Çalı Kuşu kitabı özeti

This post was written by admin on Şubat 1, 2008
Posted Under: kitap özeti-kitap özetleri

Feride’nin babası Nizamettin adında bir süvari binbaşısı imiş, annesiyle evlendiğinde Diyarbakır’a gön-dermişler, Diyarbakır’dan Musul’a oradan Bağdat’a oradan Karbela’ya geçmiş sürekli yer değiştirir, bir gittiği yerde iki sene üst üste kalmazmış. Feride iki buçuk yaşlarında iken Musul’dalarmış yaz çok sert geçtiğinden babası annesi ve Feride’yi Musul’da bir köye göndermiş. Feride’nin annesi Güzide adında hasta bir kadınmış. O kadar hastaymış ki Fe-ride’yle ilgilenemiyormuş bile bu yüzden Feride’yi bebeğini kaybetmiş, Fatma adında bir arap kadına vermişler. Feride dört yaşına kadar dadısının yanında kalmış, dört yaşınday-ken Fatma dadısı evlenip gidince çok ağlamış, onun acısını babasının sakat bir süvari neferi unutturmuş Feride’ye o bakmış. Babası, annesinin ölmeden önce ailesini görmesini istiyormuş bu yüzden İstanbul’a yola çıkmışlar fakat İstan-bul’a yetişemeden Beyrut’ta Feride’nin annesi vefat etmiş. Babası Feride’nin İstanbul’daki teyzesinden ve büyükanne-sinden çekindiği için kendi İstanbul’a gitmemiş ve Feride’yi nefer Hüseyin ile İstanbul’a yollamış. Feride dokuz yaşında büyükannesini kaybedinceye kadar büyükannesiyle kalmış. Büyükannesi vefat ettiğinde babası da tesadüfen İstan-bul’daymış, babasını bu sefer Trablus’tan Arnavutluk’a kal-dırmışlar babası Feridenin İstanbul’daki teyzesinden çekin-diği için onu bir Fransız yatılı okulu olan Sör Mektebi’ne göndermiş. Feride bu okulda on sene okumuş.
Feride çok yaramaz bir çocukmuş okulun bahçesinde bir kuru ağaç varmış uyarı ve tedbirlere aldırmadan her tenef-füste o ağaca tırmanır, daldan dala atlarmış bunu gören bir öğretmen bir gün “Bu kız insan değil, Çalıkuşu” diye bağır-mış o günden sonra ismi unutulmuş ve herkes onu Çalıkuşu olarak çağırmış bu sadece okulda kalmamış, akrabalar ara-sına da yayılmış. Feride okul yıllarında babasını kaybetmiş.

  Yaz tatillerini Besime teyzesinin Kozyatağı’ndaki köş-künde geçirirmiş. Besime teyzesinin iki çocuğu varmış bü-yük olanının adı Kâmran onun küçük kız kardeşi ise Necmiye imiş. Çalıkuşu akraba çocuklarıyla pek geçine-mezmiş hepsini yıldırırmış fakat Kâmran’a karşı her zaman bir çekimserlik duymuş, hep ona kötülük yapmak istemiş gizli gizli ayağına taş atar, gözüne kum serpermiş ve bunun gibi birçok yaramazlık yapmış Kâmran’a karşı, fakat Kâmran hiç çok fazla sinirlenip kızmamış.
  Bir yaz tatilinde ağaca tırmanma illeti yüzünden başına bir iş gelmiş; o yaz köşke Neriman adında yirmi beşlik bir dul gelmiş amacı Kâmran’ı etkilemek ve elde etmekmiş, bir akşam Çalıkuşu kiraz yemek için ağaca çıktığında Neriman ve Kâmran’ı bahçede öpüşürken görmüş ve dayanamayarak gülmüş, Neriman kaçmış ve Kâmran Feride ile konuşmuş, Feride bundan kimseye bahsetmeyeceğine söz vermiş.
Okulda kızlar yaz tatilinde yaşadıkları aşkları ve erkek arkadaşlarını birbirlerine anlatırlarmış, Feride’nin Mişel a-dında aşk düşkünü bir arkadaşı varmış bir okul gezisi dönü-şünde yolda Çalıkuşu kendini aşk yaşayamayacak kadar saf ve aptal olarak düşünmemeleri için Mişel’e bir aşk hikayesi uydurmuş, yazın gördüğü Kâmran ile Neriman arasındaki  oynaşmada Neriman’ın yerine kendini koymuş ve bu yalan hikayeyi Mişel’e inandırmış. O günden sonra kızların Çalıku-şu hakkındaki düşünceleri değişmiş, Kâmran’ın sık sık mek-tebe uğrayıp, yazın ağaçta gördüklerini kimseye anlatma-ması için hediyeler ve Feride’nin çok sevdiği fondan şeker-lerinden getirmesi de okuldaki kızlara, Feride’nin bu hika-yesinin yalan olmadığına dair bir kanıt olarak görünüyor-muş.

