye asik olur.Ancak Ismail Emine’yi Ahmet Celal Bey’in elinden alinca Ahmet Celal Bey iyice umutsuzluga sürüklenir.<br />
Ahmet Celal Bey,Kurtulus harpi’nin önemini köylüye anlatmaya devam eder; ancak köylüler baskalarinin etkisindedir ve ona inanmamaya devam ederler.Bunlari bir aydin gözüyle görüp yorumlayan Ahmat Celal, aydin ile cahil arasindaki uçurumu farkeder.Anadolu halkinin asirlar boyunca ne kadar ihmal edildigini kendi gözleriyle görür.Tabii bütün gözlemlerini ani defterine yazmayi da ihmal etmez.<br />
Köyde bu olaylar olurken, Kurtulus harpi da iyiden iyiye alevlenmis ve köylüler Ahmet Celal Bey’in anlatmaya çalistigi gerçekleri yasamak zorunda kalmistir.Yunanlilar onlarin köyünü de basmistir.Köylüler dereye kaçarak gizlenmeye çalismistir.Ancak düsman onlari yakalar ve köy meydanina getirir.Ahmet Celal Bey, bir anlik kargasadan yararlanip Emine’nin elini tutar ve ikisi kosmaya baslarlar.Düsman arkalarindan ates açar ve onlari yaralar.Ayrica tüm köy halki düsman tarafindan öldürülür.Köyün mezarligina kadar ancak gelirler.Orada sabaha kadar bekleyip sonra yola çikmaya karar verirler;ancak Emine’nin yarasi agirdir ve devam edemez.Ahmet Celal Bey ani defterini Emine’ye verir ve herseyini birakarak yeni ve bilinmeyen bir hayata adim atar.<br />
Roman Karakterleri ve Özellikleri<br />
Ahmet Celal Bey:Çanakkale’de kolunu kaybettikten sonra Mehmet Ali’nin köyüne yerlesir.Köyde yasadigi sorunlari yenmeyi basaran güçlü bir karakterdir.Aydin bir karakterdir.Köylüler onu dislamistir.Kurtulus harpi’ni yakindan takip etmistir.Romanda karamsarligi dikkat çeker.Romanda Kurtulus harpi’na karsi duyarli olusu dünya görüsüne bagli olarak verilir.Bireysel durumlari, yalnizligi, içine kapanisi ruhsal çözümlemelerle anlatilir.<br />
SALIH AGA :Köyün agasidir ve oldukça zengindir.Kilik kiyafeti oldukça kötüdür.Çok kurnaz biridir.Tüm köyü etkisi altina almistir.Çikarlari ugruna düsmanla isbirligi yapar.Köylüyü düsman karsisinda çaresiz birakir.<br />
MEHMET ALI: Dört yil Ahmet Celal Bey’in yaninda kalmistir;ama <span id="more-782"></span>köye geldiginde yine eskisi gibi davranmaya, Ahmet Celal Bey’den uzaklasmaya ve köylü gibi davranmaya baslamistir.Sert tavirlari vardir.Önce Ahmet Celal Bey’in yaninda hizmet erligi yapmis, ona alismistir.Daha sonra ise köye gidip köylü gibi davranmistir.Kisacasi gittigi yere uyum göstermektedir.<br />
BEKIR ÇAVUS: Aslinda tipik bir köylüdür.O da digerleri gibi cahildir.Düsünce yapisi diger köylülerle aynidir.Ancak daha önce askerlik yapmis olmasi,Ahmet Celal Bey’e biraz daha yakin olmasini saglamistir.<br />
EMINE: Romanda Türk kizini simgeler.Ahmet Celal Bey’e yakinlik göstermistir.Ismail ile evlenmistir.Ahmet Celal Bey ile evlenmemistir; çünkü köylülerin etkisinde kalarak Ahmet Celal Bey’i yaban olarak benimsemistir.<br />
SEYH YUSUF: Her yil belirli zamanlarda köye gelerek köylüleri düsünceleriyle etkilemistir.Zehirli düsünceleriyle köylünün Ahmet Celal Bey’e inanmasini engellemistir.<br />
Romanda Yer ve Zaman<br />
Roman, Birinci Dünya harpi yillarindan baslayarak Sakarya Zaferi’ne kadar olan zamani kapsar(1918-1922).Yani Kurtulus harpi yillarini içerir.(Milli Mücadele Dönemi)<br />
