Bu yazı on Cuma, Haziran 13th, 2008 at 12:44 zaman diliminde k. Kategorisinde yazıldı.Yorumları takip etmek için RSS 2.0 besleme linkini kullanın. Dilerseniz yorum yazın yorum , veya sitenizden geridönüşüm verebilirsiniz.
Seyyid Abdurrahmân, ihsân sâhibiydi. Mal ve canını Allahü teâlânın dînini yaymak için sarf etti. Zamânının kutbu olduğu için uzak yerlerde Allah yolunda, O’nun dînini yaymak için savaşanların yardımına koşardı. Hanımı şöyle anlattı:
Efendim, arada-sırada silâhlarını kuşanır, evden çıkar, sabahtan önce yine eve gelirdi. Geldiğinde üstünde-başında kan lekeleri olurdu. Elbiselerini yıkar sesimi çıkarmazdım. Yine elbiseleri kan içinde kaldığı bir gün kendisine;
-Efendi! Sık sık gidip, sabaha bu vaziyette geliyorsun. Nereye gidiyorsun ve elbisen niçin kan içinde dönüyorsun?” diye sordum.
O da;
-Hanım, sağlığımda iken kimseye söylemezsen, bu sırrı sana söylerim.” dedi.
Ben de;
-Söylemem,dedim.
Bunun üzerine;
-Biz vazîfemiz îcâbı zaman zaman dünyânın neresinde müslümanlarla kâfirlerin harbi varsa oraya gideriz. Müslümanlara yardım eder, küffâr ile harbederiz. Ayrıca darda kalmış müslümanların da yardımına yetişiriz.” buyurdu.
Ben bu sırrı o vefât edinceye kadar kimseye söylemedim, sakladım.
Toplam Okunma: 83 | Bugunku Okunma: 4 | En Son Okunma: 04.10.2008 - 14:31
Yorumlar (0)