Diğer yaz Feride Tekirdağ’daki teyzesine gitmiş. Teyzesinin kızı ve kendinden birkaç yaş büyük olan Müjgan ile çok iyi dost ve sırdaş olmuşlar. Çalıkuşu Kâmran ile kur-duğu aşk hikayesini Müjgan ablasına da anlatmış ve Müjgan ablası onun gerçekten Kâmran’a fena halde vurulmuş oldu-ğunu söylemiş ve tabi Çalıkuşu bunu reddetmiş. Birkaç haf-ta sonra özlediğini bahane ederek Kâmran da Tekirdağ’a teyzesi gile gelmiş. Bir gün Müjgan ile deniz kıyısında otu-rurken Kâmran yanlarına gelmiş. Feride onu görünce uzak-laşmış, Müjgan’la Kâmran konuşmaya başlamışlar. Müjgan Feride’nin yalan hikayesini Kâmran’a anlatmış, Feride bir şeyler hissetmiş oradan kaçmaya başlamış ama Müjgan ile Kâmran sürekli onu takip ediyor ve peşinden geliyormuş, köşke kadar kovalamaca devam etmiş. Köşke geldiklerinde arka bahçedeki salıncakta Feride tüm komşu çocuklarını sallamış, hepsi bitince Kamran da kendisini sallamasını is-temiş Feride tereddüt etmiş fakat kabul etmiş sallanırken ip kopmuş ve yere düşmüşler. Ayağa kalktıklarında Kâmran her şeyi öğrendiğini söylemiş ve Feride’ye evlenme teklif etmiş. Kâmran ile nişanlanmışlar. Feride’nin sonradan öğ-rendiğine göre Kâmran’ın sıkça okula uğrayıp hediye getir-mesi ve hatta yazın Tekirdağ’a gelmesinin nedeni Feride’yi sevmesiymiş. Diğer yaz Kâmran’ın İspanya’daki amcası Kâmran’ı yanına sefaret katibi olarak çağırıyor, Feride ile bunu konuşuyorlar ve alınan kararla Kâmran Avrupa’ya gi-diyor. Dört yıl sonra Kâmran’ın dönmesi, Feride’nin de me-zun olması ve evlenmeleri planlanıyor.

Dört yıl sonra Kâmran dönüyor ve düğünlerinden bir gün önce bir çarşaflı kadın köşke geliyor ve Feride Ha-nım ile görüşmek istiyor. Konuşuyorlar ve Feride Kâmran’ın Avrupa’da tanıştığı, Münevver adında bir sevgilisinin oldu-ğunu öğreniyor ve kanıt olarak bir Kâmran’ın yazdığı bir mektubu okuyor bu mektubun bir bölümünde Kâmran “sarı çiçeğim” diye hitap ediyor. O gece Feride teyzesine bir mektup, Kâmran’a da şu notu yazarak kaçıyor:
  “Kâmran Beyefendi. “Sarı Çiçek” romanını baştan-başa öğrendik. Bir daha ölünceye kadar birbirimizi görmek yok. Senden nefret ediyorum”