Roman, Iç Anadolu Bölgesi’nde Porsuk Çayi civarinda bulunan bir köyde yasanan olaylarla ilgilidir.<br />
Romanin Konusu ve Iletisi<br />
Romanin konusu, Kurtulus harpi sirasinda köylü ile aydin arasindaki derin uçurumdur.<br />
Romanin iletisi, Anadolu halkinin asirlarca unutuldugu, cahil kaldigi,inkilaplara karsi çikan gericilerin yarattigi düzensizligin artik görülmesi gerektigi gerçekleridir.<br />
Romanda Dil Özellikleri<br />
Roman daha çok o zamanlarin aydin diliyle yazilmistir.Bir ani defterinden yararlanilarak yazilmasi bu sonuçta etkili olmustur.<br />
Romanda birçok yabanci kökenli sözcük vardir.Ancak sonradan sadelestirilerek, anlasilir hale getirilmistir.<br />
Uzun,tasvirli ve bol virgül kullanilmis cümleler vardir.Buna su cümle örnek verilebilir: “Zeynep Kadin,bir gün,bir komsu kavgasinda,paylasilmayan bir kocaman dibek tasini,husunetle teperek bir hamlede yere devirmisti.”<br />
Romanda kisiler anlatilirken ayrintilar titizlikle seçilmistir.Kisilerin dis görünümüyle ilgili ayrintilardan çok,kisiliklerin disa vurumu sonucu olusan davranislardan bahsedilir.<br />
Ayrica yer yer benzetme sanatini da kullanmistir.Buna su örnek verilebilir: “Askerlerin hepsi,toza topraga bulanmis,derileri günesten pasli bakira dönmüs,sakallari diken diken uzamis,üst bas perisan bir haldeydi.Tam bir bozgun askeri!”<br />
Son olarak, romanda kullanilan dil realizm akimina uygun ve yakin bir dildir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/kitap-ozeti_kitap_ozetleri/y/yaban-ozet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Abdülhak Hamit Tarhan&#8217;ın Hayatı (Biyografisi)</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/yazarlar/abdulhak-hamit-tarhanin-hayati-biyografisi-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/yazarlar/abdulhak-hamit-tarhanin-hayati-biyografisi-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Nov 2007 13:59:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/sairler/abdulhak-hamit-tarhanin-hayati-biyografisi-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Tanzimat sonrası Türk Edebiyatı&#8217;nın en önemli isimlerinden olan Abdülhak Hamit Tarhan; Recaizade Mahmut Ekrem, Namık Kemal ve Ebüziyya Tevfik gibi isimler ile birlikte yeni, batıya yönelik Türk Edebiyatı&#8217;nın kurucularından oldu. Abdülhak Hamit Tarhan, 2 Ocak 1852&#8242;de İstanbul&#8217;da doğdu. Dededen gelen soylu bir ailenin çocuğu olan Abdülhak Hamit Tarhan&#8217;nın dedesi Abdülhak Molla, II. Mahmut ve Abdülmecit&#8217;in [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tanzimat sonrası Türk Edebiyatı&#8217;nın en önemli isimlerinden olan Abdülhak Hamit Tarhan; Recaizade Mahmut Ekrem, Namık Kemal ve Ebüziyya Tevfik gibi isimler ile birlikte yeni, batıya yönelik Türk Edebiyatı&#8217;nın kurucularından oldu.</p>
<p>Abdülhak Hamit Tarhan, 2 Ocak 1852&#8242;de İstanbul&#8217;da doğdu. Dededen gelen soylu bir ailenin çocuğu olan Abdülhak Hamit Tarhan&#8217;nın dedesi Abdülhak Molla, II. Mahmut ve Abdülmecit&#8217;in hekimiydi. Babası Hayrullah Efendi ise tarihçi ve diplomattı.</p>