Feride’nin Anadolu macerası bundan sonra başlı-yor. Maarif Nezareti’ne gitmeden önce Gülmisal Kalfa adın-daki eski bir kalfalarına gidiyor ve geceyi orada geçiriyor. Gülmisal Kalfa Feride’ye biraz para veriyor. Feride ertesi gün Maarif Nezareti’ne gidiyor çok uğraştıktan sonra B… diye bir yerde coğrafya ve resim öğretmenliğini buluyor.
Gönderildiği yerde bir otelde kalıyor ve Hacı Kalfa adında yaşlı, iki çocuk babası bir otel hademesiyle dost oluyor. Er-tesi gün tayin olduğu okulda zaten Huriye adında bir coğ-rafya ve resim öğretmeninin olduğunu öğreniyor. Çok olay-lar yaşıyor, İstanbul’a durumu bildiriyorlar, aylar sonra İs-tanbul’dan Feride Hanımın kalmasını ve diğer öğretmenin gitmesini bildiren bir yazı geliyor fakat tersini isteyen maa-rif müdürü Feride’ye yazıdan bahsetmiyor ve onu kandıra-rak istifa ettirip çok güzel diye övdüğü Zeyniler adında bir köye gönderiyor. Feride gerçeği öğrendiğinde iş işten geç-miş oluyor.

Feride’nin gittiği köy çok kötü bir yermiş, bir mezarın yanındaymış ve insanlar ölümle iç içe yaşıyorlarmış, herkes neşesiz ve çocukların oynadığı oyunlar, söyledikleri şarkılar bile tabutlar, cesetler ve ölümle ilgiliymiş. Okul eskiden bir ahırmış ve 11 yaşından büyük erkek çocuklarını erkekten sayıp başka bir köye gönderiyorlarmış çünkü inanca göre erkek ile kız birlikte okuyamazmış. Feride bu köyde insanla-ra yardım ediyor onları hayata kazandırmak istiyor ve çaba gösteriyor. İlk günden beri Munise adında sütbeyaz tenli sarışın, üvey annesi olan ve gerçek annesi bir jandarma ile kaçtığı için kötü kadın olarak bilinen ve bu yüzden dışlanan bir öğrencisini çok seviyor. Bu kız sürekli hırpalanıyor ve dayak yiyor. Bir gün Munise babasından dayak yemek üze-reyken evden kaçıyor ve iki gün kayıp oluyor. Herkes öldü-ğünü düşünürken Munise Feride’nin evine sığınıyor bir gece kalıyor ve çok üzülen Feride bu kızı evlat ediniyor. Bir gece köyde Jandarma ile eşkıya arasında çatışma oluyor yaralı bir Jandarma köyün misafir odasına getiriliyor. Hayrullah adında bir askeri doktor Feride’yi çağırıyor, hastaya bakma-sını istiyor. Feride bu doktora çok ısınıyor, dost gibi oluyor-lar. Bir süre sonra Köye bir maarif müdürü geliyor ve okulu kapatıyor.

Feride Munise’yi ve hediye aldıkları bir keçi yavrusunu da alarak B…’ye geri dönüyor. Hacı Kalfa’nın yardımıyla gü-zel bir ev tutuyorlar. B…’de maarif müdürü yine Feride ile ilgilenmiyor ve çok eziyet çekiyor, uğraşıyor ve maarif mü-dürü hiç boş yerinin olmadığını, sadece Çadırlı diye bir köy-de yer olduğunu söylüyor. Bu arada maarif müdürü Fran-sa’dan gelen bir yazar konuğunu beklediği için hemen ko-nuyu geçiştiriyor ve Feride’nin kabul ettiğini duymadan ko-nuğu geliyor. Yazarın karısı tesadüfen Feride’nin okuldan arkadaşı çıkıyor, onunla ve kocasıyla konuşurken maarif müdürü Feride’nin Fransızca öğrendiğini anlayıp onu B…’de bir okula Fransızca öğretmeni olarak atıyor. Feride çok gü-zel olduğundan başından çok olay geçiyor. Feride’ye burada “İpekböceği” ismi takılıyor, güzelliği çok delikanlının diline düşüyor, hakkında çok dedikodu yapılıyor ve okulun müdi-resi dayanamayıp Feride’nin gitmesini istiyor. Feride bura-dan Ç… diye bir ilçeye tayin ediliyor, gitmeden önce kendi-sine aşık olan müzik öğretmeni Yusuf Beyin ölmek üzere olduğunu ve son isteğinin Feride’yi görmek olduğunu öğre-niyor ve son nefesinde Yusuf’a org çalıyor. Giderken Zeyniler’den aldıkları keçiyi Hacı Kalfa’ya bırakmak zorunda kalıyorlar ve Munise üzülmesin diye, Feride altı tane kuş sa-tın alıyor.