<p>Abdülhak Hamit Tarhan ilk eğitimine, Evliya Hoca, Behaeddin Hoca ve Tahsin Efendi gibi özel hocalardan aldığı derslerle başladı. Ardından Bebek Köşk Kapısı&#8217;ndaki Mahalle Mektebi&#8217;ne ve daha sonra Rumelihisar Rüştisine gitti. 1863 yılında henüz 11 yaşındayken ağabeyi Nasuhi Bey ile Paris&#8217;e giderek eğitimine burada devam etti. Özel bir okulda okuyan Abdülhak Hamit, bu sayede Fransızcasını geliştirdi. Babasının da Paris&#8217;e gelmesinden kısa bir süre sonra 1865 yılında İstanbul&#8217;a döndü. İstanbul&#8217;da Fransız Okuluna devam ederken bir yandan da Babıali&#8217;de tercüme odasında çalışıyordu.<span id="more-578"></span></p>
<p>1866 yılında babasının İran&#8217;a Tahran Büyükelçiliği&#8217;ne tayin edilmesi yüzünden babasıyla İran&#8217;a gitti. Babası 1867 yılında vefat edene kadar burada kaldı. İstanbul&#8217;a döndükten sonra Maliye Mühimme Kalemi&#8217;ne girdi. Maliye Kalemi&#8217;nde döneme edebiyat alanında damgasını vurmuş olan Recaizade Mahmut Ekrem ile tanışma fırsatı buldu. Bu dönem Sami Paşa&#8217;nın Hafız Divanı&#8217;nın okudu ve Tahran&#8217;daki hayatını anlatan &#8220;Macera-yı Aşk&#8221; adlı ilk eserini yazdı. Kısa sürede Şura-yı Devlet ve Sadaret Kalemi&#8217;ne yükselen Abdülhak Hamit, 1871 yılında Fatma Hanım&#8217;la evlendi. Bu dönem ilk şiirlerini yazmaya başladı.</p>
<p>1876 yılında Paris Büyükelçiliği&#8217;nde İkinci Katipliğe atandı ancak iki yıl sonra, zalim bir hükümdara başkaldırıyı anlatan &#8220;Nesteren&#8221; adlı oyunu yüzünden görevden alındı. Ardından 1881&#8242;de Gürcistan&#8217;daki Poti, 1882&#8242;de Yunanistan&#8217;daki Golos ve 1883&#8242;de Bombay Başkonsolosluklarına atandı. Hayatındaki en önemli olaylardan biri Bombay&#8217;dan dönerken uğradıkları Beyrut&#8217;ta eşi Fatma Hanım&#8217;ı kaybetmesi oldu. Bu ölümün etkisiyle ünlü şiiri &#8220;Makber&#8221;i yazdı.</p>
<p>1886 yılında Londra Büyükelçiliği&#8217;ne Başkatip olarak atandı. Burada kaldığı süre içinde ikinci eşi Nelly ile tanıştı ve evlendi. 1895 yılında Lahey elçiliğine getirildi. Ardından kısa bir süre sonra Brüksel&#8217;e tayini çıktı. Eşinin rahatsızlanması üzerine 1900&#8242;da İstanbul&#8217;a döndü.</p>
<p>1911 yılında ikinci eşi Nelly&#8217;nin ölümünden sonra, burada Cemile Hanım ile evlendi. Ancak bu evlilik 20 gün kadar sürebildi. 1912&#8242;de Belçika asıllı Lüsyen Hanım&#8217;la evlendi. İstanbul&#8217;da iken Meclis-i Ayan üyesi olan Abdülhak Hamit Tarhan, 1920&#8242;de İstanbul&#8217;un işgal edilmesi ile birlikte Viyana&#8217;ya kaçtı.</p>
<p>Viyana&#8217;da sıkıntılı günler geçiren yazarı, Ankara Hükümeti geri getirmek için çabalara başladı. İstanbul&#8217;a Hükümet sayesinde döndükten sonra Maçka&#8217;da bir eve gerleştirildi ve kendisine maaş bağlandı. 1928&#8242;de İstanbul Milletvekili seçildi ve 12 Nisan 1937&#8242;de İstanbul&#8217;da vefat edenek den bu görevi sürdürdü. Naaşı Zincirlikuyu&#8217;ya defnedildi.</p>
<p>Batılılaşmanın en büyük isimlerinden olan Abdülhak Hamit Tarhan, &#8220;Şair-i Azam&#8221; olarak bilinirdi. Hayatının büyük bir bölümünü yurtdışında geçirmiş ve Avrupa Edebiyatı&#8217;ndan oldukça etkilenmiştir. Kurallara uymayan, Batı edebiyatında gördüğü her yeniliği, Türk Edebiyatı&#8217;na da getirmiş ve &#8220;Divan Şiiri&#8221;nin bitiricilerinden olmuştur. Sanatından romantik öğelere ağırlık vermiştir. Vezin, kafiye ve dile pek önem vermemiş, lirizmi ön plana çıkarmıştır.</p>
<p>Tanzimat sonrası bütün edebi ve siyasi devrimleri edebiyatına katmıştır. İlk eserlerinde Tanzimat ekolünün etkisinde kalmış, daha sonra Batı edebiyatını daha yakından tanıyınca klasik edebiyattan tamamen ayrılmıştır.</p>
<p>ESERLERİ</p>
<p>Şiir:<br />
Sahra (1879)<br />
Ölü (1886)<br />
Hacle (1886)<br />
Bir Sefilenin Hasbihali (1886)<br />
Bâlâ’dan Bir Ses (1911)<br />
Validem (1913)<br />
İlham-ı Vatan (1918)<br />
Tayflar Geçidi (1919)<br />
Ruhlar (1922)<br />
Garâm (1923)</p>
<p>Oyun:<br />
İçli Kız (1874)<br />
Sabr ü Sebat (1875)<br />
Duhter-i Hindu (1875)<br />
Nazife yahut Feda-yı Hamiyet (1876, 1919)<br />
Tarık yahut Endülüs Fethi (1879, 1970)<br />
Eşber (1880, 1945)<br />
Zeynep (1908)<br />
Macera-yı Aşk (1910)<br />
İlhan (1913)<br />
Tarhan (1916)<br />
Finten (1918, 1964)<br />
İbn Musa (1919, 1928)<br />
Yadigar-ı Harb (1919)<br />
Hakan (1935)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/yazarlar/abdulhak-hamit-tarhanin-hayati-biyografisi-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Charles Pierre Baudelaire&#8217;nin Hayatı (Biyografisi)</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/yazarlar/charles-pierre-baudelairenin-hayati-biyografisi.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/yazarlar/charles-pierre-baudelairenin-hayati-biyografisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Nov 2007 00:37:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Jens</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/sairler/charles-pierre-baudelairenin-hayati-biyografisi.html</guid>
		<description><![CDATA[Charles Pierre Baudelaire, 19. yüzyılın en önemli Fransız şairlerinden. Asi üslubu ve kışkırtıcı yazılarıyla, avangard sanatın öncülerinden, çevirmen, eleştirmen. 9-nisan 1821’de, paris&#8217;te dünyaya gelen Baudelaire, 1827&#8242;de babasının ölümü ve daha sonra annesinin evlendiği, Aupick adındaki, üvey babasıyla anlaşamaması sebebiyle mutsuz bir çocukluk geçirdi. 1839&#8242;da, okuduğu okuldan, displinsizlik sebebiyle atılan Baudelaire, ailesi tarafından hukuk öğrenimi görmeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Charles Pierre Baudelaire, 19. yüzyılın en önemli Fransız şairlerinden. Asi üslubu ve kışkırtıcı yazılarıyla, avangard sanatın öncülerinden, çevirmen, eleştirmen.</p>
<p>9-nisan 1821’de, paris&#8217;te dünyaya gelen Baudelaire, 1827&#8242;de babasının ölümü ve daha sonra annesinin evlendiği, Aupick adındaki, üvey babasıyla anlaşamaması sebebiyle mutsuz bir çocukluk geçirdi.</p>
<p>1839&#8242;da, okuduğu okuldan, displinsizlik sebebiyle atılan Baudelaire, ailesi tarafından hukuk öğrenimi görmeye zorlanması ve bu durumdan sıkılması üstüne, başkaldırarak, Quartier Latin&#8217;de, bohem bir hayat yaşamaya başladı.<span id="more-509"></span></p>
<p>Sürdüğü çarpık hayatı ve Yahudi bir hayat kadınıyla ilişkiye girip, frengiye yakalanması sebebiyle Baudelaire, ailesi tarafından tamamen dışlanmasının ardından, 20 yaşında hindistan&#8217;a gönderilen Baudelaire aslında oraya hiç gitmedi.</p>