  Ç…’de de Feride’nin güzelliği başına bela oluyor ona “Gülbeşeker” ismini takıyorlar, tüm delikanlılar ondan bah-sediyor, soylu bir aileden gelen binbaşı İhsan’dan evlenme teklifi alıyor ve reddediyor. Daha sonra Burhanettin diye bi-ri Feride’ye tuzak hazırlayıp onu elde etmeye çalışıyor. Fe-ride davet edildiği bağda bayılıyor ve gelen doktor onu tek-rar Ç…’ye götürüyor. Feride kendini kötü hissediyor ve Ç…’yi terk ediyor. Feride buradan İzmir’e gidiyor. Feride burada Reşit Bey diye birinin köşkünde bu adamın  2 kızına özel Fransızca dersi veriyor. Şans eseri bu kızların teyzesi, Kamran’ın karısı Münevver çıkıyor. Kız Kâmran’ın bir resmi-ni gösterip onu düğün gecesi terk eden şımarık nankör kız-dan bahsediyor (bu kız Feride ve onu böyle bir insan sanı-yorlar) Feride hiçbir tepki vermiyor, gerçeği de söylemiyor ve buradan ayrılmayı kafasına takıyor. Birkaç gün sonra evdeki bir hizmetçi Feride’ye karşı Reşit Bey’i övüyor ve “seninle görücüye çıksak ne güzel olur” cinsinden birkaç hi-leli söz ile Feride’yi Reşit Bey’e istediğini izah ediyor. Zaten gitmeye niyetli olan Çalıkuşu ben nişanlıyım ve yakında bu-radan ayrılıyorum diyor ve yine aynı Maarif Müdürlüğü ezi-yetini çekerek yeni bir yere tayin edilmek istiyor. Çalıku-şu’na Kuşadası’nda öğretmen arandığı söyleniyor ve kuş sözünü duyduğu an Çalıkuşu “Burası benim memleketim” diye kabul ediyor.

Kuşadası’ndayken bir harp çıkıyor ve Feride’nin ça-lıştığı okulu hastahane olarak kullanıyorlar. Çalıkuşu okulda kalan kitaplarını almak için gittiğinde başhekim ile tanışı-yor. Bu başhekim Zeyniler köyünde kendisine hasta bakıcı-lığı yaptıran Doktor Hayrullah.
Doktor Hayrullah ile birbirlerine sarılıyorlar, daha önce bir kez gördükleri halde birbirlerini kırk yıllık arkadaş gibi görüyorlar. Doktor Hayrullah Feride’den burada da hasta-bakıcılığı yapıp kendine yardım etmesini istiyor. Okullar beş ay sonra tekrar açılıyor ve dönem sonu olduğundan kısa sü-rede tekrar kapanıyor. Çalıkuşu burada Munise’yi kaybedi-yor ve şok geçirerek on yedi gün baygın yatıyor. Uyandığın-da Munise’nin mezarını ziyaret ediyor ve Doktor Hayrullah dinlenmesi ve kendine gelmesi için Feride’yi kendi çiftliğine götürüyor. Feride uzun süre burada kalıyor ve haklarında sevgili oldukları, hep beraber gezdikleri, buda yetmeyip o-kuldan uzaklaşarak çiftliğe gittiklerini ve orada aşk yaşa-dıkları dedikoduları çıkıyor. Bunun üzerine kötü dedikodular yapılmaması, sözde bir nikah olması için Doktor Hayrullah ile evleniyorlar, Hayrullah düğün hediyesi olarak çiftliği bir anaokulu haline getiriyor ve Feride burada 20 öğrencisine bakıyor. Feride günlük defterinin son sayfalarına düğün ge-cesini yazıyor ve son kelime olarak şunları yazıyor:

“Kamran biz, asıl bugün birbirimizden ayrılıyoruz. Ben, asıl bugün dul kalıyorum… Bütün olan, geçen şeylere rağmen sen yine bir parça benimdin; ben bütün ruhumla senin…”