<p>1842’de fransa’ya dönen Baudelaire, sonradan en uzun süreli sevgilisi olan Jeanne Duval&#8217;le tanıştı.</p>
<p>Reşit olunca, babasının mirasını alan, ancak bu parayı hesapsızca harcadığı için ailesinin miras hakkını geri çekmesiyle parasız kalan Baudelaire, ailesi tarafından velayet altına alındı. Bu durum da Baudelaire’in ömür boyu olgunlaşamamasına sebep oldu.</p>
<p>Hayatını boş ve manasız gören Baudelaire, 1845’te intihar girişiminde bulundu. O sene ikinci kez frengi hastalığına yakalandı.</p>
<p>1846&#8242;da, Les Fleurs du Mal (Kötülük Çiçekleri) adlı kitabına girecek şiirlerini yazmaya başlayan Baudelaire, 1847&#8242;de Edgar Allan Poe&#8217;yı keşfederek, çocukluğunda öğrendiği İngilizce bilgisiyle, Poe’nun eserlerini Fransızca’ya çevirmeye başladı.</p>
<p>1848&#8242;de devrimcilerin yanında yer alan, ancak hayal kırıklığıyla sonuçlanan bir deneyim yaşayan Baudelaire’in, 1857&#8242;de, Théophile Gautier’e adadığı, Kötülük Çiçekleri adlı kitabının, Normandiya, Alençon’daki, yayıncı olan arkadaşı, Auguste Poulet-Malassis tarafından yayınlanmasının ardından, eserin içindeki altı şiir, kamu ahlakına aykırı bulunduğu için, Baudelaire hakkında dava açıldı.</p>
<p>Yazdığı şiirlerdeki üslubu nedeniyle, ahlaksızlıkla suçlanan Baudelaire, aynı yıl, üvey babasının da ölmesi üzerine, annesine tekrar yaklaşmaya çalıştı.</p>
<p>İçine kapanık ve kasvetli bir ruh haline sahip olan sanatçının sağlığı, 1851’de, esrar ve şaraba yönelmesiyle iyice bozuldu.</p>
<p>1860’da yayınlanan, Yapay Cennetler adlı eserde de uçlarda gezinen bir kişilik sergileyen Baudelaire, bir tür otobiyografi olan, Çırılçıplak Soyulan Yüreğim üzerine çalıştığı ve 1862’de, Le Spleen de Paris (Paris Sıkıntısı) adıyla, düzyazı şiirlerini yayımladığı sırada frenginin yan etkilerini gittikçe daha fazla hissetmeye başladı.</p>
<p>İki yıl kaldığı belcika’dan dönüşünde felç olan sanatçı, 31-agustos 1867’de, Paris’te, öldü. Charles Pierre Baudelaire, Paris Cimetière du Montparnasse&#8217;a gömüldü.</p>
<p>Hayatta olduğu sırada, kurulmakta olan modern Paris&#8217;in metropol yaşantısı üzerine inşa ettiği edebiyatı ve eleştiri yazıları, yenilikçi estetiğin başlangıcı sayılan Baudelaire, Rimbaud&#8217;dan Mallarme&#8217;ye, Yahya Kemal’den Cahit Sıtkı Tarancı&#8217;ya, sayısız şairi baştan çıkaran, 20. yüzyıl edebiyatının en etkili öncülerinden oldu.</p>
<p>Klasik geleneğe ve egemen modernizme karşı, asi ve reazlizme baş kaldıran bi görüntü çizen Baudelaire’in bu tutumu, yaşadığı dönemde, şiirlerinin yasaklanmasına kadar varan düşmanlıklar uyandırdıysa da, ölümünden sonra, bu sorgulayan ve kabullenmeyen uslubu, avangard sanat ve edebiyatın temelini oluşturdu.</p>
<p>Kaynak:biyografi.info</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/yazarlar/charles-pierre-baudelairenin-hayati-biyografisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Conrad Potter Aiken&#8217;in Hayatı (Biyografisi)</title>
		<link>http://www.kitap-ozetleri.com/yazarlar/conrad-potter-aikenin-hayati-biyografisi.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozetleri.com/yazarlar/conrad-potter-aikenin-hayati-biyografisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Nov 2007 00:35:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Jens</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozetleri.com/sairler/conrad-potter-aikenin-hayati-biyografisi.html</guid>
		<description><![CDATA[Conrad Potter Aiken, 5-agustos 1889&#8242;da Savannah, Gürcistan&#8217;da doğdu. Aiken henüz çocukluk yıllarındayken, evinde anne ve babasının cesetleri ile karşılaşması sonucu ciddi bir travma geçirdi. Doktor olan babası, annesini ve kendisini öldürmüştü. Bu olayın ardından 11 yaşında Massachusetts&#8217;deki teyzesine gönderildi ve onun yanında yaşamaya başladı. Harvard&#8217;a girmeden önce özel okullar olan Middlesex School ve Concord&#8217;da eğitim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Conrad Potter Aiken, 5-agustos 1889&#8242;da Savannah, Gürcistan&#8217;da doğdu. Aiken henüz çocukluk yıllarındayken, evinde anne ve babasının cesetleri ile karşılaşması sonucu ciddi bir travma geçirdi. Doktor olan babası, annesini ve kendisini öldürmüştü. Bu olayın ardından 11 yaşında Massachusetts&#8217;deki teyzesine gönderildi ve onun yanında yaşamaya başladı.</p>
<p>Harvard&#8217;a girmeden önce özel okullar olan Middlesex School ve Concord&#8217;da eğitim aldı. Harvard&#8217;ta T.S.Eliot ile aynı sınıftaydı. 1912&#8242;de Eliot, Walter Lippman, Van Wyck Brooks, ve E.E. Cummings ile aynı dönemde Harvard&#8217;tan mezun oldu.</p>
<p>Belli bir süre gazete muhabiri olarak çalıştıktan sonra, kendini yazmaya adadı. Bu dönemde ufak bir kazancıda vardı. Şiirlerinde ve yazılarında Sigismund Schlomo Freud, Havelock Ellis, William James, Edgar Allan Poe gibi önemli yazar ve düşünürlerin yazı ve görüşlerine de yer verdi.<span id="more-508"></span></p>
<p>Aiken&#8217;in ilk şiir koleksyonu, &#8220;Earth Triumphant&#8221;ın, 1914&#8242;de yayınlanması, Aiken adının sair olarak tanınmasının öncüsü oldu.</p>
<p>&#8220;Bütün güzel şeylerin sonu var,<br />
Bütün güzellikler solup gidecekler,<br />
Ve sen gençlik, çok cesurca harcanan,<br />
Bir peni için yalvaracak ve sonra hoşçakal.&#8221;<br />
&#8220;Bütün güzel şeylerin bir sonu vardır&#8221;dan bir dörtlük.</p>
<p><strong>Şiirlerinden&#8230;</strong></p>
<p>Talat Sait Halman&#8217;ın çevirisiyle &#8220;sunuş şarkıları&#8221; şiiri:</p>
<p>İyi bak, göreceksin, daldan düşecek yaprak,<br />
düşecek sessiz ota hiç ses çıkarmayarak&#8230;<br />
İşte, elinde ancak çıplak bir dal kalacak,<br />
bir de ölü atlarda canı çıkmış bir yaprak,<br />
bir şey gelmiş de gitmiş. olup olacağı bu.</p>
<p>Neydi bu düşüşteki gürültü patırtılar?<br />
Zerrelerin savaşı, dallarda yıkıntılar.<br />
Yaprakta felaketli, alev alev yanarak,<br />
belirsizdi çağlardan öte bu sarsıntılar.<br />
Sadece yaprak düşmüş, dal kalmıştı çırçıplak.</p>
<p>Dünya demişler buna: hepsi bu kadar ancak,<br />
görünmez bir başlangıç, bir yıkım koparacak<br />
ıvır zıvır işleri yaman atılımlardan.<br />
Konuş: geçmiş gelecek devrimden nice hortlak<br />
dolar kısa sözlere. girdap bizi yutacak.</p>
<p>Kaynak:biyografi.info</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozetleri.com/yazarlar/conrad-potter-aikenin-hayati-biyografisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