Buradan itibaren kitapta Feride’nin günlüğünün yer aldığı bölüm bitiyor. Şimdi geriye kalan 50 sayfadan anla-dıklarımı anlatacağım:

Kâmran karısını kaybettikten sonra oğlunu alıp Te-kirdağ’a gidiyor. Bir hafta sonra ise Feride Tekirdağ’a geli-yor. Birbirlerine karşı bazen soğuk, bazen romantik, bazen ağabey-kardeş gibi davranıyorlar. Feride herkesi özlediğini ve bunun için geri döndüğünü söylüyor. Feride eski neşesini buluyor ve herkesi yine güldürüyor, ara sıra kocasından ve kaybettiği kızından bahsediyor, Kâmran bunları duyunca kendini çok kötü hissediyor. Kâmran’ın oğlu Necdet Feri-de’yi çok seviyor, hiç yanından ayrılmıyor ve ona hala değil anne diyor, bu da Kâmran ve Feride’yi çok üzüyor. Feride Kuşadası’na geri dönmeden önce Müjgan’a gerçeği anlatı-yor. Feride Tekirdağ’a dönemden 3 ay önce kocasını kaybe-diyor ve kocası Feride’nin tekrar dönüp ailesiyle barışması-nı ve özellikle Kâmran’ı görmesini, eğer devam edemeyece-ğini hissederse geri dönmesini vasiyet ettiğini ve Feride’nin onun vasiyetini yerine getirmek için geri döndüğünü söylü-yor. Kocasından Kâmran’a mühürlü bir paketin geldiğini ve bunu ertesi gün Feride gittiğinde Müjgan’ın Kâmran’a ver-mesini istiyor ama Müjgan paketi o gece Kâmran’a veriyor.

Bu pakette Hayrullah’tan Kâmran’a yazılmış bir mektup ve Feride’nin Anadolu macerası boyunca yazdığı günlük çıkıyor. Kâmran ve Müjgan bunları birlikte okuyor-lar. Mektupta Hayrullah Kâmran’dan Feride’ye sahip çıkma-sını ve Feride’nin eşyaları arasında bulduğu ve kaybolduğu-na Feride’yi inandırdığı bu günlüğü okumasını istiyor. Kâmran ve Müjgan günlüğü okuyorlar ve her şeyi öğreni-yorlar.

Ertesi gün Feride kendisini almaya gelecek vapuru beklerken bahçedekilerle vedalaşıyor. Bir süre sonra Kâmran ve babası Aziz Bey geliyorlar. Aziz bey Feride’ye Müjgan’ın defterini Kâmran’a okuttuğunu, her şeyi öğren-diklerini, hemen kadıya gidip defterini gösterdiklerini ve geniş kafalı kadının hemen nikahı kıydığını, artık kocasının Kâmran olduğunu söylüyor. Böylece evleniyorlar ve yıllardır süren hasret sona eriyor.


Reader Comments

Arkadaşlar çok güzel , çok zevkli , anlaşılır ,heycanlı bi kitap okurken çok meraklı bi şekilde okudum hepinizin okumasını arzuu ediyorum böyle önemli yazarlarımızın kitaplarını okuyunn…….

#1 
Written By Emel on Şubat 5th, 2008 @ 17:03

site çok güzel dönem ödevime çok yardımcı oldu

#2 
Written By abram konur kaya on Şubat 9th, 2008 @ 13:28

ya güsel de çok uzun birde yabancı kelimeler var dönem ödewim zaten

#3 
Written By oğuzhan on Şubat 26th, 2008 @ 12:24

ya cok gzel ama biraz uzun hatta bayaa bi uzun.dönem ödewm içn lazmdı ama hoca çakar dye yazıp yazmamakta kararszm=(
…….ama cidden süper olmuşş….=)

#4 
Written By ezgi on Mart 10th, 2008 @ 18:35

bence çok güzel ama bira zuzun performans ödevim için lazımdı ama çok uzun zaten özeti okuyup kendim ayrı bir özet çıkardım. çok teşekkürler…

#5 
Written By ÖZLEM on Mayıs 12th, 2008 @ 20:47

Add a Comment

required, use real name
required, will not be published
optional, your blog address